12 Nisan 2021 Pazartesi
 
ANA SAYFA   KIRIKKALE WEB TV  
Haber Ara  
 
Komiser yardımcısı milli güreşçi, iş stresini minderde atıyor
Komiser yardımcısı milli güreşçi, iş stresini minderde atıyor
Gaz sızıntısından kaynaklı patlamada bir kişi yaralandı
Gaz sızıntısından kaynaklı patlamada bir kişi yaralandı
Okey ve İskambil Oynayan 17 Kişiye 106 Bin 250 Lira Ceza
Okey ve İskambil Oynayan 17 Kişiye 106 Bin 250 Lira Ceza
CHP'den 5 İlçeye Atama
CHP'den 5 İlçeye Atama
  YAZARLARIMIZ
EĞİTİMLE ZİRVEYE ÇIKANLAR
15 Mart 2021 Pazartesi Bu yazı 7095 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Okulun, kitabın, maddi-manevi imkânların olmadığı, hatta kitabın tehlikeli görüldüğü zamanlarda bile bin bir tehlikeyi göze alıp, ağır bedeller ödeyerek kişisel çabası ve gayreti ile kendini yetiştiren dâhiler vardır. 

Âdem Peygamber (a.s.): “Yüce Allah bana Besmele ile Kalemi (ilmi) öğretti, ben ilmi ve ahlakı esas aldım” diyerek kendini beşeri âdemden ilmi âdem seviyesine yükseltti.

Herakleitos: (M.Ö. 535-475): Efesli (İonya) Filozof. 2500 yıl önceden “Bakmak görmektir, görmek bilmektir. Bilgelik düzeyine yükselin, çünkü bilge bir insan hayatın her yönünü görür.” diyordu.

Demokritos (MÖ 460 – MÖ 370): Antik Abdera’lı (Yunanlı) filozof. Atom kuramcısı. Babadan kalan servet değerindeki mirasını felsefe, gökbilim ve tanrıbilim eğitimi için tüketti. “Bilgelik insanı mutlu eder. Yasa ve baskı yoluyla kimse erdemli olamaz. Bir kişinin erdemli ve karakter sahibi olmasının yolu eğitimden geçer. Hayvanlar için önemli olan beden güçlülüğüdür, insanlar için ise karakter inceliğidir. Eğitimle, doğa birbirine benzer. Eğitim de doğa gibi insanı değiştirir, bu değişimle insan ikinci bir doğa yaratır.”

Eflatun (MÖ 427 - MÖ 347):  “Öğretmenlik Tanrı mesleğidir” diyerek, Tanrı mesleği eğitimi ilham alarak filozof oldu.

Marcus Porcius CATO (M.Ö 234 - M.Ö. 149): Roma’lı General, hukukçu,  devlet adamı, düşünce insanı, ahlakçı. Yaşlı bilge diye bilinir. Durmadan, yılmadan hukukta, siyasette, edebiyatta, eğitimde büyük mücadele verdi. Özel yaşayışı basitti. Az yiyip içerek nefsini terbiye etmeyi ahlaki vazife saydı. General’ken bile yaya yürüyen, silahını kendi taşıyan bir askerdi. İdarecilik yaparken ülkesinin her kuruşunun ince hesabını yaparak kamu masraflarını azalttı. Halkının sevgisini kazandı. İyi bir hatipti ve söylevleri her yerde ün saldı. Kendi kendini eğitti. Eşini ve çocuğunu kutsal saydı. “Öğrenim gibi ciddi bir şey başkasına bırakılamaz” düşüncesiyle oğlunun hukuk, tarih ve dil kitaplarını kendisi yazarak onu da eğitti. 

Marcus Tullius CİCERO (M.Ö.106- M.Ö.44): Romalı en büyük hatip ve yazar, devlet adamı, felsefeci, filozof, hukukçu. Mahkemelere başkanlık yaptı, ünlü ve başarılı bir hukukçu oldu. Konsül (en üst yönetici) seçildi. Çocukluğundan itibaren eğitime olan aşırı tutkusu ve sevgisi ile ün kazandı. “Devlet hizmeti, namus gibi korunmalı en önemli şey devlete hizmet etmektir, ben devletin hizmetçisiyim” düşüncesini benimsedi. Eğitim, hayat, siyaset, insan davranışı ve felsefe üzerine düşünce eserleri yazdı. Bilgelik düzeyindeki siyasi söylemleri Avrupa düşüncesine büyük etkisi oldu. Nutukları birer sanat eseri sayıldı.  

İmamı Azam Ebu Hanife (699 -767): Ehlisünnetin en büyük imamlarındandır. "Hanife" denilen bir divit, yazı hokkasını devamlı yanında bulundurması sebebiyle Hanife ismiyle anıldı. Büyük bir hâkim ve fikir adamı olarak yetişti. Üstün bir aklı ve herkesi şaşırtan bir zekâsı vardı. Talebeleriyle istişare etmeden kendi başına bir içtihatta bulunmazdı. “Benim bilmediklerimi ayaklarımın altına koysanız başım arşa değer” diye mütevazı görüşleri vardı.

