07 Ağustos 2020 Cuma
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Sizlerin Hakları Yenmez Yedirilmez
Sizlerin Hakları Yenmez Yedirilmez
MHP'de  Kongre Zamanı
MHP'de Kongre Zamanı
Ataseven'den Yerinde İnceleme
Ataseven'den Yerinde İnceleme
Trafoda Çıkan Yangın Söndürüldü
Trafoda Çıkan Yangın Söndürüldü
  YAZARLARIMIZ
ÖZGÜRLÜK YAZARLARI FİLMİ ÜZERİNDEN EĞİTİME FARKLI BİR BAKIŞ (1)
16 Mart 2020 Pazartesi Bu yazı 4402 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

        Kaliforniya Long Beach’te bir lisedeyiz. Bu okul prestijli bir okul iken ‘gönüllü bütünleşme projesi’ kapsamında çete üyesi öğrencilerin de kaydedilmesiyle “iyi” öğrencilerinin büyük çoğunluğunu kaybetmiş, silahlı çete üyesi öğrencileriyle kamplara bölünmüş hapishaneyi andıran belalı bir okul. Bu okul içinde de, ıslah evinden yeni çıkmış, yerinin belli olması için sinyal bilekliği takan, ‘ya okula ya da askeri kampa gidersiniz’ şeklinde tercihte bulunması istendiği için zorunlu olarak okulu seçmiş öğrencilerden kurulu 302 no’lu sınıftayız. Sınıfta Afro Amerikalılar, Beyazlar, Kampoçyalılar, Çinliler, Hispanikler’den yani Anglosakson-Beyaz-Protestan (WASP) ideolojisini benimsemiş ABD tarafından parazit olarak görülen tüm kültürlerden öğrenci bulunduğu gibi bunların her biri de birbirine düşman çete üyelerinden oluşuyor. 

       Edebiyat öğretmeni olan Erin Gruwell öğretmenlik mesleğine adım attığı ilk gün, öğrencilerine bildiği tüm doğruları anlatabilecek olmanın heyecanı ve mutluluğuyla sürekli gülümseyen yüzünde güller açarak ilk dersine 302 no’lu bu sınıfta girer. Bayan Gruwell, sivil haklar savunucusu babasından etkilenerek büyümüş, çocukken Los Angeles isyanlarını TV’den izleyip hukuk okumak istemiş fakat o çocukları mahkeme salonunda savunmanın savaşı kaybetmek anlamına geleceğini fark ettiğinden asıl savaşın sınıfta verilmesine kanaat getirerek öğretmen olmaya karar veren sıra dışı bir idealistliğe sahip bir kişi. Gruwell’in idealistliği ve öğrencileri kazanmaya yönelik çabalarına ve uygulamalarına gerek kızını koruma güdüsüyle babası ve ailesini ihmal etme pahasına bu çocuklarla ilgilenmesini bir türlü anlayamayan kocası gerekse de ‘böyle gelmiş böyle gider’ yaklaşımına sahip okul yönetimi tarafından sürekli ket vurulmaya çalışılır. Babası tarafından eğitime değer vermeyen insanlar için yeteneklerini köreltmekle suçlanırken, statükocu, önyargılı ve kendini yenileyememiş öğretmenler tarafından da ‘eninde sonunda bırakıyorlar, o yüzden çok kasma, kendini yıpratma’ tarzı frenlemelere maruz kalır. 

            Böylesi bir sınıf ortamında, destekten yoksun bir durumda tüm deneyimsizliğiyle Gruwell ne yapacaktır, öğrencilerine nasıl yaklaşacak, onları nasıl kazanacaktır? Öğretmen dâhil her türlü otoriteden nefret eden, okula zoraki gelmiş öğrencilerden oluşan, karmaşa ve kavga dolu sınıfta işi pek de kolay olmayacaktır.

Daha ilk derste, duvara toslayacağının farkında olmayan Gruwell, tüm naifliğiyle çete savaşlarının kötülüğünden bahsetmeye çalışırken öğrencilerin sert reaksiyonu ile karşılaşır ve şöyle bir diyalog gelişir;

‘’Sen hiçbir şey bilmiyorsun. Bizim çektiğimiz acıyı bilmiyorsun. Yaşam tarzımıza saygı duymuyorsun. Bizi buraya sokup bu gramer saçmalığını öğretiyorsun ama buradan çıkınca yine sokaklara dönüyoruz. Hayatımızda fark yaratacak ne yapıyorsun ki?’’

‘’Saygı görmediğini söylüyorsun, olabilir. Saygı görmek için saygı göstermek zorundasın.’’

‘’Sana neden saygı duyayım? Öğretmen olduğun için mi? Beyazlar hep saygı duyulmayı bekler, çok hak ediyorlarmış gibi.’’

‘’Ben bir öğretmenim rengim önemli değil’’

‘’Renk çok önemli. Ne hak ettiğine, istediğini hak edip etmediğine böyle karar veriliyor. Beyazlar dünyayı yönettiğini mi sanıyor. Beyazlardan nefret ediyorum.’’

‘’Benden de mi?’’

‘’Evet ‘’

‘’Beni tanımıyorsun.’’

