26 Ocak 2021 Salı
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Yatırımcıları Hacılara Taşıyor
Yatırımcıları Hacılara Taşıyor
Türkyılmaz Başarılı Personeli Ödüllendirdi
Türkyılmaz Başarılı Personeli Ödüllendirdi
Vergi Yapılandırmasında 1 Şubat Son Gün
Vergi Yapılandırmasında 1 Şubat Son Gün
69 Bin 380 Aracımız Var
69 Bin 380 Aracımız Var
  YAZARLARIMIZ
DEPREM – 2 (151.)
11 Kasım 2020 Çarşamba Bu yazı 6159 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

        Önceki hafta Cuma günü (30. 10 / 14. 51) de Ege Denizinde gerçekleşen, tüm bölgeyi ve hatta Trakya’ yı dahi etkileyen 6, 9 şiddetindeki deprem hepimizin malûmudur!

        Bununla ilgili geçen haftaki (04. 11 / Çarşamba - 150.) yazımda, daha olayın vahameti ortada ve kurtarma çalışmaları devam ederken, özet mahiyetinde bir şeyler kaleme almıştım.

        Bu yazımı okuyan, Kırıkkale’ de yıllarca TÜPRAŞ’ ta hizmeti esnasında, aynı zamanda da TEMA İl Temsilciliğini çok büyük bir başarıyla yürütüp emekli olan, kıymetli ve değerli arkadaşım Sayın Mustafa AKIN Bey, kendisine İZÇEP (İzmir Çevre Gönüllüleri Platformu) ndan Sayın Alaettin HACIMÜEZZİN tarafından hazırlanıp, TEMA gruptan gelen bir bilgi notunu ulaştırdı.

        İncelediğinizde görüleceği üzere, insanları depremin değil de, binaların öldürdüğü acı gerçeği, tüm çıplaklığıyla gözler önüne serilmektedir!

        İşte bu bilince sahip diğer dünya ülkelerindeki uygulamalar, bununla ilgili olması gerekenler ile hareket edildiğindeki sonuçları, bizdekinin mukayese dahi edilemeyeceğini gözler önüne sermektedir!   

*

(05. Kasım. 2020) - BİLGİ NOTU - (Dünya Deprem Boyutları Ve Geçen Yüzyıl ile Bugün):

Yeryüzünün 4. 5 milyarlık geçmişinde her yıl bir milyondan fazla deprem olduğu biliniyor.

Bu da her gün her 30 dakikada bir deprem olduğunu gösteriyor.

Tabii ki bu depremlerden çoğu bir fincan kahvesini oynatamayacak kadar hafif sarsıntılar ve modern aletler olmadan onları fark etmek mümkün değil. Ancak bu depremin 3 binden fazlası hissediliyor, 20 den fazlası hasarlara yol açabiliyor.

Türkiye coğrafyası, dünyanın en önemli deprem kuşaklarından biri olan Alp - Himalaya Kuşağı üzerinde yer alıyor. Bu nedenle bilinen tarihsel dönem deprem kayıtlarına, M. Ö. 200 yılından beri sürekli olarak hasar yapıcı ve yüzey fanlanmasına neden olmuş depremler yaşadı. Türkiye’ de toplam alanın % 96’ sı sismik açıdan riskli olarak kabul edilen ilk 4 derece deprem bölgesi sayılıyor. Bu bölgede toplam nüfusun % 98’ i yaşıyor.

Geçen yüzyılda önemli depremler:

                  Yıl  -   Şiddeti  -  Ölü sayısı  -               Yeri

                1923        8. 3          99. 000        Tokyo, Yokohama Japonya

                1939        8. 0          32. 962         Erzincan, Türkiye

                1939        8. 3          28. 000         Chillan, Şili

                1964        8. 3                131         Prens William Boğazı, Alaska, ABD

                1979        8. 1                100         Batı İran, Endonezya

                1990        7. 7            6. 000         Filipinler

                1999        6. 8                120         Yunanistan

                1999        7. 2            1. 500         Düzce, Türkiye

(Yeryüzü ve Deprem. Boyut Bilim. Kitapları s: 84 - 92)

Ve bugüne (2020 yılına) bakalım:

                24 / 01       6. 7                  41        Elazığ, Türkiye

                28 / 01       7. 7                    0        Jamaika

                13 / 02       7. 0                    0        Rusya

                25 / 03       7. 5                    0        Rusya

                18 / 04       6. 6                    0        Japonya

                02 / 05       6. 6                    0        Yunanistan

                06 / 05       6. 8                    0        Endonezya

                12 / 05       6. 6                    0        Solomon

                15 / 05       6. 6                    0        ABD

                02 / 06       6. 8                    0        Şili

                13 / 06       6. 6                    0        Japonya

                18 / 06       7. 4                    0        Yeni Zelanda

                23 / 06       7. 4                  10        Meksika

                17 / 07       7. 0                    1         Papua Yeni Gine

                22 / 07       7. 8                    0         ABD

                18 / 08       6. 8                    0         Endonezya

                21 / 08       6. 9                    0         Endonezya

                01 / 09       6. 8                    0         Şili

                19 / 10      7. 6                    0          ABD

                30 / 10      6. 9                114         Türkiye

Haber Türk. Com sitesinin son dakika deprem bilgisine göre; 2020 de tüm dünyada en çok deprem ölümü Türkiye’ de! (Haberin Link adresi mevcuttur!)

SONUÇ:

Bu konuda da sınıfta kaldık. Türkiye’ de müteahhit sayısı 453. 497 kişi!

Almanya’ da 3. 350. Bütün Avrupa’ da 50 binden az.

