04 Temmuz 2020 Cumartesi
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Şehit Aileleri ve Gaziler Abone Açım Ücreti Alınmayacak
Şehit Aileleri ve Gaziler Abone Açım Ücreti Alınmayacak
Sistemler Değerlendirildi
Sistemler Değerlendirildi
Saran'ın Gönlü Zengin
Saran'ın Gönlü Zengin
3 Temmuz Şehitleri Unutulmadı
3 Temmuz Şehitleri Unutulmadı
  YAZARLARIMIZ
HÜRMET
14 Haziran 2020 Pazar Bu yazı 2167 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Arapça bir kelime olup, şeref, haysiyet, riayet, itibar, ikram, i’zaz ve bir şeyin şer’an haram olması, haramlığı şeklinde açıklanmakta Kâmûs-ı Türkî’de. Haram şeklinde anlamlandırılmasına Türklerde, Türk kültüründe çok da rastlanmaz; onun dışındaki açıklamaları bütünüyle toplumumuzda kabul görmüş ve hâlen de kullanılmaktadır. Hürmet kelimesi bazı bölgelerimizde “hörmet” şeklinde de söylenmektedir.

Yaşlılara hürmet, küçüklere merhamet etmeyen toplumdan hayır gelmez sözü, yaşı büyük, ilerlemiş ve tecrübe sahibi kimselere değer verilmesini, sahip çıkılmasını öğütler. Bununla birlikte hürmet elbette sadece yaşlılara gösterilmez, Kur’ân-ı Kerîm’e, Hicaz Bölgesine, Mekke-i Mükerreme-Medine-i Münevvere ve Kuds-i Şerif’e, Harem-i Şerif’e, Beytullah’a, Mescid-i Nebevî ve Ravza-i Mutahhara’ya, Peygamberlerin kendilerine ve isimlerine, onların yaptıkları ve söylediklerine, mukaddes mekânlara, oralardan gelen her türlü yiyecek-içecek-eşya ve malzemeye, Peygamber Efendimizin(sav) zürriyetinden gelenlere, O’nun akrabasına ve sohbet arkadaşlarına, yine hırkasına ve sakalına, devlet erkânına, mevki ve makama, o makama sahip olanlara, türbe ve mezarlara/mezarlıklara, cenazelere, ilim sahibi olanlara, keramet ehline, anne-baba ve diğer akrabaya, eşlerin birbirlerine, hoca ve öğretmenlere, ustalara, nimete ve özellikle ekmeğe, üzerinde Kur’ân-ı Kerîm’den Âyetler bulunabilir düşüncesiyle bir zamanlar kağıda hürmet gösterilmiştir. Söze hürmetse başka bir şeydir. Bunların büyük çoğunluğuna hâlen hürmet edilmekte ve gösterilmektedir.

Hürmet göstermenin de usulü ve şekli vardır. Bu bedenen de olabilir ifade ile de, hatta hem bedenen hem de söz birlikte olarak hürmet edilip gösterilebilir. Mesela Kur’ân-ı Kerîm’in ele alındığında veya bırakılacağı zaman “Bismillah” denilip üç kez öpülüp alna götürülmesi ya da göbekten yukarıda veya başüstünde taşınması bir hürmet işaretidir. Ekmek kırıntılarının tek tek toplanıp yenmesi, yere düşen ekmeğin yine kaldırılıp üflenmesi ve üç kez öpüldükten sonra “Bismillah” veya “şifa olsun” denilerek yenmesi hürmet göstergesidir. Bayat ekmeklerin çeşitli şekillerde değerlendirilmesi ekmeğe ve nimete olan hürmettendir. Yiyecek ve içeceklerin ayakta, yürürken yenilip içilmesi hürmetsizliktir; oturarak yemek içmek lazımdır. Yaşıların sağ el üst kısmının öpülüp alna götürülmesi de hürmet kabul edilir. Kıbleye karşı yatmamak, ayak uzatmamak, sırt dönmemek hürmettir. Türbelere girerken selam vererek ve eğilerek girmek, çıkarken de arka arka yürüyüp eğilerek çıkmak hürmet olarak addedilir. Hatta bu sebeple türbe ve medreselerdeki odaların kapılarının alçak yapılması hürmete bağlanır. Makama girerken eğilerek ve erkekler için varsa başa takılan malzemeyi çıkarak girmek hürmete işaret eder. Camilere girer ve çıkarken hürmetli olunmalı ve içeride yüksek sesle konuşulmamalıdır mesela. Anne babalara yüksek sesle mukabelede bulunulmamalı, onları incitecek davranışlardan uzak durulmalıdır. Büyüklerin yanında edeb üzere oturmalı ya da durmalı, onlara saygıda kusur edilmemelidir. Büyüklerin yanında ayak uzatarak yatmak, ayak ayak üstüne atarak oturmak ve sigara içmek hürmetsizlik ve saygısızlık olarak değerlendirilir. Zorunlu olarak yatılacaksa bile ayaklar karna doğru çekilerek yatılmalıdır. Büyüklerin bir istekleri olduğunda doğrudan yapmam ya da yapamam denmemeli, konu ilm-i siyasetle çözülmelidir. Büyüklerin sözünü kesmek, dinlememek, onlarla dalga geçmek saygısızlık ve edepsizlik olarak değerlendirilir toplumumuzda.

