27 Eylül 2020 Pazar
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Besicilik zor duruma
Besicilik zor duruma
Tekin, Temizlik Aracıyla Cadde Ve Sokakları Temizledi
Tekin, Temizlik Aracıyla Cadde Ve Sokakları Temizledi
Muhasebecilerden Örnek Davranış
Muhasebecilerden Örnek Davranış
Şimşekler Sultanbeyli'ye Bileniyor
Şimşekler Sultanbeyli'ye Bileniyor
  YAZARLARIMIZ
FATİH VE FETİH OLAYI
02 Haziran 2020 Salı Bu yazı 7750 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

ULU HÜNKÂRIMIZIN YANINDA… GÜNLERDEN CUMA !..

            Biz yine de Bizans’ı kendi halinde bırakıp, Ulu Hünkârımızın yanına tez elden ulaşalım… 160 bin kişilik, o “Güzel asker”,  o “Güzel komutan”ından “hücum” için emir bekliyor. Sabırsızlık had safhada, heyecan ise dorukta !..

            6 Nisan 1453… (1.Gün): Günlerden mübarek Cuma… Sabahın ilk saatleri… Daha önceleri genç Sultan, Türk Töresi gereğince, İmparator Konstantin’e Vezir Mahmut Paşa’yı elçi göndererek, şehri savaş yapmadan teslimini istedi. İmparatorun bu isteği kabul etmemesi üzerine, şafakla beraber top ateşi başladı… Bu sırada okçularda kalenin üstüne ok yağdırıyorlardı.

            7 Nisan Cumartesi… (2.Gün): Türk topçu ateşi ilk günkünden daha şiddetli bir şekilde devam ediyor, kulelere taş gülleler yağdırıyor…

            8 Nisan Pazar… (3.Gün): Bizanslılar, Türk topçusunun surlarda açmış oldukları gedikleri tamir ediyorlar…

            9 Nisan Pazartesi… (4.Gün): Haliç’te bulunan Hristiyan gemilerinden 9 tanesi, Haliç’e yapılacak hücum için mevzi aldı…

            10 Nisan Salı… (5.Gün): Top ve ok atışı yoğun bir şekilde devam ediyor. Öyle zaman oluyor ki, gökyüzü oklardan kara bir bulutla kaplanıyor…

            11 Nisan Çarşamba… (6.Gün): Nihayet bugüne kadar bekletilen büyük toplarda faaliyete geçirildi. Öğleden sonra kuşatmanın son gününe kadar devam edecek olan müthiş ve sürekli top atışı başladı…

            12 Nisan Perşembe… (7.Gün): Türk donanması Baltaoğlu Süleyman Bey’in komutasında bu günkü Dolmabahçe önünde demirledi. Surlar üzerine top atışına devam edildi.

            KONSTANTİNİYYE TELAŞ İÇİNDE !..

            13 Nisan Cuma… (8.Gün): Bayraklarla donatılmış olan Türk gemileri, Üsküdar kıyılarını takiben, Kız Kulesi önünden geçerek, Kabataş civarında demirledi. Konstantiniyye, telaş içinde…

            14 Nisan Cumartesi… (9.Gün): Büyük toplar günde sadece 7 atış yapabiliyor. Ancak surlarda büyük gedikler açılıyor. Bizanslılar, büyük bir gayretle surları tamire çalışıyor…

            15-16 Nisan Pazar, Pazartesi… (10 ve 11.Gün): Top atışları devam ediyor. Yıkılan surlar tamir ediliyor.

            17 Nisan Salı… (12.Gün): Baltaoğlu Süleyman, komutasındaki 30 kadırga ile Kınalı, Büyükada, Heybeliada ve Burgaz’ı zapt etti.

            18 Nisan Çarşamba… (13.Gün): Bugünün gecesi, Türk askerleri Topkapı istikametinden surlara hücum ettiler. Surlarda kanlı çarpışmalar oldu. Bu şiddetli çarpışmalarda 400 Türk askeri şehit düştü.

