26 Şubat 2020 Çarşamba
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Af ve Mağfiret Sağanak Sağanak Yağacak
Af ve Mağfiret Sağanak Sağanak Yağacak
Tren Rayını Çalan Hırsızlar Yakalandı
Tren Rayını Çalan Hırsızlar Yakalandı
KOP'tan kalkınmaya 1,2 milyar liralık destek
KOP'tan kalkınmaya 1,2 milyar liralık destek
Kimeski'de Korkutan Yangın
Kimeski'de Korkutan Yangın
  YAZARLARIMIZ
UMRE YAPMAK
11 Şubat 2020 Salı Bu yazı 3167 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Şimdi bazılarınıza daha doğru ifade ile benim uzunca bir süredir umre ve hac konusunda çalışmalar yapıp, yazılar, kitaplar yazıp kendimi geliştirdiğimi ve halen de kendi yerimizde kendi firmamızda umre rehberliği yaptığımı bilenlerden bazıları “ bu ne perhiz bu ne lahana turşusu” diyecektir.

            Ama ben dün olduğu gibi bugünde ve bugünün içinde de bana umreye gitme konusunda müracaat eden tüm kardeşlerime aynı şeyleri söylüyorum. Benim Elahmdulillah Allah(cc) olmayana versin iyi kötü bir evim bir arabam var. Kızımı oğlumu evlendirdim. Ailemin nafakasını sağlayacak bir maaşımız var. Yani elzem bir şekilde para pulla işim olmaz. Bu demek değil ki dünya malını elimizin tersiyle iteriz kaldırır atarız. Ah keşke öyle olsa ama elbette değil. Ama benim vurgulamak istediğim nafakamı bu iş ile sağlamıyorum.

            Hah bu kelimeleri yazdıktan sonra bu işle ilgili geçimini sağlayanlara da saygım sonuz. Nihayetinde ticaret yapıyorlar evlerine ekmek götürme derdindeler.

            Evet; gelelim konumuza.

            Dediğim gibi uzunca bir süredir Hac ve Umre konusunda kendimi geliştirme gayretindeyim. Elhmaduliilah Rabbim nasip ediyor yılda birkaç kez umreye gidiyor orada bildiklerimizi gördüklerimizi okuduklarımızı yazdıklarımızı kardeşlerimize aktarıyorum. Her gittiğimizde bilgimize doğal olarak ekleme yapıyoruz.

            Daha önceki yazılarımda hac konusunda uygulanması gereken ve olması gerekenleri kendimce derleyip toparladım ve yazdım.  Dedi ki hac müracaatı çok fazla ve bu müracaatın altından kalkılamıyor. Ama önce yazılan maddi manevi hazırlık içinde olduğundan önce gitmelidir. Aksi durumda yani yazıldığı yıllar uzadıkça hem maddi imkânları yok oluyor ve hem de maneviyatta kim ne derse desin azalma oluyor. O ilk aşk kalmıyor. O halde müracaat sırasına göre götürülmelidir ve yeni yazılan bilmeli ki üç, beş, on sene sonra sıra gelecek. Hazırlığını ona göre yapmalıdır. Yaşı, parası, imkanı ona göre ayarlamalıdır. Dedik.

            Umre konusuna değinmemiştik. Şimdi zülfüyare dokunma zamanı.

            Günlük gazete okurken “moda kraliçesi yarışmasında birinci olan falanca manken annesi ile umreye gitti oradan da resimler paylaştı” haberini okudum.  Ne güzel etmiş. Helal olsun. Kimi kızar, kimi yanlış anlar, kimi takiye diye algılar. Ama kızın içinde bir Allah(cc) sevgisi olmasa neden gidip kutsal topraklardan resim paylaşsın. Efendim reklam için yapmıştır. Ben bilmem eğer öyleyse zaten Rabbim gereğini yapar ya burada ya ebedi âlemde yapar. Ben gördüğümü yorumladım.

