26 Eylül 2020 Cumartesi
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Besicilik zor duruma
Besicilik zor duruma
Tekin, Temizlik Aracıyla Cadde Ve Sokakları Temizledi
Tekin, Temizlik Aracıyla Cadde Ve Sokakları Temizledi
Muhasebecilerden Örnek Davranış
Muhasebecilerden Örnek Davranış
Şimşekler Sultanbeyli'ye Bileniyor
Şimşekler Sultanbeyli'ye Bileniyor
  YAZARLARIMIZ
CEMİL MERİÇ
17 Ağustos 2020 Pazartesi Bu yazı 3438 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Cemil Meriç çok değer verdiğim, sizi bilmem ama şahsen benim fikri hayatıma yön veren birkaç yazardan biridir. "Bu Ülke" adlı eserini okumanız tavsiyemdir.. İşte üsdatın hayatından kısa kısa kesitler.

Buyurun..

12 Aralık 1916'da Hatay da doğdu.. Aile, Balkan Savaşları esnasında Yunanistan’dan geldiler.

 

Çocukluk yılları pek parlak değil.

Babası hep çatık kaşlı, annesi hep mızmız, kasabanın çocukları hep korkunç. Bol bol dayak yemekte, hep hakarete uğramakta. Gözleri de 6 numara miyop, durumundan bir hayli muzdarip..

 

Okumayı 4 yaşında söktü, ilk ve orta öğrenimini Arapça, Fransızca, Kur'an, tecvid, ahlâk eğitimi de aldığı Reyhanlı Rüştiyesi'nde tamamlayan Meriç, ardından Fransız idaresindeki Antakya'ya giderek Fransız eğitim sistemi uygulayan Antakya Sultanisi'nde okudu.

İlk yazısısı 1933'te "Yenigün" isimli yerel gazetede yayınlandı

1936'da Pertevniyal Lisesi'ne geçti.

 

Meriç, bir yazısında bazı hocalarını eleştirdiği için 12'nci sınıfta liseden ayrılmak zorunda kalırken, aynı yıl Nazım Hikmet ve Kerim Sadi ile tanıştı.

 

Geçim sıkıntısı nedeniyle 1937'de gittiği İskenderun’un Haymaseki köyünde 9 ay öğretmenlik yapan yazar, daha sonra sınavla girdiği İskenderun Tercüme Bürosu'na reis muavini oldu.

 

1939’da Reyhanlı’da komünizm propagandası yapmak ve bağımsız Hatay Hükümeti’ni devirmeye teşebbüs etmekten hapse atıldı. İdam talebiyle yargılanan Meriç, iki ay sonra beraat etti ve Hatay aynı yıl 29 Haziran’da Türkiye'ye katıldı.

 

Mahkemede Marksist olduğumu haykırdığım zaman, tek işçinin elini sıkmış değildim. Sadece namuslu olmak istiyordum. Korktuğu için sustu dedirtmemek için. Bir sığınaktı Marksizm, bir kaçıştı. Bir yaşama gerekçesiydi, belki de inanıyordum Marksizm’e. Eziliyordum, ezilenlerin yanındaydım.

 

Salah Birsel ;“Gece gündüz okurdu. Bu yüzden gözlerinin gücünü her geçen gün biraz daha yitirirdi. Ne var ki o buna hiç aldırmazdı. Odasında masanın üstüne sandalyesini koyar, kendisi de sandalyeye çıkar ve kitabını ampule 30 cm uzaklıkta okurdu. Bunu, elektrik ampulünü aşağı kadar iletecek kordona verecek parası olmadığı için yapardı. Parasız oluşunun sebebi, eline geçen parayı kitaplara yatırmasıydı.” diyor.

1942’de İstanbul’da Fevziye Menteşoğlu ile evlendi. Hayatım bir trajedidir. Birinci perde evleninceye kadar geçen zaman. Yıldızsız, Allahsız, cıvıltısız, katran gibi bir gece. Vıcık vıcık ızdırap. Birkaç şehri fethe yeten bir enerji yel değirmenlerine saldırmakla harcanır. İkinci perde izdivaçla başlar. Daha büyük, daha derin, daha uzun acılar. Fakat vahaları olan bir çöl bu ve göğü yıldızlarla dolu, çocuklarım, kitaplarım…

 Gözlerimi yani her şeyi kaybetmiştim. Tekrar çarka takıldım. Ölümü bir münci olarak arıyordum. Meselelerimi ancak o çözebilirdi, korkak olduğum için intihar edemedim. Vazifelerim bitmişti… Beklediğim hiçbir şey yoktu. Yazdıklarım hiçbir yankı uyandırmamıştı. Ne yazacaktım?

Doktorun “Gözlerinizin açılması mümkün değil” sözleri üzerine, eşi Fevziye Hanım;

“Cemil eşin olarak izin veriyorum, nereye gidersen git, yeter ki yaşa” der. Bunun üzerine Hatay’a gider, kaldığı otelin lokantasında Lamia Hanım’la tanışır, Jurnal’de yer alan mektupların başlangıcı o geceye kadar gider.

Lamia Hanım o günden sonra Cemil Meriç’in hayatından çıkmaz. Eşi Fevziye hanım bu ilişkiyi bilir, başlangıçta zorlansa da, sonraları eşinin hayatı sevmesi, karamsarlıktan kurtulması, üretmesi için bu aşkı kabullenir. Jurnal 2’deki mektuplar bu aşkın belgeleridir adeta.

“Arzularımı susturamıyorum. Şımarığım, yaramazım alçağım. Sel yatağına çekilmedi henüz. Mektuplarınla yaşıyorum. Garip bir hayat bu, seninle yatıyor, seninle kalkıyorum, ama yine de mütehassir (hasret çeken, özleyen)im, yine de… Lamiam benim, bütünüm, kemalim,

..Lamiam.” diye yazar.

1983’te eşi Fevziye Hanım’ı kaybetti...Aynı yıl Ağustos ayında beyin kanaması geçirdi ve sol tarafına felç indi. 13 Haziran 1987’de ise hayatını kaybetti.

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Nursan Gül Annaç
Nesrin Bulat
Başar Özdemir
Kırlangıçoğlu Oktay
Bekir Eroğlu
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  25 Eylül 2020 Cuma
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net