23 Eylül 2021 Perşembe
 
ANA SAYFA   KIRIKKALE WEB TV  
Haber Ara  
 
HEDEFİMİZE ULAŞALIM
HEDEFİMİZE ULAŞALIM
ABC'de, Hoca Ahmet Yesevi'den Ahi Evran Konferansı
ABC'de, Hoca Ahmet Yesevi'den Ahi Evran Konferansı
26 bin litre kaçak akaryakıt ele geçirildi
26 bin litre kaçak akaryakıt ele geçirildi
Avrupa Spor Etkinliklerine Görkemli Açılış
Avrupa Spor Etkinliklerine Görkemli Açılış
  YAZARLARIMIZ
HAVF VE RECA
14 Ağustos 2020 Cuma Bu yazı 8223 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Havf, bilinen veya hissedilen bir işaretten dolayı irkilmek, bir tehlike karşısında ne olacağı endişesi içinde olmak‘ anlamında olup kısaca “korku“ demektir.

            Reca‘ ise ümitle ve severek, bilinen veya hissedilen bir şeyi kalpten gelen bir özlemle bekleme demektir.

            Mümin, hem ümit ve hem de korku içinde olmalıdır. Zira Allah hem Gaffar’dır, hem de Kahhar. Bağışlaması da vardır, kahrı ve perişan etmesi de.

            Her hangi bir konuda umut etmek ve umutsuz olmak arasında aslında ince değil çok kalın bir çizgi var.

            Eğer umutluysanız pek çok şeyiniz olumlu anlamda değişim gösteriyor. Psikolojik olarak umutsuzsanız veya kaygınız veya korkunuz varsa elbette yaptığınız her türlü faaliyetlerde bu korkunuz her alana yansıyor.

            İslam’da umut etmek dediğimizde korku ile birlikte anılır.

            Yani korku ve umut hem ikiz ve hem de zıt kardeştir. Eğer bir herhangi bir konuda umudunuz bitmişse orada korku ve endişe başlar. Oysa ölçüyü iyi ayarlarsanız bu feraha ermenizde çok büyük etkisi olacaktır.

            Allah(cc)’ın büyüklüğü konusunda şüphesi olmayan yani İslam dinine inanan kişinin Allah(cc)’dan korkması kaçınılmazdır. Ancak korkan kişi tüm adımlarını korku üzerine kurarsa o zamanda yaşaması zorlaşır. Ancak umut edip, Allah(cc)’ın Rahman ve Rahim olduğunu uman kişinin bu denge ile yani atacağı her adımda korku umut dengesi ile daha yaşanır bir hayatının olması demektir.

            Elbette benim burada sözünü etme gayretinde olduğum konu korku ve umudun aşırı olması veya olmamasıdır.

            Aşırı korku duyan insan genel olarak hayatta pasif duruma düşerler. Kaza olacağından aşırı korkan bir kişinin trafikte olması, rahat bir şekilde araç kullanmak bir yana kaldırımda bile yürüyemez.

            Tüp patlaması korkusu olan bir kişinin ocak başına geçip bir yemek bir çay yapamayacağı da gerçektir.

            Sınıfta kalacağında korkan bir öğrencinin kafasını derse vererek sınav hazırlığı yapamayacağı da vakadır.

            Bu örnekleri en uçlardan başlayarak artırabiliriz.

            Ama korkuyu sınırda tutup umut eden kişi etrafınızdan isterdeniz test edebilirsiniz daha başarılıdır.

            İslam’a inana kişi ahiret korkusunu, azap korkusunu sürekli içinde taşır ve bu korku da Allah’ın makamına duyulan korkuyla birliktedir. Asıl hayat Ahiret hayatı olduğuna ve onun nimetleri dünya nimetlerinden çok daha üstün olduğu gibi, azabı da çok daha şiddetli olduğuna göre, öncelikle korkulması gereken Ahiret azabıdır; bu azabı tattıracak olan da Allah’tır. Şu halde, mü’min öncelikle Allah’ın kahhar, cezalandırması şiddetli, hesap vermede çabuk olmasından çekinir; bir yandan O’nun engin bağışlamasını, rahmetini umması kendini yine de alıkoyamaz

            Havf da reca da mü’minin sıfatlarıdır. Bundandır ki, hangisi ruhtan çekilse, küfür tehlikesi belirir. Havf etmeyen insan, isyan yolunu tutar, bu yolun sonunun ise küfre çıkma tehlikesi vardır. Recanın azalması da ümitsizliğe yol açar. Bu da sonu küfre çıkabilecek bir başka yoldur

            Bir kimse, ne kadar âlim olursa olsun, ne kadar ibadet ederse etsin, kendisine muhakkak Cennetlik gözü ile bakmamalıdır. İlmine, ameline güvenenler zarara uğrayabilir. Bunun için daima Allaha Teâlâlın azabından korkmalı, hiç bir ibadetine güvenmemelidir. İlmine, ibadetine güvenmek, nasıl çok tehlikeli ise, kendini muhakkak Cehennemlik zannederek, Allaha Teâlâlın rahmetinden ümidini kesmek de tehlikelidir. Mümin, orta yolda olmalıdır. Yani Allaha Teâlâlın rahmetinden ümidini kesmemeli, azabından da emin olmamalıdır!

            Ben bu korku ve umut konusunu buraya taşırken elbette İslam’a göre nasıldır temelinde aldım. Ama hayatın her alanında korku ve umut eğer eşit değilse her hüsran birlikte gelir. Gereksiz cesaret ve gereksiz umutsuz kişinin doğal olarak başının her türlü sıkıntıda olması kaçınılmazdır.

            Eğer korku olmazsa insanı dururdan bir ölçü olmayacağından hayatına dahi kasteden neticeler ile sonuçlanan adımlar atılır. Eğer umut olmazsa karamsarlığın hat safhası yaşanacağından insan elini kolunu kaldıramaz.

            Ez cümle. Eğer yaşamdan zevk alıp hayatı yaşanır hale getirmek istiyorsak korku ve umudu eşit hissedip dualarla geleceğimizi destekleyelim k, ebedi alemde de saadet duyalım.

            Selam ve dua ile…

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  YORUMLAR
Galip can  -  15-08-2020 - 09:39
Guzel anlatmissiniz olayin özünü. Keske herkes bunlari benimseyebilse
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Şevket ÖZSOY
Kamil Öcal
Hakan Öztürk
Yener Kazan
MESUT ARLIER
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  23 Eylül 2021 Perşembe
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net