01 Haziran 2020 Pazartesi
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Hafriyat alanında çıkan yangın söndürüldü
Hafriyat alanında çıkan yangın söndürüldü
Karakeçili'de tır ile otomobil çarpıştı 1 yaralı
Karakeçili'de tır ile otomobil çarpıştı 1 yaralı
Şehitlerimizin Ruhları Şad Olsun
Şehitlerimizin Ruhları Şad Olsun
Kısıtlama Bitti, Trafik Yoğunlaştı
Kısıtlama Bitti, Trafik Yoğunlaştı
  YAZARLARIMIZ
Trafik Sayfası 69
02 Mart 2020 Pazartesi Bu yazı 1956 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Trafik Cezasında İNDİRİM Kaldırılsın..!

Halis KAHRAMAN * İstanbul FTM Basın Sözcüsü.

Ülkemizde her yıl meydana gelen trafik  kazalarında, neredeyse İstiklal Savaşı’nda verdiğimiz şehitler kadar yaya ölümü gerçekleşiyor.

İçinde bulunduğumuz yılın ilk günlerinde; İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun trafiğe verdikleri desteklerinin doğrultusunda‘2019 Yaya Öncelikli Trafik Yılı’ ilan edilmişti.

Açıklamanın ardından kampanya tüm ülke geneline yayıldı, ‘Öncelik Hayatın, Öncelik Yayaların’ sloganı herkes tarafından ezberlendi.

TBMM tarafından da oy birliğiyle verilen bu kararının ardından, yayaya yol hakkı vermeyen sürücüye 488 lira para ceza verilmesi kabul edildi, uygulama ülke genelinde başlatıldı.

Hayata geçirilen bu kararın, özellikle yaya geçitlerinde kazaları azaltacağını umuyorum
Türkiye genelinde merkezi ve bağlı ilçelerde özellikle trafik kolluk kuvvetlerinin (Polis -Jandarma) olmadığı noktalarda, trafik güvenliğinin sağlanması için onlara yardımcı olmak amacıyla, trafik denetimi yaparak, hatalı sürücülerin plakalarına ceza yazan FTM (Fahri Trafik Müfettişlerine)daha fazla iş düşecek, daha çok dikkat edecekler.
Ne var ki; bazı sürücüler işledikleri suçun ardından ödemeyi peşin yapıyor.Bu durum,% 25 oranında indirim sağlıyorVe ardından yine bildiğini okuyor, suç işlemeye devam ediyor.  
Ben de merkezi İstanbul'da bulunan Fahri Trafik Müfettişleri (FTM) Derneği'nin yönetim kurulu üyesi ve Basın Sözcüsü kimliğimle; ilgili ve yetkili makamlara sesleniyorum.

Lütfen, trafik cezalarında uygulanan bu peşin ödeme sistemini kaldırın... 

Trafik canavarlarının sayılarını artırmayın...

Eğer, bu indirimi kaldıramıyorsanız;

Trafik cezalarını artırın...
Bana göre, kesilen ceza miktarı az, rakam yükseltilmeli.
Belki o zaman caydırıcı özellik taşır diye düşünüyorum
Ceza işlemi aynı şekilde devam ederse, sonucun değişmeyeceğini hepimiz bilmeliyiz.
Işıklı, uyarıcı trafik işareti olmayan veya bir görevlinin bulunmadığı durumda, yaya ve okul geçitlerine yaklaşırken yavaş gitmeliyiz.
Aksini yaparsanız, trafik suçu işlemiş olacaksınız.
2020 yılında bu kural ihlali güncellendi.

Bu kural ihlalinin Ceza Kodu: 74/b

Ceza tanımı: Görevli bir kişi veya ışıklı trafik işareti bulunmayan, ancak trafik işareti veya levhalarıyla belirlenmiş yaya veya okul geçitlerine yaklaşırken yavaşlamamak, varsa buralardan geçen veya geçmek üzere bulunan yayalara durarak ilk geçiş hakkını vermemek,

Ceza puanı: 20

Ceza miktarı: 598 TL

% 25 İndirimli ödemede: 448,50 TL(Tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içerisinde ödenirse.)

Eğer bu kurala uymazsanız bu cezayı ödemek zorunda kalacaksınız.
Bu yüzden yaya geçitlerine yaklaştığınızda hızınızı azaltınız.
Karşıya geçmek isteyen vatandaşlara veya can dostlara yol veriniz.
Tüm sürücüleri ve yayaları mutlaka trafik kurallarına uymaya davet ediyorum.
  


