28 Ekim 2020 Çarşamba
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
SENİ UNUTMAYACAĞIZ BAKANIM
SENİ UNUTMAYACAĞIZ BAKANIM
Bugün Rüzgar Eken Yarın Fırtına Biçecektir
Bugün Rüzgar Eken Yarın Fırtına Biçecektir
Öğretmen Adaylarına Çocuk Hakları Eğitimi
Öğretmen Adaylarına Çocuk Hakları Eğitimi
ABC ile ORSAV'dan İş Birliği
ABC ile ORSAV'dan İş Birliği
  YAZARLARIMIZ
SALİM CÖHCE
29 Eylül 2020 Salı Bu yazı 2589 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

“İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn” ilahi nidasına kulak vererek ve ittiba ederek dâr-ı fenâdan dâr-ı bekâya irtihal eden büyüğüm, ağabeyim Salim Cöhce, bu dünyadaki rızkını tüketerek ve kendisine takdir olunmuş olan nefesini tamamlayarak aramızdan ayrıldı, Allah Teâlâ kendisine rahmetiyle ve şefkatiyle muamele eylesin, mekânı Cennet ruhu şâd olsun. Ailesinin, mesai arkadaşlarının, yakın arkadaş ve dostlarının, öğrencilerinin ve nihayet Türk tarihi ile uğraşanların başı sağ olsun.

Rahmetli, soyadının yazılış ve söylenişi gibi zor birisiydi. Ermenekli oluşu, Karamanoğlu coğrafyasından ve Avşar boyundan gelişi muhtemelen bu zorluğun en ilk sebebiydi. Çoğu sempozyumda isminin yazılışında, bildiriler kitabına tebliğinin ilavesinde, konferans sunumları için çağrılışında mutlaka soyadı ile ilgili karışıklık yaşanırdı. Çöhçe, Çöhce, Cöhçe gibi yanlış ifadelere alışmıştık artık.

Diyarbakır’da görev yaptığım yıllarda ve daha çok da Güney Doğu Anadolu Bölgesinde sempozyumlar düzenlediğimiz vakitlerde tanışmıştık kendisiyle. Hafızası kuvvetli, kavga etme riski çok yüksek, dediğim dedik düşüncesiyle hareket eden ve bir milim geri adım atmayı zul kabul eden, hemen her alanda bilgisi bulunan ve diyeceği olan, özellikle de kişilerin aile kökenleriyle ilgili konularda araştırmalar yapan, kitaba olan düşkünlüğü hastalık derecesinde ileri seviyeli birisiydi. Hemen hemen bütün öğrencileriyle bir şekilde aralarından kara kedi geçmiş birisi olarak değerlendirilirdi tarih camiasında. Merhameti, yufka yürekliliği, imanı, vatan ve millet sevgisi çok ziyadeydi. Merhameti ve acıma duygusu o heybetli görüntüsüyle zıtlık oluşturuyordu. İnönü Üniversitesi’nde kurmuş olduğu Tarih Bölümü Kütüphanesi’ne kitap alabilmek için bölümdeki bütün hocalardan para toplayan, kitap nerede olursa olsun ve kaça satılırsa satılsın onu tedarik etmekten kaçınmayan, İnönü Üniversitesi’ne ve Tarih Bölümü’ne yolu düşenlere kütüphaneyi göstermekten büyük haz duyan bir kişiliğe sahipti. Vatan, devlet ve millet düşmanlarına, hainlere, vefasızlara karşı nefreti ve tahammülsüzlüğü had seviyedeydi. Adı Salim’di ancak kendisiyle geçim çok zordu, o sebeple bir şekilde aynı sempozyumda görevliysek mutlaka benim bulunduğum oturumlara yazardık kendisini. Teeddüb ederek ve oturum başkanı olarak yazardım ki kendimi, ortalık karıştığında toparlayabileyim diye. Şayet kendisi oturum başkanıysa hemen yanına otururdum ki, arada bir masa altından dizine dokunur ve sinirlerini yatıştırmaya çalışırdım. Fakat ne yaparsam yapayım Salim Hoca huyundan vazgeçmez, mutlaka birileriyle diyaloğa girerek çatışırdı. En son Kastamonu’daki sempozyumda yaşamıştık böyle bir hâli. Oturum başkanıysa mutlaka bir korsan tebliğ sunar, değilse daha önceki konuşmacıların tebliğlerine bir şekilde ilave yapar ya da eleştiri yöneltirdi. Antifiriz kullanmadığı için sürekli hararet yapardı. Bir başka zorluk da hocanın tebliğini zamanında alabilmekti, herhalde hiç şahit olmadım zamanında gönderdiğine. Bazen umut kesilir ve tebliği sempozyum kitabına konulmazdı.

Ermeni roman ve hikâyeleri üzerine eğilmemdeki rolünü inkâr edemem. Henüz kurulmadan önce Mardin’de düzenlediğimiz sempozyumun sonuç bildirgesinde Mardin’de Artuklu Üniversitesi kurulması gerektiğine dair fikri ve ısrarı çok isabetliydi. Nitekim kurulmuş olan üniversitenin adı bugün Mardin Artuklu Üniversitesi’dir ve onun bu isimdeki rolü çok yüksektir.

