04 Temmuz 2020 Cumartesi
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Şehit Aileleri ve Gaziler Abone Açım Ücreti Alınmayacak
Şehit Aileleri ve Gaziler Abone Açım Ücreti Alınmayacak
Sistemler Değerlendirildi
Sistemler Değerlendirildi
Saran'ın Gönlü Zengin
Saran'ın Gönlü Zengin
3 Temmuz Şehitleri Unutulmadı
3 Temmuz Şehitleri Unutulmadı
  YAZARLARIMIZ
Tarihin Penceresinden
03 Haziran 2020 Çarşamba Bu yazı 5457 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Tarihin Penceresinden “Bakınca”; tarihçi yazar Ahmet Erdal hocamızın tarihsel anekdotlar içeren bir kitabı. Hacim olarak belki diğer kitaplarından biraz küçük; ama nitelik bakımından onlardan aşağı kalır bir yanı olmadığını söyleyebilirim. Tarihsel olaylar ile günümüz bağlantısını kuran Erdal, geçmişle günümüz arasında güzel ve sağlam bir köprü kurmayı başarıyor. Bir bakalım, neleri gördüm o pencereden bakınca;

Kendi yakınlarına çıkar sağlamayan ve adaletten zerre kadar ayrılmayan; oğlu, devletin merasında semizlenen devesini sattığında elde ettiği karı devletin hazinesine irad kaydeden; vali de olsa halkına zulmettiğinde, İslami kuralların dışına çıktığında, ona hesap soran; devletin imkânlarını şahsi çıkarları için kullanmayan ve kullandırtmayan Halife Hz. Ömer’i gördüm.

Gayr-i Müslim halkından aldığı cizyeyi, savaş esnasında savunmasını yapamadığı için gayr-i Müslim halka tekrar dağıtan Ebu Ubeyde’yi gördüm.

Osmanlı İmparatorluğunun kurucusu Osman Bey’in ölümünden sonra oğulları Alâeddin ve Orhan Bey’in fedakârlığını ve devlet adamlılığını; Fatih, kendisini ziyaret ettiğinde ilmin ve bilginin izzetini korumak için ayağa kalkmayan Akşemsettin’i; hocaya ve âlime saygıdan dolay ayağa kalkan Fatih’i gördüm.

Adalet mekanizmasını çalıştıran; kişilere, makam ve mevkilerine, akrabalık derecesine bakmadan adaletle hükmeden Gazneli Mahmud’u; gelir dağıtımını hakça yapan, halka zulmetmeyen; halktan “kanunlar harici vergi toplayıp askerime haram lokma yedirmem” diyen II. Mahmud’u gördüm.

Sadelikten ve tevazudan ayrılmayan; ordunun savaş ihtiyaçlarını karşılamakta güçlük çeken; ancak ihtiyaçları karşılamak için meşru olmayan hiç bir yolu mubah görmeyen; Zembilli Cemalettin Efendi’nin yaptığı haksız bir uygulamayı yüzüne karşı söylediğinde kızmayıp adaleti tesis eden Osmanlı padişahı Yavuz Sultan Selim’i gördüm.

Hokkabaz keçesini giymeyerek istifa mührünü Sultan Abdülaziz’in önüne koyan Sadrazam Ali Paşa’yı; Deli Padişah namıyla bilinen Sultan İbrahim’in sadaret makamındaki Semin Mehmet Paşa’ya ancak akıllı bir insanın verebileceği cevabı gördüm.

II. Abdülhamit’in huzuruna elçi olarak girip at cambazı olarak çıkan Fransız sefirini gördüm. Devlet adamı Abdülhamit’i tahtan indiren Selanikli Yahudi Emanuel Karasu’yu ve Abdülhamit’in kontrol altında tuttuğu, tahttan indirilince Hicaz Emiri yapılan hain Şerif Hüseyin’i gördüm.

Adı deli valiye çıkan Ahmet Vefik Paşa’ya deli dostu şair Nüzhet’in Bursa sokaklarını gezerken karşılaştıkları bir olay karşısında verdiği cevabı; hak ve adaleti sağlamak üzere pabucu koltuğunun altına alıp baskılara boyun eğmeyen ve adaletle hükmeden Şeyhü’l İslam Ahmet Muhtar Efendi’yi gördüm.

Ruslara esir düşen ve sonradan serbest bırakılan Şeyh Şamil’in İstanbul’a geldiğinde Sultan Abdülmecid’e verdiği o tarihi cevabı gördüm.

İstanbul’un 1919’da Fransızlar tarafından işgal edildiğinde “Kara Bir Gün” diye kaleme aldığı yazıdan dolayı gazeteci Süleyman Nazif’i Fransızlara teslim etmeyen polis Müdürü Mehmet Ali Bey’in cesaretini gördüm.

Mustafa Kemal’in yakın silah arkadaşı Kazım Karabekir Paşa’nın bir iftiraya kurban giderek idamla yargılanışını ve domates satarak hayatını idame ettirmesini; Erzurum’a gelerek Kazım Karabekir Paşa ile görüşen Amerikalı bir generale Paşanın verdiği tarihi cevabı gördüm.

Hatay’ı Suriye’ye vermeyi düşünen Fransızlara Atatürk’ün köşkte Fransız elçisine verdiği tarihi cevabı; kendisine övgü için şiir yazan genci buldurup “Kemal Paşa’yı değil; ulu Türk milletini öv” diyen Atatürk’ü; 1934 yılında ülkede yaşanılan şiddetli kar kıştan dolayı ulaşımı teftiş etmeye çıkan Kırşehir’de karşılaştığı manzaradan sonra Yozgat’a geçen Mustafa Kemal Atatürk’ün orada karşılaştığı manzara karşısında yanındakilere söylediği sözü gördüm.

1943 yılında Adapazarı’nda meydana gelen depremde en fazla tahribata uğrayan köye giden İsmet Paşa’nın köylülere birkaç defa sorduğu “nasılsınız” sorusuna köyün çobanının verdiği cevabı gördüm.

Türk müzeciliğinin kurucusu merhum Hamdi Bey’in tembelliğimizi gösteren o meşhur cevabını; vatandaşa mahkemeden kazandığı parayı ödemediği için mal müdürlüğüne haciz uygulayan cesur hâkimi gördüm.

Tarihin Penceresinden Bakınca; daha pek çok şey gördüm; fakat gördüklerimin bir kısmını da merak edip kitabı okuyun diye söylemedim. 

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Pınar Taşçı YIKILMAZ
Başar Özdemir
Nusret Kılıç
Kırlangıçoğlu Oktay
Bekir Eroğlu
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  01 Temmuz 2020 Çarşamba
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net