29 Mart 2020 Pazar
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
HALK BANK 'dan Esnafa Destek
HALK BANK 'dan Esnafa Destek
Sezer, evlerinden çıkmayan vatandaşlarla internetten görüntülü sohbet etti
Sezer, evlerinden çıkmayan vatandaşlarla internetten görüntülü sohbet etti
Türk Metal'den Büyük Destek
Türk Metal'den Büyük Destek
Anons Ekibi İmdadına Yetişti
Anons Ekibi İmdadına Yetişti
  YAZARLARIMIZ
Bir Nesli Nasıl Mahvettiler
18 Mart 2020 Çarşamba Bu yazı 3274 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Asıl adı Osman Zeki Yüksel’dir. Doğum tarihi 1917 Akseki’dir. Yayımladığı “Serdengeçti” dergisinden dolayı Osman Yüksel Serdengeçti olarak tanınmıştır. Bugüne kadar Osman Yüksel Serdengeçti’nin hiç kitabını okumamıştım. Başlıkta adı geçen kitabını temin ettim ve bir çırpıda okuyuverdim.

Eser, Ahmet Kabaklı’nın kurucusu olduğu Türk Edebiyatı Vakfı Yayınları arasından çıkmış, 2017 yılında yirminci baskısını yapmış. Kitap, “Bir Nesli Nasıl Mahvettiler, Radyo Konuşmaları, Ayasofya, Mevlana ve Mehmet Akif” bölümlerinden oluşuyor.

Ahmet Kabaklı kitabın “Takdim” yazısında Anadolu’nun bağrından, taşradan çıkıp gelen ve dünyayı düzeltmek azminde olan bu cengâver insanların bırakın başka insanları, ideal ve dava adamı olarak kabul ettikleri insanların bile farklı farklı davranışlarının Osman Yüksel’i çok etkilediğini, hayal kırıklığına uğrattığını ve hatta intihar düşüncesine bile sürüklediğini söyler. Çevresinden aradığı, beklediği şeyi bulmayan Serdengeçti’nin “Gayret bana düştü” diyerek mücadele meydanlarına atıldığını belirtir. 10 Kasım 1983 günü kaybettiğimiz Serdengeçti için Kabaklı: “Ülkemizin fikir, kültür, sanat ve siyaset hayatından işte öyle bir Mehmetçik; imanı, heyecanı ile geçmiştir.” diyerek duygularını ifade eder. Serdengeçti bir lakaptır; onun kavgasını verdiği dava ve dergisinin adıdır. Onu bu isimden başka güzel hiç bir şey anlatamaz der, Kabaklı…

Birinci baskının önsözünde Serdengeçti bu kitabın bir roman olmadığının, bu kitabın ölüm kadar gerçek olduğunun, kitaptaki insanların da bizler olduğunun altını çizer.

1950 yılında on altı sayfalık bir broşür halinde neşredilen “Bir Nesli Nasıl Mahvettiler” eseri için Bakanlar Kurulu kararı ile tüm Türkiye’de toplatma kararı alınır. Daha sonra mahkeme kararıyla broşür serbest bırakılır.

Yetmiş bin baskı yapan kitabın altıncı baskısının önsözünde Serdengeçti: “İlk defadır ki biz, bu neslin içinde bulunduğu çıkmazı ve neslimizi bu hale getirenlerin niyetlerini, zihniyetlerini, bir devri, sahne sahne, parça parça, sebep ve netice münasebetleriyle birlikte göstermeye çalıştık.” der.

Kitabın “Bir Nesli Nasıl Mahvettiler” isimli bölümünde anlatılan olaylar bir annenin hâkim bakış açısıyla, -anlatımıyla- dile getirilir. Milli Mücadele yıllarında eşini cepheye yollamış bir annenin, bitmek bilmeyen özlemini ve üzerinde titrediği oğlunun ruh çalkantılarını kitapta bulabiliriz.

Babası cepheye gitmiş, bir daha da dönmesi meçhul, dindar bir ailenin ferdi, bir Anadolu çocuğu olarak yetişen gencin yatılı okula gittiğinde karşılaştığı manzara, kendi yetiştiği muhitle taban tabana zıtlık içermektedir. Bu durum karşısında adeta afallayan bir gencin ruh çıkmazları kitapta ele alınmıştır.

