26 Mayıs 2020 Salı
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Karantina Süresi Dolan 70 Kişi Evlerine Gönderiliyor
Karantina Süresi Dolan 70 Kişi Evlerine Gönderiliyor
Teşekkür Mektubu Yarışmasında Kırıkkale’den Derece
Teşekkür Mektubu Yarışmasında Kırıkkale’den Derece
Mezarlıklara Özel Bakım Yapıldı
Mezarlıklara Özel Bakım Yapıldı
TÜRK DÜNYASI 2020 YILI BELGESELİNİ SEÇİYOR
TÜRK DÜNYASI 2020 YILI BELGESELİNİ SEÇİYOR
  YAZARLARIMIZ
Bayrak Şairi Arif Nihat Asya
06 Ocak 2020 Pazartesi Bu yazı 3508 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

1904'te Çatalca'nın İnceğiz köyünde dünyaya geldi. Asıl adı Mehmet Arif'tir. Tokatlı Zîver Efendi ile Tırnovalı Zehra Hanım'ın tek çocuğu idi. Şairin bilinen en büyük dedesi Kapusuz Hacı Ahmet, Tokat'a bağlı Kapusuz Köyü'nden İstanbul’a göçmüş ve orada debbağlıkla uğraşmış olan bir âhî ustasıdır.

 

Henüz bebekken babası veba hastalığından hayatını kaybetti; annesi yeni bir evlilik yapıp Filistin'e gitmesi üzerine üç yaşından itibaren akrabalarının yanında yetiştirildi.

 

Öğrenim hayatı Örçünlü Köy mektebinde başladı. Babaannesinin ölümünden sonra onun bakımını üstlenen halası ile birlikte Balkan Savaşı'ndan kısa bir süre önce İstanbul'a göçtü; Kocamustafa ve Haseki mahalle mekteplerinde öğrenim gördükten sonra I. Dünya Savaşı yıllarında Gülşen-i Maarif Rüştiyesi'ne devam etti. Bu dönemde hakim olan milliyetçi duyguların etkisiyle şiire başladı. Bazı destancıların Haseki’de okuyarak sattıkları harp destanları onu şiire yönelten ilk örneklerdi. Orta tahsilini parasız yatılı olarak Bolu ve Kastamonu liselerinde tamamladı. Milli Mücadele'ye destek verenlerin durağı haline gelen Kastamonu'daki öğrencilik dönemi onun kişiliğini ve sanatını etkiledi. Bu döneme şiire ilgisi arttı, hocası Enver Kemal Bey'in yönettiği Gençlik adlı dergide ilk şiirlerini yayımladı.

 

Öğrenimine Dârü'l-Muallimîn-i Âliye (sonraki adı Yüksek Muallim Mektebi, bugünkü İstanbul Üniversitesi Yüksek Öğretmen Okulu) Edebiyat Bölümü'nde devam etti. İlk şiir kitabı olan Heykeltıraş, 1924 yılında bu okulda öğrenci iken yayımlandı. Yüksek Muallim Mektebi son sınıfındayken ilk eşi olan Hatice Semiha Hanım'la evlendi.  Bu evlilikten iki çocuğu oldu.

 

1928'de mezun olduktan sonra edebiyat öğretmeni olarak Adana'ya tayin oldu Adana Kız Lisesi ve Erkek Lisesi'nde öğretmenlik ve idarecilik yaptı.

 

1941 yılında ilk evliliğini sonlandıran şair, kimya öğretmeni Servet Akdoğan ile ikinci evliliğini yapmış ve bu evlilikten de bir kız, bir erkek çocuk sahibi olmuştur.

 

Malatya Lisesi'ne müdür olarak atanıp Adana'dan ayrılan şair, Malatya Lisesi Müdürü iken Maarif Vekili Hasan Ali Yücel ile yaşadığı sert tartışma nedeniyle huzursuzluk yaşadı. Üç yıl kadar Malatya'da çalıştıktan sonra yeniden edebiyat öğretmeni olarak Adana Erkek Lisesi'ne döndü. 1948'de Edirne Lisesi'ne sürgün edildi.

 

1950 Türkiye genel seçimlerinde Demokrat Parti'nin listesinden Seyhan (Adana) adayı oldu. Seçimleri TBMM 'ne girdi. Dönemin sonunda aktif politikayı bıraktı, öğretmenliğe döndü. Kısa bir süre Eskişehir Lisesi'inde öğretmenlik yaptı.

