20 Ekim 2020 Salı
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
YAHŞİHAN’DA HER BİNAYA BİR SALINCAK
YAHŞİHAN’DA HER BİNAYA BİR SALINCAK
Kaçakçılık ve Narkotikten Operasyon
Kaçakçılık ve Narkotikten Operasyon
ÖRNEK MUHTAR
ÖRNEK MUHTAR
Hasan Basri Kara İstifa Etti
Hasan Basri Kara İstifa Etti
  YAZARLARIMIZ
BEN BİR SONBAHAR ÇOCUĞUYUM!
05 Ekim 2020 Pazartesi Bu yazı 1706 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Sonbaharın günlerindeyiz. Kışa hazırlık vakti var mevsimin hallerinde. Soğuk havalar esintileriyle hissettirmeye başladı bile! Çok sevdiğim evin balkonunda oturma vakti geçiyor işte.

Bahçemizdeki ağaçların sararan yapraklarını döküyorlar halince ve biraz da hüzünlüce. Yaza veda ediyor kendince.

Yemyeşil bağlar, bahçeler yavaş, yavaş hazana dönüyor.

Sanki daha da bir üşüyor yaz günülerinde dahi üşüyen ellerim

Mevsimin hüzünlü halleri ruhumu sarıp sarmalıyor. Alıp götürüyor ruhunu çocukluğuma...

 

Anamın tarifine göre, kavaklar yapraklarını dökerken, cevizler dallarından düşüp kabuklarını atarken tam da bu mevsimin ilk günlerinde dünyaya gelmişim.

Gelmişim de sessiz, sedasız ölü doğmuşum.Sonra ebenin müdahalesiyle bir çığlık ki dünyaya merhaba edişim.

Yalanla, dolanla bezenmiş, sevgisiz, şefkatsiz ve hoşgörüsüz dünyaya, riyakar insanlara belki de ilk tepki verişim!

Evet ben bir sonbahar çocuğuyum.

O yüzdendir, belki de hüzünlü hallerim.

O yüzdendir, belki de sükutum sessizliğim.

O yüzdendir, belki de hayata geriden duruşum.

Sadece ve sadece işime odaklanışım.

 

Elbette şu garip dünyada vardır bir gayemiz.Gökkubbede hoş bir seda bırakabilmek. Rahmetle anılabilmek. Geriye eserler koyabilmektir.

Ellilerin hemen başında kalmışsa geriye ömrümüz. Makam, para, mal, mülk için değişmemek, eğilmemek düsturumuz.

Hakça, elifçe "sade" bir hayat geçirebilmektir tek Ülkü’müz.

Bir büyüğün ifadesiyle makam İnsanı bozmaz, ayarını ortaya çıkarır düsturuyla bozulmadı çok şükür ayarımız.

 

Rabbin verdiklerine, vermediklerine şükürler ederek devam ediyoruz sade bir hayatla yolumuza.

"Rabbin nasip etmediğini kimse nasb edemez, Rabbin verdiğini de kimse engelleyemez gerçeğini bilerek.

Ülkeme, memleketime verilen imkanlar ölçüsünde hizmet ederek.

 

Evet soğuyor havalar, soğuk demek benim için biraz da hastalıklara kapı aralamak, Biraz da suskunluğa bürünmek demek.

Susmak şairin ifadesiyle yalnızlığın ana dilidir ve hatta şiiridir.Bu mevsimde hem kendimi hem de çevremdeki insanları biraz neşesiz, biraz işvesiz, durgun olurlar.

Durgunluk, duruluk getirir derler.

Duruluk ne güzel!

Ve ruhum bu günlerde yazı, baharı görememiş, yaşamamış gibi dupduru.

Ve ben bu aylarda, biraz üzüntülü, biraz hüzünlü, birazda suskunluğa bürünüyorum. Kendimi dinliyorum.

Yani ben bir sonbaharın eylülün çocuğuyum. Burçlara çok itibar etmesem de Terazi burcuyum.

Adaletin, hakkın, hukukun çocuğuyum.

Biraz eylül, biraz ekim, biraz kasım barındırırım bağrımda.

Bir filmin hüzünlü müziği gibi çalar durur. “Yaprak döker, bir yanımız.Bir yanımız bahar bahçe...”

Nihayetinde ekim ayının evladıyım.Ekim ayı sanki biraz da gözyaşı ayı gibi.

Acaba diyorum sonbahar çocuğu olmam mı beni sonbahar mevsimi gibi yapıyor. Sararıyor, soluyor, dökülüyor, hazana dönüyor,hüzünlerde kayboluyorum.

Yoksa yalanla, dolanla bezenmiş, sevgisiz, şefkatsiz ve hoşgörüsüz dünyayı sevmeyişim mi?

 

Bu aylarda nerede dertli bir nağme duysam, nerede maziye dair bir şiiri okusam ya da hüzün dolu bir romanın satırlarında kayboluyorum.

Ve bu aylarda daha çok okuyor, daha çok yazıyor, daha çok düşünüyor ve yazılara kendimi veriyorum.

Daha geçenlerde başım önümde kendi kendime mırıldanarak caddeden karşıya geçerken otomobille karşı karşıya kalışım ve taksinin kornasıyla irkilişim.

Taksiciyle göz göze gelişim, delimisin dercesine, sonra da hiç bir şey söylemeden yürüyüp gidişim.

 

Günler gelip geçiyor ve bu aylarda üşümelerim yine bitmiyor. Ve hiç bitmeyecek gibi de görünüyor. Kimi zaman öyle bir hal alıyor ki özlüyorum öteleri!

Kendi kendime sessizce ne zaman bitecek bu gurbet dediğim oluyor.Ve herhalde bu fısıldaşmalarım devam edecek kendi kendine. Ta ki bu yorgun bedenden hüzünlü ruhum göçene.

Havanın bulutlu, yağmurun yağıp yağmamakta kararsız olduğu bir vakitteyim.

Yine üşüyorum, yüreğim titriyor ellerim buz gibi ve ben hüzünlerde öylece Eylüller de, Ekimler de, Kasımlar da kalakalıyorum. Aklıma gelenleri yüreğime üşüşenleri işte böyle yazıyor, daldan dala atlıyorum.

Ve üstad Şükrü Erbaş'ın çok sevdiğim şiirinin ifadeleriyle;

Sözün sularını tükettim ben,

kaynağını kuruttum.

geriye bir büyük

sessizlik kaldı

yüreğimde,

kalabalıklar,

kalabalıklar kadar büyük...

 

Yalnızım

geceler boyu akıp giden ırmaklar gibi

karanlıklar içre, öyle yitik, öyle üzgün, yalnızım...

sularım toprağa sızıyor

Yüzümü geceler örtüyor

Binlerce taş saklanıyor içimde

Kim kimin derinliğini görebilir, hem

hangi gözle?

Büyük şaire Akif'e son sözü bırakarım;

“Toprakta gezen gölgeme toprak çekilince,

Günler şu heyûlâyı da,

er geç silecektir.

Rahmetle anılmak,

Ebediyet budur, amma,

Sessiz yaşadım,

kim, beni nerden bilecektir?”

 

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
İsmail Dursun Kuzucu
Hakan Öztürk
Şevket ÖZSOY
Başar Özdemir
Ahmet Kankal
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  20 Ekim 2020 Salı
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net