            19 Nisan Perşembe… (14.Gün): Türk gemileri, daha önceleri Bizans tarafından Haliç’e gerilen zinciri kırıp, limanı zapt etmek için hücuma geçti. Fakat zincir kırılamayarak, geri çekilmek zorunda kalındı…

            HAVAN TOPU BİR GÜNDE DÖKÜLDÜ !..

            20 Nisan Cuma… (15.Gün): Havan topu bir gün içinde döküldü. Sabahleyin daha ikinci atışta, zincir arkasındaki gemilerden biri sulara gömüldü. Yine aynı gün, Akdeniz’den üç Ceneviz ile Bizans gemisinden meydana gelen, yiyecek ve mühimmat yüklü Bizans filosu ile Türk donanması arasında en kanlı deniz savaşı oldu. Ancak şiddetli bir lodos, düşman gemilerinin işine yaradı. Bizans gemilerinin Türk gemileri arasından sıyrılarak geçmesine kızan Sultan Mehmet, atını denize sürerek, Baltaoğlu Süleyman Bey’e hiddetle emirler verdi.

            Bizans gemileri, üç saatlik bir mücadeleden sonra Haliç’e girdi. Sultan, Baltaoğlu’nu donanma komutanlığından alarak, yerine Hamza Paşa’yı getirdi.

            21 Nisan Cumartesi… (16.Gün): Kara hücumları devam etti. Topkapı tarafından bir burç yıkıldı…

            DAĞLARA TIRMANAN GEMİLER !..

            22 Nisan Pazar… (17.Gün): Sabah ortalık aydınlanır aydınlanmaz, şehri savunan Bizanslılar, Haliç’te Türk gemilerini görünce derin bir hayrete düştüler. Önce girişteki zincirin kırıldığını zannetmişlerdi. Fakat zincirin yerinde durduğunu görünce, şaşkınlıkları daha da arttı. Hâlbuki cumartesi gecesi Sultan Mehmet, gemilerini Galata sırtlarından karadan yürüterek, Kasımpaşa koyuna indirmeye muvaffak olmuştu. Fatih’in Vak’anüvisü Kritovulos, hadiseyi şöyle anlatıyor: “Bu iki denizin arasındaki mesafe takriben 1512 m olup, bunun yarısı yokuş ve Haliç içinde olan kısmı iniştir. Bu yol amelenin çokluğundan pek az zamanda yapıldı…

            Padişah emri ile gemiler, yolun üzerine sevk edildiler. Askerler, coşkun bir hevesle iplere ve makaralara yapıştılar ve gemileri yürütmeye başladılar. Gemilerin mürettebatı denizde olduğu gibi, tamamen içlerinde idi ve direk, yelken, sair teçhizatı da yerli yerinde idi.

            Gemiler yol üstünde kızaklarla çekilirken, tayfalar reislerinin kumandasıyla yelkenleri açarlar ve kürekçiler denizdeymiş gibi, küreklere asılırlardı. Reisler, güvertede koşuşurlar, bağırarak ve ıslık çalarak, kürekçileri gayrete getirirlerdi. Gemileri tıpkı derya yüzünde gidiyormuş gibi ilerliyordu. Açılan yelkenler rüzgârla şişmişti. İşte bu surette yokuştan tepeye tırmandılar ve oradan limana indiler…”

            23 Nisan Pazartesi… (18.Gün): Haliç’ten sıkıştırılan Bizans İmparatoru, İstanbul dışındaki bütün toprakları, Türklere teslime ve ağır bir vergi vermeyi kabul ettiğini bildirdi. Fakat İstanbul’u teslim etmemekte ısrar etti. Haliç’e inen 70 Türk gemisinin yardımı ile Kumbarhane ile Defterdar arasında yan yana beş kişi geçebilecek genişlikte bir köprü kuruldu…

            24, 25, 26, 27, 28 Nisan… (19…23.Günler): Kara ve Haliç surlarına top atışları bu günlerde devam etti.

