26 Ocak 2021 Salı
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Yatırımcıları Hacılara Taşıyor
Yatırımcıları Hacılara Taşıyor
Türkyılmaz Başarılı Personeli Ödüllendirdi
Türkyılmaz Başarılı Personeli Ödüllendirdi
Vergi Yapılandırmasında 1 Şubat Son Gün
Vergi Yapılandırmasında 1 Şubat Son Gün
69 Bin 380 Aracımız Var
69 Bin 380 Aracımız Var
  YAZARLARIMIZ
KÖY ENSTİTÜLERİ VE ÖĞRETMEN OKULLARI (NASIL KIYDINIZ)
30 Aralık 2020 Çarşamba Bu yazı 4057 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

20 Aralık sabah saat 11 civarında telefonum uzun uzun çalıyordu. 

Telefonu açtığımda emekli bir öğretmen arkadaş ağlamaklı, üzgün bir ses tonuyla:

‘’Hocam acilen HALK TV ‘yi açar mısın? Şu anda Köy Enstitüleri ve Öğretmen Okulları’nı anlatıyor. Nasıl kıymışlar, niçin kapatmışlar’’ diye yakınarak, benimde bu programı seyretmemi istiyordu.

Arkadaşın bu programdan çok etkilendiği belli oluyordu.

Programı dikkatlice izlediğimizde bu ülkenin üretici bir toplum olmasındaki öğretmen okullarının rolünü bu kadarıyla bile herkes anlayabilirdi.

Program biter bitmez bilgisayarımın başına geçerek hiç abartmadan, sadece orada yaşadıklarımızı en basit dille anlatarak öğretmen okullarının ülkemize kattığı, verdiği değerleri daha iyi anlaşılmasına çalışacağım.

67-68 Öğretim yılında Hasanoğlan Atatürk İlk Öğretmen Okulu’na vardığımızda ilkokulu yeni bitirmiş, 12-13 yaşlarında birer çocuktuk. Buraya gelen çocukların yüzde doksan dokuzu o güne kadar, köyünden pek çıkmayan fakir köy çocuklaraydı.

Bizleri Atatürk’ümüzün kocaman bir heykelinin bulunduğu, büyük alanda toplayarak sınıflarımızı ve şubelerimizi belli ettiler. 

Okul müdürümüz kürsünün önünde herkesin duyacağı gür bir sesle:

 ‘’Yavrularım, çocuklarım bugün hepiniz çeşitli kasaba ve köylerimizden gelerek aileleriniz tarafında bizlere emanet edildiniz. Şimdi bu okulumuz sizlerin yeni ve daha büyük bir aile yuvanızdır. Ülkemizin her tarafında sizlerin okuyarak, burada iyi bir eğitim alarak, öğretmen olup gelmenizi bekleyen köy çocukları vardır. Devletimiz kıt kanat bütçesini sizlerin okuması için harcamaktadır. Sizlerde iyi okuyup bir an önce sizin gibi köy çocuklarının okuması için tekrar öğretmen olup köylerimize gitmelisiniz. Diğer köy çocuklarının okumasını sağlayarak bir an önce ülkemizi okuryazar oranı yüksek ülkeler arasına getirmeliyiz.

Her dersi ayrı bir dershanede veya atölyelerde işleyeceksiniz. Tarlada, bağda, bahçede çalışıp hayvanlara bakacaksınız. Arıcılıkla uğraşıp, resim, müzik yapacaksınız. Köylüye lazım olacak her bilgiye sizlerde sahip olacaksınız.  Burada bildiklerinizi ve öğrendiklerinizi köylüye öğreterek onlarında bir an önce kalkınmasına yardımcı olacaksınız’’ diyerek uzun uzun konuşma yaptı.

Daha sonra sınıf öğretmenimizin eşliğinde sınıflara gittiğimizde, hepimiz birer ürkek köy çocuklarıydık.       

Yedi yıl burada okulun tüm öğretmenleri ve çalışanları tarafında bir aile şefkatinde okuduktan sonra hiç birimiz şehir okullarını ve lüks bir ortamı hayal bile edemiyorduk. Türk bayrağının dalgalandığı her yere seve seve gideceğimizi söylüyorduk. Devletimiz bizi yedi yıl yatılı okuduktan sonra bu milletin her ferdinin dişinden tırnağından artırdığı vergilerle okumuştuk. Hepimiz ömrümüzün sonuna kadar çalışsak ta bu millete, bu devlete borcumuzu ödeyemeyeceğimizi biliyorduk.

Köy Enstitüsü ve Öğretmen Okulu mezunu öğretmenlerin Anadolu’muzun en ücra köylerine gitmesiyle, köylerde kısa sürede uyanışlar başlamış, köylü gelişiyor, köylerimiz uyanıyordu.

Bu uyanışlar yüzyıllardır fakir halkı sömürerek geçinen uyanıkların işine gelmedi. Bu okullar acilen kapanmalıydı. Köylüler uyanıp yeni haklar aramamalıydı.

Köylülerin uyanmasından korkan güç sahipleri o günün siyasi iradesine baskı yaparak bu okullarımızı kapattılar. Daha sonra ise köylerimizde yaşama ortamı kalmayınca,  köylerimiz boşalarak şehirlere doldu. Ellerinde bir sanat olmayan köylülerimiz evrim değiştirerek varoşlarda fakirlik ve yoksulluk içinde yaşamaya başladılar. Şehirlerde ne şehirli, nede köylü gibi yaşantı kurdular.

Maalesef çalışan, üreten bir köylünün yerine varoşlarda Sosyal Dayanışma Vakıflarının yardımı ile geçinen bir toplum tipi yarattık. Kendi köylümüzü fakirleştirirken yabancılardan ithal ettiğimiz tarım ürünleriyle başka ülkelerinin köylü ve çiftçisini destekleyip zengin olmasına sebep olduk.

Bu okulları kapatanlar yaptıkları ve yarattıklarıyla ne kadar öğünseler azdır. Üreten bir köylümüz varken maalesef bugün tümüyle tüketen bir toplum olmamıza sebep olanlar ellerine kına yaksınlar. Çünkü dünyada ürettikleri kendine yeten yedi ülkeden biriyken buğdayı, eti, nohudu, mercimeği, fasulyeyi, hatta saman ithal eden bir ülke olarak köylünün de yok olup bitmesine sebep oldular. 

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Şevket ÖZSOY
Yener Kazan
Ahmet Koç
Hakan Öztürk
Bahattin Akyön
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  26 Ocak 2021 Salı
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net