Gazali (1058 - 1111): Hastalık derecesinde ilim ve felsefe öğrenme aşkına kapıldı. Hakikati anlamak için ünlü bilginlerden Felsefe, Mantık, Matematik, Teoloji dersleri aldı. Medrese kurdu. Ömrünün sonuna kadar eğitim ve öğretimle uğraştı. Eski Yunan eserlerini inceledi. Birçok eser yazdı.  Seyahat esnasında hırsızlar kendisini soydular, eşyalarıyla birlikte kitaplarını elinden aldılar. Hırsızlara “Eşyalarım sizin olsun, kitaplarım benim için çok önemli” diyerek geri vermeleri için yalvardı. Hırsızlar “Biz senin ilmini değil, kitaplarını aldık, kitabın kaybolunca bilimsiz kalırsan böyle bilimin sana ne fayda olur” diyerek kitaplarını vermediler. Bütün bilgileri tekrar ezberledi. “Yararlı ve faydalı bilim öğrenmek için öğrenci ve öğretmen erdemli olmalı, iyi niyetle, istekle eğitime bağlanmalı,  öğrenmek için utanmadan her şeyi tartışmalı. Öğrenci öncelikle sevdiği dersleri görmeli, Öğretmeni iyi dinlemeli, eğitim düzeni ve disipline uymalı. Öğretmen de maddi çıkar gözetmeden öğrencileri sevmeli, onları kendi öz çocukları gibi görmeli. Çocuk ana ve babaya bir Tanrı armağanıdır. Saf bir cevher parçasıdır, kalbi boştur. Her kalıba sokulabilecek bir balmumudur, ana baba ve eğitmen ona istediği şekli verebilir. İyiye alıştırılırsa iyiliği seçer, fenalığa alıştırılırsa kötülüğü seçer”

Mevlana, (1207-1273): “Mesnevi Şerifi günde dört-beş saat çalışmak suretiyle yedi senede bitirdim. Benim gibi ilimde ve amelde kolu ve kanadı kırık bir âcizin işi değildi, fakat aşk, bu aczimi gözümde örttü ve bu hususta beni cesur ve cüretkâr yaptı. Zira aşkın özelliklerinden biride korkağı ve âcizi cesur yapmaktır.” diyerek yazdığı 25.618 beyitlik eseri bittiğinde “bunca yıl ne bildin?” diye soranlara, “Haddimi bildim” diyordu.

Desiderius Erasmus (1466-1536): Hollanda’lı, Rönesans’ın ustası, bilgin, ilahiyatçı ve eğitimcidir.  Orta öğrenimin kurucusudur. Kendi kendinin öğretmeni oldu. “Naziklik ahlaksal bir niteliktir, eğitimin temelinde nezaketli davranma yatar. Çocuklar için; ana sevgisi, baba dostluğu, öğretmen yumuşaklığı ve hoşgörüsü, okulun temiz olması önemlidir. Çocuğun iyi yetişmesi için kadının da öğrenim ve eğitim görmesi zorunludur.” ilkelerini benimsedi.

Cemil Meriç:  17 yaşında yazarlık hayatına başladı. Kitapları yüzbinlerce sattı. Kıt imkânlarda sahaflardan kitaplar alır, alamadığı kitapları öpüp alnına koyardı. Servetini harcadığı kitaplığındaki 11.000 kitabın çoğunu okuduğu söylenir. Tercümanlık, Fransızca öğretmenliği, nahiye müdürlüğü yaptı. Üniversitede sosyoloji dersleri verdi. Fransızca, İngilizce, Arapça bilir. Çocukluğundan beri gözleri zayıftı. Yazarlık hayatının en üretken çağını gözleri kapandıktan sonra yaşadı. Olağanüstü çalışma ve üretme temposu düşmedi. Gözleri kapanınca kendisine eşi, kızı, dostları yardım etti. “Ben çocuk da olmadım, gençte olmadım, daima yaşlıydım. 36 yaşında karanlığa gömüldüm. Benim hayatım korkularla geçti. Ben ışık arayan, aydınlanmak ve aydınlatmak isteyen bir insanım. Ben susuzum, bilime susuzum, sevgiye susuzum, kitaptan korkmayın, kitapsızlıktan korkun” diyerek kitabın ve eğitimin ne kadar önemli olduğunu bu sözleriyle anlatıyordu. Cemil Meriç’i bilmeyen, tanımayan eksik insandır. 

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  YORUMLAR
Erdal Canbolat  -  16-03-2021 - 22:58
Sayın Yener bey; her hafta köşe yazılarınızı okurken bizlere büyük bir keyif veriyor ve bilmediğimiz bilgileri,unuttuğumuz bilgileri zihnimizde tazeleme fırsatı vermektesiniz, insan okudukça bir daha okumak istiyor büyük bir zevkle , bilmediği konulara vakıf oluyor yüreğinize ve emeğinize sağlık !.....
Cankurtaran   -  15-03-2021 - 10:19
Öğretmenler \"okuyun\" diye kendilerini heba ederler. Ama çocuk Tv izleyen, cep telefonu ile oynayan, bilgisayarında oyunlar yüklü ebeveynleri görür. Eğer erdemli, kültürlü, millete, devlete faydalı evlat istiyorsak önce okumakta örnek olmak lazım değil mi?
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Erol Serkan Kılıç
Prof. Dr. Hande ŞAHİN
Nesrin Bulat
Şevket ÖZSOY
İsmail Dursun Kuzucu
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  09 Nisan 2021 Cuma
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net