Güvenli Yaşam. ‘’SAĞLIKLI GIDA’’

Tahsin SENDİNÇ * Emekli Öğretmen.

Bizlerin güven içinde yaşamasının koşullarından birisi de sağlıklı beslenebilmektir. Sağlıklı olarak beslenebilmemiz için devletin güvenilir dediği sağlıklı gıda bulabilmemiz gerek. Devlet vatandaşın yaş grubuna göre ihtiyaç duyacağı sağlıklı, güvenli gıdanın üretimini ve ihtiyaç sahibi vatandaşa ulaşabilmesini planlaması gerekir.

Türkiye olarak yıllarca kendi ihtiyaç duyduğu gıdasını üretebilen 7 ülkeden birisiyiz diye gururlandık. Ancak iktidarında tüccar siyaset uygulayacağız diyen ihtiyacımız olan gıdanın tadını, aromasını milletin damak tadını dikkate almadan gıda ithal etmemiz sonucu üretici ürününü değerinden satamaz hale geldi.

Bazı ülkelerin üreticisine ürün bazlı verdiği teşvikler sonucu ucuz girdi elde edenlere karşı bizim üreticimiz yüksek girdilerin maliyetleri artırması sonucu rekabet edemedi. Yüksek girdi maliyetleri ile pahalıya mal ettiği ürününü maliyetinin altından satmak zorunda kaldı.

Geleceğe dair umut göremeyen üretici üretmekten vazgeçti ve binlerde dönüm verimli tarım arazisi atıl kaldı. Bu işler olurken üreticinin ürününü alacak marketler de kısmen devlet gücü kullanılarak el değiştirerek tekelleşti.

Sonucunda ülke olarak 21 yüzyılda büyük şehirlerimize zenginlik çadırı diye çadırlar kurup ucuz vatandaşımıza alışık olmadığı damak tadı veren gıdalar sattık. Günümüzde gıda stratejik ürün sayılmaya başlandı ve devlet şimdiye kadar tarımla uğraşanlara değil devletin teşvikinden faydalanma arzusunda olan fırsatçılara kaynak aktardı.

Bu tablonun değişmesi için yöneticilerimizin tarımı birilerini zengin etmek bir başkasını tasfiye etmek amacından uzaklaşması gerekir. Tarım politikası kalıcı olarak belirlenmeli ve kalıcı olmalıdır. Kalıcı tarım politikasında üretici tohumu ekmeden fiyatını bileceği için tekrar tarlasına dönecektir.

Tarım arazilerinde birim alandan alınacak verimi artırmak için köy okullarından mezun öğrencileri uygulamalı ders görme imkânı olan tarım meslek liselerinde okutarak mezun olanları teknisyen kadrosunda Tarım Bakanlığı teşkilatında istihdam ederek üreticiye anlayacağı dilden eğitim vermeye başlamalıdır.

Şu anda Ankara Çankaya İlçesinde bahçesinde meyve ağacı bile olmayan tarım meslek liseleri vardır. Uygulama imkânı olmayan öğrenci yeterli eğitimi almamaktadır.

Bu anlamda Tarım Meslek liseleri, Ev Ekonomisi Meslek Liseleri ve Veteriner Sağlık Meslek Liseleri Milli Eğitim Bakanlığından alınarak eskiden olduğu gibi Tarım Bakanlığına devir edilmelidir. Keskin İlçesinde eğitim yapılan Tarım Meslek Lisesinin arazisi ve diğer imkânları halen durmaktadır.

Tarımsal üretim yapanların meslek odası konumunda olan Ziraat Odaları bu haliyle tarımsal ürün üreticisine hiçbir faydası dokunmadığı gibi üreticiden devlet zoruyla aldığı oda aidatı ile külfet olmaktadır.

Ziraat odaları gelirleri ile dünyanın her yerine tarım fuarlarına gitmiş, ancak gezilerden sonra tarım üreticisine rehber olacak her hangi bir eylemde bulunmamışlardır. Bu gezilere harcanan para ile üreticiye faydası olacak fabrikalar özelleştirme adı altında satılırken bazılarını satın alma veya ortak olma imkânı değerlendirilmemiştir.

Ziraat odaları bu haliyle siyasi partilerin şubeleri konumuna gelmiştir. Sahipsiz kalan tarım üreticisi dış güçler denilenlere kolay müşteri konumundan kurtulması gerekmektedir.

