04 Temmuz 2020 Cumartesi
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Şehit Aileleri ve Gaziler Abone Açım Ücreti Alınmayacak
Şehit Aileleri ve Gaziler Abone Açım Ücreti Alınmayacak
Sistemler Değerlendirildi
Sistemler Değerlendirildi
Saran'ın Gönlü Zengin
Saran'ın Gönlü Zengin
3 Temmuz Şehitleri Unutulmadı
3 Temmuz Şehitleri Unutulmadı
  YAZARLARIMIZ
Okumam Lazım
25 Mayıs 2020 Pazartesi Bu yazı 9114 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Genç adamın üniversitede okurken dersler dışında kitap okumakla pek alakası yoktu. Nedense okumak ona hep zor gelmişti. Okul değildi ona zor gelen…

Kitap okumayı sevmiyordu.

Oktay öğretmen ise tam bir kitap kurduydu. Bu yüzden öğrencilerinin de bol bol kitap okumasını ister ve onları okumaya teşvik ederdi.

Genç adama ise ders dışı ekstra okumak gereksiz gelirdi.

Bu yüzden kitap okumayı sevemedi.

Oktay öğretmen; derslerden birinde tüm öğrencilerine şöyle dedi: “Bir sonraki ders için herkes birer kitap edinsin, okunan kitapların bir kritiğini yaparak okunup okunmadığını kontrol edeceğim.” Okumaktan nefret eden genç adamının yine morali bozulmuştu.

Nereden çıkmıştı şimdi bu kitap kritiği; ama Oktay öğretmen kararlıydı. “O kitaplar okunacaktı.”

Eğer okuyup anlatılmazsa derslerden geçmek de zorlaşacaktı.

Bu durum genç adamı iyice gerdi.

Öğrenci yurdunda kalan genç adam erken saatte kalkıp okula gitmek için hazırlık yaparken sınıf arkadaşı Halil kendisini arayıp kitap alması gerektiğini hatırlatmıştı.

Genç adam, kitap konusunda sorumsuz olduğu için yine kitabı almamıştı. Çok erken saat olduğu için herhangi açık bir kitapçı bulamayacağından bir an önce kafasınıçalıştırıp olayı çözümleme yoluna gitmeliydi.

Kaldığı yurttan herhangi bir kitap bulup derse götürmek gelmişti aklına.

Umursamazca önüne gelen ilk kitabı kitaplıktan alıp okula gitmişti bile…

Ders saati geldiğinde Oktay öğretmen tek tek kitapları inceledi. Genç adama sıra geldiğinde duraksar gibi oldu ve ders sonunda genç adamın yanına gelmesini istedi.

Genç adamın kafasında “Acaba hoca beni neden çağırdı” düşüncesi o an işlenen derse odaklanmasını engellemişti. Neyse ki ders yaklaşık yarım saat sonra bitti.

Genç adam, Oktay öğretmenin yanına gittiğinde Oktay öğretmenin samimi karşılaması onu hem sevindirmişti hem de şaşırtmıştı.

Yurttan getirdiği kitabın ona uygun olmayıp kafasını karıştırabileceği ile ilgili nasihatleri onu etkilemiş gibi görünse de kitap okuma düşüncesi onu içten içe rahatsız etmekteydi.

Ama artık bir kitap seçip okuma zamanıydı. Oktay öğretmenin odasından önüne çıkan ilk kitabı almıştı genç adam.

Sevmediği bir şeyi seçmek gibi bir isteği yoktu zaten.

 Teşekkür edip veda etme faslından sonra hayatında hiç okumamış genç adamın kafasında kitap okuma duygusu hala aşılmaz büyük bir duvar gibi duruyordu.

Okuma süresi bitip ders günü gelip çatmıştı artık.

O kadar okuma savaşına rağmen genç adam yine de aldığı kitabı okumamıştı. Herkes sırayla tahtaya çıkıp okuduğu kitabı özetlerken genç adam ön ve arka kapağına baktığı kitaptan bir şeyler çıkarmaya çalışmıştı.

Sıra ona gelince anlatmaya çalıştı; ama kitabı okumadığı o kadar çok belliydi ki bu durum Oktay öğretmenin gözünden kaçmamıştı. Öğretmen, kitaptan sorular sormuş, genç adam bilemeyince de çok kızmıştı. Genç adam çok mahcup olmuştu ama iş işten geçmişti.


****************

Yıllar geçmiş genç adam bir şekilde kitaplarla iyi bir dost olmuştu.  Okudukça okuyor, zamanında okumadığı her kitap için çok üzülüyordu. Hatta gazetelerde kitaplar konusunda yorumlar yapmaya bile başlamış, insanları kitaplara yönlendirmeye çalışıyordu.

Kitaplar konusunda kendini geliştirmek için günden güne uğraş verirken, Oktay öğretmenine yaptığı yanlış davranış, kafasının bir kenarında hep durmaktaydı. Oktay öğretmen belki bu olayı çoktan unutmuştu; ama genç adam bu mahcubiyeti hiç unutamıyordu.

Genç adam tam on beş sene sonra bir gün Oktay öğretmene ulaşmıştı. Çok sevdiği, hala mahcubiyet duyduğu öğretmeni, Profesör olmuştu. Oktay öğretmenine kitaplarla tanışmasından bahsetti.

Oktay öğretmen bu haber için ayrıca sevinip duygulanmıştı. Kitaplarla dostluğunu anlatıp zamanında kıymetini bilmediği için öğretmeninden af diledi. Oktay öğretmen genç adamın kitaplarla olan dostluğuna çok sevindi.


*****************

Yıllar önce o dönemlerde bölüm başkanımız Oktay Emir ile yaşadığım bir anımı, hikâye tadında sizlerle paylaşmak istedim. Her zamanın kıymetini bilerek yaşayalım.

Zamanı boşa geçirmektense okumayı deneyerek hayatı dolu dolu geçirmeye çalışalım. 

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  YORUMLAR
FAZLI  -  26-05-2020 - 13:28
\"Bütün iyi kitapları okumak, geçmiş anıların o mükemmel kişileri ile konuşmaya benzer.\" Okumayı sevenlere selam olsun hocam.
Yeşim  -  25-05-2020 - 14:25
Müthiş
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Pınar Taşçı YIKILMAZ
Başar Özdemir
Nusret Kılıç
Kırlangıçoğlu Oktay
Bekir Eroğlu
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  01 Temmuz 2020 Çarşamba
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net