12 Nisan 2021 Pazartesi
 
ANA SAYFA   KIRIKKALE WEB TV  
Haber Ara  
 
Komiser yardımcısı milli güreşçi, iş stresini minderde atıyor
Komiser yardımcısı milli güreşçi, iş stresini minderde atıyor
Gaz sızıntısından kaynaklı patlamada bir kişi yaralandı
Gaz sızıntısından kaynaklı patlamada bir kişi yaralandı
Okey ve İskambil Oynayan 17 Kişiye 106 Bin 250 Lira Ceza
Okey ve İskambil Oynayan 17 Kişiye 106 Bin 250 Lira Ceza
CHP'den 5 İlçeye Atama
CHP'den 5 İlçeye Atama
  YAZARLARIMIZ
Başbuğ Türkeş ve Türk Dünyası
04 Nisan 2021 Pazar Bu yazı 2715 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Alparslan Türkeş’in çocukluğunun geçtiği Kıbrıs’ta İngiliz işgali altında yaşamak zorunda kalmaları ve daha sonraki yıllarda askerî lise ve akademide kazandığı tarih şuuru onun bütün benliğini etkilemiştir.

 

3 Haziran 1933 yılında esaret altında yaşamak istemeyen  Alparslan Babası Ahmet Hamdi Bey'i ve Annesi Fatma Zehra Hanım'ı ikna ederek kız kardeşi Dervişe ile İtalya’ya ait Viyana vapuru ile İstanbul’a gelirler.

 

Alparslan ilk iş olarak Kuleli Askeri Lisesine kaydolur. 1936’da  Kuleli Askeri Lisesini pekiyi derece ile bitirince o yıl İstanbul’dan Ankara’ya taşınmış bulunan Kara Harp Okulu ve Ankara yılları başlar. 1938'de Harbiye’den mezun olur, artık o Türk ordusunun genç bir teğmenidir ve Türk milletinin emrindedir.

 

Üç yıllık Kuleli eğitimi ve İstanbul’daki hayatı Alparslan Türkeş’in Türklük veTürk dünyası ile ilgili fikirlerinin oluşmasında, mevcut düşüncelerinin pekişmesinde âdeta bir dönüm noktası olacaktır. Onun Kuleli eğitimine başladığı yıl genç Cumhuriyet’in 10. yılıdır. Coşkulu bir şekilde kutlamalar yapılmaktadır. Atatürk’ün Türklük ve Türk dünyası ile ilgili dil ve tarih çalışmalarının olanca hızıyla devam ettiği yıllardır. Kuleli’deki hocalarının çoğu İstiklal Harbi’ne, Millî Mücadele’ye katılmış sivil ve askerlerdir.Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak’tır.

 

Kuleli Askeri Lisesine girişini sağlayan, önündeki bazı engelleri kaldıran da Fevzi Çakmak Paşa’dır. Okula kayıt için bütün evrakları hazırlayarak babasıyla birlikte Kuleli’ye giden Türkeş kayıt sırasında şöyle bir olay yaşamıştır:

“Beraberimde ortaokul diplomamı ve pasaportumu götürmüştüm. Hadi Bey isminde bir binbaşı ile Muzafferettin Bey adındaki Fransızca öğretmeni öğrenci kayıtlarında görevliydi.

Muzafferettin Bey bizi çok sert karşıladı. ‘Siz Türk değilsiniz, sizi asla kaydedemem!’ şeklinde tavır koydu.

Babam,bu beklemediğimiz çıkışma karşısında çok bozuldu. Sonra… Muzafferettin Bey’le aramızda şu tartışma geçti:

-Biz Türk oğlu Türk’üz!

- Ama pasaportunuz, İngiliz pasaportu…

-Kabahatsizin, bizi İngilizlerin eline bıraktınız!

-Çocuğunuzu kaydedemeyiz, buyrun gidin…”

 

Alparslan Türkeş ile birlikte dokuz öğrencinin dahi kaydı yapılmamıştı. Diğer öğrencilerde Kıbrıs’tan gelmişlerdi. İzmir Milletvekili Sırrı Bey, kendilerine yardımcı olma vaadi verdi. Sırrı Bey Fevzi Çakmak Paşa’ya ulaştı… Önce geçici kayıt yaptılar, Türk vatandaşlığına geçince de asli kayıt yapıldı.

 

Alparslan Türkeş’in “davanın ilham aldığı âlim” dediği önemli bir şahsiyet Türkçülüğün sosyolojik temellerini ortaya atan Ziya Gökalp’tir. Gökalp’in 1913 Mart’ından itibaren Türk Yurdu dergisinde yayımlamaya başladığı “Türkleşmek - İslamlaşmak - Muasırlaşmak” başlığını taşıyan makaleler dizisi Türk milliyetçiliğini sistemleştirmeyi amaçlıyordu.

