26 Ocak 2021 Salı
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Yatırımcıları Hacılara Taşıyor
Yatırımcıları Hacılara Taşıyor
Türkyılmaz Başarılı Personeli Ödüllendirdi
Türkyılmaz Başarılı Personeli Ödüllendirdi
Vergi Yapılandırmasında 1 Şubat Son Gün
Vergi Yapılandırmasında 1 Şubat Son Gün
69 Bin 380 Aracımız Var
69 Bin 380 Aracımız Var
  YAZARLARIMIZ
ALEVİ CANDIR ( Anılarım)
22 Aralık 2020 Salı Bu yazı 9048 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Öğretmenliğimin ilk yılıydı. Sene sonu yaklaşmış etraftaki yakın köydeki öğretmen arkadaşlarla karşılıklı ziyaretlere gelip gidiyorduk. Öğretmenlik yaptığım köy, AkocakKöyü’ydü. Benim köyüme üç veya beş kilometre mesafede Emirler Köyü diye yarısı alevi, yarısı Sünni olan köyümüz de aynı okuldan mezun olduğumuz Memiş Emecan diye bir arkadaşta öğretmenlik yapıyordu.

Emirler Köyü’ne gideceğimi duyan köylüler en güzel, en heybetli atı hazırlayarak köy meydanına getirerek teslim ettiler.

O günlerde vasıtalar bugünkü gibi fazla olmadığından iyi bir at Mercedes taksi gibi rağbet görüyordu.

Atımın rahvan yürüyüşü ile köylülerin heyecanlı bakışları arasında Akocak Köyü’nden ayrılarak Emirler Köyü’ne doğru yol almaya başladım.

Emirler Köyüne yaklaştığımda bayağı heyecanlanmayabaşlamıştım.

Köy iki taraflı bir derenin, iki yamacına yerleşmişti. Köyün,benim ilk gireceğim tarafı daha kalabalık, karşılıklı dükkân ve kahvehanelerin olduğu küçük bir kasabayı andıran, taşla döşeli bir yolu vardı. Dereyi geçip okul olan tarafa varınca, daha basit yapılı evler görünüyordu.

Uzaktan bir atlının kendilerine doğru yaklaştığını görenköylüler, yol kenarında kalabalıklaşmaya başlamışlardı.

Köylüleri gördükçe bendeki heyecan daha da artmaya başlamıştı. Elimden geldiğince heyecanımı belli etmemek için sağdaki soldaki köylülere tebessüm ederek, selam vererek ilerliyordum.

Kimisi beni tanımış olacak ki ‘’Öğretmenin AkocakKöyü’ndeki öğretmen arkadaşı geliyor’’ diye bağrışlarından anlıyordum.

Dereye varmamla Alevi kısmı bitmiş, Sünni kısmı başlamıştı. Çevremde kimseler kalmamıştı. Sadece uzak evlerde kapı aralığından bakıp, tekrar içeri girenler olmuştu. 

Okula vardığımda öğretmen arkadaşım, öğrenciler ve bazı köylüler alkışlarla karşıladılar. O zamanlar köylerimizde öğretmene ve okumaya karşı büyük bir ilgi vardı. Öğretmen ve köy imamı köyde hatırı sayılır kişilerdi. Aynı zamanda köy ihtiyar heyetinin doğal üyeleriydi.

Biraz sonra bekçi okula gelerek öğretmen arkadaşa ‘’…. nınevinde misafirimiz için yemek hazırlanıyor. Okulda işiniz bitince oraya gelir misiniz ’’dedi. 

Köylüler de öğretmen arkadaşla bizi baş başa bırakmak için oradan ayrıldılar.

Öğretmen arkadaş köyün siyasi ve sosyal yönünü bana kısaca şöyle anlattı:

‘’Arkadaşım, bu köyümüz alevi ve suni dediğimiz iki faklı yapıdan oluşmaktadır. Köye ilk girdiğin, daha büyük ve daha gelişmiş yapıların olduğu, bakkal ve kahvehanelerin bulunduğu kısım alevi vatandaşlarımızın, derenin okul olan kıs, daha eski yapıların olduğu yerler ise Sünnidediğimiz vatandaşlarımız tarafından ikamet edilmektedir.

