30 Haziran 2022 Perşembe
 
ANA SAYFA   KIRIKKALE WEB TV  
Haber Ara  
 
Kırıkkale'den Beklentimiz Yüksek
Kırıkkale'den Beklentimiz Yüksek
Duman ve Çelik, İYİ Parti'de
Duman ve Çelik, İYİ Parti'de
ECTASY Uyuşturucu Hap Ele Geçirildi
ECTASY Uyuşturucu Hap Ele Geçirildi
Yaz Spor Okulları Açıldı
Yaz Spor Okulları Açıldı
  YAZARLARIMIZ
Eğitim Sistemine Eleştirel Bir Bakış
15 Nisan 2020 Çarşamba Bu yazı 16662 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Milli Eğitim Bakanlığı’nın önceki yıllarda tavsiye ettiği eğitimle alakalı pek çok film vardı. Ben de bu film listesini bir gün seyrederim diye dosya halinde saklıyordum. Koronavirüs günleri başlayınca aklıma bu filmleri izlemek geldi. Kendi yaptığım günlük program içerisine, kitap okumak ve yazı yazmanın dışında, bir başka etkinlik olarak da film izlemeyi ekledim. İlk olarak 3 İdiots filmiyle başladım.

Sözlük anlamı: “aptal, salak, ahmak, geri zekâlı” anlamına gelen idiot, filmde geçen üç kahraman için kullanılan sıfatlar. Hindistanlı oyuncuların başrollerini oynadığı film, yaklaşık üç saate yakın sürdü. İnanın hiç sıkılmadım. Film, bizim eğitim sistemimizin çok güzel bir eleştirisiydi. Geleceği kendi ellerinde olmayan bireylerin içine düştüğü kaos, filmin senaryosunu oluşturmakta idi. Kırıkkale Fen Lisesinde beş yıla yakın görev yaptığım için oradan biliyorum; okulu ziyarete gelen her veli, çocuğunun mutlak surette tıp okumasını, doktor olmasını istiyordu. Bu tercih çocuğun tercihi miydi? Çoğu kez hayır. Anne ve babalar, çocuklarına sormadan bu kararı vermişlerdi.

Kan görmekten korkan, kan görünce bayılan bir çocuktan doktorluk beklemek o kişinin ruh dünyası açısından iyi bir durum değildir. Çocuğun istek ve arzusu varsa belki benim biraz önce saydığım olumsuz tablo zamanla izale edilebilir. Ancak çocuk mühendislik, hukuk veya bir başka bölüm okumak istiyor; ama anne babası ısrarla tıp tahsili istiyor. Bir ömür boyu bu durumun çocukta açtığı travmalar, maalesef tamir edilemiyor.

Filmde, makine mühendisliği tahsili yapmak için üniversiteye gelen üç gencin öyküsü anlatılmaktadır. Papağan gibi ezberlenen ders modeli, üniversite kavramı ile tamamen çelişmektedir. Üç gencin de bireysel istidat ve kabiliyetleri farklı farklıdır.

Gençlerden bir tanesi özgün, hayal kurabilen, kritik ve analitik düşünebilen bir yapıda iken; diğeri fotoğraf çekmeye meraklı, tabiatta gördüğü varlıkları, hayvanları ve manzara fotoğrafları çekmek üzere kendini kodlamış, bundan büyük zevk alıyor, fotoğraf sanatçısı olmayı arzu ediyor. Bir diğeri; kendisini çocukların eğitimine harcayan bir gönül elçisi olmak istiyor. İçlerinden sadece bir tanesi; dersleri çok başarılı olmayan, mühendis olarak hayata atılmak istiyor.

Her üçü de isteklerine ulaşıyorlar; ama bayağı çamur çiğnedikten sonra. Gençlerden birisi ünlü bir fotoğraf sanatçısı oluyor. Bir diğeri bir tatil yöresinde kendisini çocukların eğitimine adıyor. Eğitim faaliyetlerinin içerisinde mutlu oluyor, hayat buluyor. Bir diğeri ise ders notlarının kötü olmasına rağmen bir şirkete mühendis olarak kabul ediliyor.

Üniversiteler genel anlamda özgün düşüncenin, bilimin merkezi olması gerekirken bizde, lisenin bir üst kuruluşu gibi görülüyor. Dört yıllık lise eğitiminden sonra sanki bir dört yıllık daha “yüksek lise” tahsili yapılıyor. Öğrencilerin kritik ve analitik düşünememelerinin önünde birçok engel var. İzlediğim filmde en önemli engel, “dekan” denen okul yetkilisiydi. Klasikleşmiş kalıpların dışına çıkamayan, ders kitabından başka kaynak kabul etmeyen, farklı yorum, düşünce ve açıklamalara tahammülü olmayan, yeniliğe kapalı bir insan portresi çiziyordu. Günümüzde bu insan modelinden eğitim dünyamızda maalesef bol miktarda bulunmakta.

Bence bireysel farklıklar ta ilkokuldan fark edilmeli. Kişinin bireysel yeteneklerini keşfetme görevi, onunla dört yıl eğitim yapan sınıf öğretmenlerinin üzerinde. Yetenekli öğrenciler zaten bir şekilde kendilerini göstermektedirler. Bunlarla özel olarak ilgilenilip onların yönlendirilmesi önem arz ediyor. Bu anlamda bilim ve sanat merkezlerini çok önemsiyorum. Fakat bugün bilim ve sanat merkezleri, sistemden ve mevzuattan kaynaklanan eksiklikten dolayı kendisinden beklenilenleri verememektedir. Sınavla öğrenci alan, bireysel farklılığı ile bu kuruma giden öğrencinin, bu merkezden başka bir yere gitmesine gerek olmamalıdır. Bu merkezlerde çocuğa kendi kabiliyetini geliştirebileceği alanlarda çalışmalar yaptırılması, öğrenci başarısı ve toplumsal gelecek açısından çok daha önemlidir. Yeter ki biz insandaki farklılığı keşfedip onu anlamaya çalışalım.

İnsanın geleceğe emin adımlarla hazırlanması için öncelikle üzerlerindeki aile baskısının kırılması ve çocukların bir hayatı olduğunun aileleri tarafından kabul edilmesi gerekir.

***

Koronavirüs günleri kapsamında çağrımızı yineliyoruz. Bu günleri fırsata çevirmeye, bir süre daha evde kalmaya devam ediyoruz.

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Kamil ÖCAL
Yener KAZAN
Şadiye ERYILMAZ
Müfit ASLAN
Ahmet ULUSOY
Dede BULUT
Hidayet DOĞAN
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  29 Haziran 2022 Çarşamba
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net