 

 

İstanbul’da askerî okul öğrencisiyken tanıştığı Atsız ve arkadaşlarının kendisine büyük etkileri olmuştur. Türkeş’in o dönemde Orkun ve Atsız Mecmua gibi Türkçü dergilerde Kazganoğlu, Arslan, Tekin Arslan gibi mahlaslarla yazılar yazdığını bilmekteyiz. Yine Harp Okulu yıllarında tarihe, Türk tarihine ve edebiyata merakı iyice artmış, bu konularda hem okumuş ve kendi kütüphanesini bu tür kitaplarla oluşturmaya başlamıştır.

 

Hüseyin Nihal Atsız ile Atsız’ın “komünist” ve “vatan haini” olarak suçladığı Sabahattin Ali arasındaki “hakaret davası”nın Ankara’da 3 Mayıs 1944’te yapılan ikinci duruşması sonrasında başlayan tutuklamalar Türkiye’de yeni bir dönemin başladığının habercisi idi. Devletin kuruluş felsefesi olan Türkçülük âdeta suç ilan edilmiş, “Irkçılık ve Turancılık” adı altında Türkçüler, Türk milliyetçileri bir biri ardına tutuklanmaya başlamıştır. Erdek’te üsteğmen rütbesiyle Bölük Komutanı Vekili olarak görevli bulunan Alparslan Türkeş de tutuklanan toplam 23 kişi arasındadır. İstanbul’a getirilen Türkeş, 13 Haziran 1944 günü Tophane’de Merkez Komutanlığı Cezaevi’ne bir hücreye hapsedilmiştir.

 

Türkeş, 20 Ekim 1944 günü mahkemeye çıkartılarak sorgulandı. Mahkeme Savcısı Kâzım Alöç, Hâkim ise Cevdet Erkut idi. Türkeş’in buradaki sorguda verdiği ifadelerden Atsızla tanışmasının Harp Okulu yıllarında olduğu anlaşılmaktadır:

 

Atsız, Alparslan Türkeş ve arkadaşlarının 1 Numaralı Sıkıyönetim Mahkemesindeki muhakemeleri 29 Mart 1945’te sona erdi. 23 sanıktan sekiz dokuz kişi beraat etmiş, diğerleri de on yıla kadar hapis cezaları almışlardır. Türkeş’in cezası 9 ay 10 gündü. Temyiz’ gidilmiş ve 2 Numaralı Sıkıyönetim Mahkemesi davayı 31 Mart 1947 günü sona erdirdi ve bütün sanıklar hakkında beraat kararı verdi.

 

Sonrasında 1944 Türkçülük - Turancılık Davası, 1960 İhtilali, Hindistan’a sürgün Türkiye’ye dönüş, 1965 CKMP, arkasından MHP. İşte MHP’nin kurulmasıyla o güne kadar dergiler ve dernekler etrafında yaşatılmaya çalışılan Türk milliyetçiliği, bir siyasi partinin programına girmiştir. Bu partinin programı, millî doktrin Dokuz Işık ile temellendirilmişti. Dokuz Işık’ın ilk iki ilkesi “milliyetçilik” ve “Ülkücülük”tür.

 

Alparslan Türkeş, siyasette bulunduğu sürece TBMM’de çok önemli kararlar aldırmış, 1960’lı yıllarda Milli Birlik Komitesi üyesi olduğu zaman Türk Dünyasını aydınlatacak bir kuruluşa büyük ihtiyaç olduğunu belirterek Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü’nün açılmasında, gelişmesinde maddi ve manevi büyük desteği olmuştur. Dış Türkler Bakanlığı’nın kurulması hakkında vermiş olduğu kanun teklifleri hayata geçirilmiştir. Bunlar Türkiye ile Türk Cumhuriyetleri arasında kurulacak gönül köprülerinin ilk adımları olmuştur.

 

Atatürk’ten sonra Alparslan Türkeş’i de Tarih haklı çıkarmıştır. 1989 başından itibaren  Sovyetler Birliği ve Doğu Avrupa sosyalizminin çökmüştür.  Bunu gören iki liderde Türk Milliyetçiliğinin önemli mihenk taşlarıdır.

 

Başbuğ’un 1992 senesi yazında yeni Türk Cumhuriyetlerinin devlet başkanlarına mektup göndererek devlet başkanlarından “Türk Devlet Başkanları Daimî Konseyi”, “Türk Ekonomik İşbirliği Konseyi”, “Türk Dünyası İlimler Akademisi” gibi kuruluşların kurulmasına ve geliştirilmesine tam destek verilmesini istemişti. Bunların bir kısmı siyasi şartlara bağlı olarak hayata geçirilse de MHP’nin iktidarda olmamasından kaynaklanan pek çok eksiklik ortaya çıkmıştır.

