01 Haziran 2020 Pazartesi
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Hafriyat alanında çıkan yangın söndürüldü
Hafriyat alanında çıkan yangın söndürüldü
Karakeçili'de tır ile otomobil çarpıştı 1 yaralı
Karakeçili'de tır ile otomobil çarpıştı 1 yaralı
Şehitlerimizin Ruhları Şad Olsun
Şehitlerimizin Ruhları Şad Olsun
Kısıtlama Bitti, Trafik Yoğunlaştı
Kısıtlama Bitti, Trafik Yoğunlaştı
  YAZARLARIMIZ
Dünya Tarihinde SALGINLAR
18 Mayıs 2020 Pazartesi Bu yazı 2988 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Korona virüsünün hepimizi evlere kapattığı bu dönemlerde internet ve televizyon, insanların en çok vakit geçirdikleri alan oldu.

   Bu iki alanda da en çok rağbet gören konu ise, yine VİRÜS içerikli filmler ve internet tarayıcılar...

    Televizyonlarda belirli bir ücret karşılığı izlenen film platformlarında virüs içerikli filmler izlenirken, internet tarayıcılarında da yine "virüs" en çok aranan konu olarak başı çekiyor.

     Hâliyle içinde bulunduğumuz bu pandemi ortamı, insanları geçmişten günümüze kadar yaşanmış olan virüslere karşı merak uyandırdı.
Ben de dünya tarihinde damga vurmuş, binlerce ölümlere sebep olmuş salgınlardan, sadece en ciddi olanlarını ve çözümlerini sizler için araştırdım.

1) Antoninus (Galen) salgını

     MS 165-180 yılları arasında Roma İmparatorluğu'nda yaşanmış olan ve doğu seferlerinden dönen askerler tarafından getirilmiş salgın bir hastalık olan Antoninus vebası, günde 2 bin kişinin ölümüne neden olmuş, bilinen ilk büyük veba salgınlarından biridir.

    Araştırmacılar yaşanan hastalığın çiçek ya da kızamık olduğundan şüphelenmiş olsa da gerçek sebebi hala belirsizliğini koruyor.

2) Jüstinyen Vebası

     541 yılında İstanbul'da, o zamanki adıyla Konstantinopol'de İmparator Jüstinyen tahtta otururken Avrupa'da başlayan bir salgın, önce Mısır'a, oradan Filistin'e, Suriyeye ve oradan da Anadolu'ya ulaştı. Jüstinyen, (İstanbul)Konstantinapol'a tüm giriş çıkışları kapattıysa da salgın hastalık, askeri birliklerin şehre getirdiği malzemeler arasında yer alan fareler yoluyla girdi.

    Bir hafta içinde, veba şehirde hızla yayıldı ve ölümler başladı. Sarayın çevresi askeri birliklerce karantinaya alındı. Başlangıçta günde birkaç yüz olan ölü sayısı, kısa süre sonra binlere ulaştı. Mezar yerleri dolunca, ölüler denize atılmaya başlandı.

    Hastalık normal seyrini sürdürdü ve zamanla kendiliğinden yok oldu. Ancak o zamana kadar dönemin en kalabalık şehirlerinden olan Konstantinopol(İstanbul) nüfusunun yüzde 40'ını kaybetti. Salgın iş gücü ve asker sayısını kaybeden Bizans'ın zayıflamasına ve saldırılara açık hale gelmesine neden oldu ki, bu durum Avrupa tarihini kökten değiştiren gelişmelerin yaşanmasına vesile oldu.

3) Kara Veba

    1346 - 1353 yılları arasında meydana gelen "Kara Veba" salgınının 75 ila 200 milyon arasında insanı öldürdüğü düşünülüyor. Tam sayıları bilmek mümkün olmasa da özellikle Avrupa nüfusunun bu yıllarda yüzde 30 ila yüzde 60 oranda azaldığı belirtiliyor.

4) Amerikan yerlilerinin suçiçeği ile karşılaşması

    15. yüzyılda Avrupalılar yeni dünyayı keşfetti. Amerika kıtasındaki yerliler ile temas eden Avrupalı kaşifler beraberlerinde getirdikleri virüs ve bakterileri buradaki insanlara bulaştırdılar.

