27 Eylül 2020 Pazar
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Besicilik zor duruma
Besicilik zor duruma
Tekin, Temizlik Aracıyla Cadde Ve Sokakları Temizledi
Tekin, Temizlik Aracıyla Cadde Ve Sokakları Temizledi
Muhasebecilerden Örnek Davranış
Muhasebecilerden Örnek Davranış
Şimşekler Sultanbeyli'ye Bileniyor
Şimşekler Sultanbeyli'ye Bileniyor
  YAZARLARIMIZ
Kore Savaşı ve Şimal Yıldızları
24 Haziran 2020 Çarşamba Bu yazı 3339 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Kore Savaşı Kuzey ve Güney Kore arasında 1950-1953 yılları arasında çıkan ve II. Dünya Savaşı’ndan sonra ilk sıcak çatışmalarından birisidir. Sovyetler Birliği’nin Kuzey Kore’yi, ABD’nin ise Güney Kore’yi desteklemesi ile savaş uluslararası bir mahiyet kazanmıştır.

 

Sebepler

Gerçekte Kore Savaşı’na gelinen süreçteki olaylar 2. Dünya Savaşı’nın sonunda başlamıştır. Japonya 35 yıl kontrol ettiği Kore’den çekilince, o zamanlar ABD’nin müttefiki olan Sovyetler Kore’ye girmiştir. ABD Başkanı Truman da komünist işgalinin yayılmasını durdurmak için, Kore yarımadasının ortasından geçen 38. Paralel hattından ikiye bölünmesini ve Kuzey’in Sovyetler Birliği işgalinde, Güney’in de ABD işgalinde olmasını önermiştir. Sovyet ve Amerikan Birlikleri Kore’den çekildikten sonra, 25 Haziran 1950’de Kuzey Kore, sabahın erken saatlerinde sürpriz bir şekilde Güney’e saldırmış ve üç gün içinde Güney’in başkenti Seul’u ele geçirmiştir.

 

Kore Savaşının patlak verdiği 25 Haziran 1950 tarihinde ABD’nin Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine yaptığı başvuru üzerine BM Güvelik Konseyi acil olarak toplanmıştır. Bu toplantıda Kuzey Kore’nin Güney Kore’ye saldırmasının, barış ihlali olduğu belirtilerek, Kuzey Kore’nin derhal Güney Kore’ye karşı saldırıyı durdurması ve kuvvetlerini 38. Paralel dairesinin gerisine çekilmesini talep eden karar alınmıştır. Aynı zamanda bu kararın gerçekleştirilmesi için Birleşmiş Milletlere üye ülkelerden yardım istenmiştir.

 

Savaşın Başlaması

Kuzey Kore orduları 25 Haziran 1950’de 38. enlemi aşarak güçlü ve ani bir saldırı başlattı. Böylece Kore Savaşı başladı. Kuzey hem asker sayısı hem de silah gücü açısından Güney’den oldukça üstündü. Güney Kore orduları saldırılara karşı koyamadı ve geri çekildi. Ama yine de Kuzey Kore, Güney’i kısa sürede teslim alma ve tüm topraklarda hakimiyet sağlama hedefine ulaşamadı. Yarımadanın ucunda küçük bir bölge Güney ordularının elinde kaldı.

 

Kuzey Kore’nin saldırısı üzerine ABD hemen Güney’e silah ve cephane yardımı vermeye başladı. Ayrıca Birleşmiş Milletleri toplantıya çağırdı. BM Güney Kore’ye askeri yardım edilmesini öngören bir kararı kabul etti (27 Haziran 1950).

 

ABD’li General MacArthur komutasındaki BM Gücü hızlı bir biçimde Kuzey Kore ordularını geri püskürttü. BM Gücünün ilerlemesini 38. paralelde durdurmadı. Tüm Kore topraklarını ele geçirmek için Kuzey topraklarında harekata devam etti. Kısa sürede Çin sınırına ulaştı.

 

Türk Tugayının Kore Savaşına Katılması

II. Dünya Savaşı sonrasında Sovyetler Birliği Türkiye için tehdit oluşturmaya başlamıştı. Sovyetler Doğu Anadolu topraklarının bir kısmının kendine ilhakı ve Boğazlarda ortak denetim yapılması isteklerini açık bir biçimde dile getirdi. Türkiye bu tehdide karşı ABD’ye yakınlaşma çabalarına girdi. Sovyet tehdidine karşı Batı ülkeleri 1949’da NATO’yu kurdular. Türkiye’de hemen bu birliğe katılmak istedi. ABD Türkiye’nin katılımını desteklese de İngiltere ile Hollanda, Belçika, Danimarka gibi ülkeler buna muhalefet ettiler.