Müspet ilim dışında başka hiçbir şeyi kabul etmeyen eğitim sistemi ve bu sistemin bir parçası olan öğretmenlerin din dışı uygulamaları genç nesli olumsuz etkilemektedir. Örneğin Allah’ın varlığının inkâr edilmesi, tiyatro müsameresinde eski mektep, yeni mektep tartışmaları yapılarak eski mektebin ve dindar insanların ahlaksız ve sapık gösterilmesi, cinsel içerikli yayınların okulların yatakhanelerine rahatça sokulması ve Avrupa tahsili görmüş bazı öğretmenlerin kendi öz değerlerine yabancı olması bu değerleri küçümsemesi yeni neslin karşılaştığı en büyük tuzaklardır.

Kitabın diğer bölümünde Serdengeçti’nin yaptığı dört radyo konuşması yer alır. Aslında beş radyo konuşması vardır. Ancak birinci konuşma dava konusu, yani mahkemelik olduğu için kitapta yer almaz.

İkinci radyo konuşmasını 1968’in 29 Mayıs’ında yapar. Bu konuşmada ağırlıklı olarak Ayasofya konusunu ele alır. Ayasofya için yazdığı bir yazıdan dolayı yedi ay hapis yattığını daha sonra berat ettiğini belirtir. Ayasofya’yı, Camii yapmadığı için dönemin iktidarını eleştirir.

Ekim 1969 tarihinde yaptığı üçüncü radyo konuşmasında daha çok milliyetçi söylemler üzerinde durur. Ülkenin içinde bulunduğu ahlaki durumu ve batı tarzı yaşam şeklini eleştirir. Kendi özümüze dönmenin gerekliliğini vurgular.

Yine aynı ayda yaptığı dördüncü konuşmasında devrin siyasi iktidarını İslam’a ve Müslümanlara bakış açısından dolayı korkusuzca eleştirmekten çekinmez. Siyasi iktidarın af konusundaki düşüncelerine şiddetle karşı çıkar. Siyasi iktidara üniversiteleri ve asayiş meselesini boş bıraktığı, bu meselelere gereken önemi vermediği için eleştirilerde bulunur.

Beşinci ve son radyo konuşmasını yine aynı tarihte gerçekleştirir. Bu konuşmasında insanların geçmişiyle bağlarının koparılmasından duyduğu üzüntüyü dile getirir. Anadolu insanının imanını ve vicdanını, hak ve hukukunu çiğneyen insanlardan hesap sorar. Yine bu konuşmasında o günkü mevcut siyasi yapılar hakkında eleştirilerini yapar.

Osman Yüksel Serdengeçti, “Ayasofya” başlığı altındaki “Sesleniş”inde Ayasofya’nın içinde bulunduğu durumu adeta canhıraş bir şekilde haykırır. Aynı zaman da Fatih’in torunlarından Ayasofya’nın geleceği üzerindeki beklentilerini, arzularını, isteklerini coşkulu bir şekilde dile getirir.

Serdengeçti, Ayasofya üzerine kaleme aldığı düşünce yazılarından dolayı hâkim huzuruna çıkarılır. Burada “müdafaa”sını yapar. Savcının iddia ettiği “milli mukavemeti kırıcı” ithamına karşı korkusuzca savunmasını yapar. Savunmasında “Allah-Millet-Vatan”dan oluşan bu üç gerçeğe delicesine bağlı olduğunu ifade eder. Şu sözleri çok dikkat çekicidir: “İstanbul’un, hatta İzmir’in Yunan olduğunu söyleyen, bunun üzerine şiirler, kasideler yazan Yunan muharrirlerini, şairlerini Yunan hükümeti teşvik, tebcil ederken, Ayasofya’da tek bir ses, tekbir sesi, ezan sesi işitmek isteyen bir insanı bizimkiler vatana ihanet suçuyla ağır ceza mahkemelerine sevk ediyor…”

Bu duygu dolu sözcüklerle savunmasını yapan Serdengeçti: “Benim beraatım için fazla değil, Adaletin “A” harfi kâfidir. Sizden bunu bekliyorum.” diyerek savunmasını tamamlar.

Haftaya devam edecek...

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
İdris Aykul
Erol Serkan Kılıç
İsmail Dursun Kuzucu
Nusret Kılıç
Başar Özdemir
Fazlı GÜVENTÜRK
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  25 Mart 2020 Çarşamba
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net