26 Eylül 2020 Cumartesi
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Besicilik zor duruma
Besicilik zor duruma
Tekin, Temizlik Aracıyla Cadde Ve Sokakları Temizledi
Tekin, Temizlik Aracıyla Cadde Ve Sokakları Temizledi
Muhasebecilerden Örnek Davranış
Muhasebecilerden Örnek Davranış
Şimşekler Sultanbeyli'ye Bileniyor
Şimşekler Sultanbeyli'ye Bileniyor
  YAZARLARIMIZ
EĞİTİMİMİZ MİLLÎ Mİ? (138.)
12 Ağustos 2020 Çarşamba Bu yazı 4843 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Yıllardan beri bu sütunlardan eğitime yönelik yahut eğitimle ilgili herhangi bir yazı yazıyorsam ki, haddim olmayarak belirtmek isterim, ben bir eğitimci değilim! Evet tüm bu yazılarımın istisnasız tamamında ‘’Adından gayrısı MİLLÎ olmayan’’ tabirini kullanırım!!!

          Benim bu hitap şeklime de mesleği eğitimcilik olan bazı dostlarım kızarlar! Oysaki o dostlarımın bana değil mevcut sisteme kızmaları gerektiğini ne kadarda ifade etmeye çalışıyor olsam da nafile!

           Bu yazıyı sütunuma düzenlerken de aklıma meşhur bir Nasrettin Hoca fıkrası geldi. Onu yüksek müsaadelerinize sığınarak yazının önüne konu girişi yapmak istedim.

          ‘’Bir gün komşusu Hocadan eşeğini emanet ister! Hoca bu komşusuna eşeği vermek istemez. Vermek istemez ama uygunda bir mazeret belirtmesi gerekir. Evirir – çevirir, ne desin!  (-Eşeği bizim oğlan nallatmaya götürdü, şimdi burda değil!) der. Komşusu çaresiz boynunu büker ve tam da dönüp giderken, ahır tarafından eşeğin anırmasını duyarlar!   

          Komşusu hemen yüz geri döner ve Hocaya; (-Ya Hoca hani oğlun eşeği nallatmaya götürmüştü. Kocaman yaşın başından da utanmıyor ve birde yalan söylüyorsun! İşte bak eşeğin sesi geliyor!) der. Komşu bunu der demesine de bizim hoca hiç lâf altında kalır mı? (-Bre mübarek sen benim sözüme inanmıyorsun da, ahırdaki eşeğe mi inanıyorsun?

          Bizim eğitim hikâyemiz de biraz Nasrettin Hocanın eşek hikâyesine benzedi! Biz söylediğimiz için geçersiz sayılan o verdiğimiz bilgileri, belgeli şekilde elime ulaştı.

          Sağ olsun, çok sevdiğim ve güvendiğim bir dostum, geçen ay bir ulusal medyada, bu konunun gündeme getirildiği aşağıda sunacağım yazıyı yollamış (Aktüel * 29. 06. 2020 / 00, 59).

          Bu yazının devamında da yine, daha önce (Kaynak: 21. Nisan. 2020 / 23, 26 – Haber vaktim) de yayımlanmış olan başka bir bilgiyi paylaştı.

          Evet, şimdi gelelim şu bizim ‘’adından gayrısı millî olmayan’’ Millî Eğitimimize. Bakalım bu zamana kadar karşı çıkan dostlar, bundan sonra ne diyecekler acaba hele bir okuyun da görelim!

*       

‘’Meğer 'milli' sandığımız eğitim Amerikan' mış! Milli Eğitim ABD' ye emanet! Büyükelçi ne derse o oluyor!’’

27 Aralık 1949 yılında Türkiye ve ABD hükümetleri arasında eğitim komisyonu kurulması hakkında bir anlaşma imzalandı. Milli Eğitim sistemini altüst eden, eğitimi ABD kültürünün hizmetine sunan bu anlaşma, dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İNÖNÜ tarafından imzalandı. Üstelik 152, 5 Milyon dolarlık Marshall Yardımı karşılığında! İstanbul Sözleşmesi' nden daha tehlikeli olan Fulbright Anlaşması' yla eğitim ABD' ye teslim edildi!

