28 Mayıs 2020 Perşembe
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Hafriyat alanında çıkan yangın söndürüldü
Hafriyat alanında çıkan yangın söndürüldü
Karakeçili'de tır ile otomobil çarpıştı 1 yaralı
Karakeçili'de tır ile otomobil çarpıştı 1 yaralı
Şehitlerimizin Ruhları Şad Olsun
Şehitlerimizin Ruhları Şad Olsun
Kısıtlama Bitti, Trafik Yoğunlaştı
Kısıtlama Bitti, Trafik Yoğunlaştı
  YAZARLARIMIZ
İstetmeyi Veren, İstediğimizi de Verir
07 Nisan 2020 Salı Bu yazı 3890 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

 

                Mevlânâ hazretlerini, veziri azam ziyaret için geldiğinde, oğlu karşılayıp hazretin müsait olmadığını, beklemesini söyler. Vezir makul bir süre bekleyince, dikkatini çekiyor bu bekleyiş nedeni, kesin manalı bir mesaj var deyip düşünürken; “Sanırım Mevlânâ hazretleri bilerek yapıyor, bana ders amaçlı bir şey demek istiyor, bu bekleyişin amacı sen makam sahibisin geleni fazla bekletme, bekletmek iyi değil demek istiyor.“ Görüşme hâsıl olunca bu konuyu arz ediyor. “Sanırım bana ders vermek için beni beklettiniz” düşüncesini açıklayınca Mevlânâ hazretleri “Doğru düşünmüşsün amma velâkin mesajımız bu değildi; kapıya bir dilenci gelse, o dilenci pis kokulu, kara yüzlü, kötü huylu olsa, geldiği kapıdan uzaklaşsın diye hemen gönderilir. Eğer ki güzel kokulu bir dilenci gelse kapının sahibi o kalsın diye bekletir.”

                Ondan dolayıdır ki nedense ettiğimiz dua gecikiyor, istediğimiz verilmiyor diye hemen bir serzeniş içinde oluyoruz. Sevilenin duası gecikirmiş. Rabbim bizi bizden iyi bildiği için en hayırlısını vermek için belki duamızı geciktiriyordur. Ama bizden istediği süreklilik... Kapının açılmasını istiyoruz amma velâkin kapıyı nasıl vuracağımızdan bile haberimiz yok maalesef.

                İstenilen var ise bir üslup gerekmez mi? Dünyada herhangi bir ihtiyacımızı isterken bile rica bulunuyorken, bize bu kadar güzel hayatı bahşedenden biraz dilenci gibi istesek olmaz mı? Aslında gidebileceğimiz başka kapı yokken istetmeyi bize bahşeden, bizlere yoktan var eden, yaratılmışların hepsini bizim emrimize verene biraz içten dua etsek daha güzel hoş olmaz mı? Ve hatta Şeyh Galip Hüsnü Aşk’ta der ki “Yarattığı varlıklara acıyıp da nimetlerine karşı şükür ve hamd etmekten aciz kıldığını itiraf etmeye imkân veren Allah’a hamd ederim.” Böyle güzel bir Yaratıcımız var. Biraz bilsek bizlere neler bahşettiğini, nasıl merhametli affedici olduğunu…

                Verip imtihan eder, sonra elden alır, yine imtihan eder. Verince şükrünü eda edebiliyor muyuz ki acaba? Alınınca neden isyan ediyoruz sanki bizimmiş gibi? Bizim değildi sadece biz onun bekçiliğini yapıyoruz belirli bir süre, sonra gideceğimiz için bu dünyadan fazla da umursamamak lazım açıkçası.

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Şevket ÖZSOY
Fazlı GÜVENTÜRK
Nusret Kılıç
Erol Serkan Kılıç
Sevda Vapur
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  27 Mayıs 2020 Çarşamba
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net