12 Nisan 2021 Pazartesi
 
ANA SAYFA   KIRIKKALE WEB TV  
Haber Ara  
 
Komiser yardımcısı milli güreşçi, iş stresini minderde atıyor
Komiser yardımcısı milli güreşçi, iş stresini minderde atıyor
Gaz sızıntısından kaynaklı patlamada bir kişi yaralandı
Gaz sızıntısından kaynaklı patlamada bir kişi yaralandı
Okey ve İskambil Oynayan 17 Kişiye 106 Bin 250 Lira Ceza
Okey ve İskambil Oynayan 17 Kişiye 106 Bin 250 Lira Ceza
CHP'den 5 İlçeye Atama
CHP'den 5 İlçeye Atama
  YAZARLARIMIZ
EĞİTİM Mİ? AL SANA HAKİKAT
01 Mart 2021 Pazartesi Bu yazı 9069 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

30 Ocak 2015 tarihli gazeteler: “Bir Profesörümüz Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın da bulunduğu salonda “Herkesin din dersi beş, bu kadar hırsız nereden çıktı. Kolonları kesip galeri yapan da beş aldı, ölen de... Din öğrenilen bir şeydir, ahlak keşfedilen bir şeydir. Din ve ahlak dersini koyarsan olmaz, onlar yine kolon keserler. Din ve ahlak bir arada olmaz” haberleri ile ülkemizin eğitiminin içler acısı durumunu yazıyordu. İşin ilginci salondaki eğitimcilerin Profesörü alkışlamasıydı. Eğitimde çakılıp kaldığımızın yasal belgesiydi bu haber. Yıllarca, “Her şeyin başı eğitim” şaklabanlığıyla eğitimle dalga geçen şarlatanlara güldük. Çalışanla çalışmayan, bilenle bilmeyen, düşünenle düşünmeyenin ayırt edilmediği kargaşa dönemi yılarca sürdü. Geçmişte yapılan eğitime yönelik uyarıların hiçbirini dikkate almadık.  Eğitimde özlenen başarıyı bir türlü yakalayamadık. Peki, neydi önemsemediğimiz geçmişteki uyarılar:

Sokrates: “Kendini kendinle tanı!”

Jo Merbes: “Kendini kurtar dünyayı kurtarırsın!”

Atatürk: “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir, fendir!”

İsa Mesih (a.s.): “İnsan yalnız ekmekle yaşayamaz!”

Karl Marks: “Önce mürebbiyenin terbiyeye ihtiyacı var!”

Antik Yunan Delphi tapınağı giriş kapısı: “Kendini Tanı!”

Pisagorcular: “Matematik sevmeyen kapıdan içeri giremez!”

Dördüncü halife Ali (r.a.): “Bana bir kelime öğretenin kölesi olurum!”

Yahudilerin kitabı Talmud: “Dünya öğrenen çocukların soluğuyla ayakta kalır ancak!”

René Descartes: “İyi kitaplar okumak, geçmiş yüzyılların en iyi insanlarıyla sohbet etmek gibidir!”

Peygamberimiz (sav): “Hikmet müminin yitik malıdır nerde bulursa alsın. İlim Çin’de bile olsa gidip alın!”

İbn Arabi: “BiImedikIerini biIenden öğren. BiIdikIerini de biImeyenIere öğret. Daima biIgiIi kişiIeri dinIe!”

İbn Rüşt: “Felsefe öğrenmek dini bir zorunluluktur. Nerede olursak olalım ilim ana yurdumuzdur, cehalet yabancı bir yer. Daima bilgili kişileri dinle. Bilmediklerini bilenden öğren. Bildiklerini de bilmeyenlere öğret”

Nietzsche: “Hayat; kendisini alt edenindir. Fatihler şansa inanmaz. Bilgi ermişleri olmak elinizden gelmiyorsa, hiç değilse bilgi savaşçıları olun!”

Ali Şeriati: “İnsan kendi kendisinin sebebidir. Gecenin hükümranlığında kendinizi yetiştirin. Bilinçsiz bir gövde kokuşmuş bir leştir. Mum sönerse ışığı nereye gider!”

Eflatun: “Boş bir kafa, şeytanın çalışma odasıdır. Doğru düşünce bilgidir. Bilginin elde edilmesi, bizi iyiye ulaştıracaktır. Mutluluk bilgi ile kazanılır. İnsanın kendini fethetmesi zaferlerin en büyüğüdür. Kendini yönetirsen dünyayı yönetecek gücü bulabilirsin. Sorgulanmayan bir hayat, yaşanmaya değmez!”