* - ) Toplum mühendisliği için, ABD eğitimi ele geçirdi!

Bilindiği gibi, 1947 - 49 yıllarında Sovyet tehdidine karşı Türkiye’ yi bölgede kullanmanın ilk adımı olan Truman doktrini ve Marshall planı çerçevesinde Türkiye’ ye yaklaşık 152, 5 Milyon dolar yardım yapıldı. Bunun 147, 5 Milyon dolarlık bölümü hava - kara ve deniz kuvvetlerinin modernizasyonu için kullanılırken, 5 Milyon dolar kadarı yol yapım çalışmaları için ayrıldı. Ne var ki bu yardım adı altında verilen paralar ağır anlaşmaları da beraberinde getirdi. ABD, bizden en mühim kurumlarımızdan biri olan “Eğitimi” istedi!

Çünkü Amerikan kültürünün aşılanması, zihinlerin köleleştirilmesi, uyuşturulması ve toplumda ciddi bir bilinç kaymasının yaşanması için eğitim bulunmaz bir fırsattı.

Öğretilmiş çaresizlik!

Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Amerika Birleşik Devletleri Hükümeti arasında imzalanan anlaşmanın onanması hakkında kanun tasarısı ve Dışişleri Komisyonu raporuna (TBMM, 1950 -  1 / 731) bakıldığında durumun vahameti ortadadır. İsterseniz o gün mecliste alınan kararın içeriğine bakalım. Gerekçede “Amerika Hükümeti, harpten sonra ordusu elinde kalan fazla malzemenin satışı için müteaddit devletlerle anlaşmalar yapmış ve gerek bu devletleri mezkûr satışların hasılatını dolar olarak ödemek külfetinden kurtarmak gerekse bu vesile ile Amerikan kültürünü yaymak gayesiyle, anlaşmalarla tahassül eden alacakların bu memleketlerde kültürel gayelere sarfını temin edecek kültür anlaşmaları imzalamıştırdenilmektedir.

Rapordan olduğu gibi aktaralım: Bu anlaşma 27 Aralık 1949 tarihinde Ankara’ da imzalanmış ve yukarıda mezkûr mektuplar da aynı zamanda imzalanarak teati edilmiştir.

* - ) Anlaşma tasarısı hulasaten şu hükümleri ihtiva etmektedir:

1. Amerika Hükümeti; Kahire Anlaşması ile borçlu bulunduğumuz meblâğın ödenmemiş bakiyesinin âzami yarısına kadar her hangi bir kısmının, Kültür Anlaşmasının derpiş ettiği gayelere sarf edilmek üzere, Merkez Bankasında açılacak hususi bir hesaba yatırılmasını talep edebilir.

2. Bir Eğitim Komisyonu tesis edilecek ve bu teşekkül yukarıda mezkûr hesaptaki parayı şu gayelerle sarf edilebilecektir:

A) Amerikalıların Türk okul ve üniversitelerinde ve Türklerin Amerika kıtası ve haricindeki Amerikan okul ve üniversitelerinde tahsil, inceleme ve tedris işleriyle iştigali için lüzumlu masrafları karşılamak;

B) Amerika’ ya tahsile gidecek Türk talebenin yol masraflarını temin etmek.

3. Komisyon yukarda mezkûr eğitim işleri için programlar hazırlayacak ve bu hususta Amerikan Eğitim müesseseleriyle iş birliği yapacaktır.

* - ) 4 Türk 4 ABD' liden oluşan komisyonun başkanı ABD Büyükelçisi!

4. Komisyon, dördü Türk ve dördü Amerikalı olmak üzere sekiz azadan mürekkeptir. Amerika Büyükelçisi fahrî reistir. Türk azayı Türkiye Hükümeti, Amerikalı azayı Amerika Büyükelçisi tayin ve azleder. Komisyon âzası bilâ ücret vazife görür.

