26 Ocak 2021 Salı
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Yatırımcıları Hacılara Taşıyor
Yatırımcıları Hacılara Taşıyor
Türkyılmaz Başarılı Personeli Ödüllendirdi
Türkyılmaz Başarılı Personeli Ödüllendirdi
Vergi Yapılandırmasında 1 Şubat Son Gün
Vergi Yapılandırmasında 1 Şubat Son Gün
69 Bin 380 Aracımız Var
69 Bin 380 Aracımız Var
  YAZARLARIMIZ
SABAHIN İLK IŞIKLARI
06 Ekim 2020 Salı Bu yazı 5925 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Seksen beş yaşındaki Remzi Dayı bahçemin yanından geçerken sabah daha alaca karanlık, güneş ışıklarını saldı salacak, ufukta sadece kızıllığı görünüyordu.

Remzi Dayı selem vererek bana doğru yaklaşarak, konuşmak istediği belli oluyordu.

Bir elini bahçe çitilerine dayayarak, destek alarak konuşmaya başladı.

-          Hocam, köyün şu durumuna bakar mısın? Ortalıkta in cin top oynuyor, kimsecikler yok. Eskiden biz bu saatte tarlaya varıp, güneş tepemize dikilmeden koca bir yer biçer, sonrada biçtiklerimizi kağnıya yükleyerek harman yerine getirirdik. Aha bizim oğlanlar çağırmasan öğleye kadar yatarlar. Davar, mal aç mı, susuz mu demezler. Ben olmasam bunlar acından ölürler. Şu yaşımda erkenden kalkıp işlerimi görmeye çalışıyorum. Sabahın şu erken güzelliğine bakar mısın? Sabahın erken güzelliği ve akşamın geç sessizliği insana huzur veriyor. Herkes bu zaman sessizliğinin huzurunu tatmalıdır. Maşallah, seni de gördüğüm kadarıyla erkenden kalkarak sabahın huzurunu ve bereketini yaşıyorsunuz.

-          Doğru söylüyorsun Remzi Emmi. Şu gördüğün bahçede babam on bir çocuğa bakardı. Ailenin fertleri bir arı kolonisinin iş birliği içinde sabahtan akşama kadar çalışırdı. Tüm aile bir arada yerdik, içerdik, inanın çok mutluyduk. Azıcık aşımız, dertsiz, tasasız başımız vardı. Bugün hepimizin maşı var. Çocuk sayımız az olduğu halde evimizin ve çocuklarımızın geleceğinden daha fazla endişe duyarak yaşıyoruz.

-          Hocam bu kötü gidişatın asıl sorumlusu devletimizi yönetenlerin yanlış uygulamalarıdır. Şu gördüğün ovaya bakar mısın? Buradan bakınca Kaman, Keskin, Delice, Yozgat görünüyor. Topraklarımız kırsal bir arazi olsa da, verimlidir. Bizleri yüzyıllardır besliyor. Devlet istese buraları sulu tarım yapacağımız bir duruma getirebilir. Elbette sanayi toplumu olmalıyız. Yalnız sırf sanayi toplumu olacağız diye tarım ve hayvancılığı bırakmamalıyız. Sanayide daha ileri gidelim derken günümüzde ne bir sanayi ülkesi, nede bir tarım ülkesi olmayı başardık. Uygulanan yanlış tarım politikalarıyla sonunda et, hatta saman ithal ederek, el kadar toprağı olan Hollanda’ya imrenir duruma geldik. Atom bomban, uçağın olmasa yaşarsın da yiyecek, içecek ve giyeceğin olmazsa fazla yaşayamaz el âleme muhtaç olursun.

-          Eskiler çalışarak yaşamanın ve bunu bir yaşam biçimine getirmenin ne denli önemli olduğunu söylerlerdi. Şimdi insanları şehirlere yığdılar, iş yok, güç yok. Herkes kolay yoldan, yaşamanın yoluna bakıyorlar. Bunun için de şehirlerde hır, gür, itiş, kalkışların ardı arkası kesilmiyor. Eğer köylerde geçimini sağlayacak bir düzen kurarsan en iyisi köylerimizdir.

Remzi Dayı’nın dediği gibi insanlarımızın büyük bir kısmı çalışmadan yaşamanın yollarına bakıyorlar. Televizyon, radyo ve gazetelerin haberlerine bakınca her gün dolandırıcı haberleri görüyoruz. Bu insanlar akla hayale gelmedik yeni yöntemler üreterek kandırılamaz dediğimiz insanları bile aldatarak inanılması güç rekorlara imza atıyorlar. Onları görünce de diğer insanlar, özenerek aynısını yaparak yaşamaya çalışıyorlar. Hâlbuki çalışmayı özendirici haberlere, toplumun her ferdinin ihtiyacı vardır. 

‘’Kahvaltı hazır bahçeden bir şeyler alıp gelir misin’’ diye çağrıldığımda güneş yeni doğuyordu. Tüm ağaçların gölgeleri kocaman olduğundan henüz güneş bizi rahatsız etmiyordu.

Bu saatte kahvaltı yapmanın, hele de kendi ürettiklerinle bir masa donatmanın ayrı bir tadı ve hazzının olduğunu geç saatte kahvaltısını yapanlar pek anlayamazlar.

Bahçeden bir kavun, birkaç salkım üzüm, domates, biber, yeşillik vb. benzer bir şeyler alıp geldiğimde sofra bayağı zengin görünüyordu.

Aslında sofraya bu zenginliği veren Âşık Veysel’in ‘’Sadık Yâri’’ olan ‘’Bir çekirdek ektim Dört bostan verdi’’ dediği ’’ Kara Toprağı’’ idi.

Tabi oda çalışırsan çabalarsan, toprak emeğinin karşılığını fazlasıyla veriyordu.

Allahlımıza şükrederek kahvaltımızı yaparken Remzi Dayı’nın anlattıkları bizim kahvaltının sohbet konusu oluyordu.

Sabah erken kalkarak tabiatı gözlemleyip, tüm canlıların nasıl yeni güne hazırlandıklarını, kendilerince çalışmalarını gördüğümüz zaman, bir şeyler üretip bir şeyler yapmanın mutluluğunu ve huzurunu yaşıyoruz.

Sabahın ilk ışıklarıyla tabiatın koynunda uyanık olursak ağaçların, kuşların, karıncaların, böceklerin yanında iç içe yaşarken, aynı zamanda dünyanın sadece bizim yaşam alanımız olmadığını görecek, bitkiler ve hayvanların da yaşamasına ve yaşam alanlarına büyük itina ve saygı göstereceğiz.

İnanın böylece daha çok mutlu olup, daha çok insan kalacağız.   

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Şevket ÖZSOY
Yener Kazan
Ahmet Koç
Hakan Öztürk
Bahattin Akyön
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  26 Ocak 2021 Salı
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net