Başarının şansla değil bilgiyle kazanılacağı, bilim ve eğitimin yolumuzu aydınlatacak bir ışık olduğu, söndüğünde her tarafı karanlıkların kaplayacağı yönündeki yüzlerce ikazı önemsemedik. Danımarka, Finlandiya gibi ülkeler günde nüfusunun  iki katı sayıda gazete okurken, Japonya’da ilköğretim öğrencilerine haftada bir gazete okuma dersi öğretilirken, nüfusu seksenüç milyonu aşmış ülkemizde dinimizin birinci emri “oku” ayetine rağmen günlük iki milyon gazete dahi okumadık. “Bir Türk dünyaya bedel” dedik, dünya milletlerini aşağıladık, en sonunda Uluslararası istatistiklerde dünyanın en az okuyan ülkeler listelerinin dibinde yer aldık. Kendimizin oluşturduğu sisteme yine kendimiz “Her şeyin sorumlusu devlet, sistem bozuk” dedik. Peki, eğitimimiz neden bu hale geldi? İşte cevabı “Al sana hakikat!”

Toplumun en üst seviyesinde entelektüel yapıda olması gereken memurda okumayı sevmedi, öğretmen de. Hemen herkes en kısa zamanda köşeyi dönme hırsına kapıldı. Evim olsun, arabam olsun, param olsun, iyi şartlarda yaşayayım sevdasına düştü. Emek ve alın terine dayanmayan imtiyazlı, torpilli haksız kazanımları sevdik. “İkra bismi rabbikelleziy/Yaratan Rabbin adıyla oku!” ayetini dilden düşürmedik ama okumadık. Hocaya, Şeyhe, körü körüne inandık, sormadık, sorgulamadık. “Biatçı, evet efendimci, ağam anlar, başkan anlar, şeyhim anlar” tarzında yapımız oldu. Matematiği, felsefeyi, mantığı, sosyolojiyi, psikolojiyi sevmedik. Kendimizi inşa edip geliştirmedik, düşünmedik, düşünenin de paçasından aşağıya çektik. Güce taptık, gösterişe aldandık, doğruya değil yanlışa sahip çıktık, şiddeti, ahlaksızca aç gözlülüğü, haram olan torpili benimsedik. Öteki dedik, onlara yaşam hakkı tanımadık. Ben vergi ödemeyeyim öteki ödesin, ben askere gitmeyeyim gariban çocuğu gitsin dedik, kabullenip meşrulaştırdık. “Haksızlıklar karşısında susan dilsiz şeytandır” hadisini dilden düşürmedik ama “Azıcık aşım kaygısız başım, bana değmeyen yılan bin yaşasın” zihniyetle hareket ettik. Sokakta şiddet, trafikte şiddet, apartmanda şiddet, ailede şiddet. Birbiriyle geçinmeyen, birbirinden şikâyet eden uyumsuz bir toplum olduk. Pahalı arabalarla fakiri aşağıladık, yüksek statüden alttakilere tepeden baktık. Karakterimize uygun bir toplum yapısı yarattık ve bu toplum bizim zihinlerimizi, benliğimizi ahlaki olmayan bir ahlakla şartlandırarak bozdu. Aslında oluşturduğumuz toplumun ahlakı ahlaksızlıktı. Benliğimizin derinliklerinde bulunan erdemi, etik değerleri unuttuk. Maddeye taptık, materyalizme teslim olup kapana sıkışıp kaldık. Sevgi, şevkat, hoşgörü, muhabbet, yardımlaşma, zayıfı ayağa kaldırma gibi insani değerlerimizi unuttuk. Hâlbuki eğitim Yüce Allah’ın birinci emriydi. Yitirdiğimiz erdem ise eğitimin, sistemin, dinin ve de insanlığın ta kendisiydi!

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  YORUMLAR
Erdal Canbolat  -  04-03-2021 - 22:35
Sevgili Yener Kardeşim; yine bizleri tam gerçek hayatımızda ki yaşantımızla, vurdum duymaz tavırlarla, bencil ve egolarımızla yaptıklarımızı dile getirerek bizleri uyararak bilinçli bir toplum meydana gelmesine katkıda bulunmanız nedeniyle, sizlere teşekkür eder, kaleminize ve yüreğinize sağlık...!
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Erol Serkan Kılıç
Prof. Dr. Hande ŞAHİN
Nesrin Bulat
Şevket ÖZSOY
İsmail Dursun Kuzucu
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  09 Nisan 2021 Cuma
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net