04 Temmuz 2020 Cumartesi
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Şehit Aileleri ve Gaziler Abone Açım Ücreti Alınmayacak
Şehit Aileleri ve Gaziler Abone Açım Ücreti Alınmayacak
Sistemler Değerlendirildi
Sistemler Değerlendirildi
Saran'ın Gönlü Zengin
Saran'ın Gönlü Zengin
3 Temmuz Şehitleri Unutulmadı
3 Temmuz Şehitleri Unutulmadı
  YAZARLARIMIZ
SÜMERBANK’IN ACIKLI SONU (134.)
01 Temmuz 2020 Çarşamba Bu yazı 5424 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

 Kıymetli okuyucular bugün sizler ülkemizin üzerinde bilhassa son çeyrek yüzyılda oynanan oyunların canlı şahidi bir arkadaşımın anılarının anlatımını aktaracağım!

        Aktaracağım ki, bu ülkenin kaderine hükmetmiş olanların, gerçekte hizmet mi etmiş yoksa ihanet mi etmiş olduklarına, sizler okuyunca karar vereceksiniz!

        Bizlerden geçtik, bizlerden meydana gelen evlatlarımızın ve onların çocukları torunlarımızın yarınlarının, hangi sinsi planlarla ve Yahudi entrikalarıyla nasıl gasp edildiklerini göreceksiniz!

        Gerçek yaşanmış olan bu hatıratı benimle paylaşan, zamanı itibariyle o kurumun başında bulunan Sayın Genel Müdür Dr. Erkan TAPAN Bey’ in muhterem oğlu Eran Bey’ e, yazımın en başında teşekkürlerimi sunmayı bir borç bilirim.

BİR DEV' in, ÜLKE SERMAYESİNİN, ATATÜRK VE OSMANLI MİRASININ

                                                   ACIKLI YOK EDİLİŞ HİKÂYESİ:

Atatürk'ün Etibank' ı madencilik ve Sümerbank'ı sanayicilikte okul niteliğinde tesisler olarak kurarken, verdiği isimlerin sebebini hiç düşünmüş müydünüz?

Atatürk bu isimleri verirken Türklerin yaşadığı Anadolu toprağının Eti ve Sümer uygarlığının beşiği olduğunun bilinç ve farkındalığını sağlamayı düşünmüştü.

Atatürk'ün 1933 yılında kurduğu Sümerbank aynı zamanda kendisinin akıllı projesi "Sosyal Fabrika" idi. Yani üretim yapılan birer sanayi kuruluşu veya bankacılık hizmeti değil, aynı zamanda eğitim, bilim, sanat ve spor yapılan birer kültür kurumu, birer uygulamalı üniversite idi.

Bu arada 1933 yılında Sümerbank adını alan kurumun, Osmanlı döneminde kurulmuş çok önemli 4 kuruluşun bünyesinde toplanarak açıldığını biliyor muydunuz peki?

Sıralayayım:

1)Bakırköy Pamuklu Dokuma,

2)Feshane Yünlü Dokuma,

3)Beykoz Deri ve Kundura,

4)Hereke İpekli ve Yünlü Dokuma fabrikalarıydı.

1925 yılında Türkiye Sanayi ve Maadin Bankası kuruldu. Osmanlı döneminin kıymetli bu 4 tesis bankanın yönetimine verildi. Daha sonra 1932 yılında kurulan banka feshedilerek yerine Devlet Sanayi Ofisi ve Türkiye Sanayi Kredi Bankası kuruldu. Ve 1933'te bu iki kurum birleşerek adını, Atatürk'ün yukarıda anlattığım tercihi ile "Sümerbank"aldı.

Sümerbank' a şu görevler verildi:

a) Devlet Sanayi Ofisi'nin devralacağı fabrikaları işletmek, özel sanayi müesseselerindeki devlet iştirak hisselerini Ticaret Kanunu hükümlerine göre idare etmek.

b) Devlet sermayesi ile yapılacak tüm sınai müesseselerin projelerini hazırlamak.

c) Tesisleri ve tevsileri ülke için ekonomik açıdan verimli olan sanayi kuruluşlarını, sermayesinin müsaadesi nispetinde kurmak veya iştirak etmek.

d) Ana hammaddeleri ülkede bulunan ve henüz üretim miktarı, tüketimi karşılayamayan sanayi dallarını kurmak.

e) İhraç edilen hammaddenin yarı mamul madde haline getirip kıymetlerini artırmak.

f) Hammaddesi ülkede yetiştirilmemekle beraber tesislerin kurulması halinde,hammaddelerinin de ülkemizde yetiştirilmesi mümkün olan sanayi kuruluşları kurmak.

g) Ana hammaddeleri ülkemizde bulunmadığı gibi yetiştirme imkânı da olmayan üretim safhalarının ülkeye temin edeceği faydaları önemli olan sanayi tesislerini kurmak.

h) Ülkeye ve kendi fabrikalarına gerekli olan usta ve işçileri yetiştirmek üzere okullar açmak ve sanayi mühendislerinin yetişmesi için yüksekokullarda öğrenci okutmak.