Ülke olarak bizim sürdürülebilir güvenli gıdaya kavuşabilmemiz için devletin üreticiye rehberlik etmesi, ucuz girdi sağlamak gibi tedbirler gerekiyor.

Deniz taşıtlarına verilen ucuz mazot traktöre verilse tarım üreticisinin maliyetinde ucuzlama olacaktır. Ayrıca üretici kooperatif çatısında örgütlenmesi teşvik edilmelidir. Kooperatiflerin muhasebe usulü çiftçinin anlayacağı şekle gelmesi halinde çiftçi kooperatifini denetleyecek ve işlerin düzgün yürümesini sağlayacaktır.

        Örgütlenen üretici ucuz girdi temin ettiğinde dünya çiftçisiyle rekabet gücüne kavuşmuş olacaktır. Ayrıca ülkemizde yer altı sıcak su kaynakları kış döneminde boşa akmaktadır bu suları kış döneminde seracılık yapmak isteyenlere tahsis edilmesi halinde seralarda fide, tohum ve sebze üretimi artacaktır.                 

        Son günlerde yapılan denetimlerde standart dışı üretilmiş bazı gıda maddeleri yakalandığı haberleri duyar olduk. Bu denetimler Tarım Bakanlığı personelce işyerlerine giderek yapmaktadır.

Devlet memurunun her zaman her yerde olamayacağını düşündüğümüzde gıda denetimlerinde Fahri Gıda Müfettişleri olması, standart dışı hileli gıda üretmek isteyenler için caydırıcı olacaktır.

Lisans mezunu sektörde 15 yıl hizmet etmiş kişilerden isteyenlere Fahri Gıda Müfettişliği görevi verilmesi devlete külfet getirmeyeceği gibi katkısı olacaktır. Fahri Trafik Müfettişliği bu konuda başarılı bir örnek olarak önümüzdedir.

Sağlıklı gıda bulabileceğimiz bir Türkiye dilerim


Trafikte Korkunç Tablo Ortaya Çıktı:

123 çocuk şoför hayatını kaybetti!

(Önder Yılmaz / Milliyet - 21. 02. 2020)

 

     

Meclis’te kurulan araştırma komisyonuna sunulan ‘çocuk ölümleri’ raporu 2018 yılında

0-17 yaş arasında 123 çocuğun direksiyon başında hayatını kaybettiğini, 8 bin 773 çocuğun

ise yaralandığını ortaya koydu!

TBMM Rabia Naz’ın Ölümünü Araştırma Komisyonu’nda 0-17 yaş arasındaki çocukların, araba kullanırken ölümüne ilişkin istatistikler ortaya çıktı. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Gülhane Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Sait Özsoy, ilk kez kamuoyuna yansıyacak olan resmi verilere göre, 2018’de 123 çocuğun direksiyon başında yaşamını yitirdiğini, 8 bin 773 çocuğun yaralandığını açıkladı. Doç. Özsoy’un komisyona sunduğu, “Çocuk Ölümleri”raporu ve değerlendirmeleri şöyle:
23 MİLYON ÇOCUK VAR: 
2019’da Türkiye nüfusu 83 milyon 154 bin 997 kişi. Bunun

19 milyon 212 bin 345’i 0-14 yaş aralığında. 0-17 yaş arası çocuk nüfus oranı % 28, yani

22 milyon 920 bin 422 çocuk. Bunlarda 6,4 milyonu 0-4 yaş, 6,3 milyonu 5-9 yaş, 6,3 milyonu 10-14 yaş ve 3,7 milyonu ise, 5-17 yaş arasında. 0-17 yaş çocuk ölümleri nedenleri; solunum, dolaşım endokrin, sinir sistemi hastalıkları neoplazmalar ve benzeri hastalıklar. Bu hastalıklardan 8 bin 254’ü erkek olmak üzere toplam 14 bin 884 çocuk yaşamını yitirdi. Dış nedenlerle yaralanma ve zehirlenmeler ise 0-17 yaş erkek bin 313, 0-17 yaş kadın 627. Çocuk intihar hızı ise 1,7 oranında.
DİREKSİYON BAŞINDA: 
Trafik kazalarında çocuklara ilişkin kamuoyuna yansıyan verilere göre; 0-9 yaş arası 6 çocuk.10-14 yaş arası 21 çocuk.15-17 yaş arası 96 çocuk olmak üzere, direksiyon başında ölen çocuk sayısı toplam 123. Sürücü koltuğunda geçirdiği trafik kazasında yaralanan çocukların toplam sayısı 9 bin 173. Yaralananların yaş dağılımı; 0-9 yaş arası erkek çocuk 607, kız 67.10-14 yaş arası erkek 2 bin 266 erkek, 139 kız. 15-17 yaş arası erkek 5 bin 544, kız 150 olarak gerçekleşti.