 

Arif Nihat Asya, 1955 yılından itibaren Ankara Gazi Lisesi 'nde öğretmenlik yaptı.Kıbrıs 'ta görevlendirilip iki yıl da Lefkoşa Erkek Lisesi'nde görev yaptıktan sonra 1962'de Ankara'ya döndü ve Gazi Lisesi'nden emekliye ayrıldı.

 

Emekliye ayrıldıktan sonra Yeni İstanbul ve Babıali'de Sabah gazetelerinde yazılar yazdı. Aralık 1974'ün sonlarında hastalanarak hastaneye kaldırıldı; 5 Ocak 1975'te vefat etti. Kabri, Ankara Karşıyaka Mezarlığı'ndadır.

 

Üç binden fazla şiiri ve çok sayıda nesir yazısı olan Arif Nihat Asya Milli kültürümüzün tartışılmaz değerlerinden biridir. O hüzün ve özlemle maziye bakarak, mevcut elde olan değerleri kaybedebilme endişesi taşıyarak gelecek için Türk Milleti´ne edebiyatı ile adeta ayağa kalkması için şevk ve heyecan vermektedir. Onda, milliyet fikri ile hürriyet-istiklal-bayrak; milliyetçi tavır ile dini hassasiyet kaynaşmış ve kuvvetli bir terkip meydana getirmiş durumdadır.

 

Arif Nihat Asya kendini tarihe “Bayrak Şairi” diye yazdırdı. Bayrak şiirini 5 Ocak 1940 Adana’nın kurtuluşu vesilesiyle yazmıştır. Bu şiirde Bayrağın anlamını, kültürümüzü, tarihimizi, vatanımızı ve hürriyetimizi buluruz. “Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü diye başlayan şiir “Bayrak” ile ilgili yazılmış en güzel ve en anlamlı şiirdir.

 

Türk Devleti´nin devamını ve ilelebet payidar kalabilmesi için “Dua” ile haykırır  Asya:

“Biz, kısık sesleriz... minareleri,

Sen, ezansız bırakma Allahım!

 

Bayrak şiirini yazdığı gün olan 5 Ocak’ta vefat etti. Toprağa verilirken mezarında Mehter Marşı çalınmasını vasiyet etti.  Vasiyetine uyuldu çünkü; “O” Mehter’in en önemli marşlarından biri olan Fetih şiirinin şairi idi.

 

Turancıdır

 

Türk Dünyası ile şair her zaman ilgilenmiştir. “Bizim gibi konuşan, bizim soyumuzdan, kanımızdan, canımızdan kopan soydaşlarımıza neden taş kesilelim.” diyerek Turan’a işaret etmiştir. Hatta şair der ki: “Her Müslüman’ın Cennete girme ülküsü olduğu gibi, her Türk’ün de Turan ülküsü vardır, olmalıdır!”

 

Dindardır

 

Adana'da öğretmenlik yaptığı dönemde 1933 yılında Üsküdar Mevlevihanesi 'nin son şeyhi Ahmet Remzi Akyürek’le tanışan Arif Nihat, dervişlik çilesini çekip Mevlevilikte şeyhlik makamına kadar yükseldi; milli şiirlerin yanı sıra tasavvufi şiirler yazdı.

 

Asya'nın Resul-i Ekrem Efendimize derin bir sevgisi ve muhabbeti vardı. O, peygamberimize yazılmış olan şiirlerin en uzunlarından biri olan 200 mısralık “Naat”ı kaleme almıştır. “Seccaden kumlardı” diye başlayan “Gelin ey Fâtihalar, Yâsinler!” dizesiyle biten bu muhteşem söz abidesi, bugüne kadar yazılmış naatlar içinde kendine has bir yer tutmaktadır. Bu şiir, söz incileriyle büyük bir özen ve dikkatle gergef misali nakış nakış işlenmiştir.

 

Milli değerlerimize sahip çıkan, bayrağı, vatanı, değerlerimize sevdiren şiirler meydana getiren Asya’ya minnet duymak yerine maalesef eski Milli Eğitim Bakanı “Bayrak” şiirini Milli Eğitim kitaplarından çıkarttırmıştı.

