26 Eylül 2020 Cumartesi
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Besicilik zor duruma
Besicilik zor duruma
Tekin, Temizlik Aracıyla Cadde Ve Sokakları Temizledi
Tekin, Temizlik Aracıyla Cadde Ve Sokakları Temizledi
Muhasebecilerden Örnek Davranış
Muhasebecilerden Örnek Davranış
Şimşekler Sultanbeyli'ye Bileniyor
Şimşekler Sultanbeyli'ye Bileniyor
  YAZARLARIMIZ
ALGI
25 Haziran 2020 Perşembe Bu yazı 5926 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Bazen öyle anlar yaşarız ki bir kötüsü başımıza gelene kadar o olay bizim için en kötüsüdür, en çekilmezidir.

            Arabamızın sileceklerin camı tam temizlememesi moralimizi bozar. Ama Allah korusun arkadan bir dengesiz sürücünün çarpması neticesinde bagaj kapağının tavana yapışması ile ne silecek gelir akla ne sileceğin lastiği.

            Bunlara karşı biraz kaderci olmak bizleri rahatlatır veya tedbire zorlar.

            Birde bizim farkında olmadan beynimize sokulanlar var.

            Bu şeye benziyor. Hani lokantaya gittiğimizde mönü verilir bize. Bakarız ki bilmem ne kebabı kırk lira. Yanında otuz sekiz liraya sebze yemeği var. Elli rakamı büyük geldiğinden aman ne olacak der ucuz yemeği yeriz.

            Yok, yav ben kebaba dalarım diyenler mutlaka çıkar ama ben genelleme yapıyorum hak veririsiniz.

            Başımıza gelenin bir kötüsünü yaşayarak veya bize bu algılar dayatılarak yaşıyoruz. Biz onu yaşatıyorlar.  

            Birde bizim ne olduğunu anlamadan onların istedikleri hayatı yaşatma gailesinde olanlar var. Bunu en çokta basını kullanarak yapıyorlar.

            Hindistan’da filleri evcilleştirmek için ilginç bir yöntem kullanılır. Ormanda yere filin içine düşebileceği büyüklükte bir çukur kazılır ve üzeri dallarla örtülür. Fil gelip dallara bastığında çukurun içine düşer. Ama şanssızlığı bununla bitmez. Fil avcıları yüzlerini de kapatan tümüyle simsiyah giysiler içinde, ellerinde sopalarla gelip fili bir de eşek sudan gelinceye kadar döverler. Hayvan yediği sopalardan, çukura düşmesi nedeniyle yaşadığı acıdan ve korkudan hayatında görmediği bir bunalım yaşar birkaç saat içinde.

Sonra aynı avcılar ağaçların arkasına gider ve üzerlerindeki siyah elbiseleri tümüyle çıkarıp, baştan aşağı beyaz elbiselerle, ellerinde çeşit çeşit meyve sepetleriyle geri gelirler. Fili besler, yaralarına pansuman yaparlar, onu düştüğü çukurdan çıkarırlar. Fil bu beyaz giysili kurtarıcılarının ona gösterdiği karşılıksız sevgi ve ilgiden dolayı o kadar minnettar kalır ki o andan itibaren her istediklerini yapar ve sözlerinden çıkmaz. Onların kendisini az önce döven siyah giysili adamlar olabileceği aklına dahi gelmez. Filimiz artık evcilleştirilmiştir.

Bize istediklerini yaptırmak isteyenler işte bize bu filin muamelesini çekiyorlar. Önce kendilerine yakın gazeteciler ve ekranlar ile başlıyorlar propagandaya. Devlet kötü, hükümet zam yapıyor, pazarda soğan kalmadı, altyapı çöktü, hastanelerde hastalara bakmıyorlar, tarımsal üretim sıfır, üretici tüketici esnaf derken, dolar altın borsa derken biz devletten nefret eder duruma geliyoruz.

İşte tamda orada o art niyetli insanlar giriyor devreye ve baro başkanlarının gerek korona virüsü gibi sağlık, emniyet veya kamu düzeni anlamında bir gerekçe ile yürüyüşüne izin verilmemesi ile başta Adalet ve iç işleri bakanı olmak üzere tüm ilgililere kızıyoruz. Oysa Anıtkabire gitmeyin denmiyor, yürümeyin otobüslere binin öyle gidin deniyor. Ama nefretimiz var ya bilinçaltında biz öyle okuyoruz hadiseyi.

Devletimiz gerekli görülen kişilere imkanları ölçüsünde bizimde görevde olduğumuz zamanlarda verdiği gibi kurslar verip, psikolojik savaşa karşı uyarıyor. Ama takdir edilir ki herkese ulaşması zor ve herkese bu kursu vermek imkansızdır.

Necip milletimizin gerek dış güçler ve gerekse dış güçlerin maşası durumuna gelmiş kişi ve kurumlar tarafından bize dayamaya çalıştığı algılara ve daha kötüsünü veya fil olayında olduğu gibi önce kötüsünü gösterip iyi gördüğümüze mahkûm etmek gibi algılarına karşı uyanık olması gerekiyor.

Şunu demiyorum ve dememde.

Muhalefet olmasın, muhalefet bize yanlış şeyleri dayatıyor demiyorum. Herkes hata yapar ve muhtardan başlayıp, belediye başkanlarından, meclis üyelerinden, validen, Cumhurbaşkanına kadar yöneticilerin hata yapması doğaldır. Bu hartaları elbette muhalif onlalar ikaz edecektir.

Benim sözüm devletin âliliğine ve milletin birliğine karşı bizlere algı empoze edenleredir. Bize kendi doğrularını dayatmalarıdır. Yarın olası bir durumda devletin milletin bayrağın ezanın yanında olmamız gerektiğinde içimizdeki nefret ile uzak durmayı dayatanlaradır.

Yok, canım olmaz öyle şey mi diyorsunuz?

Yıllarca bize kaba sakallı, göbekli, siyah cüppeli, elindeki koca taneli tespih ile kadınların göbeklerine Arapça yazı yazan hoca dayatması yapmadılar mı bize. Hala imam deyince kafamızın ardında bir yerde duran bu tipler gelmiyor mu? Hala camilerden pek çoğu bu nedenle uzak durmuyor mu?

Konuya devam edeli inşallah sonra yine uzattık bugün.

Selam ve dua aile…

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  YORUMLAR
Toplumsal gundem ve propaganda  -  27-06-2020 - 22:28
Bahsettiginiz olaylarda dikkat cektiginiz noktalara harfiyen katiliyorum. Gundem olustururken, propaganda unsurlarini etkili kullanan bir takim gucler; gerek yazili ve gorsel medya, gerekse sosyal medya araciligiyla halki huzursuzluga sevk etme amaci guduyorlar.buna karsi tetikte olunmali.
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Nursan Gül Annaç
Nesrin Bulat
Başar Özdemir
Kırlangıçoğlu Oktay
Bekir Eroğlu
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  25 Eylül 2020 Cuma
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net