Benim suni olduğumu her iki kesimde bilir. Fakat alevi vatandaşlarımızın bana ve okula karşı gayet olumlu yaklaşımları olmaktadır. Sorunlarımızın hemen büyük bir kısmını Alevi dediğimiz kişiler karşılar. Bunların okuryazar oranı oldukça fazladır. Aynı zamanda yurt dışında Fransa ve Almanya’da olmak üzere dünyayı tanıyan insanları var. Bu kesimin ekonomik durumları iyi olduğu için okulumuza katkıları da olmaktadır. Benim Sünni olduğumu bildikleri halde bana karşıda yaklaşımları gerçekten çok olumlu ve yardım sever olarakher türlü desteği vermektedirler. 

Şunu gayet açık yüreklilikle inanarak söylemek isterim ki Alevi candır, Aleviler çok candan insanlardır. 

Sünni dediğimiz kesimde ise okuryazar oranı düşükolduğu gibi köyden pek dışarı çıkmayan insanları olduğundan kabuğuna çekilmiş durumda yaşarlar. Okulla ilişkileri de fazla değil. Çağırırsan gelirler. Çağırmasanokula fazla uğramazlar.’’

Okulu ve eğitim durumunu anlattıktan sonra davet edilen eve doğru yola çıktık.

Davet edildiğimiz evin önüne geldiğimizde bir kısım kalabalık tarafından karşılandık. Sağa sola selam vererek bir evin ikinci katındaki balkonuna dış merdivenden çıktık. Ev sahibi Bey ‘’Hocam aşağıdaki köylülerimize bir selam verir misiniz? Çoktan beri sizleri bekliyorlar.’’

Ben olanlardan hem utanmış, hem de bu kadar ilgi karşısında mahcup olmuştum. Çünkü böyle bir ilgi aklımın ucuna bile gelmiyordu.

Yerimden kalkarak aşağıdaki köylülere selam verdiğimde heyecandan etrafımı göremiyordum.

Genişçe bir balkona konmuş demir somyalarla döşenmişbalkonda sohbete başladık. Tanışmalar hoş beş, çaylar ve çeşitli ikramların biri gidiyor, diğeri geliyordu.

Çok zaman geçmeden öyle bir hindi sesi geliyordu ki, orada bulunan herkesin dikkatini çekiyordu. Hindi sesinin bize doğru yaklaştığı belliydi. 

Merdivenin başında elinde hindi ile bir genç göründüğünde Fransa’da çalışan ev sahibi:

‘’Hocam yanlış anlamayın ama şu hindiyi keser misin? Biz aleviyiz. Siz Sünni’ler de alevinin kestiği yenmez diye bir inancın olduğunu duymuştum. Olur ya siz de böyle düşünüp yemeye bilirdiniz. Yaptığımız iş de hora geçsin. Hindiyi keserseniz hep beraber inşallah, afiyetle yeriz’’dedi

Dona kalmıştım.

Önce ne diyeceğimi bilemedim.

Utancımdan renkten renge girdiğimin farkındaydım.

Şaşkınlığımı nasıl atlatacağımı düşünüyordum.

Kendimi toparlayarak:

Arkadaşlar, sizlerin ne kadar hoşgörülü bir toplum olduğunuzu bu davranışınızla bir kere daha kanıtlamış oldunuz. Sizin bu misafirperverliğiniz, bu hoşgörünüzle hayatım boyunca unutamayacağım bir ders verdiniz. 

Alevi ile Sünni aslında farklı bir toplum değildir. Fakat bunu farklı gibi göstererek yüz yıllardır bu iki kesimi bir birine düşman etmişler. Olmayan hikâyeler uydurularak bir birlerinekin ve nefret tohumları aşılamışlardır. Bunun içinde İslamcoğrafyasında bitmeyen, tükenmeyen anlamsız savaşlar yapılmış, aynı dinin, aynı milletin evlatları biri birleriylesavaştırılmıştır.

Bu söylenenden çok utandım, çok mahcup oldum. Benim içinbu hindinin kesilmesini istemiyorum. Yoksa hanginiz ve kim keserse kessin ben yerim. Bu söylenenler geri zekâlıların,İslam düşmanlarının uydurduğu sözlerdir. Alevi de Sünni de Müslümandır. Anadolu’da her iki kesime de çeşitli uyduruklaflar edilerek düşman etmeye çalışmışlar. Bizler eğitimci olarak, sizler bilinçli halk olarak bu yanlışları çok anlatıp halkımızı bilinçlendirmeliyiz. Bizi bölmeye ve ayrıştırmaya çalışan bu zihniyetin oyunlarını bozmalıyız. 

