06 Aralık 2021 Pazartesi
 
ANA SAYFA   KIRIKKALE WEB TV  
Haber Ara  
 
Motosiklet Sürücüsü Açılan Ateş Sonucu Bacağından Yaralandı
Motosiklet Sürücüsü Açılan Ateş Sonucu Bacağından Yaralandı
Üçüz çocuk sahibi sağlıkçı çift omuz omuza çalışıyor
Üçüz çocuk sahibi sağlıkçı çift omuz omuza çalışıyor
Tartıştığı Amcasının Oğlunu Vuran Şüpheli, Evini de Ateşe Verdi
Tartıştığı Amcasının Oğlunu Vuran Şüpheli, Evini de Ateşe Verdi
Sağlıkçılar İş Bıraktı
Sağlıkçılar İş Bıraktı
  YAZARLARIMIZ
NARŞEN İLE NURŞEN ÖĞRETMEN
29 Mart 2021 Pazartesi Bu yazı 13708 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

2000 yılları başı. İki eğitim neferi, ikisi de bayan, ikisi de Ankara’da, ikisi de aynı semtte.

      Narşen, Ardahan nüfusuna kayıtlı. Ankara ilçesinde ilkokul öğretmenliğine atandı. İşini ekmek teknesi sayarak benimsedi, önemsedi. Eşinin işinden dolayı Ankara merkezde oturuyordu. Modern aile geleneğine, Cumhuriyet ilkelerine bağlı, günlük gazete okuma sevgisi, “Öğretmen Tanrı mesleğidir” hem de “aldığım ücreti helal ettirmem gerek” inancı, “fakir çocukların eğitimi daha kutsaldır” düşüncesiyle öğrencilerini tutkuyla sevip çocuğu gibi değer verdi. Üstün hizmet ve görev anlayışı içerisinde özveriyle işinde çalıştı. Hayatı kolaylaştırmanın yolunu bulmak için mantıksal model geliştirdi. Yakıtı az A sınıfı bir otomobil aldı.  Yüksek benzin masrafını, aynı ilçede görev yapıp Ankara merkezde oturan iki bayan memurla anlaşıp yol masrafını azalttı. Hiçbir zaman evinin bulunduğu Ankara merkeze tayinini istemedi. Halen aynı ilçede, aynı okulda 19. hizmet yılını çalışmaktadır.

      Nurşen, Ankara’nın başka ilçesinde Lise öğretmenliğine atandı. Başka bir il nüfusuna kayıtlı ”Suyu üfleyerek içen” aile geleneğinden, atandığı görev yerini uzak buldu. “Evim Ankara merkezde, olacak iş değil, bunu kabul edemem” düşüncesiyle ikamet ettiği il dışındaki Kırıkkale Devlet Hastanesinde çalışan yakını yardımıyla iki haftalık sağlık raporu alarak birinci günü işine gitmedi. Raporu okula faks çekti. Okul Müdürü durumu Kaymakama bildirdi, Kaymakam öfkeyle telefona sarıldı: “Devlet sana iş vermiş, aş vermiş, seni adam sıfatına koymuş, daha birinci günü işine başlamadın. Üstelik hileye başvurup sevk yaptırmadan görev mahallinin dışındaki bir başka ildeki hastaneden rapor alarak suç işledin. Daha birinci günü bunu yaparsan sana devlet güç yetiremez. Öğleden sonra görevine başlamadığın takdirde işine son veriyorum.” Ülkemizde, her kurum ve kuruluşta çalışanla çalışmayanı, bilenle bilmeyeni, iyi niyetliyle kötü niyetliyi birbirinden ayıran, vatana hizmet aşkıyla dolu, cesur yürekli kaymakamlar, yöneticilerde vardı.

      Birinci gün öğleden sonra istemeyerek görevine başladı Nurşen. Ancak, “Bende Nurşen’sem bunun altında kalmam” düşüncesiyle şeytani bir intikam planı düşündü. Kanundaki açıklara kafası iyi çalışıyordu. “5-6 yıl çocuk düşünmüyorum” diye sağda solda konuşan Nurşen, bir buçuk ayda hamile kaldı. Ve planı tuttu. “Daha önce düşük yaptım, düşük riskim var hocam” dediği anda bir bayan istediği zaman rapor alabiliyordu. Kontrol amaçlı raporlar aldı. Sonra rapor sayılarını çoğalttı. Rapor süresinde boş durmadı. Bir siyasetçi yardımıyla Ankara merkeze tayinini çıkarttı. Üstelik Devlet Memurları Atama ve Yer Değiştirme Esasları Yönetmeliğine göre iki yıl dolmadan bir memur bulunduğu yerden başka bir göreve tayin olamaz hükmüne rağmen. Siyasetçi mi! Yanlışa sahip çıktı, “ne kadar hizmetin var, tayinin hukuka uygun mu?” diye hiç sormadı!

      Ne yazık ki ülkemizde kötülükler karşısında kanunlar bile bazen çaresiz kalıyordu. Kanunlar iyi niyetle yapılıyor ama yanlış insanlar tarafından işlemez hale getiriliyordu. Bir bilge “Kanun, kanundan korkanlar için yapılır” derken, Balzac ise “Kanun, güçlü sineklerin delip geçtiği, zayıf sineklerin takılıp kaldığı örümcek ağıdır” diyordu. Büyük siyasetçisi Winston Churchill ise bu tür kurnazları kastederek: “Şark toplumuyla konuşurken kırbaç arkanda saklı tutacaksın.” tarihi sözü söylüyordu.  Ve toplum olarak ülkemiz insanının büyük çoğunluğu emek ve alın terine dayanmayan imtiyazlı, ayrıcalıklı bir yapıya kavuşmayı, torpili yani helal olmayan haram kazancı çok seviyordu.