 

Kore Savaşı Türkiye tarafından NATO’ya katılma konusundaki muhalefeti kırmak için bir fırsat olarak görüldü ve Türkiye BM Gücüne katılmaya karar verdi.

 

Özellikle solcular tarafından "Türk gencinin kanının Amerika'ya satılması" şeklinde eleştirilmiştir.

 

18 Temmuz 1950’de Türk Hükümeti Yalova’da Cumhurbaşkanının huzurunda yapılan Bakanlar Kurulu toplantısında, TBMM’nin onayı alınmadan Güney Kore’ye 4500 kişilik bir tugayın gönderilmesine karar vermiştir. Muhalefet, TBMM kararı olmadan Kore’ye asker gönderilmesinin Anayasanın 26. maddesine aykırı olduğunu söyleyerek itiraz etmiştir. Anayasaya göre savaş açma ve savaşa katılma, barış yapma kararı TBMM’ye aittir.

 

Bunun üzerine Adnan Menderes Hükümeti kararın, BM Güvenlik Konseyinin çağrısı üzerine alındığını ve bunun savaş açmak olarak anlaşılamayacağı için de 26. maddenin ihlalinin söz konusu olmadığı açıklamasını yapmıştır. Kore Savaşına asker göndermenin, Türkiye’nin NATO’ya girebilmesi için bir köprü olacağı düşünülmüştür.

 

Konu TBMM’de görüşülmüş, Türk Hükümetinin Kore’ye asker gönderme kararının ardından, 5 Ağustos’ta 259 subay, 18 askeri memur, 4 sivil memur, 395 astsubay, 4414 er ile toplam 5090 kişiden oluşan Kore 1 inci Türk Tugayı kurulmuş ve 18 Ağustos’ta Tuğgeneral Tahsin Yazıcı bu kuvvetin kumandanlığına Albay Celal Dora da 241 inci Piyade Alay Kumandanlığı’na atanmıştır. Tugayımız 3 tabur piyade alayı, 1 topçu taburu, 1 mühendislik firması, 1 uçak savaş bataryası, 1 mühimmat bölüğü, 1 nakliye bölüğü, 1 sağlık bölüğü, 1 iletişim ekibi, 1 tank savar ekibi, 1 depo bölüğü ve 1 bandodan oluşmaktadır.

 

Birliğimiz Eylül ayı sonlarında İskenderun’dan hareket ederek 17-19 Ekim’de Kore’ye ayak basmıştır.

 

Türk Askeri Kore’de

Türk Tugayının Kore Savaşı boyunca yaşadığı en önemli muharebe bu geri çekilme sırasında meydana geldi. Kalabalık Çinli kuvvetler tarafından kuşatılan Türk Tugayı Kunuri’de 26 Kasım – 29 Kasım 1950 tarihleri arasında çok çetin bir savaş vermiştir. Türk Tugayının direnişiyle zaman kazanan BM Güçleri Çinli kuvvetler tarafından kuşatılmadan geri çekilmeyi tamamlamıştır. Türk Tugayı’nın Kore’deki zayiatının önemli bir bölümünü burada vermiştir. Toplam zayiat 218 şehit, 455 yaralı ve 94 kayıptır. Türk Tugayı savaştığı diğer önemli çatışmalar Kumyangjang-Ni Muharebesi (25-27 Ocak 1951), Seul savunması (13-18 Mayıs 1951) ve Vegas Muharebesidir (28-29 Mayıs 1953).

 

Kore’de bulunan askeri birlik zamanla yenileri ile değiştirilmiştir. Böylece Kore’de dört farklı Tugay ve toplamda 23 bine yakın Türk askeri görev yapmıştır. Türk askerlerinin toplam zayiatı 734 şehit, 2147 yaralı, 234 esir ve 175 kayıptır. Türkiye, BM Gücü içerisinde gönderilen asker sayısı bakımından 6. sıradayken, kayıplar açısından ABD ve İngiltere’nin ardından 3. sıradadır. Türk Tugayının en fazla zayiat verdiği muharebeler Kunuri ve Vegas muhabereleridir. Savaşın sona ermesiyle asker sayısı azaltılsa da Türk askerleri Kore’de kalmaya devam etmiştir. 1971’de tüm Türk askerleri geri çekilmiştir.

