06 Aralık 2021 Pazartesi
 
ANA SAYFA   KIRIKKALE WEB TV  
Haber Ara  
 
Motosiklet Sürücüsü Açılan Ateş Sonucu Bacağından Yaralandı
Motosiklet Sürücüsü Açılan Ateş Sonucu Bacağından Yaralandı
Üçüz çocuk sahibi sağlıkçı çift omuz omuza çalışıyor
Üçüz çocuk sahibi sağlıkçı çift omuz omuza çalışıyor
Tartıştığı Amcasının Oğlunu Vuran Şüpheli, Evini de Ateşe Verdi
Tartıştığı Amcasının Oğlunu Vuran Şüpheli, Evini de Ateşe Verdi
Sağlıkçılar İş Bıraktı
Sağlıkçılar İş Bıraktı
  YAZARLARIMIZ
DUVARIN DULDASI
25 Ocak 2021 Pazartesi Bu yazı 19050 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Gazetede bir haber: “Korkutan rapor! Bunalan modern insanın toplumsal sorunu; cinnet ve şiddet had safhaya ulaştı.” Haberin altında bir uzman görüşü: “Toplumları bitiren en büyük etken cehalet, şiddet ve kin insanoğlunun gözünü kör edip kalbini kararttı. Aile birliğinin zayıflaması, geleneksel değerlerin yok olması, artan maddi taleplerini normal kanallardan karşılayamayacaklarını düşünmeleri, milyonların içerisinde kendini yalnız hisseden modern insanın kendini değersiz hissetmesi gibi etkenler sonucu kendilerine, çevrelerindeki insanlara veya kamu düzenine zarar verme eğilimine itti ve şiddete yönelen insan depresyona girdi…”

Hintli bilge Beydeba: Her yangını söndürmek mümkündür; Ateş su ile zehir panzehir ile hüzün sabır ile söner. Fakat kin ateşi asla sönmez.

Dünyanın fikir mimarı, Friedrich Nietzsche: “Dünyada hiçbir şey insanı kin besleme duygusu kadar yıpratmaz, çabucak eritip bitirmez. Hınçla birkaç adım daha gittik mi bir mezarın içine varırız.

Doğunun ışığı Buddha: “Zayıflıktan doğan hıncın zararı, zayıfın kendine dokunur en çok.”

Karagül  Tv. Dizisi Kadriye ana sözü: “Her kurşun iki kişiyi vurur. Biri mezara biri mahpushaneye. Elinde ve belinde silahı olanın şeytanı masumdur.”

Ve öfkeyle kalkan zararla oturur diyordu bir atasözümüz. Ve birkaç saniyelik hırsla kapanan ocaklar.

Ne zaman gazetede bir şiddet haberi okusam Pehlivan Mehmet’in hikâyesini hatırlar, hüzünlenirim.

Ceza Mahkemesi Salonu, seslendi mübaşir, açıldı celse.

— Sanık ayağa kalk.

— Adın ne?

— Memet hâkim bey, Pehlivan Memet derler köyde bana.

— Evladım Mehmet neden öldürdün komşunu?

— Şeytana uydum hâkim bey, bir an kendimi tutamadım.

— Peki, pişman mısın?

— Pişmanım hâkim bey.

— Evladım Mehmet söyle bakalım nasıl oldu bu iş?

— Anlatayım hâkim bey. Ben kendi halinde, işinde gücünde, ekmeğiyle uğraşan bir adamdım.

İşte o komşumun danası bostanıma girmişti, bu yüzden uzun süredir aramızda husumet oluştu.

Yıllarca birbirimizden hiç haz etmedik. Ben her defasında gördüğümde yolumu değiştirirdim.

Belaya bulaşmayayım diye devamlı sabrettim. Gene bir gün sabahın seher vaktinde sırtımı

duvarın duldasına verdim güneşleniyordum. Aha bu komşum önümden bir geçti, iki geçti,

döndü bir daha geçti, bana kerç etti. Kan beynime sıçradı, dayanamadım çektim vurdum.

— Önünden geçti diye mi vurdun?