* - ) ABD Dışişleri Bakanı komisyon kararlarını denetleme hakkına sahip!

5. Komisyonun merkezi Ankara’ dadır. Komisyon Türkiye ve Amerika Hükümetlerine senelik raporlar verir. Amerika Hariciye Nazırı Komisyonun kararları üzerinde murakabe (denetleme ) hakkını haizdir.

6. Türkiye Hükümeti, Amerika Hükümetinden zaman zaman vâki olacak talepler üzerine, cem’ an yarım milyon doların resmî kurdan Türk Lirası mukabilinde Merkez Bankası’ ndaki hususi hesaba yatıracaktır. Ancak bir sene zarfında 250. 000 dolar mukabilinden fazlasının bu hesaba yatırılması talep edilmeyecektir.

Bu suretle, hem öğrencilerimizin Amerika’ da tahsil görmesinin, hem Amerika’ dan memleketimi ze öğrenci, profesör ve bilginlerin gelmesini temin ederek, Türk ve Amerikan kültürlerini birbiri ne tanıtıp yaklaştırmak bakımından, büyük mânevi faideler sağlayan, ayrıca da döviz olarak borçlu bulunduğumuz paranın, bir kısmının Türk parası olarak memleketimizde sarfını derpiş eylemek bakımından maddî bir faide de temin eden iş bu anlaşmayı, Hükümetimiz Yüksek Meclis’ in tasdikine sunar. (TBMM, Dışişleri Komisyonu, Esas No. 1 / 731, Karar No. 14, 1950.)

* - ) Anlaşmayla eğitim ABD' ye teslim edilmiş oldu!

İşte o gün korkunç bir biçimde eğitimi maalesef ABD’ nin hizmetine de sunmuş olduk. Kendi paramızla kendimizi bağımlı hale getiriyorduk. Milli Eğitim sistemini CIA’ ya bağlayan bu anlaşma ile ABD, ileriye dönük stratejik bir plan yapıyordu.

İnönü’ nün pişmanlığı: İğfal etmeye, başaramazlarsa işi sürüncemede bırakmaya çalışıyorlar!

Yıllar sonra bu anlaşmayı imzalayan İsmet İnönü pişmanlığını şu cümlelerle ifade edecektir ama iş işten geçmiştir. “Hepsinin çevresinde uzman denen yabancılar dolu. İğfal etmeye çalışı yorlar. Başaramazlarsa işi sürüncemede bırakmaya çalışıyorlar. O da olmazsa karşı tedbir alıyorlar. Bir görev veriyorum sonucu bana gelmeden, Washington’ un haberi oluyor! Sonucu memurlardan önce sefirden öğreniyorum!

…

Böyledir bu işler, peygamber edasıyla size dünyaları vaat ederler. İmzayı attınız mı ertesi günü gelmişlerdir. Personeli gelmiştir, teçhizatı gelmiştir, üsleri gelmiştir. Ondan sonra sökebilirsen sök! Gitmezler! Ancak bu sorunun üzerine vakit geçirmeden gitmek gerek. Yoksa ne bağımsız dış politika ne bağımsız iç politika güdemezsiniz. Havanda su döver siniz. Fakat sanmayın ki bu kolay bir iştir. Denediğinizde başınıza neler geleceği bilinmez! …”

* - ) Oylar eşit çıkarsa, kararı ABD' li Büyükelçi belirliyor!

Bilindiği gibi anlaşmanın ilgili maddesine göre komisyon; "4’ ü Türkiye vatandaşı, 4’ ü ABD vatandaşı olmak üzere 8 üyeden oluşacaktır. ABD’ nin Türkiye’ deki diplomatik misyon şefi, komisyonun fahri başkanı olacak ve komisyonda oyların eşit olması halinde kararı komisyon başkanı verecektir!” Komisyonun ABD vatandaşı olan 4 üyesinden sinin elçilik teki CIA ajanları arasından seçildiğini söylememize gerek yok sanırım!

