07 Ağustos 2020 Cuma
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Sizlerin Hakları Yenmez Yedirilmez
Sizlerin Hakları Yenmez Yedirilmez
MHP'de  Kongre Zamanı
MHP'de Kongre Zamanı
Ataseven'den Yerinde İnceleme
Ataseven'den Yerinde İnceleme
Trafoda Çıkan Yangın Söndürüldü
Trafoda Çıkan Yangın Söndürüldü
  YAZARLARIMIZ
SİZCE HANGİSİ
22 Temmuz 2020 Çarşamba Bu yazı 6523 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Çağımızın internet çağı olduğu ve bu çağda insanların okuma alışkanlığı yerine daha çok “tıklama” ya yöneldiği bir gerçektir. 

            İnsanlar gerekli olan bilgiden daha çoğunu almıyor. Bir konuda bir bilgiye ihtiyaç duymadan asla bilgisini geliştirmeye çalışmıyor. Yeni bilgiler dağarcığa sokulmak yerine ne kadar lazımsa o bilgi alınıyor ve eski düzene devam ediliyor.

            Eskiden Romanlar, hikâyeler okunurdu. Bunu yapmak filmlerin, sinemaların olmamasından kaynaklanmıyordu. İnsanlar izledikçe değil okudukça geliştiklerini biliyorlardı. Hiçbir neden yokken yani bir sorunun cevabını aramadan da insanlar ansiklopedi açıp araştırma yapabiliyordu.  Tıpkı yaşadığı ve inandığı dinini daha iyi anlamak için tefsirler deviren inananlar gibi genel bilgi alıyorlardı.

            Okudukları kitapları eşi dostu ile paylaşıp, yenisine sahip olup, hoşlandığı kitapları tavsiye ederdi insanlar.

            Kaldı ki bir konuyu araştıracaksa başta ciltlerce kalınlıkta olan ansiklopediler karıştırılır, arşiv için saklanan kupürler ortaya çıkar, kitaplardaki ücra konulardan yardım alınırdı.

            Şimdilerde elinizin altındaki bilgisayardan bir tuşa basarak her şeye ulaşıyorsunuz. Hatta bilgisayara bile gerek duymadan cep telefonları ile dünya ayağınıza geliyor.

            “Efendim kötü mü?” elbette hayır. 

            Bilgiye ulaşmanın kötüsü olmaz. Ama bu durum insanları okuma alışkanlığından men ediyor. Okumayan insanda kendini geliştirmek yerine gerektiği kadar yaşıyor. Yeni bilgileri bir zorunluluk olmadan almaktan ve hızlı ve modern çağın girdabına dalıp gidiyor.

            Bilmiyorum sizin okuma alışkanlığınız hangi durumda ve günün kaç saatini okuyarak geçiriyorsunuz. “Efendim millet çalışıyor, ekmek peşinde koşuyor, çoluk çocuk, çamaşır bulaşık derken hangi zamanda okuyacağız” diyebilirsiniz.

Ama okumak “ yarın ölecekmiş gibi ahiret için çalış ve hiç ölmeyecekmiş gibi bu dünya için çalış” hadisi şerifinin her ikisini de kapsar. Yani inancınız ile ilgili okuma insanı daha iyi ibadet ile ebedi âleme hazırlar ve bu dünya için okuyacağımız ve alacağımız her bilgi de bu dünya için insanı iyiye götürecektir.

            En son hangi kitabı okudunuz. Hangi tür kitapları okumaktan hoşlanırınız bilmem. Ben daha çok araştırma türü kitaplardan hoşlanıyorum. Öyle farklı konularda araştırmalar yapılmış ve bunlar satırlara dökülmüş ki insanoğlu okudukça araştırma gereği duyuyor.

            En son iki kitaptan söz etmek isterim sizlere.

            Birincisi daha önceki yazılarda da söz ettiğim ve yerinde görmekten zevk aldığım Avrupa’da Türkler ve Avrupa’da İslam.

            Özellikle Osmanlının mirası ve bilge kral Aliya İzzetbegoviç’in “sizin kız kardeşiniz” dediği Bosna’ya ecdadımızın nasıl gittiği, orada nasıl varlık gösterdiğini, daha sonra oradan çekilmemiz ile o insanların nasıl yalnız kaldığını araştırmanızı ve yerinde görmenizi isterim.

Hala o insanların Osmanlı sevgisini yerinde müşahedenizi izleminizi isterim. Yakın tarihimizde ki bazı siyasilerin o bölgeye nasıl özel ilgi gösterdiğini, devlet politikası gereği nasıl oraya hizmet ettiğini yerinde araştırmanızı isterim.

Okuduğum ikinci kitap ise eşiniz, arkadaşınız, dostunuz, aileniz ve iş hayatınızdaki mutluluk için “2 S ve 1 M” kuralı.

Birlikte olduğunuz anne baba, eş, arkadaş ve aynı mesleği paylaştığınız kısaca birlikte yaşamak zorunda olduğunuz insanlar ile mutlu olmanız için ne gereklidir. Elbette sağlık en başta gelenidir. Maddi imkân olmalı değil mi? Parasız mutluluk zor olur öyle değil mi? Ev olmalı, araba olmalı, yemek, aş olmalı, giysi olmalı, tencere, tava olmalı. Bunların hepsine evet.

İşte bu araştırma da bunların hepinsin başında söz ettiğim kural geliyor.

Birinci “S” saygı.

Tüm birlikteliğin başında saygı geliyor. Saygı olmayan bir birliktelik ne size ne karşınızdakine saadet getirir. Ben bilirim ben yaparım ben ederim ile asla bir yere varılmaz. Karşımızda bulunan insanın düşüncesine davranışına hareketlerine yaptıklarına saygılı olunmazsa yarım bir birliktelik olur.

İkinci “S” sevgi.

İster Allah için olsun ister güzelliği ister güzel huyu ister başkaca bir şey için olsun karşısındakine sevgi duymayan birliktelik bir ayağı olmadan koşmaya benzer. Sevgisiz bir arada yaşamak insanlara dert olur ve her gün bir öncekinden ızdıraplı geçer. Birbirlerini sevmeyen iş arkadaşlarının başarısı nasıl düşünülemezse aynı evde yaşayan kişilerinde birlikte yaşama başarısı düşünülmez.

Ve “M” ise Muhabbet.

Saygı duyduğunuz sevdiğiniz insan ile muhabbetiniz yoksa yine eksiksiniz demektir. Oturup konuşup, sözlerinden gözerinden zevk alamıyorsanız, onun sözlerinden kendi içinize bir şeyler akmıyorsa sevgide saygıda kadük kalır.

İşte bu araştırma mutlu bir iş hayatı ev hayatı arkadaş ortamı için her şeyin başının saygı sevgi ve muhabbet olduğunu vurguluyor. Alan alır almayan buna kendince eklemeler yapar.

Selam ve dua ile…

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  YORUMLAR
Kitap  -  24-07-2020 - 14:01
Bir insani tanimak icin, evindeki kitapligina bakin. Kitapligi televizyonundan buyuk olan insan degerlidir. Guzel yaziniz icin tesekkurler. Kitap tavsiyelerinizi köşenizden aktarirsaniz seviniriz.
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Kırlangıçoğlu Oktay
Halil Eşmebaşı
Erdal Geyikçi
Başar Özdemir
Ahmet Tarlabölen
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  06 Ağustos 2020 Perşembe
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net