19 Ekim 2021 Salı
 
ANA SAYFA   KIRIKKALE WEB TV  
Haber Ara  
 
Ava Giderken Avlandılar
Ava Giderken Avlandılar
Yahşihan Belediyesi’nden Her Birime Özel Kışlık Kıyafet
Yahşihan Belediyesi’nden Her Birime Özel Kışlık Kıyafet
Kırıkkale Belediyesi Cenaze Nakil Filosunu Genişletti
Kırıkkale Belediyesi Cenaze Nakil Filosunu Genişletti
Kırıkkalespor Dolu Dizgin 2-0
Kırıkkalespor Dolu Dizgin 2-0
  YAZARLARIMIZ
ALMAMIZ GEREKENLER
26 Nisan 2020 Pazar Bu yazı 12608 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Dünyayı kasıp kavuran corona virüs olayı maalesef dünyada ve ülkemizde can almaya devam ediyor. Bu virüs olayı baz alınarak dünyada çeşitli paneller, açık oturumlar, toplantılar düzenleniyor. Hatta bunların yanında kiliselerde havralarda ve camilerde de vaazlar hutbeler verilemektedir.

Amerika da verilen bir hutbede ki düşünceleri toparladım ve bu virüsten bize düşenler nedir dedim. Bir musibet bize ne kattı dedim.

Her şeyden önce bizlere acizliğimizi öğretti.

Hiçbirimiz güçlü değiliz. Hiç bir insan insanüstü değildir. Hepimiz Allah(cc) ın kontrolü altındayız. Tüm insan ırkı bir çaresizlik içinde kalmıştır bu virüsün dünyaya yayılmasıyla. Amerika’sı Çin’i Arabistan’ı İran’ı hülasa tün dünya hepsi aciz.

Hangi devletten hangi ırktan olursa olsun korkulan şey küçüğün küçüğü. Korkulan şey öyle küçük ki bilim adamları canlı mı cansız mı diye tartışıyor. Bu virüs 20 ila 30 nanometre büyüklüğünde bir organizmaymış. Ona normal bir mikroskop ile bakamıyor göremiyoruz. Ancak özel bir mikroskop olan elektro mikroskop ile görülebiliyor. Bu mikroskop nesnenin ışığını değil elektronlarını gösteriyor.

Koskoca ülkeleri ve insanlığı dehşete düşüren evine hapseden şey işte bu küçük şeydir.

Bunun küçüklüğünü anlatmak için bir örnek verelim. Bir pirinç tanesini yüz bin defa büyüttüğünüzde beş veya altı futbol sahası büyüklük elde edilir. İşte bu virüsü sadece görebilmek için en az yüz bin defa büyütmek gerekiyor. İşte bu kadar küçük bir organizmadan korkuyoruz. Bu bize neyi gösteriyor. Bir yaratan var bir yoktan var eden var. Ne kadar teknolojik olursanız olun kendi kaderinize hükmedemiyorsunuz.

Başkaca bize bir ölüm var gerçeğini hatırlattı. Çoğu zaman ölümü unutuyoruz. Konforlu yaşam sürüyoruz. Maddi lezzetler için yaşamaya başlıyoruz. Sadece maddi şeylerden zevk alır hale geliyoruz. Etrafımıza kayıtsız kalıyoruz. Kimse ölümsüz değildir. Her nefis ölümü tadacaktır.

Ölümü düşünmemek bizim ölüm gerçeğinden kaçacağız anlamına gelmez. Ne zamanki ölümü etrafımızda hissediyoruz işte o zaman etrafımıza daha duyarlı oluyoruz. Daha iyi insan oluyoruz.  Katılaşmış kalplerimiz yumuşuyor.

Eğer dünyada mazlumların da olduğunu hatırlayacak kadar kalplerimiz katılaşmaktan vazgeçecekse bu musibet değil nasihattir denilemez mi? Dünya ebedi değildir. Hz Ebubekir (ra) “uyandığımız her gün bizi ahrete bir adım yaklaştırıyor” der. Ölüm bize iç çamaşırımızdan yakındır. Sadece ne zaman öleceğimizi bilmiyoruz o kadar. İşte bu gerçeği öğretti.

Aldığımız başka bir ders bazı insanlar, bazı insanlardan daha üstün değildir. Her insan eşittir. Bazı insanlar değerlerinden daha üstündür komplekslerini bir yana bırakmalıdır dersidir. Bazılarının benim halkım, benim ırkım, benim milletim, benim ailem diğer insanlardan üstündür anlayışını bir yana bırakmalıdır. Bu virüs siyah, beyaz, sarı yada kadın, erkek yada zengin, köle yada paşa er dilemeden bulaşıyor. Her insan aynı soydan geliyor ve Hz Adem de topraktan yapılmış bir faniydi olgusunu gösterdi. Bu virüs benim ailem, benim param, benim makamım, benim malım mülküm diyenlerin metalarının hepsini elinin tersiyle bir kenara attı.