 

Bugün ise geçer akçe olan milliyetçiliği kullananlar sık sık “Bayrak” şiirini “Dua” şiirini okumaktalar.

 

Kırıkkale

 

Kırıkkale için de güzel bir şiir yazan şairimizi rahmet ve mineyle anıyoruz.

 

Eserleri

 

Bayrak

 

Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü,
Kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü,
Işık ışık, dalga dalga bayrağım!
Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.

Sana benim gözümle bakmayanın
Mezarını kazacağım.
Seni selâmlamadan uçan kuşun
Yuvasını bozacağım.

Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder...
Gölgende bana da, bana da yer ver.
Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar:
Yurda ay yıldızının ışığı yeter.

Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün
Kızıllığında ısındık;
Dağlardan çöllere düştüğümüz gün
Gölgene sığındık.

Ey şimdi süzgün, rüzgârlarda dalgalı;
Barışın güvercini, savaşın kartalı
Yüksek yerlerde açan çiçeğim.
Senin altında doğdum.
Senin altında öleceğim.

Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim:
Yer yüzünde yer beğen!
Nereye dikilmek istersen,
Söyle, seni oraya dikeyim!

Dua

Biz,kısık sesleriz...minareleri,
Sen,ezansız bırakma Allahım!
Ya çağır şurda bal yapanlarını,
Ya kovansız bırakma Allahım!
Mahyasızdır minareler...göğü de,
Kehkeşansız bırakma Allahım!
Müslümanlıkla yoğrulan yurdu,
Müslümansız bırakma Allahım!
Bize güç ver...cihad meydanını,
Pehlivansız bırakma Allahım!
Kahraman bekleyen yığınlarını,
Kahramansız bırakma Allah'ım!
Bilelim hasma karşı koymasını,
Bizi cansız bırakma Allah'ım!
Yarının yollarında yılları da,
Ramazansız bırakma Allah'ım!
Ya dağıt kimsesiz kalan sürünü,
Ya çobansız bırakma Allah'ım!
Bizi sen sevgisiz,susuz,havasız;
Ve vatansız bırakma Allah'ım!
Müslümanlıkla yoğrulan yurdu,
Müslümansız bırakma Allah'ım!

 

Fetih Marşı

 

Yelkenler biçilecek, yelkenler dikilecek;
Dağlardan çektirilen, kalyonlar çekilecek;
Kerpetenlerle sûrun dişleri sökülecek!

Yürü; hâlâ ne diye oyunda, oynaştasın?
Fâtih'in İstanbul'u fethettiği yaştasın!

 

Sen de geçebilirsin yardan, anadan, serden
Senin de destanını okuyalım ezberden
Haberin yok gibidir taşıdığın değerden

Elde sensin, dilde sen; gönüldesin, baştasın
Fâtih'in İstanbul'u fethettiği yaştasın!

 

Yüzüne çarpmak gerek zamânenin fendini!
Göster: kabaran sular nasıl yıkar bendini!
Küçük görme, hor görme, delikanlım kendini!

Şu kırık âbideyi yükseltecek taştasın;
Fâtih'in İstanbul'u fethettiği yaştasın

 

Bu kitaplar Fâtih'tir, Selim'dir, Süleyman'dır;
Şu mihrab Sinânüddin, şu minâre Sinân'dır;
Haydi, artık uyuyan destanını uyandır!

Bilmem, neden gündelik işlerle telâştasın
Kızım, sen de Fâtihler doğuracak yaştasın!

 

Delikanlım! işaret aldığın gün atandan!
Yürüyeceksin! Millet yürüyecek arkandan!
Sana selâm getirdim Ulubatlı Hasan'dan!

Sen ki burçlara bayrak olacak kumaştasın;
Fâtih'in İstanbul'u fethettiği yaştasın!

 

Bırak, bozuk saatler yalan yanlış işlesin!
Çelebiler çekilip haremlerde kışlasın!
Yürü aslanım, fetih hazırlığı başlasın

Yürü, hâlâ ne diye kendinle savaştasın?
Fâtih'in İstanbul'u fethettiği yaştasın!

 

 

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Musa Hacıbaloğlu
Gülüş Teke
Başar Özdemir
Kırlangıçoğlu Oktay
Bahattin Akyön
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  20 Mayıs 2020 Çarşamba
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net