Doktora danışmanım ile aralarında bir kırgınlık olduğu için benim yanımda hocamdan konuşurken; “Ahmet de bana kızacaktır, ama…” diye başlardı konuşmasına. Ben de; “Abi, benim yanımda hocam hakkında olumsuz konuşmasan iyi edersin…” diye mukabelede bulunurdum ve o da sağ olsun diyeceklerini sansürlerdi. Profesörlük kadromun verilmediği ve neredeyse eş durumundan üniversite ile ilişiğimizin kesilmesinin konuşulduğu zamanlarda başka bir üniversiteye geçebilmek için Kırıkkale, Edirne, Çanakkale, Giresun, Antalya, Aksaray, Kayseri, Yozgat gibi yerlerdeki üniversitelere başvurmuş ve ne yazık ki kapıların yüzüme bir bir kapandığını da görmüştüm. O sıralar kendisi de iki defa tebdil-i hava için Çanakkale’ye gönderilmiş birisi olarak, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’ne geçmeye çalışan bana şöyle demişti: “Ahmet, Çanakkale filler mezarlığı gibidir. Bilir misin? Filler âhir ömürlerinde sessiz, sakin bir yer ararlar ve ölümden önceki hayatlarını orada geçirirlermiş. Çanakkale işte öyle bir yer. Anadolu’nun kuzey batıdaki çıkmaz sokağı, filler mezarlığı yani. Çok güzel bir yer, gidersin, bir olta alırsın, akşamları veya hafta sonları balık tutarken karşı kıyıya, yani Gelibolu yarımadasına bakarak iç çeker, iki tek atar,  içkini yudumlar ve şehitlerimizi düşünerek efkârlanırsın.” şeklinde bir tablo çizmişti hayali olarak. Kendisinin içmediğini ben, benim içmeyeceğimi de o bilirdi, ancak latife olsun diye böyle bir cümle sarf etmişti. Filler mezarlığı sözünü ve çizdiği bu tabloyu zaman zaman ehibbaya naklederim. Vatan, devlet ve millet hassasiyeti yüzünden bir hayli hırpalandığı dönemler oldu maalesef. Kendisinin ve sergilediği tavrının bu hadiselerdeki rolü konusunda herkesin fikirleri farklı olabilir, saygı duyarım. Kendisiyle ilgili söylenecekler elbette bu kadar değil, fakat dostları ve sevenleri farklı farklı cephelerden anlatacaklardır rahmetliyi.

Diyarbakır’dan Kırıkkale ve Ankara’ya her gelişimde, yine her dönüşümde Malatya’ya vasıl olduğumda bilirdim ki orada Salim ağabeyim var, sevinirdim içten içe. Yanına uğramasam da uğrayamasam da o oradaydı, bu bana büyük bir rahatlık ve haz verirdi. Kızım Elazığ’da, ben yine o coğrafyaya gidiyorum ve Allah nasip ederse gideceğim, ancak artık o orada olmayacak, geçişlerimde hüzünle yâd edeceğim onu. Kim bilir belki ruhu oralarda olacaktır.

Malazgirt’teki birlikteliğimizdeki yere uzanışı ve bir arkadaşımın çoraplarını giydirişi ile hatıra gözümün önünden gitmiyor. Prof. Dr. Neslihan Durak hocamın Dekanlığı döneminde ve öğrenci Sait Obuz kardeşimin temsilci olduğu zamanda İnönü Üniversitesi’ne Ermenilerle ilgili olarak konuşma yapmak üzere davet edilmiştim Malatya’ya. Yeme konusundaki iştahı bahsedilmeye değer, iki tas kelle paça çorbası içmişti rahmetli. Çorbanın terbiyesinde kullanılan yumurta sarısından söz etmişti. Tuncer Baykara hocamla birlikte Diyarbakır’da evimizi teşrif etmişlerdi bir defasında. Telefonla çok az konuşurduk hastalığı döneminde, eziyet vermek istemezdim kendisine. En son mesaj göndermiştim kendisine ve mesajla haberleşmiştik. Oğlunun Facebook’ta dua isteyen yazısına icabet etmiştim. Buraya kadarmış demek ki. Allah Teâlâ rahmet eylesin, başımız sağ olsun.

Dün vefat ettiğini öğrendiğim Hasan Onat hocamızla fazla bir hatıramız olmamıştı, o sebeple bu yazıyı Salim ağabeyim için düzenledim. Bununla birlikte Hasan hocamızın alanındaki yetkinliği ve kutsal değerlerimize olan bağlılığı konusundaki hassasiyetini hep duymuşumdur. Ilgaz Sempozyumu için biraraya gelecek ve daha etraflı konuşma fırsatı yakalayabilecektim, ancak o da nasip olmadı. Kesin olan bir şey varsa, biz akademisyenler hem toplumdan kopuk hem de akademik camiadan uzak yaşıyoruz. Sempozyumlar ve jüri üyelikleri olmasa birbirimizle görüşeceğimiz de yok maalesef. İspanya gezimiz bu anlamda hayli faydalı olmuştu. Bulunduğumuz şehirlerdeki üniversite mensuplarıyla görüşmezsek bizleri tanıyanlar da olmayacak maalesef. Allah Teâlâ Hasan Onat hocamıza rahmetiyle ve şefkatiyle muamele eylesin, mekânı Cennet ruhu şad olsun inşallah.

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Kırlangıçoğlu Oktay
Erol Serkan Kılıç
Şevket ÖZSOY
Meliha Kartal
Nesrin Bulat
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  28 Ekim 2020 Çarşamba
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net