26 Eylül 2020 Cumartesi
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Besicilik zor duruma
Besicilik zor duruma
Tekin, Temizlik Aracıyla Cadde Ve Sokakları Temizledi
Tekin, Temizlik Aracıyla Cadde Ve Sokakları Temizledi
Muhasebecilerden Örnek Davranış
Muhasebecilerden Örnek Davranış
Şimşekler Sultanbeyli'ye Bileniyor
Şimşekler Sultanbeyli'ye Bileniyor
  YAZARLARIMIZ
SAHİLDEKİ SURİYELİLER! (137.)
05 Ağustos 2020 Çarşamba Bu yazı 3970 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

        Üç sene önce (21 Ağustos 2017) de, ‘’Mersin’ de İki Hafta’’ başlığıyla ve yine aynı konularla ilgili bir yazı yazmıştım! Okuyucuların hatırlayacağı üzere, millet olarak biz her zaman mağdurdan yana ve düşkünün yanında olan yapıdaki bir toplumuz.

        Ancak bunun da bir ölçüsü yani, artısı ve eksisi var elbette! Burada ne (Ensar – Muhacir) muhabbetine ve ne de (Emeviye Camiinde Cuma Namazı!) siyasetine girmeyeceğim! Çünkü her ikisinin de fevkalade istismara müsait bir durumu olduğunun bilincindeyim!

        Dolayısıyla da bu sütunlardan siyaset yapacak değilim! Amacım her zamanki gibi gerçekleri su yüzüne çıkarmak!   

        Onun için de her zaman olduğu gibi, tamamen objektif olarak ve bizzat gözlemlerimle sizleri bilgilendirmeye çalışacağım. Bu noktada görüş ifade etmek isteyen okuyucularımıza da yorumları doğrultusunda aynı şekilde ve / veya özelden açıklamaya amade olduğumu buradan ifade etmek isterim.

        Bilhassa son on yıl süresince yurdumuza Ortadoğu ülkelerinden mülteci adı altında, gerek legal ve gerekse illegal yollardan giriş yaparak, ülkemizde çöreklenmiş olanların toplam net sayısı kesin olarak bilinememekle birlikte, bunun on milyonun üzerinde olduğu söylenmektedir!

        Afgan’ lısı, Acem’ i (İranlı), Irak’ lısı, Suriye’ lisi, Arabı. Velhasıl kimi ararsan bulursun bunların içinde! De sadece bir tek TÜRK bulamazsın! Çünkü taaa TÜRKİSTAN’ dan ve ÇİN zulmundan kaçıp ta, TÜRKİYE’ ye gelmeleri ne mümkün ki!

        Ha, bu arada adına mülteci denilen bu saygın misafirlerimizin birde ağırlama yâni misafir edilmelerine yönelik verilen bahşişler (pardon maaşlar) var! Yalnız bir şartla, bunu seyyanen hepsine uygulamıyorlar! Mesela Afganlılar bu avantadan mahrumlar!

        Bilhassa Suriye ve Iraklıların ne hikmetse bi ayrıcalıklıları gözleniyor! Herifler bu ülkenin öz evlatlarının sahip olamadıkları hak ve imtiyazlara sahipler! Örnek mi istersiniz? Mesela; vergisiz – algısız işyeri açma, ticaret yapma ve kazanç elde etme gibi!

        Bu ülkenin öz be öz evlatları, Üniversite imtihanına hazırlık için, kusura bakmayın sağmal inek gibi sömürülerek, özel ders alarak çırpınırken, bunların bebeleri (afedersiniz), elini kolunu sallayıp, dilediği yere gidip kaydolmakta!!!   

        Evet, toplamdaki bu mülteci misafir dostlarımızın da en çok olanı Suriyeliler! En yoğun oldukları yerler ise, çoğunlukla bu ülkenin öz evlatlarının bile gidemediği – göremediği yerler! Yani Akdeniz sahillerindeki o güzelim turistik cennet köşeleri şehirlerimiz!

        Şairin dediği gibi, hava bedava su bedava misali, bu bölgede kar – kış – kıyamet – soğuk yok! Exradan odun – kömür – yakacak - giyecek derdi yok! Yaz – kış altta bir şort, üstte bir tişört, ayağa da bir terlik işte tamam! Bu imkânlarla bulunuyorlar bizim ülkemizde!

        Bu satırları yazarken ben, yabancı bir ülkede olmanın ne demek olduğunu, has bel kader iki buçuk yıl yaşamış bir kişiyim! Yâni vatanından – yurdundan ayrı olmanın ne demek olduğunu, bir başkası belki bilmeye bilir ama şahsen ben bilirim! Bu konuya da girmeyeceğim.