            29, 30 Nisan Pazar, Pazartesi… (24., 25. Günler): Surlara yapılan top atışı bütün gün devam etti. Bizanslılar, yıkılan surları tamir ettiler.

            1,2 Mayıs Salı, Çarşamba… (26., 27.Günler): Sürekli gece baskınlar yapılıyor. Şehirde kıtlık başladı.

            3 Mayıs Perşembe… (28.Gün): Türkler, Ayvansaray civarındaki Haliç surlarını dövmek üzere toplarını sallar üzerine yerleştirdiler.

            4 Mayıs Cuma… (29.Gün): Top atışları devam etti. Sultan, at üzerinde cepheleri dolaştı.

            OSMANLIYI “CİHAN DEVLETİ” YAPAN !..

            5 Mayıs Cumartesi… (30.Gün): Beyoğlu sırtlarındaki topların ateşi sırasında, ipek kumaş yüklü bir Galata gemisi kaza ile batırılınca, Sultan Mehmet, gemi içindeki malın bedelini ödedi… Bu adaletli davranışı sayesinde Galatalıları tamamen kendine bağladı.

            6 Mayıs Pazar… (31.Gün): Topkapı surlarına 30 bin kişilik bir kuvvetle hücum edildi.

            7, 8, 9, 10 ve 11 Mayıs… (32…36. Günler): Beş gün boyunca surlar, top atışlarıyla dövüldü. Bizanslılar, açılan gedikleri toprak, yün dolu çuvallar arasına doldurulmuş ağaç kafesler ile kapatmaya gayret ettiler.

            12 Mayıs Cumartesi… (37.Gün): Top ateşi bütün gün devam etti. Cumartesi'yi pazara bağlayan gece, 50 bin kişilik bir ordu ile Eğrikapı ile Tekfur Sarayı arasındaki surlara büyük bir hücum yapıldı.

            13, 14, 15 Mayıs… (38., 39., ve 40. Günler): Top atışları devam ediyor. Bizans’ın o eski gücünden artık eser yok.

            16 Mayıs Çarşamba… (41.Gün): Lağım (tünel) savaşı başlatıldı. Sultan, donanmayı Haliç’teki zincirin önüne getirtti… Bizanslıların dikkatini buraya çektikten sonra, öte taraftan, daha evvel maden ocaklarında çalışmış erler vasıtasıyla, şehre yer altı lağımları açtırıyor… Ancak Bizanslılar, bunu öğrenip tünelleri havaya uçurdular.

            17 Mayıs Perşembe… (42.Gün): Bir önceki gün Bizanslılar tarafından havaya uçurulan tünellerin yerine yeni tüneller kazılmaya başlandı…

            18 Mayıs Cuma… (43.Gün): Sabahın alacakaranlığında Bizanslılar, dehşet içinde kaldılar. Gece sessizce yapılan sur yüksekliğindeki tekerlekle yürütülen ahşap kule, surlara doğru yaklaştırıldı. Kuleler yanmaması için, üç dört kat manda derisi ile kaplanmıştı. Ancak Bizanslılar, kuleleri sonraları “Rum ateşi” ile yaktılar.

            19, 20, 21, 22 Mayıs… (44., 45., 46. Ve 47. Günler): Sürekli top atışı ve tünel açma denemeleri yapılıyor. İki büyük tünelde de kanlı savaşlar oldu. Her iki taraftaki tünelciler adeta birbirini diş ve tırnakları ile boğazladılar…

            23 Mayıs Çarşamba… (48.Gün): Sultan ll.Mehmet, Konstantin’e “teslim ol” çağrısı yaptı. Konstantin, teklifi reddetti.

            İMPARATOR BAYILDI !..

