07 Ağustos 2020 Cuma
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Sizlerin Hakları Yenmez Yedirilmez
Sizlerin Hakları Yenmez Yedirilmez
MHP'de  Kongre Zamanı
MHP'de Kongre Zamanı
Ataseven'den Yerinde İnceleme
Ataseven'den Yerinde İnceleme
Trafoda Çıkan Yangın Söndürüldü
Trafoda Çıkan Yangın Söndürüldü
  YAZARLARIMIZ
EĞİTİM VE ÜTOPYA (2)
08 Temmuz 2020 Çarşamba Bu yazı 9605 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Öğrencilerin farklı yetenek ve özellikleri dikkate alınarak eğitim verilmeli bu bir eğitim “motto”su aslında.Her öğrenci farklı özelliğe sahip olmasına rağmen bizim eğitim modelimiz ise tektip  oda okulda verilen bugünkü eğitim sistemi.Çocuk hangi özelliğe ,yeteneğe sahip olursa olsun gidebileceği okul belli. Şuna benziyor dünyada çok çeşitli meyveler var  tatları ,aromaları farklı biz ise bahçemize bir meyve ağacı dikmişiz tüm meyveleri o ağaçtan almayı bekliyoruz. Mesela armut ağacı dikmişiz o ağaç elma, kiraz,kivi,dut,vs.herşeyi versin istiyoruz. Hasat zamanı geldiğinde ise beklentilerimize göre değil vermesi gereken tek çeşit meyve veriyor, bizde başlıyoruz vah tüh etmeye çare olarak ne yapıyoruz hemen bahçıvanı değiştiriyoruz,yada eğitime bakan (bakanı) kişiyi değiştiriyorlar.Bütün meyveleri verecek mi diye beklenti içine giriyoruz ama nafile yıllardır aynı şeyler devam ediyor tam bir dejavu hali bu. Oysa çözüm belli, bahçıvanı değiştirmek,bakanı değiştirmek değil ağaçları çoğaltmak ve çeşitlendirmek gerekiyor.

                       Başka bir örneklemde anlatmak gerekirse, toplamışız kurt, tilki, aslan, fil, kanguru, balık, kuş, yılanı hepsini aynı eğitime tabi tutuyoruz. Hepiniz aynı müfredattan sorumlusunuz hepinize yüzmeyi, öğreteceğiz. Diyoruz ki size yüzme dersi vereceğiz başlıyoruz derse yüzmeyi bilen balık o dersten yüksek not alırken yüzmeyi beceremeyenler düşük not alıyor, koşma dersinden yürüyemeyenler düşük not alıyor, uçma dersinden kuş o yeteneğe haiz olduğundan diğerleri yapamıyor. Ondan sonra başlıyoruz bunlar öğrenemiyor bunlar yorum yapamıyor, bunlar tembel diyoruz. Bu gençlerle memleketin hali ne olacak, dünyanın hali ne olacak diye yakınmalar başlıyor.Aslında sınavsız ,notsuz eğitim modelleri uygulamaları var dünya da. Kurbağa için gökyüzü içine düştüğü kuyunun ağzı kadardır.

                     Waldore okulları modeli; 1919 yılında Almanya’da kurulmuş, bugün 600’ü Avrupa da 150’si Amerika da 100’ü dünyanın çeşitli ülkelerinde olmak üzere 850 Waldore okulu var.Bu okulda diğerlerinden farklı ne var,yada ne yok ? 1.sınıftan 5.sınıfa kadar sınav yok notla yok. Her senenin sonunda öğretmen öğrencisi için değerlendirme yazısı yazıyor. 2.3. sınıfa gelene kadar okuma yok okumayı öğretme yok. Okuma yerine bahçe işleri, müzik öğrenme/söyleme,hayata dair okumadan öğretilebilecek şeyleri öğretiyorlar.

                   Summer hıll okulları modeli; 1921 yılında kurulan ve halen devam eden bir sistem. Bunlara özgür okullar deniyor. Özgür okulları yönetim kurulu yönetiyor, yönetim kurulunun başkanı bir öğrenci, bu okullarda sınav yok,not yok.Lise düzeyinde üniversite akademik başarı yönünde eğitim almak istiyorsa onlar için özel çalışmalar yapılıyor.Bu okullarda her şey öğrencinin isteğine göre oluyor.Öğrenci özgür olursa daha iyi bir eğitim alacağına inanılıyor.Kıyafet serbestisi var,hareket özgürlüğü var,okulun kurucusu diyorki, öğrenci kendi hayatını yaşamalı, anne balalarının istediği hayatı değil,her şeyi ben bilirim edasıyla dolaşan öğretmenleri yönlendirmesiyle değil kendi seçimlerini yaşamalı .

