24 Kasım 2020 Salı
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Rekortmenler Kırıkkale'den Çıkacak
Rekortmenler Kırıkkale'den Çıkacak
Öğretmenlik Meslek Kanunu vaatte kalmasın, hayat bulsun
Öğretmenlik Meslek Kanunu vaatte kalmasın, hayat bulsun
Alcılı'nın Çehresi Değişti
Alcılı'nın Çehresi Değişti
Üretimde Kalacağız
Üretimde Kalacağız
  YAZARLARIMIZ
İHRAÇ EDİLEN SİHA’LARIMIZ
22 Ekim 2020 Perşembe Bu yazı 2018 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Kırıkkale Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Öğretim Üyesi Sadettin Şahin, "İhraç Edilen Siha'larımız'' adlı bir yazıyı kaleme aldı. Şahin, yazında Türk Siha'larının başarılarından  söz etti.

 “Bir iş vaki olursa bütün levazımatıyla vaki olur” şeklinde bir kural vardır. Bir araba yürüyorsa aracın tüm teknik aksamı var ve çalışır olmalı. Aynı zamanda kullanmayı bilen bir akıl, gidebileceği bir yol, yol emniyetini sağlayan bir devlet otoritesi vs.. lazımdır. Bu hemen her konuda geçerli bir durumdur. Bir savaş uçağın uçabilmesi için iyi eğitilmiş bir pilottan başka geride yüzlerce kişilik bir teknik destek ekibi, karar-komuta merkezi, yer radar sistemleri lazımdır. Farklı bir açıdan bakarak şöyle düşünülebilir; “bir buji olmazsa, araba yürümez, öyleyse arabayı hareket ettiren bu bujidir”. Bu konu ‘iktiran’ olarak tabir edilir. İnsanı yanlışa sevk eden yanlış bir bakış açısıdır. Bu örnekten yola çıkarak yurt dışına satmakta olduğumuz SİHA’larımızın o ülkelerde karşılaşabileceği bazı durumları irdelemekte fayda var. Suriye’de icra edilen Zeytin Dalı, Barış Pınarı, Fırat kalkanı harekatlarında, Libya’da ve Azerbaycan’da çok tesirli bir şekilde SİHA’larımız sahada kullanıldı. Dışardan bakıldığında çok basit olarak bir komuta merkezinden verilen komutla kalkan SİHA’lar, hedef üzerine geldi, hedefe kilitlendi, akıllı mühimmatı bıraktı ve hedef tahrip edildi. Baştaki örnekle düşünecek olursak, iş çok daha karmaşık aslında. Türkiye’nin havada 24 saat 30.000 feet (10.000 m civarı) yüksekte uçan erken uyarı Awacs uçakları var, uzayda gözetleme uyduları var, ileri seviyede gelişmiş radar sistemleri var, lazerle işaretleme sistemleri var, vs.. Tüm bunların üzerinde Dünya’da çok az sayıda orduda olan bir kabiliyeti daha var ki pek fazla bilinmiyor. O sistem kısaltılmış olarak “Kement ve Çafrad” olarak adlandırılan bir sistem. Tüm silah sistemlerini tek bir platform gibi ortak akılla yöneten olağanüstü bir yazılım. Küçük bir örnekle anlatalım; Yunanistan’dan tekerleği pistten kalkan bir uçaktan ve rotasından sistemin anında haberi oluyor, zamanın hassasiyetine göre niyet değerlendirmesi yapılıyor. Kötü bir niyetle hareket ettiğine karar verilirse, onu karşılayabilecek tüm unsurlar aynı anda haberdar oluyor ve en etkili bir şekilde hangi platform en kolay ve hızlı bir şekilde karşı koyabilecekse otomatik olarak karar verip takibe başlıyor. Bu, denizde bir geminin füze sistemi, yerde bir güdümlü roket, havada olan bir uçak olabilir. Aynı anda elektronik harp sistemleri devreye girerek gelen düşman unsurunun radarlarını karartıp elektronik sistemlerini körelterek düşmanı adeta boş bir teneke kutusuna çeviriyor. Sonrasında, o unsuru etkisiz hale getirmek kolayca mümkün oluyor.

Düşman bölgesine girecek olan bir SİHA için de benzer mekanizmalar devreye giriyor. SİHA’nın gideceği bölgenin uydu veya Awacs’tan alınan görüntüleri işleniyor, hedefler belirleniyor, bölgede bir füze sistemi tespit edilirse bunun radarı elektronik harp yöntemleriyle karartılıyor. O bölgede muhtemel orta irtifa füze sistemi varsa; bu füzenin tesir irtifası üzerindeki irtifada uçan bir SİHA tercih ediliyor. Sonra SİHA gidip vazifesini icra ediyor. Kısaca, Türk SİHA’larının başarısı arkasında çok ciddi bir sistemler bütünü var. Hepsinin de üstünde yetişmiş insan unsuru var.

Basından izlediğimiz kadarıyla başta Yunanistan olmak üzere bazı ülkeler de SİHA üreterek veya başka kanallardan SİHA temin ederek Türkiye’nin bu başarı seviyesine ulaşabileceklerini sanıyorlar ama dikkat etmedikleri böyle sistemle ilgili konular var yani sadece SİHA üreterek, SİHA satın alarak bizim karşımıza çıkamazlar veya bize rakip olamazlar veya sahada aynı etkiyi yakalayamazlar. Yunanistan, İsrail’den SİHA almak üzere harekete geçti. Bizim SİHA’larla sağladığımız etkiyi yakalaması mümkün değil zira bizde olan gözetleme uyduları, Awacs erken uyarı uçakları, elektronik harp ekipmanları onlarda yok. Kusaca, sadece bir SİHA işi değil bu.

SİHA’larımızın hem satıldığı hem de talip ülkeler olduğunu biliyoruz. Azerbeycan ve Ukrayna’ya satıldı. Sırbistan, almak istediğini deklere etti. Bu ülkelerin bile, Türk SİHA’larına sahip olduklarında Türkiye’nin başarı seviyesine ulaşmaları zor görünüyor hatta zayiat verebilirler zira bu ülkelerde SİHA’ların başarısı arkasında bizde olan sistemler olmayabilir hatta net olarak söyleyebiliriz ki yok. Bu durumda “Türk SİHA’ları sahada başarısız oldu” veya “kırıma uğratıldı, düştü, düşürüldü” gibi haberler duyabiliriz. Bu durum gerek kendi ülkemizde gerek diğer alıcı veya talip ülkelerde yanlış bir algı ortaya çıkarabilir. Sonuç olarak ihraç ettiğimiz bir Türk SİHA’sının başarısız olması, kırıma uğraması bizim için moral bozucu olmamalı, sürpriz de olmamalı. 

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Nesrin Bulat
Erol Serkan Kılıç
İsmail Dursun Kuzucu
Şevket ÖZSOY
Hakan Öztürk
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  24 Kasım 2020 Salı
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net