Komisyonun görevi, müfredatı tayin etmek!

Bu komisyonun görevi, Türk çocuklarının ilk, orta ve lisede okuyacağı derslerin müfredatını yani programını belirlemekti.

Projenin mimarı, dönemin ABD Başkanı Truman’ ın meşhur doktrinini “eğitim ve kültür” alanında projelendiren kişi olan Senatör William Fulbright’. 1946 - 1953 yılları arasında ABD Senatörü olarak görev yapan William Fulbright, daha çok Amerikan karşıtlığı yüksek ve yer altı kaynakları zengin olan Latin Amerika ülkelerine dönük projeleri ile bilinen sömürgeci bir isim.

"Türkiye’ nin anahtar bir ülke olduğunu biliyorum!"

Bugün projenin başında kızı Harriet Fulbright bulunmaktadır. 2015 yılında Amerika dışındaki ilk Fulbright Enstitüsü’ nün açılışına katılmak üzere Türkiye’ ye gelen Bayan Fulbright, Hürriyet’ e verdiği röportajda “Türkiye’ nin anahtar bir ülke olduğunu biliyorum.” diyerek eğitimin önemine dikkat çekmişti. Bugün Fulbright komisyonu aktif bir şekilde işlerini rahatlıkla yürütüyor.

* - ) 1994' te Milli Eğitim Geliştirme Komisyonu' ndaki 60 personelin 40' ı ABD' liydi!

Fulbright anlaşmasından yıllar sonra 1994 yılında eğitim dünyasına giren Milli Eğitim Geliştir me Komisyonu’ nun 60 personelinden 40’ ı Amerikalı idi. Komisyonun başında da L. Cook isimli bir Amerikalı bulunuyordu. MEB Başdanışmanı ise Howard Reed idi.                

Türkiye’ nin ABD’ ye bağımlılığı / teslimiyeti Truman Doktrini, Marshall Planı ve Fulbright Anlaşmasıyla olmuştur. Fulbright anlaşması aynı zamanda bir CIA projesi olan FET֒ nün eğitim dünyasına açılan bir kapısıydı. FET֒ABD’ ye yerleştiren ve yeşil kart almasında yardımcı olan CIA ajanı Graham Fuller aynı zamanda FET֒ nün MEB’ e çöreklenmesinde de aktif rol oynayan bir ajandı. FETÖ daha bu tarihlerde Özbekistan ve Kırgızistan’ daki okulların da 130 kadar CIA ajanına yataklık yaptı. Türk okulları olarak bilinen okullar deşifre olana kadar CIA’ nın birer karargâhına dönüşmüştü. Fulbright anlaşmasıyla kimyası bozulan ve altüst edilen eğitimden istifade eden FETÖ ne yazık ki Türk okullarından çok sayıda öğrencimizi devşirdi.

* - ) Türk çocuklarını devşirmeyi amaçlayan Fulbright iptal edilmeli!

68 yıldır ABD Büyükelçilerinin müfredatta ve eğitim politikalarında etkin rol oynadığı bu anlaşma ile eğitim sistemimiz, Amerikan kültürüne hizmet etmektedir. Bugün ders kitaplarımızdaki Osmanlı sövgüsü boşuna değildir. Normalde hiç haç bulunmayan kulelerin bizim ders kitapları mızda haçlarla donatılması da boşuna değildir. Türk çocuklarının tarihi ve kültürel değerlerin den koparılması boşuna değildir. Bu ülkenin çocukları 70 yıldır çölde su arar gibi tarihlerini arıyor larsa bunun nedeni ortadadır! Bugün ülkemizin eğitim, kültür, sanat, mimari ve teknoloji alan larında zayıf kalmasının nedeni ortadadır. Bugün ülkemizin gençleri ABD kültürüne, kendi tarihlerinden daha fazla hayran ise Kudüs’ ü, Halep’ i, Bağdat’ ı, Gırnata’ yı, İstanbul’ u tanımıyorsa bunun nedeni ortadadır.