Alacağımız dördüncü ders dünyadaki mal mülk ve zenginlik kesinlikle mutluluk ölçüsü değildir. Bu virüs musibetinin gelmesiyle “efendim bu virüs imanlıya da, inançlıya da, ateiste de vuruyor. Ayrım yapmıyor” denebilir.

Evet, doğrudur ama bazılarına göre ölüm bitiştir ama bazılarına başlangıçtır. Bazı kötü insanlara bu dünyada musibetin uğramaması o insanı Allah(cc)’ın sevdiği yâda inanan insanların başından belaların eksik olmaması o insanın Allah(cc) tarafından terk edildiği anlamına gelmez. Yüce Allah(cc) buyuruyor ki “ öyle bir fitneden sakını ki geldiği zaman sadece zalimlere isabet etmez. Bu virüs yeryüzüne eşit şekilde dağılıyor. Dindar, Dindar olmayan, fasık, inançlı inançsız dinlemiyor. Resulullah efendimiz (sav) “ Başımıza gelen bu hastalıklar bazı insanlar için azap bazı insanlar için rahmettir.” Buyurmuştur.

Evet başımıza gelen veya sahip olduklarımızın bize ne katacağı belli olmaz. Örneğin para bazılarına rahmet olur ama bazılarında kesinlikle azap getirmez mi? Demek ki dünyanın bize sunulması veya elimizden alınması bazılarına rahmet bazılarına azaptır.

Bir diğer ders ise olaylara pozitif gözle bakmazı sağladı. İslam dini olaylara pozitif gözle bakmayı emreder. Bu olay bize insanların ailesine, arkadaşına etrafına komşusuna nasıl ihtiyacı olduğunu gösterdi. Pek çok insan artık bencil bir hayat sürüyor. Yalnızlık yaşam biçimi olmuş ben, ben, ben olsusu almış başını gitmiş. 

Bu İslami bir tarz değildir. İnsanın insanı sevmeye ihtiyacı vardır. İnsanlar sosyal hayata ihtiyaç duyarlar. Modern hayatın bir eksiğidir insanların insanlarla ilgilenmediği bir sistem. Eğer insanlar bir araya gelip bir hukuk sistemi, bir birlikte yaşama yasası, bir yardımlaşma olgusu oluşturmazsa ilk fırsatta sistemleri çöker olgusunu öğretti bu virüs.

Fertlerin ailelerin komşuların akrabaların bir araya gelmesi ve bir birlerinden yaşama gücü alması gerektiğini gösterdi. İşlerimizi bir araya gelerek mi yoksa yalnız kalarak mı daha kolay hallederiz bir düşünün dedi bu virüs bize.

Altıncı bize verdiği ders bu virüs bize gösterdi ki bu tür olayları düzenleyen var. Bizim kaderimiz var ve bu kaderden kaçmak mümkün değil. Fakat bu kadercilik bizim tedbir almayacağımız anlamına gelmez.

Müslüman kişi olaylar karşısında tedbirini alır ve ardından da takdiri Yaradan’a bırakarak kaderine razı olur. Elini yıkadı, dışarı çıkmadı, maskesini taktı ne oldu da bu virüs buna bulaştı veya toplumda gezdi, tozdu, maske takmadı ama virüs ona uğramadı neden dendiğinde biz buna kader ile cevap veririz. Efendim kaderimiz de ne varsa o olur diye ahmakça yaşamak Müslüman’ın işi değildir.

Alacağımız son ders ise insanların dine yönelmesi ve diğer dinleri anlamasıdır. Dindar olmayanların bile dine yaklaşmasıdır. Bu virüs belası bizlere din ve inanç olgusunu getirdi. Kuranı kerimde on iki ayette insanların zor dönemlerinde Allah(cc)’a yöneldiğini yazar. O halde bu virüs ile insanlar Rablerine yöneldiler. İnsanların bu dönem bittikten sonra da yöneldikleri ve başka bir dini anlamaya çalışma arzularını bırakmamasını hatırlattı bizlere.

İnşallah tez zamanda başımızdan giderde bizde aldığımız dersleri çalışır bir daha gelebilecek salgınlara hazırlıklı oluruz.

Selam ve da ile…

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Şevket ÖZSOY
Yener Kazan
Kamil Öcal
MESUT ARLIER
Hakan Öztürk
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  19 Ekim 2021 Salı
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net