ı) Sanayi müesseselerine kredi temin etmek, alüminyum bankacılık işlerini yapmak.

i) Milli sanayiin gelişmesi için proje üretmek. Milli sanayii için kuruldu.

Sümerbank ülkede önemli sanayi müessesesinin kuruluşunu sağladı:

Sümerbank İplik ve Dokuma Fabrikaları, Sümerbank Deri ve Kundura Sanayi, Sümerbank Selüloz Sanayi, Türkiye Demir ve Çelik Fabrikaları, Sümerbank Çimento Sanayii.

Sanayi için yeterli elektrik olmadığından,bu tesisler kendi santrallarını kurdu. Çevredeki yerleşim yerlerine de elektrik verdi. Yan sanayi olmadığı için bu tesisler tamirhanelerini, makine üretim tesislerini kurdu, zanaatkâr yetiştirdi.

Bu müesseseler, kayıtlı işçiliğin yayılmasını sağladı.Sosyal tesisleri ile toplum kalkınması hareketine öncülük etti. Yönetici yetiştirildi.Özel sektör işletmelerinin doğmasının altyapısını hazırladı.Sümerbank bünyesinde kurulan beş müesseseden sadece ikisi "Çimento Sanayi kuruluşları"ve Karabük Demir Çelik Tesisleri özelleştirmeye rağmen yaşamaya devam ediyor.

Ama (1) İplik ve dokuma fabrikaları,(2) Deri ve kundura fabrikaları, (3) Selüloz ve kâğıt fabrikaları özelleştirme ile dağıtıldı.Bu dev milli kurum bugün birilerine peşkeş çekilmiş ve yok edilmiştir.

Reklamda ne güzel yazılmış;

"Bu ülkede bebekler Sümerbanklı doğar, Sümerbanklı kurulur yuvalar.’’

1785 çeşit ürünün en kaliteli üretimine ve en uygun fiyata satışına Türkiye'de "Sümerbank" adı verilir.İplikten beze, kumaştan elbiseye... Halıdan döşemeliğe, çiniden porselene... Deriden ayakkabıya....

Yaprak yeşili, gül kırmızısı, bulut mavisi, yedi renk iplik iplik gökkuşağıdır Sümerbank.Evimize sevinç getirir. Sümerbank kendi satış mağazalarını açarak tohumdan ürüne tüm sürecin takibinde yer almaktaydı.

"Yerli Malı Yurdun Malı, Herkes Onu Kullanmalı"sloganının önemini şimdi dış ticaret açtığımızı kapamak için döviz bulamazken daha iyi kavramış olmanız gerekiyor.

Dışarıya bağımlılığı azalıyoruz diye bugün istatistik veren siyasiler,zamanında bu ülkenin birikimlerini yok pahasına satmak yerine,Samsung markasında olduğu gibi, kendi alanında bir dünya devi, dünya markası yaratma vizyonunda olabilselerdi keşke!

Yabancı marka bağımlılığı ile ithal etmek zorunda kaldığımız tüketim malları ekonominin belini bükmekte dengeleri altüst etmektedir.

Bir ekonomik durgunluk durumunda ticarî kaygılar ile ülkeyi terk edecek yabancı sermaye hatta yerli sermaye gurupları yanında,millî Sümerbank işçilerini ve çalışanlarını işten çıkarmayacaktı. Yani sosyal sorumluluk boyutuna hiçbir ticari kayıp hesabı yapmadan eğilecekti.

Adeta uygulamalı bir Sanayi Okulu olan Sümerbank, iş dünyasına nitelikli eleman, usta, mühendis, girişimci sağlamıştır. Yaptığı bölgesel yatırımlarında ticarî fizibiliteden çok bölge insanının istihdam ihtiyacını önceliklendirmiştir.

Şimdi Sümerbank satışını destekleyen ya da özelleştirmeleri savunanlar aranızdan çıkacaktır. Bu söylemleri çok iyi biliyorum.Kamu iktisadi Teşekkürlere (KİT) siyasilerin arpalığı denirdi. Çünkü tüm iktidarlar KİT'lere eşini dostunu yerleştirirdi.

Özel sektör anlayışından uzak, liyakatsiz yöneticiler ile kötü yönetilerek ve gereğinin misli fazla şişkin kadroları ile rekabet gücünü yitirerek,büyük zararlar etmekte ve hazineye yük getirmekteydi.

Fakat tüm bunların çözümü özelleştirme adı altında Türkiye’nin en büyük holdinglerinden misliyle büyük 90.000 çalışanı 33 fabrikası,467 mağazası, bankası ve şubeleriyle milli sermayeyi parçalara ayırıp satmak, satılmayanları dağıtıp kapatmak olmamalıydı!

Babam yönetim kurulu başkanı ve de genel müdürü sıfatları ile Sümerbank'ın başına güçlü yetkiler ile geçtiğinde,1933 den beri zarar eden kurumu hazineye bir kuruş yük olmadan tarihinde ilk defa kâra geçirdi. Özel sektör yönetim anlayışı ile Sümerbank'ı adeta şaha kaldırdı.

