04 Temmuz 2020 Cumartesi
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Şehit Aileleri ve Gaziler Abone Açım Ücreti Alınmayacak
Şehit Aileleri ve Gaziler Abone Açım Ücreti Alınmayacak
Sistemler Değerlendirildi
Sistemler Değerlendirildi
Saran'ın Gönlü Zengin
Saran'ın Gönlü Zengin
3 Temmuz Şehitleri Unutulmadı
3 Temmuz Şehitleri Unutulmadı
  YAZARLARIMIZ
BENİM BABAM
22 Haziran 2020 Pazartesi Bu yazı 3706 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Kimileri pek kabul etmese bile kutlanıyor işte bir türlü babalar günü. Kimi bir hediye, kimi bir mesaj, kimi arama, kimi elini öpme ile kutluyor babalar gününü. Benim bir kızım bir oğlum varken hayatımıza Rabbim damat değil bir oğul daha ve gelin değil bir kız daha bahşetti. Dört evladımın ikisi bizzat ziyaret ederken ikisinin mesajları ulaştı. Dördünden de Allah(cc) razı olsun. Bende cevap verme istdim dört evladımın hepsine birden.

Nasıl cevap verilir bilemedim. Benim gibi çenesi çok kendince yazar çizer okumaya aşık ve kendince her söze lafı olan bir insan bile sessiz kaldıysa çıkardığı ses laf değil de hıçkırık oluyorsa siz etkili yazmış etkili konuşmuşsunuz demektir.

Evlatlarım yazdıklarınızı defaten okudum, söylediklerinizi bir daha düşündüm.

Tek tek yüreğime kazıdım. Söze en sondan başlamak lazımsa bana “baba” demeniz bana şeref verir. Gurur verir. Onur verir. Bana baba demeniz bana maddi bir kazancı olduğundan değil “baba “ demeniz bana haz verdiğindendir. Sağolun hep de hep baba deyin. Her cümlenin ardından değil her kelimenin ardından deyin baba diye babacığım diye.

Evlatlarım ben küçücükken köyde yaşardık. Eskiden televizyon bilgisayar olmayınca masallar anlatılırdı. Masallarda hayaletler  gulyabaniler üç harfliler vardı. Köyde herkesin bir odası yoktu elbette. Babamız annemiz ile aynı odada yatardık. Onlar yerde döşekte yatardı bende şimdinin kanepesi o zamanın sedirinde yatardım.

Gece uyandığımda dolap gulyabani olurdu, masa başka bir hayalet, perde oynardı, cam açılırdı. Tavandaki mertekler başka başka şekil alırdı. Yorganı üzerime çekemem bile değiştirmezdi bunları.

Korkardım ve aşağı düşerdim sedirden. Yâda düşermiş gibi yapardım. Ama uyanmazdım sözde. Babam beni hemen alır yanına yatırır sarılır öperdi. Oysa babam çok sert bir insandı. Kolay kolay şaka yapmaz, çok konuşmaz, etkili sözler ve bakışlar ile kısa ve öz meramını anlatırdı. Belki o hayaletlerden babama sığınıp, sokulduğumdan olsa gerek sonraları görevim gereği hangi dağda mevize sabahlasam ve karşımdaki her çalı, her kaya, her tümsek bir terörist olsa ve üzerime geliyormuş gibi korkardım.  Elimde silahım olsa bile, belimde kasaturam olsa bile, göğsümde el bombam olsa bile ben babama sığınma ihtiyacını hep duydum. Belki de tüfeğime sarılırken ”baba eli” hissettim onu.

Evlatlarım ilk okul üçüncü sınıfta babamdan annemden bir yıllığına ayrılım. İşe girdi babam ve biz bir yıl köyde okumak için ablamların yanında yaşadık. Her hafta sonu görüşüyor olmama rağmen, ablamların yanında çok rahat olmama, rahmetli eniştemin üzerime titremesine rağmen sol yanım hep boş kaldı.

18 yaşına geldiğimde kazanmış olduğum askeri okula gitmek üzere evden ayrılırken benime gurur duymuştu ve bana çaktırmamıştı ama biliyordum benim gördüğüm ilk göz yaşarını akıtmıştı. Avlu kapısına kadar beni uğurlamıştı çilekeş anamla birlikte o sert adam.