    Suçiçeği hali hazırda Avrupa'nın üçte birini öldürmüştü. Ancak bağışıklık sistemleri Avrupalılar gibi gelişmemiş olan ve ilaçları da yetersiz kalan Amerikan yerlilerinin hiçbir şansı yoktu. Milyonlarca insan öldü ve o dönem yerli nüfusun yüzde 90'ı yok oldu.

5) Cocoliztli salgınları

    16. Yüzyılda 'Yeni İspanya' adı verilen bugünkü adıyla Meksika olan bölgede görülen birkaç farklı hastalığın aynı dönemde oluşmasıyla yaşanmış salgın felaketi, 'cocoliztli salgınları' olarak anılıyor.

    Bugün yapılan incelemeler sonucunda balıklarda bulunan salmonella bakterisi kaynaklı olduğu düşünülen salgınların 1520 - 1576 yılları arasında toplamda 15 milyona yakın insanı öldürdüğü, Maya uygarlığı için sonun başlangıcı olduğu ve yıllar içerisinde günümüz Venezuela'sından Kanada'ya kadar yayıldığı sanılıyor.

6) Yedi farklı Kolera salgını

    Uygarlık tarihimizde yedi büyük kolera salgını yaşandı ancak bunlardan en ölümcül olanı üçüncüsü olan ve 1852 - 1860 tarihleri arasında meydana gelen salgındı. Koleranın başlıca sebebi içme sularının kirlenmesi ancak sebebin bu olduğu üçüncü salgına kadar anlaşılamadı.

    Uzun dönemler boyunca insan dışkıları ve atıkları aynı zamanda içme ve pişirme için kullanılan su kaynaklarına döküldü. Bunun büyük bir felaket haline geldiği yer ise o tarihlerde Hindistan oldu.

    Bugün bile dünyanın en kirli nehirlerinden biri olan Ganj nehri 2011'de yapılan bir çalışmaya göre 100 mililitresinde 1,1 milyar dışkı bakterisi barındırıyor. Bu oran içerisinde yıkanabileceğiniz en kötü suda olması kabul edilebilecek oranın 500 bin katı. Hindular bu nehirde yıkanmanın kutsal olduğuna inanıyor ve günlük işlerinde nehir suyundan azami şekilde istifade ediyorlar. Bu nedenle kolera bu bölgede sıklıkla karşılaşılan bir hastalık türü.

    Ne var ki, 19.yy'da yaşanan büyük salgın ile kolera tüm Hindistan'a oradan Afganistan'a ve Rusya'ya yayıldı. Resmi kayıtlara göre sadece Rusya'da bile 1 milyon insanın ölümüne neden olan salgın oradan Avrupa'ya ve Afrika'ya son olarak da Amerika'ya ulaştı.

    Kolera bulaşan her 5 kişiden 1'inde tehlikeli derecede ishal görülüyor. Hızla tedavi edilmezse bu kişilerden yarısı hayatını kaybediyor. Yedi kolera salgınında toplamda ölen insan sayısı tam olarak bilinmese de bunu milyonlarla ifade etmek mümkün.

    Üçüncü salgın ile doktorlar koleranın nedenini buldu ve o tarihten sonra içme suyunun arıtılması ve kaynatılması gerektiği bilgisi dünyada yaygınlaştı.

7) Üçüncü Veba salgını

    1855 - 1859 yılları arasında Çin'de başlayarak dünyaya yayılan ve sadece Çin'de ve Hindistan'da bile 12 milyon insanın ölümüne neden olan bu salgına Jüstinyen Vebası ve Avrupa'nın Kara Vebası ardından "'Üçüncü Veba"' denildi.

    Etkileri bir asır kadar süren salgın Amerika kıtasına uzak doğudan gelen farelerle taşındı. Daha önceki vebalardan farklı olarak ilerlemiş olan tıp bilimi bu hastalığın incelenmesine ve tedavi edici ilaçlar oluşturulmasına imkan sağladı. Bunların başında da antibiyotikler geldi.

8) Birinci Dünya Savaşı sırasındaki Tifüs salgını

    1914 - 1918 yılları arasında Tifüs bakterisini taşıyan bitlerin neden olduğu salgın savaşın beraberinde getirdiği bir olguydu. Avrupa ve Asya'da 25 milyon kişi hastalandı ve özellikle Sovyetler Birliği ülkelerinde 3 milyona yakın insan hayatını kaybetti. Batılı ülkeler salgına neyin neden olduğunu daha hızlı anladı ve bitlerden kurtulmak üzere önlemler alındı. Doğu ülkeleri ise daha geç önlem aldı ve bu nedenle dünyanın bu kısmında çok daha fazla sayıda insan hayatını kaybetti.