— He hâkim bey, üç kere geçti, amma kercine geçti.

— Peki, neyle öldürdün?

— Tabancayla

— Kaç kere sıktın?

— Bir şarjörün tamamını boşalttım.

— Evladım Mehmet, sen kanun musun?

— Hayır, efendim.

— Peki, kanuna niye gitmedin?

— Bilemedim hâkim bey, o anda düşünemedim. Çok pişmanım.

— Evli misin?

— Evliyim.

— Çocukların var mı?

— Eşim ve iki küçük kızım var ellerinden öper.

— Bağ-Kurun, sigortan, ailenin geçimini sağlayacak bir gelirin var mı?

— Yok, hâkim bey, bir inek, iki keçi, birkaç tavuk…

— Yaz kızım Melahat, silahla kasten adam öldürmekten müebbetten hapsine!..

Salon döndü, kürsü döndü, dünya döndü, karardı gözleri Pehlivan Memet’in!..

Keskin Kapalı Ceza İnfaz Kurumu, açıldı demir kapılar, indi kilit sesleri.

Sorgusuz sualsiz “Allah kurtarsın” sesleriyle girdi koğuşa dağ gibi bir adam.

Günlerce konuşmadı Memet. Geceler sanki bir yıl, gündüzler asır. Ne yana baksa kirli dört duvar.

Bir tek gardiyandan sorar, gizli gizli.

— Bi gelen yok mu, arayan, soran yok mu?

Aylarca sordu. Ümitle sordu. Yine sordu. Usanmadı bir daha sordu.

Ne gelen var ne giden var, ne halini soran var.

Bir yazdı, iki yazdı, üç yazdı köyüne, hiç birine cevap alamadı mektuplarının.

Tam bir yıl sonra; eşi, çocuklarıyla köyü terk ettiği, akıbetinin bilinemediği haberini aldı.

Demir ranza, mitil yorgan, kirli tavan, volta atan mahkûmlar, gitti geldi, gitti geldi... 

Adım adım, tam on dört adımdı Memet’in dünyası. Deli danalar gibi bir o yana bir bu yana.

Nazlı eşi, masum kızları, köyü, dam evi, mor sümbüllü bağlar, kekik kokulu dağlar, ada tavşanı,

telli turna, kınalı keklik, kutsal pınar, ilahi ışık güneş... Hepsi bir an gelip geçti gözleri önünden.

Özü kurumuş kupkuru bir ağaç gibi kalakalmıştı tek başına. Konuşmadan aylarca bakıp okudu duvardaki bir şiiri* Pehlivan Mehmet. Hep baktı hep okudu.

Haberin var mı taş duvar?

Demir kapı, kör pencere,

Yastığım, ranzam, zincirim,

Uğrunda ölümlere gidip geldiğim,

Zulamdaki mahzun resim.

Görüşmecim yeşil soğan göndermiş.

Karanfil kokuyor cigaram

Dağlarına bahar gelmiş memleketimin...

Okudu düşündü, okudu baktı Mehmet, derin düşündü, sustu, hep düşündü, eridi, tükendi.

Sabahın alaca şafağında, çarşaftan ipte tuvalette asılı bulundu Pehlivan Mehmet.

--------------------------------

*Şiir: Ahmet Arif

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  YORUMLAR
ERDAL CANBOLAT  -  26-01-2021 - 12:42
Yener bey hemşehrim; günlerden pazartesi sabırsızlıkla beklediğim köşe yazınızı okudum. Her hafta yeni bir konu ile bizleri bilgilendirilerek bilgi dağarcığımızı düşünmeye ve hayat yaşam tarzımıza yön vermeye bir nebze olsun fikirlerimizin yenilenmesine yardımcı olduğunuz için sizlere çok teşekkür eder , saygı ve hürmetlerimizi sunarken elinize,kaleminize ve yüreğinize sağlık....!
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Yener Kazan
Kamil Öcal
Şevket ÖZSOY
Bahattin Akyön
İsmail Dursun Kuzucu
Nesrin Bulat
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  06 Aralık 2021 Pazartesi
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net