07 Temmuz 2022 Perşembe
 
ANA SAYFA   KIRIKKALE WEB TV  
Haber Ara  
 
Yahşihan’a Kurulacak Tesis 350 Kişiye İstihdam Yaratacak
Yahşihan’a Kurulacak Tesis 350 Kişiye İstihdam Yaratacak
Sinerji'de Asgarî Ücret 6 Bin TL
Sinerji'de Asgarî Ücret 6 Bin TL
TSM Personeli Masa Tenisinde Türkiye Derecesi Elde Etti
TSM Personeli Masa Tenisinde Türkiye Derecesi Elde Etti
Keskin'de Başlıyor
Keskin'de Başlıyor
  YAZARLARIMIZ
Büyük Taarruzun Büyük Zaferi
31 Ağustos 2020 Pazartesi Bu yazı 15445 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

"Zafer, "benimdir" diyebilenlerindir" demişti büyük önder Atatürk.

   Tekrar dirilişin , ayağa kalkışın, yeniden varoluşun destanı olan BÜYÜK TAARRUZUN ardından....

    Yokluk içinde, tam bitti denilirken, küllerinden yeniden doğan bu vatan evlatlarının kanlarıyla yazılmış bir kahramanlık destanıydı bu. Hem de öyle böyle bir destan değil. Kitaplara sığmayacak kahramanlıkları, asırlarca konuşulacak şekilde...

    Ağustos ayı, zaferlerle dolu şanlı bir dönemi hatırlatır her daim bizlere...

    1071'in 26 Ağustos'unda, Sultan Alparslan'ın Anadolu kapılarını Türkler'e açıp kazandığı zafer, tekrar bizi Anadolu'dan çıkarmak isteyen Haçlı'nın, Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından 30 Ağustos 1922'de denize dökülmesiyle tekerrür etmiştir...

    Bu kutlu zafer bu büyük taarruz nasıl gerçekleşmişti hatırlayalım.

    1919 yılında Birinci Dünya Savaşı sonrası İtilaf Devletleri, Mondros Ateşkes Antlaşması hükümlerine dayanarak türlü bahanelerle Anadolu'yu işgale başlamışlardı. Ordumuzun cephanesi elinden alınarak zor durumda bırakılmaya çalışılıyordu...

    O işgal yıllarında, itilaf donanması İstanbul'a, Fransızlar Adana'ya, İngilizler Urfa, Maraş, Samsun ve Merzifon'a, İtalyanlar, Antalya ve Anadolu'nun güneybatısına yerleşmişlerdi.

    15 Mayıs 1919'da İtilaf Devletlerinin izniyle Yunan Ordusu İzmir'e çıkarma yaptı.

    Bu durum karşısında Türk milleti, tarih boyunca gösterdiği ''millet olma bilinci'' içerisinde işgallere karşı Kuvayî milliye hareketini başlattı.
    İki seçenek vardı;
ya işgal güçlerine teslim olunacak ya da yıkılan, yakılan bir ülke...

     Yılmaz evlatlarının azmiyle yeniden ayağa kalkacak ve küllerinden doğacaktı.

    1920'de TBMM'nin açılması üzerine işgal güçleri tüm baskıcı politikalarını Atatürk ve silah arkadaşları üzerine yoğunlaştırmıştı. Özellikle Batı Cephesi'nde hareketlilik başlamıştı. Yunan ordusu Polatlı'ya kadar dayanmıştı.

    Yunan ordusunu püskürtmek, daha birkaç yıl önce ''Çanakkale geçilmez'' sözünü tarihe altın harflerle yazdıran vatan evlatlarına düşmüştü...

    Sakarya'da 22 gün 22 gece süren kanlı çarpışmaların ardından düşman durdurulmuştu. Fakat ordumuz birhayli yorgun düşmüş, yeniden toparlanma süreci gerekiyordu. Bu süreç biraz uzayınca, mecliste homurdanmalar başlamış, Mustafa Kemal'in de başkomutanlığı yeniden sorgulanır olmuştu. 4 kez oylamaya sunulan başkomutanlık, meclisten yeterli oyu alamayınca da iptal edilmişti.

    Bunun üzerine Mustafa Kemal de nutukta şöyle bir konuşma yapar:
  "Bu dakikada ordu komutansızdır. Eğer ben, orduya komuta etmeyi sürdürüyorsam, yasaya aykırı olarak komuta ediyorum. Düşman karşısında bulunan ordumuz, başsız bırakılamazdı. Bunun için bırakamadım, bırakamam ve bırakmayacağım.” 

    6 Mayıs 1922’de Mustafa Kemal’in mecliste yaptığı konuşma üzerine yapılan oylama sonucunda Mustafa Kemal’e verilen Başkomutanlık görevinin süresiz olarak uzatılması kabul edildi.

    Bu yetki geri verilmişti çünkü ordu komutansızdı.
Çünkü Mustafa Kemal savaş dahisiydi....
Çünkü Mustafa Kemal akla zarar taktikleriyle düşmanı altedebiliyordu.
Ve en önemlisi de tarifsiz bir vatan sevgisi vardı yüreğinde....

   Tekrar ordunun başına geçen Başkomutan Mustafa Kemal Paşa bir yıl kadar süren hazırlık döneminden sonra 26 Ağustos 1922'de Büyük Taarruz'u başlattı.

    Tarihimizin zaferle taçlandırıldığı, kısıtlı imkânlarla kazanılmış bu savaş hâlen haçlı dünyasını rahatsız etmektedir.

     Yunanistan her defasında denizlerimizi taciz etmesi geçmişin hazımsızlığından ileri gelmektedir.

    Ama ne acıdır ki, bu yunanın galip gelmiş olmasını temenni eden ve oralardan gelip ülkemizde verdiği ecdadımıza hakaret içeren brifinglere alkış tutan zihniyetler, islâmı temsil eden ülkelerin haçlı ordularıyla ittifak etmesi en büyük üzüntümüz olmuştur.

    "Biz tarihimizin ışığını takip edersek eğer, ufkumuz zaten aydınlık olacaktır!"

  Her daim muhtaç olduğumuz kudret, asil damarlarımızda mevcuttur....
 
    BÜYÜK TARRUZUMUZUN ZAFERİ OLAN ZAFER BAYRAMIMIZ, "ZAFER BENİMDİR" DİYEBİLEN HERKESE KUTLU OLSUN.

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Tuğba Harmankaya
Yener KAZAN
Cenk DOĞAN
Sami GÜLER
Sadettin KARALÖK
Rabia Saylam TAŞDEMİR
Hidayet DOĞAN
Şadiye ERYILMAZ
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  07 Temmuz 2022 Perşembe
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net