01 Haziran 2020 Pazartesi
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Hafriyat alanında çıkan yangın söndürüldü
Hafriyat alanında çıkan yangın söndürüldü
Karakeçili'de tır ile otomobil çarpıştı 1 yaralı
Karakeçili'de tır ile otomobil çarpıştı 1 yaralı
Şehitlerimizin Ruhları Şad Olsun
Şehitlerimizin Ruhları Şad Olsun
Kısıtlama Bitti, Trafik Yoğunlaştı
Kısıtlama Bitti, Trafik Yoğunlaştı
  YAZARLARIMIZ
“Hû hû”lara Karışan Ȃminler
20 Mayıs 2020 Çarşamba Bu yazı 3761 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

“Başı rahmet, ortası mağfiret ve sonu ise cehennemden kurtuluş” olan Ramazanın son günleri içerisindeyiz. Sayılı günlerin çok çabuk geçtiğini biliyoruz. Bu sene de Ramazanın sonuna geldik. Dünyanın ve ülkemizin içinde bulunduğu corona belası yüzünden buruk bir Ramazan yaşadık. Ama bu durumu fırsata çevirerek Ramazanın manevi ikliminden bol bol istifade etmeye çalıştık.

Bayrak şairi Arif Nihat Asya’nın “Seccaden kumlardı” diye başlayan Naat’ını bugüne kadar hiç okudunuz mu bilmiyorum. Çok etkileyici bir şiirdir. Naat; peygamberimize övgü amacıyla yazılan metinlerdir. Şiir, peygamberimize övgü amacı taşıyınca içinde geçen kavram ve kelimeler de Peygamberimizin hayatıyla yakından ilgilidir.

Naat’ın hemen başlarında Peygamberimizin sütannesi Hz. Halime’den bahsedilir. O zamanki Arap toplumunda sütanneliği geleneği vardır. Yeni doğan çocuklar emzirilmek üzere bir başkasına verilir ve buna da sütannesi denilirdi. Peygamberimiz de sütannesi olarak Hz. Halime’ye teslim edilir. Peygamberimiz, Hz. Halime ile birlikte iken, Süleyman Çelebi’nin Mevlid’ine de konu olan çok harikulade olaylar yaşar. Melekler tarafından peygamberimizin kalbi temizlenir. Bu duruma Hz. Halime’nin çocukları şahit olur. Durumu anne ve babasına anlatırlar. Hz. Halime’nin eşi de bir zarar gelmemesi düşüncesiyle Hz. Âmine’ye çocuğunu teslim ederler.

Peygamberimizin annesi Hz. Âmine bir gün oğluyla birlikte ölen eşini ziyaret etmek üzere Medine’ye gider. Burada akrabalarında bir ay kalır. Ziyaret sonrası dönerken yolda, Ebva denilen yerde vefat eder. Kabri de burada bulunmaktadır. Yıllar sonra Peygamberimiz annesinin mezarını ziyaret eder, gözyaşlarına mani olamaz. Şiirde “Ey Abva’da yatan ölü/Bahçende açtı dünyanın/En güzel gülü” denilerek bu olaya işaret edilir.

Peygamberimize daveti sırasında en büyük zulmü Taifliler yapmıştır. Peygamberimizi taşlamışlar, yaralanmasına sebep olmuşlardır. Ancak rahmet peygamberi onların bu davranışına karşı asla beddua etmemiştir. Taif ile beraber bir set de kutlu davetçiye Hayber Kalesi’nden gelmiştir. Burada yaşayan Yahudiler sürekli düşmanlık ve ihanet içerisinde olduklarından Müslümanlar için tehlike arz etmişlerdir. Uzun süren bir kuşatmayla burası da Müslümanların eline geçmiş, tehlike ortadan kalkmıştır.

Peygamberimize en çok zulmedenlerden biri de Ebu Leheb’dir. O da Naat’ta yerini alır. Peygamberimizin amcası da olan Ebu Leheb, hanımıyla beraber çeşitli işkenceler yapmaktan kaçınmamıştır. Kendisi ve hanımı hakkında ayet inmiştir. Bugün beş vakit namazlarda okuduğumuz “Tebbet Suresi” bundan bahseder: “Ebu Leheb’in eli kurusun.” der. Nitekim Ebu Lehep başındaki bir yara yüzünden ölür. Ebu Lehep’le beraber cehaletin örnek sembol ismi Ebu Cehil de müşriklerin önde gelenidir. Zulüm bakımından o da Ebu Lehep’ten geri kalmaz. Bedir savaşında öldürülür. Arif Nihat Asya her ne kadar gerçek Ebu Cehil ölse de onun torunları olan cehaletin temsilcilerinin kıtalar dolaştığını vurgular.

Şiirde Peygamberimizi öldürmeye kalkışan müşriklere gönderme de vardır. Bunlardan ilkinde Peygamberimiz, kendisine suikast düzenleneceğini haber alınca Hz. Ali’yi kendi yatağına yatırır. Kuşatma halindeki evden çıkarken yerden aldığı toprakları müşriklerin üzerlerine serper. Müşriklerin gözü görmez olur. Bu husus Yasin Suresinde ayetle (8-9) sabittir. Bir diğeri de Mekke’den Medine’ye hicret ederken Hz. Ebu Bekir’le sığındıkları Sevr Mağarasına baskına gelen müşriklerin karşılaştıkları manzaradır. Mağaranın girişine örümcek ağ örmüş, kuş yuva yapmıştır. Bunu gören müşrikler mağaranın içerisine girmezler ama o anda endişeye kapılan Ebu Bekir’i Peygamberimiz “Hüzünlenme, Allah bizimle beraberdir.” diyerek rahatlatmış, önceki olayda olduğu gibi bu olay da Tevbe Suresinin ayetiyle (40) desteklemiştir.

Medine’ye hicret edilince Mekkeli müşriklerle gerçekleşen iki savaş vardır. Bunlardan ilki Bedir, diğeri ise Uhud Savaşıdır. Bedir Savaşında Müslümanlar galip gelirler. Burada da Allah’ın, İslam ordularına görünmeyen askerlerle (melekler) yardımı gerçekleşir. Ȃl-i İmran Suresinin ayetlerinde (13) bu durumdan bahsedilir. Uhud Savaşı’nda ise Müslümanlar pek çok şehit verirler. Zahiri olarak müşrikler galip gibi gözükseler de bu savaşın da galibi yine Müslümanlardır. Peygamberimizin ifadesiyle Müslümanların şehitleri Cennet’e; müşriklerin ölüleri ise cehenneme gitmişlerdir.

Daha pek çok olaya atıfta bulunulan Arif Nihat Asya’nın “Naat”ını, eğer bugüne kadar okumamışsanız, ısrarla okumanızı tavsiye ederim.

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  YORUMLAR
Hakan ÖZTÜRK   -  21-05-2020 - 13:50
Hocam elinize, emeklerinize, kaleminize sağlık. Arif Nihat Asya\'nın \"NAAT\" defalarca okudum, dinledim. Ama sizin güzel yorumunuzdan sonra yine okumadan geçemiyor insan. Şimdi okurken daha bir etkileyici oluyor. Allah razı olsun.
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Başar Özdemir
Şevket ÖZSOY
Bahattin Akyön
Pınar Taşçı YIKILMAZ
Fazlı GÜVENTÜRK
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  27 Mayıs 2020 Çarşamba
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net