03 Ağustos 2020 Pazartesi
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Trafik Kazaları 13 Yaralı
Trafik Kazaları 13 Yaralı
Acemi Kasaplar Hastanelik Oldu
Acemi Kasaplar Hastanelik Oldu
Ev Dezenfekte Edildi
Ev Dezenfekte Edildi
Ölüm Genç Yaşta Yakaladı
Ölüm Genç Yaşta Yakaladı
  YAZARLARIMIZ
ÇARE BULUNMALI
07 Ocak 2020 Salı Bu yazı 8686 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Bir önceki yazımızda Umre ve hac konusunda yeni bir anlayış ve oluşum ile kendi yerimizde kendi programımız ile ve kendi düşüncemiz ile umre programları düzenlemeyi ve insanlara faydalı olma düşüncemizi anlatmıştık.

            Konu ile bağlantılı olarak birkaç gün sonra çekilecek haç kurası konusuna bir kez daha değinmekte fayda var.

            Bu hac konusunda insanların nasıl imkânlarını zorladığını ve imkânsızlıklar içinde hacca yazıldığını yakinen biliyorum. Hac kurasında haccı çıkmayan pek çok insanın bu konuya çok üzüldüğünü de biliyorum.

            Kutsal topraklara gidip, Allah(cc)’ın Beytullah’ında ibadet etme arzusunun, Resulullah(sav)’ın Kabri başında dua etme isteğinin ne denli kalp yaptığının, iç kavurduğunun yakın şahidiyim.

            Anormal bir hac müracaatı ile biriken talebin erimesi bu şartlar altında mümkün görünmüyor.     Hem alttan gelen bir birikim var ve hem de yeni müracaatlar her geçen gün artıyor.

            Hac konusunda iki konuya değinmek lazım gelir.

            Birincisi fiyat konusu. Elbette doğal olarak nasılsa tatil dönemlerinde tatil beldeleri fiyatı artıyorsa hac zamanında da Mekke ve Medine’deki otel, yemek, servis giderlerinde de artış olması gayet normaldir. Ancak bu artış normal olmayan ölçüde olursa bu olmaz. Yani on liralık hizmet on beş olsun, yirmi olsun ama daha fazlası hayırdır ne oluyor dedirtiyor insana. Bırakın otel yemek ücretlerini bindiğiniz taksi ile on liraya gittiğiniz mesafe hac zamanında yüz lira olur mu?

            Kısaca birileri orada acayip bir rant elde ediyor. Diğer harcama kalemlerinde de durum farklı değil. Uçak, vize gibi olması gereken mecbur harcamalarda da fark almış başını gitmiş.

            Bir kişinin en ekonomik hac masrafı otuz bin lirayı buluyor. Kaldı ki karma yani dört beş kişilik odada kalmayıp eşinizle birlikte kalmak isterseniz eşiniz ile birlikte, pasaportu, kurbanı, alış verişi derken harcamanız nerdeyse seksen bin lirayı buluyor. Hele birde yakın mesafe ve rahat yıldızlı otel olsun derseniz eşiniz ile birlikte 20 bin dolarlarda rakamlar.

            Peki; bu durumda n’oluyor derseniz hac kurasında yıllarca bekleyip kurası çıkan hacı aday hacca gidemiyor. Maalesef ağlaya ağlaya müftülüklere gidip feragat ettiklerini bildiriyorlar. Yedek sıradaki geliyor ama oda aynı durumda.

            Yani maddi değil! aşırı bir maddi durum isteyen bu hac konusu günümüzde yapılması neredeyse imkansız olan ibadet durumuna gelir oldu. Elbette biliyorum haccın şartlarından biri  “Nafakadan fazla olarak, hacca götürüp getirecek ve evindekilere yetecek kadar parası olmak.” Şartıdır. Ama nafakadan fazla bu şartı yerine getirmek artık zenginlik değil “iyi zenginlik” gerektiriyor.

            Bu maliyet konusunda mutlaka devlet bazında da bir çare aranmalı. Bu çare öncelikle Suud makamları ile bu konuyu müzakere etmek ve bu müzakereye diğer Müslüman ülkeleri de dahil etmektir. Fahiş fiyat artışı olmaması konusunda bu ülke ikaz edilmelidir. Başka bir çarede uçak bileti ve diğer yurt içinden bitmesi gereken konularda maliyet ayarlaması yapılmalıdır. Yani bu fiyat konusunda devlet bir adım atmalı ve ona göre fiyat belirlenmelidir.

            Başka bir konu ise kura konusudur. Kurada çıkmak için 12 yıldır bekleyenler var. Şahsım 2008 yılında hacca müracaat etim. Daha çıkacak. İyide ben hacca müracaat ettiğimde hac parası bu kadar pahalı değildi. Hac paramı da ayarlamış durumdaydım. Şimdi hem hac pahası katladı ve hem de para farklı alanlarda harcandı bitti.

            Ayrıca o zaman çok daha gençtim ve ibadetimi hiç zorlanmadan yapacak durumdaydım. Her geçen gün daha zor olmaktadır. Kaldı ki hacca benim gibi kırklı yılların başında değil de atmışlı yetmişli yıllarda yazılmak zorunda kalanlar şimdi kaç yaşındalar. Kura konusunda tabi ki katlamalı katsayılı bir sitem var ama yetmez. Daha farklı bir uygulama olmalı. Mesela ilk yazılan sisteme ilk düşen ilk gitmelidir. Yani eskiden eriterek gelinmeli. Tıpkı 2007 yılında yazılanların kuraya girmeden gittikleri gibi geçmişi en eski olan ilk götürülmelidir.

            Hac konusunda paraların diyanete yatırılması, şirketlerin zaptı rap altına alınması, gereksiz ve fütursuz indirimler yapıp sonra da insanların hayallerini suya düşüren şirketlere dur denmesi güzel. Ama gerek maliyet ve gerekse kura sistemine devletin yeniden eğilmesi artık elzemdir.

            Selam ve dua ile…

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Ahmet Tarlabölen
Başar Özdemir
Şuayip Bütün
Pınar Taşçı YIKILMAZ
Fazlı GÜVENTÜRK
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  29 Temmuz 2020 Çarşamba
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net