* - ) Fulbright' ta geleceğin lideri olarak yetiştirilen 100' den fazla isim var!

Ve ne hazindir ki bu anlaşma hala yürürlüktedir! Çünkü onlara göre “Türkiye anahtar ülke.” Fulbright’ ın ülkemizden sadece 2008, 2009 ve 2010 yıllarında geleceğin liderleri olarak yetiştirilmek üzere seçtiği 100’ den fazla isim yer almaktadır. Bugünlerde de üniversitelerde programlar düzenleyip zeki öğrencilerimize burs vermenin yollarını arıyorlar.

* - ) Çocuklarımızı Amerika’ nın elinden kurtarın!

Velhasılıkelam bir ülkenin zihnini ancak eğitimle esir alabilirsiniz. Bir nesli ancak eğitimle yozlaştırabilirsiniz.

FETÖ, Fulbright eğitim anlaşmasıyla eğitim sitemine yerleştirildi. Bu anlaşmayla çocuklarımız ABD emperyalizmine göbekten bağlandı. Bu anlaşmanın artık feshedilmesi gerekmektedir. Çocuklarımızı Amerika’ nın elinden kurtarın!

* *

          Şimdide adından gayrısı milli olmayan bu bakanlıkta, bakan olarak görev yapan bir zat – ı muhteremden bir hatıratı nakledelim!

          Nakledelim ki, böyle zihniyetin sahibi olarak eğitimin başına bakan olarak getirilen adamların, bu ülkenin evlatlarının hangi ölçüde yetişmelerine vesile olacaklarını şöyle bir gözler önüne sermiş olalım!

          Bunu yaparken de hiçbir kimsenin vebalini almadan, kimseyi rencide etmeden ve kimseye de hakaret etmeden, tamamen objektif bir bakış açısıyla ve tarihe şahitlik edenlerin hatıratlarından yararlanarak anlatmış olalım!

*

Milli Eğitim Eski Bakanı Mustafa Necati' nin ibretlik ölümü!

‘' Eski harflerle birlikte Kur’ an’ ı da tarihe gömdük! '’

Kaynak: Haber vaktim * Tarih: (21. Nisan. 2020 / 23, 26).

Harf Devrimi' nin gerçekleştiği dönemde Latin harflerinin üstünlüğü konusunda açıklamalarda bulunan dönemin Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati Uğural' ın Konya' da düzenleyeceği konferans öncesi apandisit patlaması sonucu ölmesi, yıllardır ibretlik bir olay gibi anlatılır

1 Kasım 1928' te Türkiye' de gerçekleştirilen Harf Devrimiyle, Arap Alfabesinden Latin Alfabesine geçildi. Dönemin Milli Eğitim Bakanı da Mustafa Necati Uğural'. Uğural' ın harf devrimi için çok uğraştığı ve Anadolu' yu dolaşarak Latin Alfabesinin çok üstün olduğu yönünde propaganda yaptığı biliniyordu.

‘' KUR' AN' I TARİHE GÖMDÜK! ’' AFİŞİNİN ARDINDAN ÖLMESİ İBRETLİK BİR VAKA OLARAK DEĞERLENDİRİLDİ!

Türklerin asırlardır kullandığı Arap harflerinin yerini Latin harflerinin almasının ardından toplum da ciddi rahatsızlıklar ve tepkiler oluşmuştu. Bu tepkiler çeşitli yollarla bastırılırken, bakan Uğural da Latin harflerini üstün kılan konferanslar düzenliyordu. Bu konferanslardan birini vermek için Konya' ya giden Bakan Mustafa Necati için hazırlanan afişlerde; ''Eski Harflerle Birlikte Kur’ an’ ı da Tarihe Gömdük!” ifadeleri yer aldığı belirtiliyordu. Konferans öncesi yemeğe katılan Bakan Mustafa Necati apandisit patlaması sonucu hastaneye kaldırılarak, hayatını kaybetti. Kimi kaynaklarda da Ankara Numune Hastanesi’ nde öldüğü söylenmektedir.