               

 

                 Sudbury okulları modeli;1968 Amerika da kurulan Demokratik değerler okulu da deniyor. Bu okulları iki kurul yönetiyor okul kurulu ve yönetim kurulu, iki kurulda da öğrenciler çoğunlukta ve öğretmenin işe alınmasına ve işine son verilmesine öğrenciler karar veriyor. Bu okulların mottosu şu öğrencilerin kapasitelerinin ortaya çıkarılmasına izin verilirse bütün öğrenciler yaratıcıdır, öğrencilerin kişisel özellikleri yetenekleri dikkate alınarak eğitim verilmeli, bu yeteneğin ortaya çıkması için öğrenci özgür bırakılmalı diyor. Dünyanın farklı ülkelerinde bu okullardan mevcut.

                 Montessori modeli; 1907 yılında İtalyan doktor olan bayan Montesorri tarafından kurulmuş bir eğitim sistemidir. Bu modelde 0-6 yaş arası daha kolay öğrendikleri savunuluyor, bu yaş aralığında bir çocuk iki hatta üç dili kolayca öğrenebiliyor.2-6 yaş aralığında matematiği daha kolay öğrenebiliyor,bütün öğrencilere sınıf içinde hareket özgürlüğü tanınıyor. Bu eğitim modellerinin hiçbirisinde tek tip kıyafet zorunluluğu yok, alışılagelmiş sıralar sınıflar yok, öğrenciler kanepelerde,koltuklarda yerine göre yerlerde oturuyor,tahtanın başında duran öğretmenin ensesini görme yok.

                   En klişe savunu şöyle bunlar bizim ülkemizde olmaz, neden olmaz peki ? İstediniz mi ve bu isteğinizi yüksek sesle dile getirdiniz mi ? Siz isteyin bu nasıl olacak diye bakanlar, devleti yönetenler düşünsün. Sınavsız, notsuz, özgür okullar isteğini bu güne kadar çok sesli olarak dile getiren olmadı bu ülkede. Nasıl mı isteyeceğiz sosyal medyada hacdek yaparak mesaj, twit atılabilir.

                  Tabiiki bir ütopya bu şimdilik ama ileriki zamanlarda bildiğimiz okullar olmayacak, home scholl (evde okul) şu an korona dan öncede Amerika’da uygulanıyor. Geçte olsa bizimde kapımızı çalacak bu tip istekler hayaldi gerçek oldu diye şimdilerde sürdürülemez bulanlar o zaman sahiplenebilir varsın olsun önemli olan öğrencilerin isteğinin dikkate alındığı onları söz sahibi olduğu bir eğitime doğru gideceğimizi umut ediyorum.

                                                                                                           Şuayip BÜTÜN

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  YORUMLAR
TEYMUR  -  08-07-2020 - 17:57
Yıllar önce ortaokula giden kızımın bir veli toplantısına katılmıştım.Trafikten dolayı gecikmiştim toplantı başlamıştı,kapıyı nazikçe tıklatıp bayan fen bilgisi öğretmeninden girmek için müsaade istedim.Öğretmen ağlamaklı bir ses tonu ile \"buyrun oturun\" dedi.Bu ses tonuna bir anlam verememiştim.Garipsediğim bu durum karşısında öğretmen bana, \"toplantıdaki velilerin çocuklarının dersimden bir şey öğrenemedikleri şikayetinde bulunduklarını\" ifade etti.Ağlaması ondanmış!.Çok üzüldüğü ses tonuna yansımıştı.Ben sakin bir ses tonu ile \"üzülmeyiniz,Ben sizin öğrettiğiniz konuları kızımın defterinden hep takip ederim.Eğik atış\'tan, Atalet Momentum\'a kadar her bilgiyi verdiğinizi görmekteyim.Verdiğiniz bu gibi bilgiler gelecekte çocuklarımızın hayat boyu kullanacakları değerli bilgilerdir.\".dedim.Diğer velilerden çıt çıkmıyordu. 1 kişilik destek bile öğretmene yetmişti.Toplantı bittiğinde \"sizi diğer öğretmen arkadaşlarıma tanıtmak isterim\" dedi.Öğretmenler odasına davet etti. Kısaca öğretmen arkadaşlarına olaydan bahsetti.Bu arada öğretmen \"mesleğiniz neydi,sormayı unuttuk \"dedi.Ben \"Teknik uzmanım ama Eğitim fakültesi mezunuyum, yani öğretmenim \" dedim. \"Sizden beklenmesi gereken bir hareketmiş, şaşırmadık\" dediler. Ben bir \"Veli\" olarak çocuklarımız \"nasıl bir eğitim alıyorlar\" takip etmekten başka bir şey yapmamıştım.Sanırım toplantıdan sonra diğer velilerde çocuklarının defterlerine bakıp, ne öğrenip ne öğrenmedikleri konusunu takip etmeye başlamışlardır.
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Kırlangıçoğlu Oktay
Halil Eşmebaşı
Erdal Geyikçi
Başar Özdemir
Ahmet Tarlabölen
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  06 Ağustos 2020 Perşembe
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net