YOLCU VE YAYA ÇOCUK: 0-17 yaş arasında 328’i ölü olmak üzere toplam 35 bin 727 çocuk, “yolcu” koltuğunda yaralandı. 0-17 yaş arasında çocuktan 214’ü ölü olmak üzere 11 bin 653 çocuk, “yaya”olarak trafik kazısına karıştı. Toplamda;0-17 yaş arası 665 çocuk, “sürücü, yolcu ve yaya”olarak trafikte yaşamını yitirdi. 55 bin 611çocuk ise, yaralandı.

DUYGUSAL İSTİSMAR: Çocuk istismarında en çok karşılaştığımız vakalar fiziksel istismarlar. Çünkü bulması kolay, vücudunda bir iz olma ihtimali yüksek. Ancak duygusal istismar ve ihmal aslında en yüksek oranlara sahip. Bunları bulmak için o kişinin erişkin olup, psikiyatrik bozukluğa ulaşıp, bunlara bağlı farklı suçlara karışıp geçmişe dönük öyküsünü dinlediğimizde bu kişilerin çocukken duygusal olarak istismar edilen kişiler olduğu ortaya çıkabiliyor.


SÜRÜCÜLER, ARAÇLARININ ÖZELLİKLERİNİ BİLİYORLARMI?

Oktay KIRLANGIÇ (Fahrî Trafik Müfettişi ) * TFTM & KTYG İl Temsilcisi.

Tüm uyarılara rağmen;Türkiye’de trafik kazaları özellikle bayramlarda artarak devam ediyor. Bu konuda sürücülerimizin eğitimlerinin yeterli olmayışı ve araçlarının özelliklerini bilmemeleri de önemli bir rol oynuyor.

Nasılki bir elektronik cihaz aldığımızda,onun kullanma kılavuzunu çok iyi okumamız gerekiyor ise, kiralık veya satın aldığımız herhangi bir aracı sürmemiz gerektiğinde de,o aracın özellikle emniyet sistemlerinin gerektiğinde nasıl çalışacağını bilmemiz gerekiyor.

İyi bir sürücünün emniyeti için bilmesi gereken en önemli ayrıntıları aşağıya sıralıyoruz:

1. )Anti-lock Brake System (ABS), kilitlenmeyi önleyici fren sistemi.

2. )Anti-Slip Regulation (ASR), kayma, patinaj düzenleyici, tahrik tekerleklerin patinaj yapmasını engelleyen ve ABS fren sistemi ile entegre çalışan bir sistemdir. ASC, ASC+T, TC ve TCS isimleriyle de bilinir.

3. )Electronic Stability Program (ESP), elektronik denge programı, ani manevralarda veya dönüşlerde aracın kayarak, direksiyonun belirlediği yönlendirme ekseninin dışına çıkmasını engelleyen sistemdir.

4. )Acil Fren Destek Sistemi (AUF)  gaz pedalının bırakılıp çok kısa bir süre içinde maksimum fren kuvveti uygulanan sistemdir.

5. )Electronic Brake Distribution'un (EBD) da elektronik fren kuvveti dağılımı,

6. )Adaptive Cruise Control (ACC), hız kontrolü, hız sabitleme sistemi, sürücüden bağımsız olarak hem aracın seyir hızına, hem de öndeki araçla arasındaki mesafeye kumanda edilmesine olanak tanıyarak, aracın gaz pedalına basılmadan istenilen hızda kullanılabilmesini sağlar.

Yanı sıra, sürücü, aracın lastiklerin havasına bakmalı, aracın tüm göstergelerinin hangi durumlarda tehlike olduğunu bilmeli, araç bagajındaki stepne, kriko, reflektör, ilkyardım çantasının nerede olduğunu ve bunları nasıl kullanacağını deneyerek bilmelidir.

Umarım tüm sürücüler kullandıkları araçlarda yukarda izah edilen sistemlerin hangilerinin araçlarında bulunduğu ile ilgili bir inceleme yaparak, bu makaleyi amacına uygun bir duruma getirirler !!!


Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Başar Özdemir
Şevket ÖZSOY
Bahattin Akyön
Pınar Taşçı YIKILMAZ
Fazlı GÜVENTÜRK
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  27 Mayıs 2020 Çarşamba
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net