04 Temmuz 2020 Cumartesi
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Şehit Aileleri ve Gaziler Abone Açım Ücreti Alınmayacak
Şehit Aileleri ve Gaziler Abone Açım Ücreti Alınmayacak
Sistemler Değerlendirildi
Sistemler Değerlendirildi
Saran'ın Gönlü Zengin
Saran'ın Gönlü Zengin
3 Temmuz Şehitleri Unutulmadı
3 Temmuz Şehitleri Unutulmadı
  YAZARLARIMIZ
Türk Yurdu Batı Trakya
24 Şubat 2020 Pazartesi Bu yazı 3747 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Türkiye Cumhuriyeti sınırları dışında yaşayan  Türkler Orta Asya’nın yanında Balkanlarda da birçok Türk toplulukları yaşamaktadır.

 

Batı Trakya; 8.578 kilometre kare olup, İskeçe (Ksanthi), Gümülcine (Komotini), Dedeağaç (Aleksandropolis) olmak üzere üç ayrı vilayetten oluşmaktadır. Batı Trakya’da nüfus 350.000 civarında olup, burada yaşayan Batı Trakya Türk Azınlığının sayısı ise 150.000 civarındadır.


Bugün Yunanistan’ın dokuz coğrafi bölgesinden biri olan Batı Trakya; M.Ö. 2.000 yıllarından bu yana üzerinde yaşanan verimli bir bölgedir. Bölgenin en eski halkı, Hint – Avrupa kökenli bir halk olan Traklar’dır.


Hun Türkleri M.S. 4. yüzyılda, Avar Türkleri 5. yüzyılda, Peçenekler 9. yüzyılda, Kuman Türkleri de 11. yüzyılda bu bölgeye yerleşmişlerdir.

 

Osmanlı Türkleri ilk defa Padişah Orhan Gazi devrinde, Şehzade Süleyman Paşanın kumandası altındaki kuvvetlerle Rumeli’ye ayakbastılar. 1354 yılında Çanakkale boğazından geçerek Gelibolu’yu fethettiler.

 

I. Murat’tan sonra düzenli ordular ve Lala Şahin Paşa, Evrenos Bey, Hayrettin Paşa gibi çok değerli kumandanlar sayesinde Ferecik’ten başlayarak Gümülcine, İskeçe, Drama, Kavala, Serez ve Karaferya kasabalarını da ele geçirerek Batı Trakya’nın tamamını (1363 – 1374) yıllarında fethetmişlerdir.

 

Daha sonradan Anadolu’dan Ceneviz gemileriyle Rumeli’ye Türk muhacirleri taşınarak, yerleştirilmiş. Önceleri burada yaşayan Kuman Türkleriyle kaynaşmaları sağlanmıştır. Batı Trakya’nın büyük fatihi Gazi Evronos Bey, Batı Trakya Türklerinin unutulmaz kahramanlarındandır. Türbesi, Yunanistan sınırları içerisinde Yaniça (Vardar Yenicesinde) kasabasında bulunmaktadır. Batı Trakya, 1912 Balkan Harbine kadar, 548 yıl Osmanlı hâkimiyetinde kalmıştır. Balkan Harbi’nden Lozan Antlaşması’na kadar, Batı Trakya’da birkaç defa Türk hükümetleri kurulmuştur.

 

1913 yılında Batı Trakya’da bazı ayaklanmalar olmuştur. Ayaklanmalar umum çeteler komutanlığına Eşref  Kuşçubaşı getirilmiştir. Bu kuvvetlerin çarpışmaları sonucu 31 Ağustos 1913’te Gümülcine ve ertesi gün de İskeçe kurtarılmıştır. Gümülcine’nin işgaliyle birlikte Garbî Trakya Hükûmet-i Muvakkat ası kurulmuştur. Osmanlı İmparatorluğunun bölgeyi Bulgaristan’a terk etmeye karar vermesi üzerine, bu muvakkat idare, tarihteki ilk Türk Cumhuriyeti olarak 25 Eylül 1913’te ilân edildi.