Yeni markalar yarattı, mağazalarını vitrinlerini Beymen ve Vakko stilistlerine yaptırdı. Yurt içinde özel sektör ile rekabet etmeye başladı. Yurdun her bir yanında Sümerbank defileleri düzenledi. İhracat dairesi kurdu ve ilk defa ihracat yapmaya başladı.

Özel sektörden tanıdığı yetkin ve donanımlı yöneticiler ile kadrolarını takviye etti.Yıllardır genel müdür görmemiş Türkiyesathındaki tüm kurumları ziyaret etti, tüm yönetici ve işçilerinin elini sıktı.

"Türkiye'yi ve Sümerbank'ı çok seviyorum "sloganı ve yeni ayağa kalkış ruhunu tüm çalışanlarına saçtı.Tüm yöneticiler tek tip giyinerek takım ruhunu pekiştirdi.

Sümerbank havlusunu satmak için sahil plajlara halkın ayağına mobil araçlarla yüzme topu, sandaleti ve yüzme simidini de sattı.Ne oldu...

Sümerbank kâra geçti. Yeni fabrikalar ve istihdam imkânları yarattı Görev yaptığı 4 yıllık kısa sürede üst üste yılın bürokratı yarışmasında birinci seçildi. Yabancı sermaye gurupları ve Japonlarla büyük ortaklık görüşmelerine başladı.

Bu gelişmeleri gören dönemin Cumhurbaşkanı yarım kalmış veya bitip işletilememiş tüm kamu kuruluşlarının ekonomiye kazandırılması için babama ilave görev ve yetki verdi. Kurumun adı Sümer Holding oldu ve kendisi bu kurumun da başına geçti.

Orda da başarılı faaliyetler başlamış iken arsa değerlerinin bile çok altında değerlere Osmanlı dönemininyadigâr kurumları ile Atatürk'ümüzün kurduğu ve son dönemde doğru yönetim anlayış ve ekiplerle kâra geçerek bir başarı öyküsü yazılan, milli sermayemizin satılmasına daha Gece gündüz büyük aşkla ve inançla ekibiyle birlikte verdikleri büyük uğraşların, birilerine daha yüksek fiyata satılması için makyaj oyununda kullanıldığını gördü. Satılmasını engellemek için raporlar hazırladı.

Televizyon açık oturumlarında kâr eden ve büyüyen bir millî kurum neden satılsın tartışmaları içinde son kozunu istifa ederek yaptı.Ne yazık ki yıldız bürokratın bu resti kararı durdurmaya maalesef yetmedi. Küstü, darıldı, ekibiyle ayrıldı!

Bugün eski Sümerbank’lılar facebook gruplarında bu ruhu yaşatıyorlar.Ölüm, doğum günü, birbirlerinin torunlarının doğumu veya evliliklerini kutluyorlar.

Artık o defter kapandı, tarihe karıştı. Ne Sümerbank var ne onun müesseseleri. Bu olup biteni özelleştirme başarısı nitelemek mümkün mü?

Covid19 salgını sebebiyle evlerde oturup daha çok düşünme fırsatı bulduğumuz şu günlerde geriye bakıp ah dememek mümkün mü?

Bana kalırsa çözüm başarılı yöneticileri veya bürokratları,Japonya örneğinde olduğu gibi emekliye ayrılana kadar görevine devam etmesinin mümkün kılınması ile kişilerin siyasi görüşüne değil, işin ehli olduğuna, liyakate bakılması olmalıydı.

Kim kaybetti? Biz, Hepimiz, Çocuklarımız,Torunlarımız, Ülke kaybetti, Ülke!!!

N O T: Kıymetli Okuyucularım; Yukarıda okumuş olduğunuz, Sayın Eran TAPAN Bey Arkadaşımın gönderdiği hatırat gibi değerli bilgileri olanların, yazılı belgeleriyle tarafıma ulaştırmalarını önemle arz eder, saygılarımı sunarım. rmalarını önemle arz eder, saygılarımı sunarım.   

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  YORUMLAR
Kemalettin Çetiner  -  02-07-2020 - 11:51
Her zaman faydalı bilgiler sunuyorsun. Başarılı çalışmalarının devamını diliyorum. Allah yardımcın olsun. Sağlık,huzur ve mutluluk diliyorum. Selam ve sevgiler
Lütfi Tahan   -  01-07-2020 - 15:41
Sümerbank 24 Ekim 1995\'te Garipoğlu şirketler grubuna 103.4 milyon dolara satılarak özelleştirildi. Hayyam Garipoğlu\'nun Malki cinayeti ve Türkbank skandalına adının karışması, Sümerbank\'ın elinden alınmasına neden oldu. Sümerbank 21 Aralık 1999\'da TMSF\'ye devredildi. Ardından 9 Ağustos 2001 tarihinde Oyak Grubuna satıldı.
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Pınar Taşçı YIKILMAZ
Başar Özdemir
Nusret Kılıç
Kırlangıçoğlu Oktay
Bekir Eroğlu
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  01 Temmuz 2020 Çarşamba
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net