24 Mayıs Perşembe… (49.Gün): Ayasofya’da İmparator’un başkanlığında savaş meclisi toplandı… Türk ordusunun artık son ve kesin saldırıya geçeceği belli olmuştu. Savaş meclisinde, “şehir kurtulamayacak, bari İmparator kurtulsun” teklifi yapıldıysa da İmparator, “hayır” diye bağırdı ve bayıldı…

            25 Mayıs Cuma… (50.Gün): Son hücum emrini bekleyen Türk ordusu, büyük bir sevinç içinde… Ordugâhta davullu, zurnalı şenlikler yapılıyor…

            26 Mayıs Cumartesi… (51.Gün): Bizans, artık büyük bir ümitsizlik içinde… ll.Mehmet, pazar günü oruç tutulacağını orduya bildirdi.

            KUTLU GÜNE DOĞRU !..

            27 Mayıs Pazar… (52.gün): Ordugâhta büyük ateşler yakıldı. Herkes yaklaşan günün sevinci içinde… Asker birbiriyle helâlleşiyor…

            28 Mayıs Pazartesi… (53.Gün): Türk ordusu, istirahate çekilerek, gerekli hazırlıklarını tamamladı… Genel hücum hazırlığı, Bizans tarafından da duyulmuştu. Ayasofya’da büyük bir dini ayin yapılarak, dua edildi. Sultan ll.Mehmet, büyük nutkunu bugün yaptı. Sultanın konuşmasından sonra, ordugâhta son hazırlıklar başladı. Ordu imamları, askerlerin maneviyatını yükseltecek konuşmalar yapıyor, hafızlar Kur’an okuyor, tekbir getiriyorlar… Geceleyin bir mum donanması tertip edildi. Bizanslılar, korku içinde bunları seyrettiler…

            GÜNEŞ, KONSTANTİNİYYE’NİN DEĞİL, İSTANBUL’UN ÜZERİNE DOĞUYOR !..

            Ve… Mayıs’ın 29’u… Günlerden Salı… Kuşatmanın 54.Günü: Gece sabaha karşı, saat bir ile iki arası, İstanbul surlarına doğru son hücum başladı… 50 bin Türk askeri, “Allah Allah” sesleriyle yalın kılıç, Sultan Mehmet’in daha önce tespit ettiği, Eğrikapı, Topkapı ve Edirnekapı yönlerine doğru atıldılar. Nihayet, Ulubatlı Hasan, Topkapı civarında 30 arkadaşıyla surlara çıkmayı başardı… Burçlara Osmanlı bayrağını dikti… Kendisi ve birçok arkadaşı orada şehit oldu…

            Sabahın ilk ışıkları ile beraber, İstanbul surları üzerinde Osmanlı bayrakları dalgalanmaya ve gedikleri aşan Türkler, şehre girmeye başladı. 29 Mayıs Salı günü, güneş Konstantiniyye’nin değil, “İSTANBUL”un üzerine doğuyordu…

            “NE GÜZEL KUMANDAN !.. NE GÜZEL ASKER !..”

            Böylece “Feth-i Mubin” gerçekleşmiş, ordu komutanı ve O’nun askeri, Kâinatın Efendisi yüce Peygamberimizin övgüsüne mazhar olmuştu: “İstanbul, elbet bir gün fetholunacaktır. Onu fetheden kumandan, ne güzel kumandan; onu fetheden asker, ne güzel asker !..”

            FETHİN YANKILARI…

            Türk-İslâm Dünyası’nda, İstanbul’un fethi; o güne kadar görülmemiş bir sevinçle karşılandı. Günlerce süren büyük şenlikler yapıldı. Genç Osmanlı padişahı, FATİH SULTAN MEHMET, bütün Türk-İslâm Dünyası’nın en ünlü ve güçlü hükümdarı olarak kabul edildi.