MUSTAFA KEMAL, MUSTAFA NECATİ' NİN ÖLÜMÜNDEN SONRA AĞLADI!

Mustafa Kemal Atatürk’ ün, Mustafa Necati’ nin ölümüne adeta “hüngür hüngür” ağladığını Falih Rıfkı Atay “Çankaya” adlı kitabında yazmıştır. Prof. Dr. Utkan Kocatürk’ ün M. Kemal Atatürk’ ün manevi kızı Afet İnan ile 17 Nisan 1976 günü yaptığı söyleşide de, Atatürk’ ün Mustafa Necati’ nin ölümüne ağladığı bildirilir. Afet İnan, ''Valla her arkadaşına önem verirdi. Yalnız Necati Bey’ den… İşte o, yeni harflerin kabul edildiği senedir ve öyle bir ani ölümü, onda büyük tesir yapmıştı ve acımıştı çok.. Yani çok şey bekliyordu ondan.. (…) Ben tanımadım uzun boylu, ama vefat ettiği zaman Atatürk çok üzülmüştü.. Biliyorum, ağladı..” ifadelerini kullanmıştı.

YILLAR SONRA ŞAHİTLERİ OLAYI BÖYLE ANLATTI:

Yaşanan olayla ilgili yıllar sonra açıklamalarda bulunan Onk. Dr. Haluk Nurbaki olayı şu şekilde anlatmıştır:

Rahmetli babam o zamanlar Konya’ nın tek gazetesi olan “Babalık” gazetesinin başyazarı idi. Ondan işittiğim şu olayı aynen naklediyorum: “Devrin ilk Maarif Vekillerinden (Milli Eğitim Bakanı) Necati Konya’ ya gelmiş ve Latin harflerinin üstünlüğünü (!) anlatmak üzere bir konferans düzenlemişti. Şehrin her tarafına yapıştırılan ilanlarda: “Eski Harflerle Birlikte Kur’ an’ ı da Tarihe Gömdük” yazıyor ve konferansın ertesi gün saat 10’ da verileceği belirtiliyordu.       Akşam, mükellef bir ziyafet verildi. Yemekten sonra Bay Necati, ani bir apandisit krizine yakalandı ve hemen hastaneye kaldırılarak ameliyat edildi. Gösterilen itinayı anlatmaya lüzum yok, bütün hastane hatta Konya ayakta idi. Bay Necati kurtulmuş, fakat ne çare ki haddini aşarak Kur’ an’ a dil uzatmıştı. Gece yarısı, imkânsız denebilecek bir şey oldu ve Bay Necati’ nin yatağı yan demirinden kırıldı. Hasta yere düşmüş ve ameliyat yeri patlamıştı. Ertesi gün saat 10’ da, yani konferansın yapılacağı bildirilen saatte öldü

*

         NOT: Yakın bir tarihte izlemiş olduğum Hulki CEVİZOĞLU’ nun TV programının konuşmacısı, Tarih Araştırmacısı Sayın Cengiz ÖZAKINCI, harf inkılabıyla ilgili bir konuda,  Atatürk’ ün, Mustafa Necati’ nin ölümünden sonra ‘’hüngür hüngür’’ ağladığına dair, Falih Rıfkı ATAY’ ın yazdıklarının, tamamen yalan olduğu ve böyle bir şeyin söz konusu olmadığına dair açıklamaları olmuştur!

          Dolayısıyla yukardaki (Haber vaktim)’ in yazısında belirtilen hususun, gerçekliği konusunda istifam olduğunu sayın okuyucularımıza açıklamayı bir borç bilirim! O. K.