‘’Ne yapabileceğini biliyorum. Beyaz polislerin arkadaşımı, elini cebine attı diye, vurduğunu gördüm. Beyaz polislerin sebepsiz yere sırf öyle istedikleri için babamı götürdüklerini gördüm, bunu yapabildikleri için. Yapabiliyorlar da beyaz oldukları için. O yüzden beyazlardan ilk görüşte nefret ederim.’’ Afro Amerikalı diğer bir öğrenci de, kendi rengindekilerin ancak beyazları eğlendirebildiği ölçüde paraya ve saygıya erişebildiğini ayrıca ırkî bir mücadele için ölümün nasıl kutsandığını şu çarpıcı cümlelerle ifade eder;

‘’Bu dünyada benim rengimde olup da cebinde parası olan ya rap yapıyor, ya top sürüyor. Burada benim için ne var? Ben 18’imi görebildiğim için şanslıyım. Biz savaştayız. Bize ait olanı korumak adına ölmekten korkmuyoruz. Bu uğurda ölünce saygı görürsün savaşçılar gibi.’’

Egemen ideoloji tarafından yok sayılmış, bırakın sosyolojinin konusu edilmeyi alt kültür olarak görülüp etnoloji veya antropolojinin konusu olarak irdelenmiş, hakikati tekeline alan Batı modernizmi tarafından kültürel şiddete uğramış, ‘çevre’ veya ‘öteki’ olarak tanımlanarak dışlanmaya maruz bırakılmış, entegrasyondan ziyade asimilasyona tabi tutulduğu için de kendi kimliğinin ve kültürünün ırkçısı haline getirilmiş öğrenciler tarafından şiddetli bir tepki gören Gruwell farklı yöntemler denemeye karar verecektir.Homeros’la İlyada ile ilgilerini çekemeyeceğini gördüğü öğrencilerin ruhuna hitap edebilmek için popüler rap sanatçılarının, tüm öğrencilerin ezbere bildikleri, şarkı sözleri üzerinden ders işlemeye başlamış, hafiften de olsa ilgilerini çekmeyi başarmıştır. Öğrencilerin empati yapmalarını, birçok ortak yönleri olduğunu ve birbirlerinden hiç farkları olmadığını göstermek amacıyla uyguladığı çizgi oyunu adlı etkinlik oldukça yaratıcıdır: Birbirine düşman öğrencileri karşılıklı sıraya dizip aralarına bir şerit çekip sorular sorar. Sorduğu soru öğrenciye uyarsa çizginin üstüne doğru ilerler ve diğer soru için yerine geçer. Sorular ortak yönleri öne çıkarmaya, birbirlerini anlamaya yöneliktir;

‘’Kaçınız Snoop Dogg’un son albümünü aldı’’‘’Kaçınız toplu konutlarda yaşıyor’’ gibi sorularla başlayıp giderek bireyselleşen ve yüreklerine işleyen sorularla devam eder;

‘’Kaçınız çete üyesi tanıyor?’’

‘’Arkadaşını çete savaşında kaybedenler çizgiye bassın’’

‘’Birden çok arkadaşını çete savaşına kurban verenler çizgide kalsın?’’

Öğrenciler oldukça etkilenmiştir…

        Öğretmenin uyguladığı etkili yöntemlerden biri de bütün öğrenciler için kendilerini ifade etmeleri amacıyla birer defter hazırlamasıydı. Herkesin bir hikâyesi olduğunu, kendi kendilerine bile olsa bunu anlatmanın önemli olduğunu belirterek bu defterlere her gün bir şeyler yazmalarını ister. Öğrenciler yavaş yavaş takım ruhu kazanmaya başlarken okul yönetimi ve kıdemli öğretmenler de destek olmak bir yana ona engel olmaya çalışırlar. ‘Bir insanın eğitim almayı istemesini sağlayamazsın. Yapabileceğin en iyi şey itaat etmelerini sağlayıp disipline etmek. O zaman büyük bir başarı elde etmiş olursun.’anlayışıyla hem okul idaresi hem kıdemli öğretmenler onları kendi kaderlerine terk ederler ve sürekli engel olurlar. okul idaresi, inanmadıkları ‘gönüllü bütünleşme reformu’ adı altında seçkin okullarına çete üyesi çocukların gelmesiyle nitelikli öğrencilerin dörtte üçünün gittiğini, okulun hapishaneye döndüğünü, bundan da bu öğrencilerin sorumlu olduğunu düşünüyor. Sorunun eğitim sisteminden kaynaklandığını, o insanları bu hale getirenin üstünde oturduğu sistem olduğunu ise aklının ucundan bile geçirmediği gibi bu öğrencileri kazanmak, ıslah etmek, bataklıktan çekip çıkarmak gibi bir dertleri de yok. Sızlanmak ve sürekli birilerini suçlamak tek yapılan aktivite. Bunlar aynı zamanda ülkemizde yabancısı olmadığımız, sürekli yanlış diye olanı eleştiren ve küfreden, onu da başım derde girer korkusuyla gizli saklı yapabilen, güvenli sığınak olarak görülen yetkili o günkü iktidar kimdeyse onu destekleyen sendikaya kapılanıp etliye sütlüye karışmamayı başararak yapılan öğretmenlik türünü hatırlatan yaklaşımlardı.Pes etmemeyi,ayrım yapılmaması gerektiğini anlatsada asıl insanların birbirlerine temiz ve samimi önyargısız duygularla bağlandığı zaman dünyanın daha iyi ve yaşanabilir bir yer olduğunu,insanları düşüncesinden,derisinin renginden,geldiği ülkeden dolayı ayrım yapılmadan farkındalık oluşturarak bu gezegeni hırs ve ötekileştirmenin olmadığı yer haline getirebiliriz eğitim sayesinde.

 

                                                                                              Şuayip BÜTÜN

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Kırlangıçoğlu Oktay
Halil Eşmebaşı
Erdal Geyikçi
Başar Özdemir
Ahmet Tarlabölen
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  06 Ağustos 2020 Perşembe
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net