            İstanbul’un fethi, Osmanlıların itibarını son derece yükseltti. Osmanlılar, bundan önce “Devlet” iken, bundan sonra büyük bir hızla “Cihan Devleti”; başka bir ifade ile “İmparatorluk” haline yükselmiş oldular…

            İstanbul, fetihten sonra devlet merkezi, yani Osmanlı’nın Başkenti oldu… Osmanlı Padişahı Sultan ll.Mehmet, “FATİH” unvanını alarak, Türk-İslâm Dünyası’nın en şöhretli hükümdarı oldu.

            İstanbul’un fethi ile Osmanlıların Asya ve Avrupa’daki toprakları birleştirilmiş oldu. Boğazların kontrolü de bu şekilde tamamıyla Türklerin eline geçti.

            BİZANS TARİHE KARIŞTI…

            Bin yıldan fazla (1123 yıl) hüküm süren Bizans Devleti, Türklerin İstanbul’u fethi ile tarihe karışmış oldu. Bu olay, bütün dünyaca Ortaçağ’ın sonu, Yeniçağ’ın başlangıcı olarak kabul edildi. Kutsal bir merkez olarak kabul ettikleri Ayasofya’nın Türklerin eline geçmesi, Hristiyan Dünyasında büyük bir felaket olarak karşılandı. Papa, bütün Avrupa hükümdarlarına çağrıda bulunarak, yeni bir Haçlı seferi başlatmak istedi. Fakat buna muvaffak olamadı.

            SONUÇ:

            Fatih, Osmanlı Padişahları içerisinde hem en büyük asker hem en büyük devlet ve siyaset adamı, hem de en büyük âlim olanıdır.

            20’den fazla devlet ile 2 imparatorluğu tarih sahnesinden ve siyasi coğrafyadan silmiştir. Osmanlı donanmasının gerçek kurucusu Fatih’tir. Öldüğünde Türk donanmasında, 250 savaş ve 500 nakliye gemisi vardı.

            Ekonomi ve bayındırlığa da birinci derecede önem vermiştir. 30 yıllık saltanatı boyunca, 57 medrese, 29 bedesten ve ticaret hanı, 59 hamam, 308 cami yapılmıştır.

            Fatih, Osmanlı padişahlarının en bilgin olanıydı. İstanbul Üniversitesi’nin kurucusu Fatih’tir. Zamanının en değerli hocalarından ders almıştır. Bunlar arasında, Molla Gurânî, Akşemseddin, Vezir Sinan Paşa, Vezir Ahmet Paşa, Molla Hayreddin, Molla Zeyrek, Molla İbn-i Temcid ve Molla Hüsrev ilk akla gelenler…

            Edebiyata ve güzel sanatlara ilgisi de fevkalade idi. “Avni” takma adıyla şiirler yazdı. Yazdığı bu şiirler, bir divanda toplanarak, sonraları defalarca baskısı yapıldı. Ana dili Türkçeden başka, Arapça, Farsça, Latince, Yunanca, İtalyanca, Sırpça, İbranice ve Ermenice dillerini biliyordu. Matematik, Coğrafya, Tarih ve Astronomi bilgisi yüksekti.

            Tarihte ilk defa yivli havan toplarının plânı, hesap ve projesi de yine Fatih tarafından yapılmış ve İstanbul kuşatmasında kullanılmıştır.

            Fatih’in kendi ismi ile anılan “Kanunnâmesi”, Osmanlı hukukunu, devlet teşkilatının esasını teşkil etmesi bakımından önemlidir.

                                                                       ****

            Fatih, 3 Mayıs 1481 yılında, genç denecek bir yaşta, 49 yaşında iken vefaat etti… (Zehirlenerek öldürüldü !..)  Bin yıllık Bizans’ı tarihe katan, çağ kapayıp, yeni bir çağ açan; Kâinatın Efendisi’nin övgüsüne mazhar olan o yüce “FATİH”in ve O’nun askerlerinin ruhuna sonsuz “FATİHA”lar !..

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Nursan Gül Annaç
Nesrin Bulat
Başar Özdemir
Kırlangıçoğlu Oktay
Bekir Eroğlu
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  27 Eylül 2020 Pazar
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net