9) 1918 İspanyol Gribi salgını

    Birinci Dünya Savaşı'nı takip eden yıllarda 500 milyon insana bulaşan H1N1 virüsünün ölümcül bir alt türünün neden olduğu yüksek ateş ile dünya genelinde 50 ila 100 milyon arasında sağlıklı insanın ölümüne neden oldu. Bu sayı birinci ve ikinci dünya savaşlarında ölen insan sayısının toplamından kat kat daha fazladır.

    Tüm dünyayı etkisi altına alan ve 4milyondan fazla kişiyi etkileyen Koronavirüs'e benzemesi de akıllara İspanyol gribini getirdi.

    Salgın ilk olarak ABD’nin New Mexico eyaletinde ortaya çıkmıştı. 1. Dünya Savaşı’nın devam ettiği günlerde ABD’den Avrupa’ya savaşmaya giden askerler hastalığı da beraberlerinde taşımış böylelikle yerel bir vaka küresel krize dönmüştü.

    Salgının İspanya'da başlamamış olmasına rağmen İspanyol salgını olarak adlandırılmasının sebebi ise I. Dünya Savaşı'nda askeri sansür nedeniyle hiçbir ülke salgın hakkında haber yapamazken İspanyol basınının salgını gündeme getirmesiydi.

    Bu virüsü diğerlerinden ayıran şey saldırdığı bünyenin bağışıklık sistemi ne kadar güçlüyse ateşin de o kadar yüksek meydana gelmesiydi. Koronavirüs'ün aksine İspanyol gribinde ölenlerin çoğu 20, 30 ve 40'lı yaşlardaydı.

    İspanyol Gribi tarihteki en büyük felaketlerden biri olarak kayıtlara geçti.

10) 1957 Asya Gribi salgını

    Çin'de başlayan Influenza-A virüsünün ördeklerde mutasyona uğrayarak insana geçen bir hastalık olduğu düşünülüyor. 
"Asya Gribi" olarak adlandırılan hastalık, 4 milyona yakın insanın canına mal oldu. Aynı yıl bulunan bir aşı ile salgının önüne geçildi. Bir yıl içerisinde 40 milyon kişi aşılandı.

    Asya Gribi kitlesel aşılanmanın önemini ve etkisini gösteren en önemli örneklerden biri haline geldi.

11) HIV (AIDS) virüsü

    20. yüzyılın ortalarında maymunlardan insana geçtiği anlaşılan HIV virüsünün saptanabilen ilk örneği 1959'da Kongo'da görüldü. Ne var ki, teşhisi ve adı ancak 1980'lerde konuldu. Son 30 yılda 36 milyon insanın hayatına mal olan virüsü kesin tedavi edebilecek bir çözüm hala bulunmuyor. Sadece önlem almak ve hastalığa yakalandıktan sonra ömür boyu ilaç tedavisi kullanmak gerekiyor.

* * *

    Dünyada saptanmamış daha 300binden fazla virüs çeşidi var. Okyanuslarda, ormanlarda, buzullarda yaşayan...
Bir çeşit canlı vasıtasıyla yayılmayı beklemekteler belki de...
Yaşanılanlardan ders çıkararak bilinçli bir şekilde, sağlık denen zenginliğin değerini bilerek temizliği asla ihmâl etmemek gerekir.
"TEMİZLİK İMANDANDIR" sözü, boş yere söylenmemiş

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  YORUMLAR
FAZLI  -  26-05-2020 - 13:46
Kıymetli kardeşim bu salgını da insanlar yıllar sonra olmamış gibi yada tarihte basit bir olaymış gibi görecek. Bu yazılar inşallah tarihe vesika olur. Eline sağlık.
Murat  -  19-05-2020 - 00:46
Hakanım yazını bşr solukta okudum harika çıkarılacak sonuçlar ve bu sonuçlarla alınacak önlemler çok önemli temizlik en önemlisi ikincisi de tıppta teknolojide ilerlemek mevlam kalemine güç versin
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Başar Özdemir
Şevket ÖZSOY
Bahattin Akyön
Pınar Taşçı YIKILMAZ
Fazlı GÜVENTÜRK
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  27 Mayıs 2020 Çarşamba
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net