      Ülkemizde öğretmen: Yılda 252 iş gününün; sağlık izni, yarıyıl tatili, yaz tatili, hafta sonu tatili, dini ve milli tatil günlerini çık ortalama yılda 170 gün, bazıları ise günde 4-5 saat çalışmaktadır. Milyonlarca çiftçi, amele, esnaf, işsiz, çaresiz, öksüz, yetim, hiçbir güvencesi olmayanların bir ömür boyu 3-5 gün izni olmayanların güç şartlarda ayakta kalmaya çalıştığı, bedeller ödediği bir ortamda bazı hizmetlerde çalışanların hiçbir bedel ödemediği halde “ek gösterge isteriz” talepleri doğru değildir, yanlıştır.

      Bu gün ülkemizde en rahat durumda olan, çoğunun ikinci evi, ikinci arabası, yazlığı, SGK güvencesi, öldükten sonra bile geride kalan hak sahiplerine emekli aylığı, SGK güvencesi sağlayan; eğitim ödeneği, ek ders ücreti, promosyon ödemesi, emekli ikramiyesi, Bes katkısı, ömür boyu Sgk güvencesi, lojman, kreş vb. imkanı olan, Devlet krize girse bile en önce aksamadan maaşını alan, bu yüzden milyonlarca insanın talep ettiği tek meslek memurluktur. Yani tam garanti.

      Ülke şartları, kişi başı ve milli gelirimiz, binlerce metre yeraltında ölümle her an yüz yüze olup asgari ücretle çalışan maden işçisine göre bunların aldıkları ücret normalin üzerindedir. Çoğunun eşi de memur olan bu kişiler ayda net 13.000 TL’den yukarı ücret almaktadırlar. Bugünkü ortamda iki fabrika çalıştır ayda bu kadar kolay para kazanamazsınız. Öte yandan kırsala atanan memurlar atandığı gün Batı’daki şehirlerdeki başka bir memurla nikâh yapıp (bir nevi yasal hileye başvurup) eş durumundan tayinini aldırmakta, bu yüzden büyük şehirlerde binlerce norm fazlası öğretmen bulunurken köy, kasaba, küçük şehirlerde öğretmen kıtlığı yaşanmaktadır. Ve 2019 yılına ait Sayıştay’ın: “Ülke genelinde 50 bin norm fazlası öğretmen var ülkeye yıllık yükü 5 milyar TL.” raporu durumun yasal belgesidir.

      Sonuç: Herkesin kendine her şeyi meşru saydığı, yılda iki defa tatile gidenin, parası olanın bile şikâyetçi olduğu ülkemiz öyle bir noktaya geldik ki kimse kendinden başkasını düşünmüyor. Bir yanda bunca imkâna rağmen bir türlü memnun olmayan, hep bana-Rabbena diyen, maaşı, devleti, sistemi, yönetimi, beğenmeyen bir yapı, öbür yanda işsizlikten intihar eden yüzlerce insanımız. Yeterli besin alamayıp sütü gelmeyen, kundaktaki bebeğine mama çalan parasız-çaresiz-başı eğik anne. “Analar insandır, biz insanoğlu” diyen türkünün filozofu Neşet Ertaş, anaları kutsal sayan Dinimiz. Gece gündüz çalışıp, sigorta primini kendi ödeyip mucize yaratan esnaf, hiçbir güvencesi olmayan çiftçi. Ve Kırıkkale işçisi Ali Baloğlu isyanı: “Ülkemizde tehlikesi olmayan tek meslek memurluktur. Kardaşım karnına kalem batıp ölen memur görülmemiştir.” Ötede, gazaba gelen Komünist yaftalı şair:

Enver Gökçe -Uy Kirpi Kız Kirpi

Kırmızı ve parıltılı ve narin

Bir kiraz dalı ırgalandı

Has bahçenin içinde

Döktü çiçeğini bir bir

Ve gazaba geldi

Eğinli Bekir: Yıkılsın İstanbul

Dedi yıkılsın İzmir

Lan hani benim ekmeğim

Bu ne bok kader

Toprağım yok, tarlam yok.

Ne kadar

Toprak var dünyada oysa

Ömrübillah herkese yeter

Irmağın üstünden

Bir sürü geçti allı pullu

Herhal meri keklik

Gider öyle gider.

Havada bulut

Havada alacakarga

Karganın ağzı var dili yok

Bekir'in arkası yok.

Dedi karga: yok

Ahmed'in de yok

Demiri eriten kömür

Yiğidi eriten kahır

Ölem desem ölemezsin ki

Dünya dediğin de ne ki

Bir alabalçık sökemezsin ki

Dünyanın halısı kilimi çok

Bekir'in tarlası yok

 

Bir kirpi açıldı dikeninden

Gelincik yüzlü!

Uy kirpi kız kirpi

Bekir'in tarlası yok

Dedi kirpi: yok

Mehmed'in de yok.

Munzur'un başı kar ile duman

Bu belalı başınan

Kime gidem yavri

Avuçta yok elde yok

Bir çekirge atladı

Eğri bacağıynan

Çekirgenin ağzı var dili yok

Bekir'in tarlası yok

Dedi çekirge: yok

Zeyneb'in de yok

 

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Yener Kazan
Kamil Öcal
Şevket ÖZSOY
Bahattin Akyön
İsmail Dursun Kuzucu
Nesrin Bulat
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  06 Aralık 2021 Pazartesi
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net