*

          İşte böyle kıymetli okuyucularımız! Bunun gibi daha nice bilgiler, tarihin sayfalarının arasına gömülüp gitmiş bulunuyor! Kimi hatıralarda birkaç satırla yahut sayfa olarak yer alıyor. Kimi kulaktan dolma sözlerde birkaç paragrafta yerini buluyor!

          Sonuç itibariyle ortada olan bir gerçek varsa ki, kimilerince istedikleri kadar kabul edilmesin, bu ülkenin evlatlarının yetişmesinin kaderine hükmeden ve halen de devam eden bir hainlik var!

          Bu konuda da rahmetli Kamran İNAN Bey’ in hafızlardan silinmeyen o çok meşhur sözünü burada tekrarlamak istiyorum: ‘’Bu topraklar hain yetişmesinde ziyadesiyle mümbittir. O nedenledir ki bugün haini en bol olan bir ülkeyiz!’’ demiştir!

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  YORUMLAR
Oktay KIRLANGIÇ  -  17-08-2020 - 19:24
Çok Kıymetli Arkadaşım Sayın Mehmet KALKAN Bey: Adından gayrısı Milli olmayan Eğitim sistemimizle ilgili ve belgeli, birazda uzunca yazımı okuma zahmetinde bulunmuş olmanızdan dolayı hassaten teşekkür ederim. Sizinde bahsetmiş olduğunuz \'\'YERLİ TOHUM!\'\' olayında olduğu gibi, şimdi moda olan adı \'\'Dış Güçler\'\' yani Emperyalistlerin türlü oyun ve entrikalarının tuzağındaki yöneticilerce, bu ülkenin her şeyi kurban edilmektedir! Bununla ilgili olarak teker teker isim zikretmenin de bir gereği yoktur! Başını kaldırıp ta nereye bakarsan bak, bu ihanetin bir parçasını mutlaka görürsün! Yönetenlerin görevi bu tuzağa düşmemektir! Ülkenin milli çıkar ve âlî menfaatlerinin, her şeyin üstünde olduğu bilinciyle hareket etmeleridir. Elime yeni ulaşmış olan bir başka eğitim ihanetiyle ilgili bilgileri, hafta içinde bu yazımın devamı olarak takdim edeceğim! Orada anlatılan ve açıklanan bilgileri bizim ülkemizle kıyasladığınızda göreceksiniz ki, tam bir ihanet çember içerisinde ve yıllardır hainlerin kurbanı olmaktayız! Bu ihanetlerin sonucu olarak ta bu ülkenin kaç neslinin heba edildiğinin hesabını yapabilen beri gelsin!!! Selamlar.....
MEHMET KALKAN  -  14-08-2020 - 16:45
MİLLİ EĞİTİM SİSTEMİ TIPKI MİLLİ TOHUM GİBİ BİR ŞEY... GELECEĞİMİZİN TOHUMU GENÇ BEYİNLERE EKİLECEK VE DEĞERLERİMİZİ TAŞIYAN VE HASSASİYET TAŞIYAN NESİLLER YETİŞTİRİLECEK... ÇOK KISACA BU AMA NİYE BAŞARISIZ OLUYORUZ KONUSU O KADAR UZUN Kİ ZAMAN YETMEZ... DÜNYADA ÇOK BAŞARILI EĞİTİM SİSTEMLERİ VAR, ONLAR İNCELENMELİ VE BU İŞİN BİLİMSEL YANINI BİLEN BİR KURUL TARAFINDAN TÜM FASAFİSO BİLGİLER ATILMALI VE GENÇLERE YAPICI KALICI GERÇEK HAYATLA BAĞDAŞIR ŞEYLER ÖĞRETİLMELİDİR.. FİKİRLERİNİZE TAMAMEN KATILIYORUM... HASSASİYETİNİZE TEŞEKKÜR EDERİM DEĞERLİ DOSTUM....
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Nursan Gül Annaç
Nesrin Bulat
Başar Özdemir
Kırlangıçoğlu Oktay
Bekir Eroğlu
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  25 Eylül 2020 Cuma
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net