24 Eylül 2020 Perşembe
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Uzelli'den Tablet Bağışı
Uzelli'den Tablet Bağışı
Son Kurban
Son Kurban
Biz Konuşmuyoruz Çalışıyoruz
Biz Konuşmuyoruz Çalışıyoruz
Kırıkkale'nin Âşığı Şiirlerini Öksüz Bıraktı
Kırıkkale'nin Âşığı Şiirlerini Öksüz Bıraktı
  YAZARLARIMIZ
FARKLI OLSUN BU BAYRAM
29 Temmuz 2020 Çarşamba Bu yazı 3342 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Yüce yaradan Hz Adem ve Havva annemizi cennetten çıkarması ile kendisine dua ve niyazda bulunması için insanlığa her dönemde nebiler göndermiş ve dini yaşamlarını emretmiştir.

            Bu inancın gereği olarak insanlara ibadetlerini nasıl yapacağını da bildirmiş ve çeşitli görevler vermiştir.

            Bu görevlerden biri de hepimizin nasıl olduğunu okuduğumuz, duyduğumuz bildiğimiz gibi kurban ibadetidir.

            Kurban tapınılan tabiatüstü varlık veya varlıklara yakınlaşma, şükran duygularını ifade etme, bir şey isteme ya da günahlara kefaret olması gibi niyetlerle sunulan varlık ve nesnelerdir.

            Erken Paleolitik dönemden itibaren çeşitli kültürlerde kurban ibadetinin farklı uygulamaları ortaya çıkmıştır. Antik Yunan dininde yer altı ve deniz tanrılarına siyah, ateş tanrılarına kızıl renkte hayvanlar, güneş tanrısı Helios’a süratli atlar, tanrı Zeus’a kozmik verimlilik güçlerinin simgesi olarak kabul edilen boğa kurban edilirdi. 

            Japon dini Şintoizm’de kurban ve takdimler tanrılara ve ölülere, onların öfkesini yatıştırıp lütuf ve yardımlarını sağlamak veya günahlara kefaret düşüncesiyle sunulurdu. 

            Eski Çin’de tanrılara ve ölen ataların ruhlarına onları memnun etmek ve ilâhî lütuflar elde etmek amacıyla evcil olan ve olmayan hayvanlar kurban edilir; hububat, mayalandırılmış içki, çeşitli yiyecekler ve ipek gibi takdimler sunulurdu.

            Hinduizm’de kurban insanları kurtuluşa götüren yollardan biridir.

            Yahudilikte kurban uygulaması, Musa şeriatında uygun görülen hayvanları boğazlamak suretiyle sunulan kanlı kurbanlar ve çeşitli yiyecek, su ve şarap gibi içeceklerin takdim edilmesi şeklindeki kansız kurbanlar olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. 

            Önceki din ve kültürlerde farklı şekil ve amaçlarla da olsa varlığını sürdüren ve Cahiliye toplumunun dinî hayatında önemli bir yeri olan kurban âdeti İslâm dininde cinayet, şirk, israf, hayvana eziyet ve çevre kirliliği gibi olumsuz unsurlardan temizlenerek, malî ve sosyal nitelikleri bir arada bulunduran bir ibadet halini almıştır.

İslam kaynaklarını karıştırdığımız zaman kurban ile ilgili şöyle ifadeler yer alır.

Kişi kurban kesmekle Allah’ın emrine boyun eğmiş ve kulluk bilincini koruduğunu canlı bir biçimde ortaya koymuş olur. Bunu yaparken de malını Allah için telef etmesi değil en yakınlarından başlayarak insanlara yararlı olacak tarzda gerçekleştirmesi istenmiştir.

Kuran’da kurbanın kan ve etinin değil kesenlerin dinî duyarlılıklarının (takva) Allah’a ulaşacağının belirtilmesi (el-Hac 22/37) buna işaret eder. Kurban Allah’a verdiği nimetlerden dolayı şükür anlamı da taşır.

Müminler her kurban kesiminde, Hz. İbrahim ile oğlu İsmail’in Cenabı-ı Hakk’ın buyruğuna mutlak itaat konusunda verdikleri, Kuran’da da özetle aktarılan (es-Sâffât 37/102-107) başarılı sınavın hatırasını tazelemiş ve kendilerinin de benzeri bir itaate hazır olduklarını simgesel davranışla göstermiş olmaktadırlar.

Kurban toplumda kardeşlik, yardımlaşma ve dayanışma ruhunu canlı tutar; sosyal adaletin gerçekleşmesine katkıda bulunur.

Özellikle et satın alma imkânı bulunmayan veya çok sınırlı olan yoksulların bulunduğu ortamlarda onun bu rolünü daha belirgin biçimde görmek mümkündür. Zengine malını Allah’ın rızası, yardımlaşma ve başkalarıyla paylaşma yolunda harcama zevk ve alışkanlığını verir; onu cimrilik hastalığından, dünya malına tutkunluktan kurtarır.

Fakirin de varlıklı kullar aracılığıyla Allah’a şükretmesine, dünya nimetinin yeryüzündeki dağılımı konusunda karamsarlık ve düşmanlıktan kendini kurtarmasına ve kendini toplumunun bir üyesi olarak hissetmesine vesile olur.

Kurban ibadetinin yararı sadece sosyal dayanışma ve malî yardıma indirgenemeyeceği, her ibadetin öz ve biçim olarak ayrı anlam ve hikmetleri bulunduğu için kurban yerine başka bir ibadetin ikame edilmesi, meselâ kurbanın parasının dağıtılması, fakirlere gıda yardımı yapılması, namaz kılınıp oruç tutulması caiz görülmez.

Elbette hepimiz kurbanı ve ne olduğunu nasıl emrolunduğunu biliyoruz bizimki sadece hatırlatma ve bir kelime de olsa dağarcığımıza bilgi yüklemedir.

Bu bayramın geçmişte ki kurban bayramlarından farklı olmasını sağlayabilirsiniz. Mesela gerçekten kestiğiniz kurbanı üçe bölebilirsiniz. Bir parçasını evinize, çoluk çocuğunuzun rızkı için koyabilirsiniz. İkinci parçasını eşe dosta ikram edip bu salgın zamanında gelen giden çok olmayacağı için bunu da üçüncü parça ile birleştirip, fakir fukaraya dağıtabilirsiniz. Yani gerçekten bu yıldan başlayıp sucuk, kıyma, kavurma ile derin dondurucuları doldurup gelecek kurbana kadar saklamak yerine gerçek ihtiyaç sahiplerine dağıtabilir ve farklı bir bayram yaşayabilirsiniz.

Zira kimsenin garantisi yok gelecek bayrama kadar yaşamaya. Haa gerçekten ihtiyacınız varda saklıyorsanız elbette lafım yok. Onun kararını sizin yüce vicdanınız verecektir.

Selam ve dua ile…

 

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Başar Özdemir
Kırlangıçoğlu Oktay
Bekir Eroğlu
Şevket ÖZSOY
Pınar Taşçı YIKILMAZ
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  24 Eylül 2020 Perşembe
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net