 

Cumhuriyetin ay yıldızlı, yeşil, beyaz ve siyah renkli bayrağı, İstiklâl Marşı, 29 bin kişilik bir silahlı kuvveti vardı. Cumhurbaşkanı Süleyman Askerî Bey, Hükümet Reisi Müderris Salih Hoca, Kuvai Milliye Müfettişi Eşref Kuşçubaşı idi.

 

29 Eylül 1913’te İstanbul Anlaşmasıyla bölgenin kesin olarak Bulgaristan’a bırakılması üzerine yeni ve cılız Cumhuriyet 35 gün sürdürebildiği hayatiyetini ve Batı Trakya’sını yitirmiştir. Bölge, 30 Ekim 1913’te Bulgar işgaline uğradı. Birinci Cihan Harbinden sonra Batı Trakya Fransızlar tarafından işgal edilmiş. İtilaf devletleri arası muvakkat Batı Trakya Hükümeti kurulmuş. Bu hükümet 23 Mayıs 1920 de bölgenin Yunanlılara terkine kadar, 7 ay bölgede hüküm sürmüş. Bölge halkından hile ile seçilen ve içlerinde 5 Türk’ün de bulunduğu 9 kişilik bir heyete yaptırılan sözde seçimde, bölgenin Fransa’ya mı Yunanistan’a mı verilmesi oylanmış. Bulgar işgali sırasında Bulgar zulmünü yaşamış bölge halkı ehveni şer Yunan işgalini kabul etmiştir. Bu işgali kabul etmeyen “Batı Trakya Komitesi” Gümülcine’nin kuzeyindeki Hemetli’dePeştereli Tevfik Bey başkanlığında Batı Trakya Hükümetini kurdu. Sadece beş günlük bir ömrü olan bu hukûmet de tarihe karıştı (25 Mayıs 1920). 

 

24 Temmuz 1923 yılında Lozan Barış Antlaşması’yla Batı Trakya tamamen Yunanistan’a bırakılmıştır. Lozan Barış Anlaşmasında Azınlıkların korunması ile ilgili 37.maddeden 44. maddeye kadar olan bu hükümler Batı Trakya Türklerine hiçbir haksızlık yapılmaksızın, Yunanistan sınırları içinde insanca yaşama hakkı tanımıştır. 1923 Lozan Barış Antlaşması’nda yer alan resmi belgelere göre, 1923 yılında Batı Trakya’nın nüfusu 191.699 kişi olup, bunun 129. 120’si Türk (%67) 33 bin 910 Yunanlı (%18) ile 28.669 kişi diğer etnik gruplar olup, çoğu Bulgar, Ermeni ve Yahudi’dir.

 

Lozan Antlaşmaması’nda Batı Trakya’da yaşayan Müslüman Türkler için Türk Azınlık tabiri kullanılmamış, Müslüman Azınlık tabiri kullanılmıştır. Türkiye’deki Azınlıklar için de Gayri Müslim ifadesi kullanılmıştır.

 

Ancak Lozan Antlaşması’na ek olarak imzalanan göç (mübadele) anlaşmasının başlığı Türk ve Rum ahalilerin değişimiyle ilgilidir. Ayrıca 5 Mart 1925’de Cenevre’de hazırlanan raporun başlığında “Batı Trakya’da Türk ırkından azınlık” ifadesi yer almaktadır.

 

27.12.1954 tarihinde Yunan Hükümeti kararıyla Trakya Genel Valisi G. Fotoplus’a Hükümet Başkanının emri üzerine bundan böyle gereken her yerde Müslüman-Müslüman’ca deyimleri yerine Türk-Türkçe deyimlerini kullanmanızı rica ederiz. 5.2.1955 (Protokol Nr. A 202) tarihinde sert bir dille bir önceki kararın uygulanmasını emreder.

 

Batı Trakya’da yaşayan Türklerin nüfus artışı %2.8dir. 1923’ten bu yana bu topraklarda yaşayan Türklerin sayısının en az 920 bin civarında olması gerekirken, göçler sonucu bu rakam 150 bine düşmüştür. Görüldüğü gibi Yunanistan, daha Lozan Antlaşması’nın kayıt üzerinde mürekkebi kurumadan Batı Trakya Türklerine baskılar ve haksızlıklar yapmıştır. Bu haksızlıklar bugün de yapılmaktadır.