 

Alparslan Türkeş; 1993 yılının Mart ayında yapılan “Türk Devlet ve Toplulukları Dostluk, Kardeşlik ve İş Birliği Kurultayının açılış konuşmasında şunları söylemiştir:

  “  Bugün, dünya üzerinde yaşayan 200 milyondan fazla nüfusa sahip Türk toplulukları olarak bizler de aramızda gerek kültür, gerekse ekonomik ve ticaret alanlarını kapsayan sıkı bir işbirliği kurabiliriz, kurmalıyız. Böyle bir işbirliğini gerçekleştirmemiz vatandaşlarımızın hızla kalkınmasını ve refaha ermesini sağlayacaktır.

  Türk toplulukları arasında yakınlaşma ve sıkı işbirliğinin kurulması başkalarına hiçbir zaman zarar vermek ve saldırıda bulunmak gayesini gütmeyecektir. Gerçekleştirilmesi istenen dayanışma ve işbirliği faaliyetlerinin gayesi, dünyada barış içinde refah ve mutluluğu temin etmek olacaktır. Türkler dünyanın hangi bölgesinde bulunurlarsa bulunsunlar, başka milletten olana komşularıyla veya iç içe yaşadıkları diğer topluluklarla dostluk ve iyi niyete, barışa dayalı yakın işbirliği içinde bulunmayı istemektedirler. Bunu belirttikten sonra, Ruslarla sürmekte olan münasebetlerimiz hakkında birkaç söz söylemek gerekli görülmektedir.

  Sovyetler Birliği dağılıncaya kadar birçok Türk bölgeleri, Rus sömürgeleri olarak yaşatılmıştır; fakat 21. yüzyıla girmekte bulunduğumuz bu dönemden itibaren bu durum değişmelidir. Türkler, coğrafyanın ve tarihî olayların bölmüş olduğu çeşitli bağlantılar dolayısıyla Ruslarla dostça ve insan haklarına dayalı, demokrasi prensiplerine uygun çok sıkı bir işbirliği düzenlemelidir. Ruslarla kurulacak bu yeni münasebet düzeni başlıca şu ilkelere dayanmalıdır:

  Birinci ilke, mütekabiliyet ilkesidir. Her meselede aramızda münasebetler aynı ölçü, aynı nitelik ve nicelik içinde olacaktır.

  İkinci ilke ise, içişlerine karışmama ilkesidir.

  Üçüncü ilke, münasebetlerde taraflar eşit şartlarda ve eşitlik içinde bulunacaklardır.

  Dördüncü ilke, taraflar daima eşit haklara sahip olacaklardır.”

 

Turan illerindeki önemli şahsiyetlerle ile birebir irtibat hâlinde olan Başbuğ Türkeş; Elçibey, Resulzade Mehmet Emin Bey, Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, Zeki Velidi Togan, Rauf Denktaş, Sadık Ahmet, Abdülkadir İnan vb. gibi dönemin devlet adamlarıyla Türk Devletlerinin nasıl bağımsızlık kazanabileceklerini de sık sık konuşmuşlardı.

 

Alparslan Türkeş, hayatını büyük ve güçlü bir Türkiye için düşünme ve fikir üretmeyle geçirdi. Bütün siyasi hayatı boyunca devlet adamı, ideal adam tavrını her zaman özenle korudu. Ülkenin ve milletin menfaatini her şeyin üzerinde tuttu. Ondan alınacak çok ders olduğuna inanıyoruz.

 

Alparslan Türkeş, ömrünü Türk Milliyetçiliğine adamış sadece Türk milletinin değil tüm Türk Dünyasının Başbuğu unvanına layık görülmüştür.

 

4 Nisan 1997 gününde Türkiye’nin dört bir yanından insanlar akın akın Ankara’ya gelmişti. Nisan ayı olmasına rağmen Ankara’ya lapa lapa kar yağmıştır. Adeta gökyüzü Başbuğ’u rahmetle uğurluyordu.

 

Türk’ün, Türklüğün ve Türk Dünyasının Başbuğu, Türk milliyetçiliğinin efsanevi önderi Başbuğumuz Alparslan Türkeş’i vefatının 24. sene-i devriyesinde saygı, sevgi ve özlemle anıyorum. Mekânın cennet, ruhun şad olsun. Evlatların seni asla unutmayacak Başbuğum.

 

 

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Erol Serkan Kılıç
Prof. Dr. Hande ŞAHİN
Nesrin Bulat
Şevket ÖZSOY
İsmail Dursun Kuzucu
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  09 Nisan 2021 Cuma
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net