Eğitimimiz, siyasi gelişmeler, dış ülkeler başta olmak üzere birçok güncel konularda uzun sohbetler ettik.

Ev sahibi ve oradaki bulunan köylüler konuşmalarımdan memnun oldukları her hareketlerinden belli oluyordu.

Ev sahibi Fransa’dan getirdiği teypli radyoyu hediye etmek istedi. Bende bunun pahalı bir hediye olduğunu söyleyerek kesinlikle kabul etmeyeceğimi söyledim. Çünkü o yıllarda teypli bir radyo bugünlerde orta sınıf bir arabayla eşdeğerdeydi.

Daha sonra köylerinde almadığım teypli radyoyu köyüme ziyaretlerinde getirdiklerinde kabul etmek zorunda kalmıştım.

Gerçekten şahsıma çok ilgi gösterdiklerini söyleyerek teşekkür ettim. 

Köy muhtarı söze karışarak:

‘’Öğretmen Bey, sizin çok çalışkan bir öğretmen olduğunuzun methinizi bize Yozgat Senatörü Veli Uyar söyledi. Akocak Köyü’ne seçim çalışması için gittiğinde AkocakBilalik) te kahvehanede açtığınız okuma yazma kursu ve kütüphaneyi uzun uzun bizlere anlattı. Hatta gideceği her köyde sizin çalışmalarınızı herkese anlatacağını söyledi. Tüm bunları sayın senatörümüzanlatınca Akocak öğretmenine karşı bizde büyük bir sevgi oluştu.’’ dedi.

Bu yıllarda tüm ülkemizde okuryazar oranımız yüzde altmışlarda, nüfusumuzun yüzde yetmişi köylerde yaşamaktaydı. Köy Enstitüsü öğretmenlerimiz en ücra köy ve mezralara kadar gidip okuma yazma seferberlikleriyleokuryazar oranımız kısa zamanda bu seviyelere gelmiştir. Bu yıllar okumada ve eğitimde kabuk değiştirdiğimiz, büyük bir hamle yaptığımız yıllardı diyebiliriz.

Daha sonra atımı getirdiler. 

Ata iyi baktıklarını, karnını iyi doyurduklarını söylediler.

Ata bindiğimde her tarafım öğrenciler ve köy halkı tarafından dolduğunu gördüğümde heyecandan atın üzerinde zor duruyordum.

Oradan biraz uzaklaşınca dönüp bir selam vereyim dedim. Bir elimle atın dizginini sıkıca çekip sağ elimi kaldırınca at da ön ayaklarını kaldırarak arka ayakları üzerinde şaha kalkarak sanki benimle beraber Emirler Köyü’ne salama durmuştu.

Çalıştığım köyüme doğru dörtnala yol alırken Emirler Köyü’nde ömrümün sonuna kadar unutamayacağım anımın olması derin düşüncelere dalmama neden oluyordu. Köyümde, çevremde anlatılan Alevi, Sünni uydurma hikâyelerininhaksız, yalan yanlış ve birileri tarafından bu toplumu bölmek, parçalamak için uydurulmuş hikâyeler olduğu apaçık belli oluyordu. 

Daha sonraları uzun yıllar öğretmen, İlçe Milli Eğitim Müdürü ve İl Genel Meclisi üyesi olarak birçok davet ve toplantılara katıldım. Şunu açık yüreklikle söylemeliyim ki bunların hiçbiri Emirler Köyü’nde ki gibi samimi içten ve karşılıksız değildi.

Anlamsız mezhep kavgalarının bugüne kadar gelip, hala Alevi, Sünni itişme kalkışmalarının amaçlarının neler olduğunu bu millete bir öğretmen olarak iyi anlatma sorumluluğumuzun olduğunu o günden sonra iyice anlamıştım.

Uzak tepelerin üzerine çıkınca tekrar arkama baktığımda:

Ala ısmarladık yiğit, cömert, mert köylülerim diyerek gözümden akan duygu dolu birkaç damla yaş ile AkocakKöyü’mün yolunu tutmuştum. 

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  YORUMLAR
Gülsüm ULUCAN   -  23-12-2020 - 22:08
Harika bir anlatım, duygu yüklü, önemli konuları dile getirmişsin. Yüreğine, emeğine sağlık arkadaşım.
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Şevket ÖZSOY
Yener Kazan
Ahmet Koç
Hakan Öztürk
Bahattin Akyön
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  26 Ocak 2021 Salı
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net