02 Haziran 2020 Salı
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
KAVGADA 2 POLİS YARALANDI
KAVGADA 2 POLİS YARALANDI
Esnafa MHP'den Katkı
Esnafa MHP'den Katkı
Saygılı Açılışı Yapılan Esnafları  Ziyaret Etti
Saygılı Açılışı Yapılan Esnafları Ziyaret Etti
Kısıtlama Bitti, Trafik Yoğunlaştı
Kısıtlama Bitti, Trafik Yoğunlaştı
  YAZARLARIMIZ
HADİ BUYUR BAKALIM
20 Mayıs 2020 Çarşamba Bu yazı 3194 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

İnsan içindeyken ne bazı şeylerin kıymetini biliyor, ne bu kıymeti olanı iyi değerlendirebiliyor, nede o şeylere şükretmesini biliyor.

            Bunların başında sağlık geliyor. Ardından pek çok şeyi sıralamak mümkün ama en öncesi sağlık. Sağlıklı olmayan insanın parası olsa ne olur makamı olsa ne olur yâda her türlü özgürlüğü olsa ne olur?

            Dünyayı kasıp kavuran korona virüsü hadisesinde pek çok şeyin kıymetini anladık ama gördük ki sağlık olmadan ne sevdiklerimize sarılabiliyoruz, ne dostumuzla iki kelam edebiliyoruz nede yaptığımız şeylerden olması gerektiği gibi zevk alabiliyoruz.

            Aslında sağlıklı iken sağlığımızın farkında değiliz. Onun bize yüce Rabbimiz tarafından bahşedilmiş ne denli bir nimet olduğunun idrakinde değiliz.

            Burada şükürsüzlük konusuna azıcık girecek olursak karşımıza farkında olmadan yine sağlık konusu ilk sıraya geliyor.

Biliyorum ki şükürsüzlük bir hastalıktır.  Öyle bir hastalık ki tıpkı koronavirüs gibi hasta olduğumuzun farkına varmıyoruz.

            Düşünün, kazanmışsınız, kazanan bir ebeveyninsiniz veya ebeveyniniz sizin için kazanmış. Şimdilerde virüs olayından dolayı mecburen yapamadığınız bir etkinlik olan dışarıda yemek yeme veya Pazar kahvaltısına gideceksiniz.

            Şıkır şıkır giyindiniz, pahalı kıyafetlerinize uygun saat, küpe, yüzük, hatta anahtarlık ve kıyafet rengine uygun bileklik de takıştırdınız, lüks evinizden çıkıp, klimalı aracınıza bindiniz ve pek çok insanın duraklarda otobüs beklediği yollardan geçip mekana vardınız.

            Karşıladılar buyur ettiler. Bir süre etrafınızda olup bitenleri kimin nasıl lokmaları tıkıştırdığını izlediniz ve yemeğinizi ansiklopedi kalınlığında olan listeden seçme telaşı başladı.

            Çorbalardan, ordövr tabağından, ara sıcaklardan, ana yemek çeşitlerine, tatlılardan, içeceklere bin bir çeşit içinden okuduğunuz liste sizin hayatınızda okuduğunuz kitaplardan daha çok vaktinizi aldı.

            Ama o da ne?

            Adeta dedektif gibi araştırma yaptınız ve portakal soslu pekin ördeğinin sosu yeşil olanının soyaya batırılmış olanının olmadığını gördünüz.

            Haydaaa oldu mu şimdi? Aldı sizi bir huzursuzluk. Beraberinizde gelenlerin de aynı tarzda araştırması neticesinde tıpkı sizin ördeğinizin eksiği gibi eksikleri olduğunu gördünüz. Hatta açık büfe kısmında da sucuklu tamam, peynirli tamam, kaşarlı tamam, kıymalı, kuşbaşılı, karışık tamam ama pastırmalı pidenin kenarının fazla piştiğini de tespit ettiniz.

            Buyur işte yemek zehir oldu. Şimdi ne yiyeceksiniz. Nasıl karnınızı doyuracaksınız. Nasıl o ucube yerde kalabilirsiniz ki? Garsonu değil, şefi değil, müdürü de değil. Çağırıp mekân sahibini teessüf ettikten sonra hışımla kalkıp şehrin öbür ucundaki başka mekâna gitmek üzere lüks aracınıza bindiniz ve hışımla söylenerek bastınız gaza.

            Yol kenarındaki çöp konteynırı içine eğilmiş bir kuru ekmek arayan kadın ve yanındaki bebelerini gören evladınız size bunların ne yaptığını neden çöpe kafalarını soktuğunu sorduğunda homurdanarak aç kalktığınız mekâna saydırırken gayri ihtiyarı kafanızı çevirdiniz ve ve ve…

            Aradan ne kadar zaman geçti bilmiyorsunuz ama yavaş yavaş gözlerinizi açtığınızda tavan beyaz, duvar beyaz, mobilyalar farklı bir yerdesiniz. Sizin lüks eşyalarınız yok. Yine mali statünüze uyguna yakın kaliteli bir mekân ama bir gariplik var. Etrafınıza baktıkça boynunuzda, belinizde, ayaklarınızda bir hissizlik var. Sadece kolunuzdaki acı elinizi oynattığınızda sizi rahatsız etti.

            “N’oldu bana” demeye çalıştığınızda beyaz önlüklüler başınıza toplandı. Belli ki kıdemli biri olan bir adım daha yaklaştı ve size “geçmiş olsun kaza yaptınız ve 17 gündür yoğun bakımdasınız” dediğinde ilk şoku atlatıp ısrarla sorduğunuz için zorunluluktan size olup biteni anlattı.

            “Hızla refüjlere vurup takla atan araçtaki yakınlarınızdan maalesef sadece siz kurtuldunuz. Sizde 17 gündür sadece serumla beslendiniz ve uzun bir süre belki hiçbir zaman katı yiyecekler yiyemeyeceksiniz. Belinizde ki hasarın sizinle beraber hayatınızın geri kanlında olacağını ve artık tekerlekli sandalye ile yaşayacağınızı söylemek zorundayım”   dedilerrrrr.

            Hadi bakalım buyur!

            Devamını size bırakıyım.

            Ama düşüncemi bir kez daha tekrar edip çok fazla vaktinizi almadan bir sonraki yazımıza kadar sizi Rabbime emanet edeyim.

Evet,

“ Sağlık nimet ve şükürsüzlük hastalıktır” Allah(cc) beterinden saklasın.

            Selam ve dua ile…

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  YORUMLAR
Muzaffer ERGENÇ  -  25-05-2020 - 10:37
Elhamdülillah demek için ne güzel bir imkan.. gülebilmek sarılabilmek ağlayabilmek uyuyabilmek bakabilmek duyabilmek yahu kısaca sevebilmek ve ardından Elhamdulillah diyebilmek ne güzel bir imkan. Eline sağlık sayın Güventürk.
Yavuz POLATLI  -  21-05-2020 - 10:25
Esas şükür verilen nimetleri yerli yerince kullanmaktır. Ama ne beyni ne bedeni ne ruhu yerli yerince kullanmayan ne çok insan var.!!!!!
Ayşegül  -  20-05-2020 - 17:02
Yani diyorsunuz ki \"Ayakkabısı olmayan, ayağı olmayana baksın\"
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Nesrin Bulat
Adil YILDIRIM
Erol Serkan Kılıç
Başar Özdemir
Şevket ÖZSOY
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  02 Haziran 2020 Salı
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net