(Cumhuriyet. Com. Tr sitesinden alınmıştır!)

Hekim sayısı: 100 kişiye düşen tıp doktoru sayısı itibariyle en sondan ikinciyiz!

(tr. Euronews. Com / 2020 / 03 / 14 sitesinden alınmıştır!)

Hekim sayısında dünya sonuncusu ama müteahhit sayısında dünya birincisiyiz.

Yer - yurt - yerleşim - zemin - kontrol - denetleme bakımından Teknik yanlışları ve resmi afları uzmanlar dile getiriyorlar. Eski yıllara bakıp teselli olmayalım.

Kıyaslamak; Bugün, diğer ülkelerle olmalı. Diğer ülkeler yerleşim, denetim yapılaşma bakımından - sır değil - ne yapmışlar? Keşke demenin anlamı yok...

(tr-tr.facebook.com/people/Alaettin-Hacımüezzin/634684432 sitesinden alınmıştır!)

**

        17 Temmuz’ da Papua Yeni Gine gibi bir ülkedeki 7. 0 şiddetindeki depremde sadece bir kişi ölürken, aynı şiddette İzmir depreminde 115 kişinin ölmesi size bir şeyleri çağrıştırıyor mu aceba!

        Yine 6. 6 ile 7. 7 arası şiddette oluşan depremlerin hiçbirisinde can kaybı vermeyen ülkeler ile bizdeki onlarca canın telef olmasının sorumluları kimlerdir dersiniz?

        Siz düşünedurun ama ben hemen birkaçını söyleyeyim! Hiçbir teknik bilgi - tecrübe ve tahsilin sahibi değilken, üç – beş sene inşaatlarda çeşitli dallarda (demircilik – kalıpçılık – betonculuk – vs) yaptıktan sonra müteahhit olanlar!

        Elinde üç – beş yüz metrekare yeri olup, etrafından da bir o kadar arsayı toplayınca, hele temel atacak kadar da cebinde parası varsa, daha temelden daireleri satarak işe soyunanlar!

        Hele ki birde yandaşlıkla ihale alıp, küçük dağları ben yarattım dercesine işe başlayıp, plan ve proje hilafına yaptığı işe, Yapı Denetin ve Proje Kontrol tarafından yapılan işi durdurma müdahalesini, çeşitli yollardan ve daha yukarılardan çözerek işini yürütenlerin dalavereleri!

        Velhasıl bu yel böyle estikçe, bu makasta böyle kestikçe, ömrümüz vefa ettiği sürece daha ne depremler, ne felaketler göreceğiz bu gidişle kim bilir?          

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  YORUMLAR
Mustafa Akın   -  14-11-2020 - 12:44
Kırıkkale de görev yaptığım sure icinde tanıdığım Oktay beyin yazilarini takip ederken Kırıkkale ile de irtibatını kesmiyorum. Cok guzel dostlukların oldu. TEMA kirikkale Cunhurbaskanligi cevre ödülünü aldı. Ayrıldıktan sonra da çevresel butun bilgileri sizlerle paylaşmaktan tum TEMA ailesi olarak mutluluk duyuyoruz. Bu haftaki yazınızda ismimizi görmek bizleri duygulandırdı. Tum Kırıkkale ye sevgi ve saygılar.
Kemalettin Çetiner  -  11-11-2020 - 16:41
Faydalı bilgileri paylaştığınız için teşekkürler.Allah razı olsun.Selam ve sevgiler
Lütfi Tahan   -  11-11-2020 - 13:28
Sayın Kırlangıç yazınızda belirttiginiz bu veri ve istatislikler doğrudur. Sakıncalı ve aynı zamanda felakettir. Ben bu durumun yapısal ve kurumsal olduğu kadar ahlakî yozlaşmanın sonucu olduğunu düşünüyorum. Cumhuriyetin ilanından bu yana uygulanan bir ihale yasamız var 3886. Bu kanun resmi ve kurumsal yapılarınişlerin nasıl yapılacağını düzenliyor. Okul, hastahane, bakanlık binaları, yol, köprü vs binaların ihaleleri bu kanuna göre yapılıyor. Şöyleki; yapılacak işin maliyetini ilgili kurum teknik daireleri hesaplıyor ve bir muhammen bedel tesbit ediyor. Ihaleye çıkılıyor. 3886 ya göre en düşük teklifte bulunan işi alıyor. Sonuç kıyasıya rekabet ve eksiltmeyi yapan işi alıyor. Oysa teknik daire imalat maliyetini çıkartmıştı onun çok altında fiyatla iş müteahhide veriliyor. Gerçekte rekabet muhammen bedelin üzerine konulacak olan müteahhitlik kârında olmalı değilmi? Son onbeş yıldan önce yani KİK kanunu çıkıncaya kadar yapılan binalar8n bana göre en az %90 ı çürüktür. Çünki müteahhit maliyeti düşürmek ve kâr edebilmek için malzemeden çalmıştır. Buraya kadar olanlar belki telafi edilebilir. Ancaakk bu uygulaman8n sonucunda oluşan ahlâki yozlaşma öyle kolay kolay düzeltilemez. Bu uygulamadan yetişen müteahhitler özellikle konut yapımlarında devam ettirmektedirler. İşte bunların yanında çalışan ve sistemi öğrenen türeme müteahhitlerin imalâtı da aynı çürüklükte olmaktadır. Sayı da bu mantık ve kolay kazanç tan dolayı çoğalmaktadır diye düşünüyorum. Selam ve dua ile...
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Şevket ÖZSOY
Yener Kazan
Ahmet Koç
Hakan Öztürk
Bahattin Akyön
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  26 Ocak 2021 Salı
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net