Hacc’dan getirilen tespih, seccade, kumaş, koku, hurma, zemzem ve Kâbe örtüsünden parça her dâim hürmet görmüştür toplumumuzda. Kur’ân-ı Kerîm’de isimleri geçtiğinden hurma, incir, zeytin, nar, üzüm, kiraz ve muz gibi meyveler değerlidir, ancak nedense ilk dördü daha bir üstün tutulur toplumumuzda. Meyve vermeyeceği bilindiği halde çoğu kimsenin evinde bir saksı içinde hurma fidanını çoğumuz görmüşüzdür. Evlerimiz söz konusu olduğunda örümcek ve ağları çok da hoş karşılanan bir hayvan ve durum değildir mesela, hem kadınlar ağlarından şikayetçidir ve kadınları kirli pasaklı gösterdiğini düşünürler hem de çocuklar zehirli olabileceğini düşündüklerinden korkarlar. Fakat benim nezdimde Peygamber Efendimizi(sav) ördüğü ağlarla müşriklerin takibinden kurtardığı için hürmetlidir. Bazen hanım ve çocuklar korkar ve beni çağırırlar, ben de bir peçete ile ayaklarına/kollarına zarar vermeden tutar ve balkona bırakırım onu.

Sevdiği birisinin memleketinden olan veya oradan gelen birisi hürmet görürdü, bazısı getirilen selama ve söze aynen şahıs karşısındaymış gibi hürmet gösterirdi. Dostundan ve sevdiği birisinden gelmiş ya da kalmış bir malzeme işe yaramasa da, yer işgal etse de hürmet görürdü onu elinde bulunduran tarafından. Gelinlik kızlara anneanelerinden kalan malzemeler, erkek torunlaraysa dedelerinin kullandıkları malzemeler hürmet gösterilerek emanet edilirdi. Topkapı Saray’ındaki Emanât-ı Mukaddese’ye ecdadımızın ve ziyaret eden milletimizin hürmeti kayda değer. Bollaşmadan önce kağıt da hürmet gören bir malzemeydi, maalesef şimdi tuvaletlere kadar düştü. Ecdaddan kalan malzemeye gösterilen hürmet daha bir başkaydı. Sanki onlar kutsal malzemelermiş gibi özenle saklanır, çıkarılır, ele alınır ve tekrar yerine konulur ve kaldırılırdı. Dokuyan, yapan-yazan-işleyen ustası dikkate alınarak halı, kilim, seccade, güfte, beste, resim, bina, kitap gibi şeylere hürmet edilirdi. Mektuplara hürmetle başlanır, büyüklerinden ellerinden küçüklerin gözlerinden öpülür ve havadise geçilirdi. Eskiden radyoda ve daha sonra da televizyonda bir program başlayacağı zaman herkes hürmetle ve sessizce hazırlık yapardı. Hatta bunun örneklerini eski sinemalarda görmek de mümkündü. Büyük birisinin bir mekâna gelmesi esnasında ya da konuşmaya başlaması sırasında hürmet gösterilirdi. Sözün değeri olduğuna inanılır, söz ayağa düşürülmezdi. Sözün az ve öz olması makbuldü. O sebeple bu yazımı Erzincanlı bir arkadaşım olan Kenan Ziya Taş’tan duyduğum şu sözlerle tamamlıyorum:

“Sözün azı özü
Çobana verme kızı
Ya koyun güttürür ya kuzu.”

Kıymetiniz ve Hürmetiniz dâim olsun, selametle kalın Kıymetli ve Hürmetli Dostlar,

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  YORUMLAR
Oktay KIRLANGIÇ  -  16-06-2020 - 15:24
Sayın Hocam Kıymetli Hemşehrim; Kalemine ve yüreğine sağlık olsun, varolasın. Gerçekten de günümüzde her geçen zaman içerisinde unutulan yada unutulmaya yüz tutan bu kıymetli hasletlerimizi, Erzincanlı dostun deyimiyle çok güzel özetlemişsiniz. ALLAH razı olsun sizden.
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Pınar Taşçı YIKILMAZ
Başar Özdemir
Nusret Kılıç
Kırlangıçoğlu Oktay
Bekir Eroğlu
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  01 Temmuz 2020 Çarşamba
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net