 

1950'de Birinci Kore Türk Tugayı’nda görevli Astsubay Başçavuş Hüseyin Dinçtürk ve askerlerinin Seul’e 70 kilometre uzaklıktaki Suvan kentinde açtıkları bu okulda yetim kalmış kimsesiz çocuklara eğitim verilip ihtiyaçları gideriliyordu. Okul "Ankara İlkokulu", "Ankara Suvan Okulu" gibi farklı isimlerle de anılmaktadır. Türk Koreli dostluğunun güçlenmesinde ki en önemli etken olmuştur.

 

Çin’in Savaşa Müdahil Olması

Çin başlangıçta Kore Savaşı konusunda tarafsız davranıyordu. Ancak Kore yarımadasının tamamen ABD nüfuzuna girecek olma ihtimali Çin’i harekete geçirdi.

 

25 Ekim 1950’de 250 bin civarında Çin askeri Çin’le Kore’yi ayıran Yalu Nehrini aşarak BM Gücüne saldırdı. Bu tarihte Kore’deki BM güçlerinin toplam sayısının 200 bin civarında olduğu göz önüne alındığında, Çin kuvvetlerinin sayı gücü daha iyi anlaşılabilir. Çin’in Kore’ye gönderdiği asker sayısı daha sonra 700 bini aşmıştır.

 

Savaşın Sona Ermesi

1951 yılının başlarında savaş 38. enlem civarında tıkanmıştı. İki taraf da üstünlük gösterip kesin sonuca gidebilecek bir güç gösteremiyordu. Ateşkes Antlaşması 27 Temmuz 1953’de imzalandı. Bu süre zarfında çatışmalar devam etti. Sonuçta üç yıllık çatışma sonrasında eski sınırlara dönüldü ve 38. paralel Kuzey-Güney arasındaki sınır olarak belirlendi. Ateşkes antlaşması ile Kore savaşı sona ermiştir. Ancak savaş sonrasında barış antlaşması imzalanmamıştır.

 

İnsan Kayıpları

BM Gücünün toplam ölen sayısı 55 bin civarındadır. ABD 36.516 askerle en büyük can kaybını yaşamıştır. Önemli kayıp yaşayan diğer ülkeler İngiltere (1109), Türkiye (741) ve Kanada (516), Avustralya (339) ve Fransa’dır (300). Güney Kore ordusunun toplam kaybı, kaybolanlar dahil 130 bin civarındadır. Kuzey Kore ve Çin’in kayıplarıyla ilgili farklı kaynaklardan verilen rakamlar çok değişkendir. Kuzey Kore’nin 300 bin ve Çin’in 400 bin civarında asker kaybı olduğu tahmin edilmektedir. Savaşa daha çok hava kuvvetleriyle katılmış olan Sovyetler Birliği’nin asker kaybı 300 civarındadır.

 

Kuzey ve Güneyde toplan 2 milyona yakın insanın hayatını kaybettiği tahmin edilmektedir. Sivil kayıplarının bu derece yüksek olmasının sebebi Kuzey ve Güney Kore ordularının sivil halka yönelik sistematik katliamlar yapması, hava bombardımanlarının ve özellikle ABD ordusu tarafından napalm bombası kullanımının yoğun olması, açlık ve hastalıklardır.

 

Kore Savaşı’nın Sonuçları

Kore Savaşı sonrasında Kore yarımadasında siyasi durum değişmedi. Savaştan sonra Kore’nin Kuzey ve Güney olarak ikiye bölünmüş hali devam etti. 38. enlem sınır olarak kabul edildi. İki Kore arasındaki siyasi ve askeri gerilim günümüzde hala devam etmektedir.

Kore Savaşı ABD ve müttefikleri ile Sovyetler Birliği arasındaki Soğuk Savaşın derinleşmesine sebep oldu.

Kore Savaşı ile Türkiye NATO’ya üye olmak yolunda önemli bir adım attı. 18 Şubat 1952’de Türkiye resmen NATO’ya katıldı.

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Nursan Gül Annaç
Nesrin Bulat
Başar Özdemir
Kırlangıçoğlu Oktay
Bekir Eroğlu
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  27 Eylül 2020 Pazar
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net