        Gelelim meselenin özüne! Benim civan gibi vatan evlatlarım, bir noktada neyin kavgası uğrunda olduğu belli bile olmayan bir maceranın kurbanı olarak, onların topraklarında pırasa gibi doğranıp şehit olacaklar! Davul zurnayla, güle oynaya gönderdiğiniz koç gibi yiğitlerimizin her gün üçü – beşi bayrağa sarılıp gelecek!!!

        Benim ülkemin atmış – yetmiş yaşındaki yaşlısı - emeklisi köşe başında zabıtalarla köşe kapmaca oynayıp, limon – simit satacak! Onların 1. 80 – 2. 00 m. Boyundaki 120 – 130 kiloluk zebanileri, bu ülkenin sahillerinde en lüks tesislerde hamaklarda, şezlonglarda ve salıncaklarda kızlarla sarmaş – dolaş nargile fokurdatacak!!!

        Ve sen de Müslüman mahallesinde salyangoz satan bu zibidileri görmezden geleceksin haa? Buna yürekten, buna hoş görüyle bakabilen beri gelsin de ona bi kan tahlili yaptıralım!!!

        İlk yıllarda tamamının Arapça olan araç plakaları, birtakım sıkıntılı olaylardan sonra emniyet tarafından özel bir tanımlamaya tabi tutulmak suretiyle, misafir araç (MA) kategorisine alındı.

        Bizde bu konuyla ilgili belli bir bilgi ve tecrübeye sahip oluşumuzdan dolayı, bakıyorum bilmediğim ve de görmediğim marka ve modellerde arabaların içinde herifler caddelerde, sayfiye yerlerinde kızlı – erkekli cirit atıyorlar!

        Sahillerde plajlarda beş – altı yaşındaki bebeleri; (sanırım Türkiye’ de doğmuşlar! Çünkü ilk anda konuşmalarından Arap olduklarını anlayamıyorsun!) gayet safiyane ve çocukça davranışla yaklaşıp, bizim çocukların – torunların kum oyuncaklarıyla oynamak talebinde bulunuyor.

        Aradan daha on dakika geçmemişken, kaşla göz arasında oyuncakların en az yarısını aşırdıkları (çalıyorlar!) gibi plajın bir başka tarafına gidiyorlar! O kalabalıkta bulup ta elinden almaya kalkınca da, o bacak kadar veletler sana diklenip, bunu annem aldı, benim o diyorlar ve seni o ortamda icabında rezil edebiliyor!!!

        Bizzat yaşamış olduğum bu son örnek şunu gösteriyor ki; bizim birilerinin dindar diye bağrına bastıklarının enikleri, yarınlarda bizim torunlarımızın başlarının belası olmaya şimdiden namzetler! Daha bugünden bunu yapanların bu topraklarda kalıpta yarınlara ulaşmaları halinde, o zaman bizim evlatlarımıza neler yapmayacaklarını düşünmek bile istemiyorum!!!

        Üç sene öncede bu konuları işlediğimde, şu andaki mevcut durumun sinyallerini belirtmiş idim! Zira o zamankinde de, şimdikilerin dedeleri – babaları bizim camilerimizdeki sisteme müdahalede bulunmuş, toplumun ahengini bozmuşlardı!!!  

        Bu arada ayrı ve farklı bir konuyu da burada paylaşmadan geçemeyeceğim! Zira söylemde gayrı resmî bilginin hiçte yabana atılır bir tarafını görmediğim için burada yazıyorum.

        Hani birilerinin Osmanlıcılık sevdasının eseri olan, zamanının ‘’Millet – i Sadıka’’ diye adlandırmış olduğu, o adlandırılanların ise çöküş döneminde, yine bu milleti sırtından hançerleyenler var ya! Yani ERMENİLER!!!

        İşte o Ermeniler bu milleti Doğu Anadolu’ da kahpece arkasından vurduktan sonra, ‘’Tehcir’’ ile muhtelif yörelere gönderilmişlerdi. O tehcir döneminde o zaman Suriye’ ye gönderilenlerin torunlarının büyük bir bölümünün, bugün yurdumuza mülteci diye gelen o zebani kılıklı yaratıklar olduğu söz konusu durumunda!!!

        Baktığın zaman hemen hiçbirisi 1. 80’ in ve 120 kilonun altında değiller! Tipik bir yapıya sahipler! Özelliklede sahillerde konuşlanmaktalar! Kimse bundan bir komplo teorisi üretmeye kalkmasın da, bu bilgiyi yabana atmanın da bir saflık olacağını düşünüyorum!

        Bu vesileyle bir kez daha geçmiş Mübarek Kurban Bayramımızın tüm okuyucularımızın hanelerine, ülkemize, TÜRK İSLAM dünyasına ve insanlık âlemine hayırlara vesile olmasını tüm kalbimle Cenab – ı ALLAH’ tan niyaz ederim  

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Nursan Gül Annaç
Nesrin Bulat
Başar Özdemir
Kırlangıçoğlu Oktay
Bekir Eroğlu
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  25 Eylül 2020 Cuma
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net