Sert adamdı çünkü 6 yaşında iken ölmüş babası. Bir anne, kendinden iki yaş büyük bir abla, iki yaş küçük bir kardeş ve iki tanede ölen amcasının kızları kalmış yanında. Daha sabana, düvene gücü yetmezken koca bir ailenin sorumluluğunu almış köylük yerde. Sert olması acımasız görünmesi o koruma duygusunun 6 yaşında başına gelmesindendi. Sonraları torunlarına ve özellikle son çocuk olan bana o kadar sert değildi ama eskiden de kalma bir otorite hep vardı.

Karate hocalığı yaptığımda, maçlara çıktığımda, Askeri elbise ile kapıya geldiğimde, hele ilk görev yerimde birliğe götürdüğümde nasıl gururlanmıştı.

27 yaşındaydım. Babam 63 yaşında. Hani Allah resulünün sevgiliye en sevgiliye kavuştuğu yaşta. Bir haziran sonuydu. Bir cumartesi günü. Memleketin öbür ucundaydı görev yerim. Eskiden cep telefonu da yoktu ki detayları öğreneyim. Memleketten arayan dayım “ağabeyin kaza yaptı bir şey yok ama sende gelmen lazım buraya” dediğinde bir şeyler kopmuştu içimden.  Hele zor güç ulaştığım halaoğlum sadece “dayım dayım dayım” deyip telefon kesildiğinde anladım ki o kopuş kaybediş oldu. Nasıl geldim, nasıl otobüs buldum, nasıl bilet aldım, o yol nasıl geçti bilmem, hatırlamam.

Geldiğimde öğrendim. Ağabeyim kaza yapmış, babam sevk ettikleri Ankara’ya giderken ambülânsta vefat etmiş. Annem komada, ağabeyim komada, yengem komada, yenlerim hastanede. Tam anlamıyla ortalık toz duman.

Ertesi gün oldu zaten ben gelene kadar.

Babamı hastanede yıkanırken gürdüm. O “baba elini” orda son kez tuttum. Alnında ki kızarıklık oluşmuş. Acaba üzülünce sinirlenince yüzümde çıkan kızarıklık oradan mı kaldı bilmem ama oradan öptüm babamı son kez.

Ha zaman her şeyin ilacıdır. Yengemde 9 gün sonra vefat etti. Annem ağabeyim yeğenlerim hepsi iyileşti. Çok değerli bir yenge ile evlendi abim ve o kazadan kalan beş çocuğu büyüttü. Kimi mühendis, kimi öğretmen, kimi polis kimi müdür oldu.

Anam da bekledi 5 sene ve babamın vefat yaşı 63 e gelince oda ayrıldı aramızdan.

Babam, benim babamda buydu evladım. Hep üzerimde gözü oldu. Bazen ev taksitin veremedim takviye yaptı, bazen evime geldiğinde erzak yaptı, bazen torunlarını aldı bakkala boynunda götürdü.

Babam da tıpkı benim sizi sevdiğim gibi beni seviyordu. Tıpkı tüm babaların evlatlarını sevdiği gibi seviyordu.

İnşallah bizim sizden memnun olduğumuz gibi sizinde evlatlarınız olur ve sizde onlardan gurur duyasınız. İnşallah evlatlarınız da sizin bize saygınız gibi saygılı muhabbetiniz gibi muhabbetli olur.

L L L

Selam ve dua ile…

 

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  YORUMLAR
Ümmühan çekirdek  -  22-06-2020 - 22:59
Fazlı fazlı şekerimi yükselttin fazlı...
Evlatların adına;  -  22-06-2020 - 19:09
4 evladin ve torunlarin olarak; senin gibi bir babaya/ataya sahip olmamiz, bu hayattaki en buyuk sansimizdir.icimizi simsicak tutan, arkamizda dag gibi varligini hissettigimiz,guven ve huzur duygularini bize hissettiren Babamız;iyiki senin kollarinin altindayiz.Rabbimize sonsuz kere hamd ediyoruz.
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Pınar Taşçı YIKILMAZ
Başar Özdemir
Nusret Kılıç
Kırlangıçoğlu Oktay
Bekir Eroğlu
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  01 Temmuz 2020 Çarşamba
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net