02 Haziran 2020 Salı
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
KAVGADA 2 POLİS YARALANDI
KAVGADA 2 POLİS YARALANDI
Esnafa MHP'den Katkı
Esnafa MHP'den Katkı
Saygılı Açılışı Yapılan Esnafları  Ziyaret Etti
Saygılı Açılışı Yapılan Esnafları Ziyaret Etti
Kısıtlama Bitti, Trafik Yoğunlaştı
Kısıtlama Bitti, Trafik Yoğunlaştı
  YAZARLARIMIZ
NAZIM HİKMET TEMSİLİ ANIT MEZARI
01 Nisan 2020 Çarşamba Bu yazı 7787 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

2001 Yılındarotasyondan İlçe Milli Eğitim Müdürü olarak Eskişehir’in Seyitgazi ilçesine tayinim çıkmıştı. Kısa zamanda görev alanımdaki belde ve köyleri tanımış, görev alanımın eğitimle ilgili tüm sorunlarını çıkarmaya çalışmıştım.

İlçemize bağlı Doğançayır Beldemiz büyüklüğü, eğitime olan düşkünlüğü, sulu, verimli tarımalanları ile Eskişehir ekonomisinde söz sahibi olan önemli bir yerleşim yerimizdi.

Doğançayır Beldemizde Ali Rıza Koca isimli dürüst, çalışkan bir arkadaşımızda aynı zamanda belediye başkanı olarak görev yapıyordu. Kendisiyle siyasi görüşlerimiz farklı olduğu halde gayet iyi anlaşıyorduk. Belediye başkanımızın gayret ve istemiyle Dğançayır’a temsili bir Nazım Hikmet Mezarı yapılacağı kararı alındıktan sonra İlçe Kaymakamımız bu törenin sorunsuz sonuçlanması için beni degörevlendirmişti.

Sık sık Belediye Başkanımız Ali Rıza Koca Bey’le bir araya gelip çalışmaları takip ederken yapılacak törenlerin ön çalışmasınıda yapıyorduk…

‘’Büyük konuşup büyük lokmayeme’’ derler ya benimki aynen öyle oldu. Yıllarca öğretmen okulunda başlayan Nazım Hikmet nefretliği, yapılan törenler ve buradaki konuşmalar beni yeniden Nazım Hikmet’i araştırmamla,kafamda yeni kıvılcımlar oluşmasına sebep oluyordu.

Allah’ım, neydi bendeki Nazım hikmet sevmemeliyim.

Cevabını bulamadığım sorular benliğimi kemiriyor, Nazım Hikmet’teki vatan sevgisinin büyüklüğü ve derinliğini anladıkça kendisini anlamadığım o günlere çok yanıyordum.

Tören günü geldiğinde önce Belediye başkanı Ali Rıza Koca mikrofonu eline aldı:

‘’Nazım Hikmet Anadolu'da bir köy mezarlığında, bir çınar ağacının dibinde sonsuzluğa uyumak dileğinde bulunmuştur. Yurtsever bir dünya şairinin isteğini yerine getirerek onun makam mezarını Doğançayır'da hazırladık. Nazım'ın bu temsili makamları gün gelecek tüm yurdumuzun her köyünde, her bucağında Yunus Emre'ler gibi, Hoca Nasreddin gibi gönüllerimizde daha da büyüyerek yerlerini alacaklardır.  Onun şiirlerinde yokluklar içerisinden emperyalistlere karşı verdiğimiz Kurtuluş Savaşı’mızın adı duyulmamış kahramanlarımızın öyküleri vardır."Diyerek sözlerine devam etti.

Daha sonra diğer konuşmacılar,Nazım Hikmet’in hayatını ve çektiği çilelerle, nasıl büyük bir şair olduğunu uzun uzun anlattılar.

İlki yapılan bu törenden sonra her yıl katılımlar ülke genelinde katılanların akın akın gelmesiyle devam etti. Bende her Eskişehir’e gittiğimde bu vatan sevdalısı büyük şairin temsili mezarını ziyaret etmeye çalışıyorum.

Ömrüm boyunca bedenimde oluşan siyasi görüşüm memleketimi, bayrağımı ve insanımı çok sevdiğim için oluşmuştu. Fakat Nazım Hikmet’i ve hayatını okuyunca, şiirlerini dinleyince memleketi, vatanı sevmenin farklı yönlerini daha iyi kavramıştım.

Kötü gidişata dur demenin, bu uğurda zindanlarda büyük bir ömür geçirmenin ne demek olduğunu, vatanı sevmenin bir değil, bin yolunun olduğunu, Nazım Hikmet’i okuyunca, dinleyince daha iyi anladım.

Büyük Şair Nazım hikmet memleket ve insan sevgisini DAVET şiiri ile ne güzel anlatmış.

DAVET

‘’Dörtnala gelip Uzak Asya'dan

Akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan

                        bu memleket, bizim.

 

Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak

ve ipek bir halıya benziyen toprak,

                        bu cehennem, bu cennet bizim.

 

Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın,

yok edin insanın insana kulluğunu,

                        bu dâvet bizim....

 

Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür

ve bir orman gibi kardeşçesine,

                        bu hasret bizim...’’

 

Bu memleket, bu bayrak için böyle içten, böyle duygu dolu, böyle candan bir şiir yazamadıysan, fikirlerin ve ideallerin uğruna mahpuslarda yatmadıysan, Nazım Hikmet ’ide, vatan sevgisinide insafsızca yargılayamazsın.

Önce Başbuğumuz Alpaslan Türkeş bu şairimizin bir şiirini okuyarak başlayan uyanış, daha sonra başka siyasilerin okumasıyla başka uyanmayanlarında uyanmasına vesile olmuştur.

Şiir, roman, öykü, anı yazarı ve filim yönetmeni olarak birçok konuda kendini yetiştirmiş dünya çapında tanınmış bu kişi sırf o günkü siyasi iktidarlara el ovup aman dilemediği için siyasi düşünceleri yüzünden ömrünün büyük bir kısmı sürgünlerde, adliyelerde ve ceza evlerinde geçmiştir.

O günde düşünceyi suç saymışlar…

O günde düşünenleri hapse atmışlar…

O günde düşünenleri sürgünlere göndermişler…

O günde düşünenlerden çok korkmuşlar

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  YORUMLAR
cancan  -  01-04-2020 - 18:43
İsmail Dursun kuzucu bey zaten işte Türkiyemizin açmazi bu bakın ne kadar guzel sağ düşüncede olabilirsiniz ama Nazım Hikmeti sevmek ve entellektuel boyutda düşunmek çok önemli bence Türkiyemizin en önemli şairleri Necip Fazıl Kısakurek,Nazım Hikmet,Sezai Karakoç ve daha ismini sayamayacağım bir çok şairimizi ,yazarlarımızı bir ideolojiye kurban etmek hakıkaten yazık ediyoruz hakikaten yazınızı severek okudum ve gurur duydum
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Nesrin Bulat
Adil YILDIRIM
Erol Serkan Kılıç
Başar Özdemir
Şevket ÖZSOY
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  02 Haziran 2020 Salı
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net