01 Ekim 2020 Perşembe
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
İNSAN KAYNAĞI YETİŞTİRİYORUZ
İNSAN KAYNAĞI YETİŞTİRİYORUZ
4 Gündür Kayıptı, Kızılırmak'ta Ölü Bulundu
4 Gündür Kayıptı, Kızılırmak'ta Ölü Bulundu
Protokol İmzalandı
Protokol İmzalandı
Kardeşlerimizin Yanındayız
Kardeşlerimizin Yanındayız
  YAZARLARIMIZ
KREŞ Mİ EVMİ ?
14 Eylül 2020 Pazartesi Bu yazı 4442 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Genelde akla takılan ilk soru kreşe başlama yaşı kaçtır?

Çocuklar kaç yaşında anneden kopar? Çocukların ilk dört yaşını atlattıktan sonra anneleriyle olan "bağımlılığı" zayıflar. Artık çocuk annesinden alacaklarını hem maddî hem de manevî olarak almış olur. Sevgiyi kesintisiz olarak almış ise bu sevginin kendisine yüklediği pozitif enerjiyle artık dış dünyaya adım atmaya başlayacaktır. Zaten çocukların bu dönemi hemen fark edilir. Çocuklar bu dönemde hafif bir kriz yaşarlar. Agresif olurlar, inatçı olurlar, hırçın olurlar, ne söyleseniz tersini yaparlar... İşte bu dönem, çocuğun anneden yavaş yavaş koptuğu dönemdir. Dört yaşından sonra çocuklar annelerine artık "bağımlı" değil, "bağlı" olmaya başlarlar... İşte bu dönemde anneler çocuklarından bir süreliğine ayrılabilir ve çalışma hayatına başlayabilirler.

Kreş mi, büyük anne mi?

 Birçok anne çalışma hayatına atıldığında çocuklarını emanet edecekleri yer konusunda tereddüt yaşamakta. Çok defa yakınları ile kreş arasında sıkışıp kalmakta. O halde, sormak gerekirse anneler, işe giderken çocuklarinı kreşe mi yoksa büyük anneye mi (veya yakın akrabaya mı) bırakmalı? Bu tereddüdün asıl kaynağı, çocukların kreşe gitmesi durumunda okul hayatına alışıp alışamayacağı, kreşte yeni tanışacağı arkadaşları ile sosyalleşip sosyalleşemeyeceği, bunun yanında ise büyük annelerin, daha güvenilir olmasıdır... Çok defa anne-babalar kreş mi, büyükanne mi sorusunun içinden rahatlıkla çıkamayabilir. Aslında "çocuk, büyükanneye veya akrabalardan birinin yanma mı, kreşe mi emanet edilmeli?" sorusuna cevap vermek hemen hemen imkânsızdır. Çünkü her kreş farklı özellikte olduğu gibi, her büyük anne de farklı özelliktedir. Kimi kreşler öylesine güzel imkânlarla çocukların hem sosyal hem motorik hem de zihinsel gelişimine imkân sunarken kimi kreşler de çocuklarda var olan gelişimlerin hepsine engel olabilecek kadar pedagojik yaklaşımdan uzak olabilir. Bu açıdan "Kreş mi, büyük anne mi?" sorusuna cevap vermek yerine, her birinin avantaj ve dezavantajlarından bahsetmekte fayda var. Genel itibarıyla çocukların sosyal gelişimi için tabii ki kreşlerin oynadığı rol büyüktür; ama unutulmamalıdır, her ne kadar çocuklar kreşte arkadaşları ile oynuyor olsa da evlerinde oynayacak kardeşleri yoksa yine "asosyal" olma riski taşımaktadırlar. Bu itibarla bakıldığında, her çocuğun mutlaka en az bir kardeşi olmalıdır. Sosyalleşme kreşteki çocuklarla değil, ilk etapta kardeşle, daha sonra akraba, konu komşu ile olmalıdır. Bununla birlikte, kreşlerin düzenli bir program takip etmelerinin çocuğun gelişimine katkısı vardır. Düzenli yaşama alıştırma açısından kreşlerin oynadığı rol büyüktür. Kreşlerdeki oyun ortamları ve profesyonel öğretmenlerin çocukların gelişimine büyük destek olacağı da kesindir. Tüm bunların yanı sıra, kreşler her imkânı sunsa da eğer samimi sevgi ortamını sunamıyorlarsa sundukları avantajların hiçbir kıymeti yoktur. İşte bu noktada, büyük annelerin özelliği ön plana çıkmaktadır. Her ne kadar kendilerinde profesyonel imkânlar olmasa da torunlarına verebilecekleri samimi sevgi her şeye bedel olabilmektedir. Tatmin edilmemiş duygular, ruhta iz bırakır Çalışma hayatı tabii ki içinde bulunduğumuz sosyal ve ekonomik hayatın annelere sunduğu bir imkândır. Özellikle çalışma hayatına alışmış bir anne için ev hanımı olmak oldukça zordur ya da sosyal alanlarda gönüllü olarak hizmet eden annelerin evde bulunmaları kolay değildir. Bu, bir yaşam tarzı değişikliğidir ve bu değişiklik kolay gerçekleşmez. Tüm bunlar günümüz yaşantısının bir gerçeğidir; ama unutulmaması gereken bir gerçek daha var: evlerde ve kreşlerde annelerini bekleyen çocukların muhtaç olduğu duyguların tatmini! Bu duyguları "vaktinde" tatmin edilmemiş bir çocuk, bir ömür boyunca bunun ruhunda bıraktığı izle yaşamak zorunda kalacak. Her önüne çıkan yeni birilerinden bu sevgi boşluğunu doyurmasını bekleyecektir. Tıpkı bugün etrafımızda her an herkesten ilgi ve sevgi bekleyen ve bir türlü sevgiye doyamayan yetişkinler gibi...

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Hakan Öztürk
Halil Eşmebaşı
Kırlangıçoğlu Oktay
Alkın Erkek
İsmail Dursun Kuzucu
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  01 Ekim 2020 Perşembe
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net