 

Var olma çabaları içinde çırpınan Türk azınlık, yaşamını sürdürebilmek için başka ülkelere göç etmektedir. Son zamanlarda topraklarımızın toplu olarak kamulaştırılması, Türk azınlığını ekonomik yönden daha da zor durumda bırakılmıştır.

 

Bugünkü problemler kısaca şöyledir: 

 

A-Eğitim: Batı Trakya’da bugün eğitim felç durumundadır. Yunan Anayasa’sının mecburî eğitimi dokuz yıl olarak belirlemesine rağmen, bu hüküm Batı Trakya’daki Türk okulları için uygulanmamaktadır. Öğrencilerin ilkokullardan cahil olarak mezun olması için ne gerekiyorsa yapılmaktadır. Mevcut iki Türk lisesine devam etmek isteyen öğrencilere, dünyanın hiçbir yerinde görülmeyen kur’a usulü uygulanmaktadır. Anlaşmalar gereği Türkiye`den gönderilen kitaplar dağıtılmamakta, depolarda çürütülmektedir. Yunan Devleti kendi adamlarına yazdırdığı ders kitaplarını zorla okutarak, Türk çocuklarına alenen Yunan propagandasını yapılmaktadır. Türk okulları kitap ve diğer eğitim ve öğretim araçlarından tamamıyla mahrumdur. Tahsilini Türkiye’de yapmış olan öğretmenler, her vesile ile görevden alınmakta, yenileri de atanmamaktadır.

 

B- Ekonomik Baskılar: 

 Ekonomik baskı toprak işgalleriyle başladı. Lozan Antlaşması’nın imzalandığı zaman toprağın Batı Trakya’da %87’si Türklere aitti. Bu oran bu gün % 27`lere düşürülmüştür. Türk arazileri, işgal, istimlâk ya da teşvikle Yunanlıların eline geçmiştir. Batı Trakya’da Türklere geniş çapta ticaret yaptırılmamaktadır.

 

C-Müftülük Meselesi:

Gümülcine, İskeçe ve Dimetoka’da bulunan müftülük makamları bugün işgal altındadır. Çünkü bu müftüler, Türk toplumu tarafından seçilmeyerek Yunan Devleti`nin tayiniyle iş başına getirilmiştir. Türk toplumunun seçtiği müftülere ise görev yaptırılmamaktadır.

 

D-Cemaat Seçimleri ve Vakıflar: 

Batı Trakya’da en önemli meselelerden biri de Türk-İslâm vakıflarını idare etmek ve vakıf gelirlerini gerekli yerlere dağıtmakla görevli Cemaat İdaresi’nin seçtirilmemesidir. 1967 yılından itibaren bu seçimler yaptırılmamakta ve buralara keyfî atamalar yapılmaktadır. Türk vakıf malları çeşitli bahanelerle istimlâk edilmekte, günden güne azalmakta ve malî güçleri daralmaktadır. 

 

E-Türk Kimliğinin İnkârı:

Batı Trakya’da Türk kimliği inkâr edilmektedir. Türk Öğretmenler Birliği ile Türk Gençler Birliği tabelalarından „Türk“ kelimesi geçtiği için bu tabelalar indirilmiştir. Türk toplumunu Çingene, Pomak ve Türk diye üçe bölüp parçalamaktadır. Diğer yandan Yunan uyruklu Batı Trakya Türklerinin dayanışmasını, kültürlerini, kendi tarihlerini, kimliklerini yaşatması için uğraş verenler, çeşitli yayın organlarında açık bir şekilde taciz, tahrik ve tehdit edilmektedirler. 

Yunanistan ile bir çok alanda sorun yaşamaktayız. Ama maalesef belki de en az sahip çıkılan sorun Batı Trakya Türkleridir. Bu sorunun en önemli tarafı şüphesiz Batı Trakya’da yaşayanların Türk oldukları bile kabul edilmemektedir. Beylik cümlelerle “Batı Trakya Türk’tür Türk kalacaktır” gibi söylemler yerine  somut bir şeylerin zamanı geldi de geçiyor bile.

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Pınar Taşçı YIKILMAZ
Başar Özdemir
Nusret Kılıç
Kırlangıçoğlu Oktay
Bekir Eroğlu
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  01 Temmuz 2020 Çarşamba
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net