04 Temmuz 2020 Cumartesi
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Şehit Aileleri ve Gaziler Abone Açım Ücreti Alınmayacak
Şehit Aileleri ve Gaziler Abone Açım Ücreti Alınmayacak
Sistemler Değerlendirildi
Sistemler Değerlendirildi
Saran'ın Gönlü Zengin
Saran'ın Gönlü Zengin
3 Temmuz Şehitleri Unutulmadı
3 Temmuz Şehitleri Unutulmadı
  YAZARLARIMIZ
Asra Bedel Bir Gün
24 Haziran 2020 Çarşamba Bu yazı 4241 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Kırgızlı büyük edebiyatçı Cengiz Aytmatov’un “Gün Olur Asra Bedel” romanı okuduğumda bir günün bu kadar, bir asır kadar uzun olduğunu anlamış oldum. Aytmatov, eserine bu ismi vermekle bir günün nasıl asra bedel olabileceğini bize gösterir. Kitabı önce oğlum Yusuf Eren okudu. Nasıl gidiyor diye sorduğumda “kitabın sonuna geldim, Kazangap’ı hala gömemediler.” dedi.

Eserin arka kapağında 176 dile çevrildiği yazıyordu. Dünya edebiyat tarihinde bir eserin bu kadar dile çevrildiği nadir görülen durumlardandır. Bu da yazarın eserlerinin kıymetini ve çok okunurluluğunu ortaya koyuyor.

1928 doğumlu olan Aytmatov’un ilk eseri 1952 yılında bir gazetede yayımlanan “Gazeteci Cyuda” hikâyesidir. Daha sonra diğer eserleri birbirini takip eder. Cemile’si Fransızcaya tercüme edilince asıl ününü o zaman yakalar.

Gün olur Asra bedel; Sarı-Özek bölgesinde yaşayan Boranlı istasyonunda işçi olarak çalışan Yedigey’in hikâyesidir. Eserde, Boranlı istasyonuna ilk geldiğinde tanıştığı ve otuz yıl beraber çalıştığı Kazangap’ın vefatıyla gelişen olaylar zinciri anlatılır.

Bir tilkinin Boranlı istasyonu yakınlarında görülmesiyle başlar roman. Yedigey, elindeki taşı tilkiye fırlatmak ister; fakat eski inançlardan kalma, ölen kişinin ruhunun bir havyanda şekil bulması düşüncesi, Kazangap’ın ruhunun bu tilkide şekil bulacağını aklına getirdiği için tilkiyi öldürmekten vazgeçtirir.

Yedigey, Boranlı tren istasyonunda eşi Ukubala ve iki çocuğu ile adeta sürgün hayatı yaşar. Fırsatını bulur bulmaz bu yerden ayrılmayı düşünen Yedigey, Kazangap ile tanıştıktan sonra burada ömrünü tüketir. Buraya alışır, başka hiçbir yere kımıldayamaz.

Vefatıyla ona karşı sorumlukları ve dini vecibeleri olduğunu düşünür. Kazangap’ın vasiyetini yerine getirmek için onu Boranlı’dan çok uzak bir yer olan Nayman Ananın da mezarını olduğu Ana-Beyit denilen yere defnetmek ister.

Bu arada kişilik tahlilleri de gözden kaçmaz. Kazangap’ın yatılı okulda okutarak iş sahibi yaptığı oğlu Sabitcan ve kızı Ayzade’nin eşi sarhoş damadın davranışları cenaze töreni öncesi dikkat çeker. Bütün komşular ve yakın akrabalar toplanır. Yedigey, Kazangap’ın vasiyeti üzerine Ana-Beyit mezarlığına gömülmesi gerektiğini söyler. Oğlu Sabitcan bu düşünceye karşı çıkar. O biran önce bu ritüellerin tamamlanarak kaçarcasına buradan ayrılmak ister. Cenazeye eşi ve çocukları da gelmemiştir.

Roman bir kaç temel üzerine oturtulur. Yedigey’in Kazangap ile hatıraları; Nayman Ana hikâyesiyle ilk kez hayatımıza sokulan mankurt örneği; karıkoca öğretmen olan Abutalip ve Zarife’nin hayatı ve hayata bakışları ve bunların dışında topraklarında kurulan uzay üssü ile topraklarında kendilerini yabancı hissetmeleri; özgürlüklerinin ellerinden alınmaları şeklinde özetleyebiliriz.

Özgür bir dünyanın mücadelesini veren Kazangap, sürgün edilmek üzerine Yedigey’in yaptığı şakaya şiddetle kızar, Özgürlüğün, insan onurunun ve ruhunun kırılmasının şakası olmadığını belirtir. Eserde Nayman Ana birlikte mankurt işkencesini görürüz. Oğlu, karşılıklı mücadele içinde oldukları Juan-Juanların eline düşen Nayman Ana, oğlunu bulmak üzere aramaya koyulur. Oğlunun bir mankurt olduğunu görür ve onu kurtarma girişiminde bulunur. Mankurtlaşan evlat, kabile üyelerinin telkiniyle kendi öz annesini öldürmekten çekinmez.

Romanda uzun bölümler halinde uzay araştırmalarından bahsedilir. Amerika ve Rusya her ne kadar dünya üzerinde birbirinin düşmanı, muhalifi, ayrı dünyalar gibi gözükse de bunun hiç de öyle olmadığı romanda da bir kez daha anlatıldığı gibi düşmanlıkları da tamamen bir aldatmacadan ibarettir. Uzay araştırmaları için birlikte çalışmaktan ve menfaatleri için birlikte hareket etmekten kaçınmayan bu iki devlet, insanlığın barışı için hiçbir zaman birleşmemişlerdir. Dünya barışı bu işin kılıfıdır.

Kitabın sonunda çevirmen; bu romanın en güzel, en ilginç bölümünün yayımlanmasına Sovyetler birliğindeki Glasnosta geçiş sürecinden dolayı izin verilmediğini, daha sonra izin verilmeyen bölümlerin 1990 yılında “Cengizhan’a Küsen Bulut”ta yayımladığını söyler. Bu romanı okumadan “Gün Olur Asra Bedel” romanının tamamını okumuş olamayacağımızı belirtir. Burada öğretmen Abutalip’in nasıl öldürüldüğünü ve KGB ajanlarının insanları şaşkınlık içerisinde bırakan çalışma şekillerinin anlatıldığını söyler.

Sürükleyici, akıcı ve özgün bir üslupla yazılan “Gün Olur Asra Bedel”in okunmaya değer edebi bir eser olduğunu belirtirken; çevirmenin ifade ettiği “Cengizhana Küsen Bulut”u en kısa sürede okumak isterim.

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Pınar Taşçı YIKILMAZ
Başar Özdemir
Nusret Kılıç
Kırlangıçoğlu Oktay
Bekir Eroğlu
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  01 Temmuz 2020 Çarşamba
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net