            Bunu ve bunun gibi umre konusunda defaten bu kutsal yola çıkanları tebrik ediyorum. Antalya plajında tatili, Afyon kaplıcalarında dinlenmeyi, Uludağ kayak merkezini tercih etmek yerine Kâbe’yi Ravza’yı tercih etmiş. Ne mutlu. Efendim bir kere gitmiş niye tekrar gidiyor. Şair ne demiş. Bir zaman derdim  ”Yâ Rabbî  neden
Bir daha istiyor, bir kere giden?” Meğer bilemezmiş, insan gitmeden;
Aldım cevabımı Beytullah‘ta ben… Evet; oraya gitmek orada olmak farklı ve olağan üstü bir şey. Bunda hiç şüphe duymadım. Çünkü oranın bu cazipliği olmasa yedi yaşından doksan yaşına, kadınından erkeğine, okuryazar olmayanından üniversite hocasına, yirmi ülkede gurmelik yapandan o güne kadar köyünden hiç çıkmayana kadar farklı gruplarda kişilere bu hizmeti vermek mümkün olur mu? Bu sevda olmasa (sözüm herkese elbette değil) uçak, vize, otel, ,sigorta, yemek, servis ve idari harcamalar için ödediği paranın tümünün şirkete kaldığı zannı ile başındakine tahakküm kurma derdinde olanlarla nasıl bu görev deruhte edilir. 

            Evet, bu bir sevdadır. Ancak bu sevda artık “ el gördü” ye döndü. Falanca gitmiş bende gideyim. Ayşe abla gitmiş ben neden gitmiyorum. Mehmet amca umre yoluna çıkmış bende çıkayım. Hatta daha ileri gidip uçağa binmek, otel ortamı yaşamak, ülke görmek için gidenler bile olmaya başladı.

            Hiç kızılmasın. Artık öyle bir duruma geldi ki karısı kocasından para saklayıp, kocası karsına farklı söyleyip umreye gidenler, orada süslü manken edasıyla salınanlar, verilen bilgilerin sadece hurma zemzem kına kısmını alanlar çoğaldı.

            Bunun nedenleri arasında kişinin bilinçsizliğini bir yana koyalım ikinci büyük etken bu umre ye götüren şirketlerdedir. Umreciyi gelir kaynağı gördükleri için, başlarına rehber vermeden gönderenler, üç yıldızlı değil üçüncü sınıf otellerde misafir edenler, kliması çalışmayan eski otobüslerle transfer yapanlar, ucuz olduğu için her gün patates yemeği ile geçiştirenler var. Özellikle iki lafı bir araya getiremeyen, bilgisiz ve tecrübesiz rehberler ile hizmet veriyorlar. Hal böyle olunca umreci ne için gittiğini, nereye gittiğini bile bilmemeden dönüp geliyor. Bu ucuzluk konusunda tek suçlu firma da değil aslında. Umreci on doların hesabını yapıp nerede ucuz götüren varsa hizmetini, programını, rehberini sorgulamamdan ona yöneliyor. Elbette para kolay kazanılmıyor. Ama umreciyi perişan edip getiren firma yine ucuz götürünce teveccüh görüyor. Şükürler olsun (bu konuda mütevazilik yapmayacağım bu program olayı bizden çıktı) artık kaç günlük gidilecekse o kadar günlük program yapma ve bunu taahhüt haline getirme alışkanlığını Kırıkkale firmaları verir oldu.

            Konu her zamanki yazıdan biraz uzun oldu. Farkındayım. Ama bitmedi. Bu konuya tekrar dönmek üzere son söz şudur.

            Umre üçlü bir saç ayağıdır. Birisi firmadır. En güzel otel, yemek, servis gibi hizmeti verecek. İkincisi rehber. Orayı tanıtacak, eksik olmadan tüm ibadeti yaptıracak, anlatacak birlikte olacak. Üçüncü ayak ise umrecidir. Falancanın yaptığı bir etkinlik olarak değil Umre, Hanefî ve Mâlikî mezhebinde müekked sünnet. Şâfiî’de ömürde bir defa umre yapmak farzdır, (ancak hemen yerine getirilmesi gerekmez.) Hanbelî’de ise, ilk fırsatta hemen yerine getirilmesi gereken bir farzdır. Anlayışı ile ibadete gitmektir.  

            Selam ve dua aile…

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Şevket ÖZSOY
İsmail Dursun Kuzucu
Kemal Başal
Erol Serkan Kılıç
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  26 Şubat 2020 Çarşamba
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net