12 Nisan 2021 Pazartesi
 
ANA SAYFA   KIRIKKALE WEB TV  
Haber Ara  
 
Komiser yardımcısı milli güreşçi, iş stresini minderde atıyor
Komiser yardımcısı milli güreşçi, iş stresini minderde atıyor
Gaz sızıntısından kaynaklı patlamada bir kişi yaralandı
Gaz sızıntısından kaynaklı patlamada bir kişi yaralandı
Okey ve İskambil Oynayan 17 Kişiye 106 Bin 250 Lira Ceza
Okey ve İskambil Oynayan 17 Kişiye 106 Bin 250 Lira Ceza
CHP'den 5 İlçeye Atama
CHP'den 5 İlçeye Atama
  YAZARLARIMIZ
DOĞRULAR ve YANLIŞLAR
07 Nisan 2021 Çarşamba Bu yazı 2687 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Dünya; iyi-kötü, doğru-yanlış, güzel-çirkin vs. zıtlar alemidir. Kur’an ve hadîs-i sahiha müstesna olarak her konuda bu hüküm caridir. 103 amiral imzasıyla gece yarısında tedavüle sokulan bildiri de bunlardan biridir. Olay, başından itibaren doğrular ve yanlışlar içermektedir. Bunların bir kısmına işaret etmeye çalışacağım.

“Dünya Deniz Hukuku Sözleşmesi”, bizim ve tüm ülkelerin kabul ettiği ve çok uzun zamandır cari olan bir sözleşmedir. Özellikle karasuları konusunda içerdiği bazı muğlak hükümler olmakla beraber, konumuzla ilgili olan kısmından kısaca bahsedelim. Herhangi bir limandan başka bir limana gitmek üzere yola çıkan bir sivil deniz aracı, geçmek zorunda olduğu tabii bir boğazdan başka tabii alternatif bir güzergaha sahip değilse, o boğazdan geçerken ücret ödemez. Mesela; Amerika’dan Türkiye’ye ticarî mal getiren bir gemi, Cebel i Tarık boğazından geçmek zorundadır ve bunun başka tabii bir alternatifi de yoktur. Boğazdan geçecek bir gemiden boğazın iki yakasına sahip ülkeler geçiş ücreti talep edemezler. Benzer durumda olan Çanakkale ve İstanbul boğazları da Dünya’nın bir limanından gelip, Rusya, Romanya, Bulgaristan gibi Karadeniz’de limanı olan bir ülkeye gidiş için tek alternatiftir. Bu gemiler, hiçbir ücret ödemek zorunda olmaksızın boğazları kullanırlar. Aksi halde bizim gemilerimizin de Cebel i Tarık’tan her gidiş-gelişlerinde ilgili ülkelere geçiş ücreti ödemesi gündeme gelir. Dünya’da buna benzer başka boğazlar da vardır. Katar’a gidecek olan bir geminin tek ve tabii rotası, Hürmüz boğazıdır. Katar’a gidecek bir gemi, boğaz geçişi için ücret ödemez. Çanakkale ve İstanbul boğazları her ne kadar her iki yakası da bizde olan boğazlar olsalar da Ege’den Karadeniz’e tek ve tabii gidiş rotası üzerinde bulunmaktadırlar. Geçen gemilerden geçiş ücreti almamız söz konusu değildir ancak gemilerin talebi olursa kılavuzluk hizmeti karşılığında ücret alabiliriz. Bu durum sivil gemiler için geçerlidir. Karadeniz’de sınırı olmayan bir ülkenin savaş gemilerinin boğazdan geçişi ise biraz daha kısıtlıdır. Böyle bir ülkenin savaş gemisi eğer boğazları kullanarak Karadeniz’e geçerse, 15 gün içinde çıkmak zorundadır. Mesela bir Amerikan gemisi, izin almadan boğazlardan geçerek Karadeniz’e çıkabilir ama 15 gün içinde geri dönmek zorundadır. Karadeniz’de sınırı bulunan ülkelere ait savaş gemileri ise istedikleri zaman izin almaksızın boğazlardan geçiş yapabilirler. Sık sık duyduğumuz Rus gemilerinin boğazlardan geçme haberleri bu tür haberlerdir.

Çok sıkça duyduğumuz Montreux anlaşması olsa da olmasa da bizim boğazları kullanan gemilerden ücret almamız mümkün değildir.

Tabii güzergâh varken, suni olarak yapılan alternatif güzergahlardan ise ülkeler geçiş ücreti, alabilmektedir. Bunun en bilinen örnekleri Süveyş ve Panama kanallarıdır. Akdeniz’den Uzak Doğu ülkelerine gidiş için tabii güzergâh olan Afrika’yı dolaşmak mümkünken, Süveyş kanalını kullanarak zaman ve yakıt tasarrufu yapılabilir. Karşılığında da o kanalı yapan ve işleten ülkeye para ödenmesi gerekir. Mısır’ın Süveyş kanalı geçişlerinden aldığı para, günde 15 milyon USD civarındadır. Panama kanalında da benzer durum söz konusudur. İstanbul boğazını kullanarak Karadeniz’e çıkmak isteyen gemiler için özellikle İstanbul boğazı yolculuğun en sıkıntılı yeridir. Akıntı fazladır, boğaz dardır ve çok sayıda keskin dönüşler bulunmaktadır. Sık sayılabilecek sayıda duyduğumuz gemi kazaları bunun sonucudur. En önemlisi ise yoğunluk zamanlarında, sisli ve fırtınalı havalarda boğazdan geçebilmek için bazen günlerce devam eden bekleme süreleridir. Limana varış için süreleri kısıtlı olan gemiler, bu sebeple her gün için yüzbinlerce USD ceza ödemek durumunda kalabilmektedir.

Kanal İstanbul yapıldığında, tabii güzergâha alternatif bir güzergâh olacağı için; varış limanına ceza vermemek adına sıra beklemek istemeyen gemiler ve hava muhalefeti sebebiyle kapanan boğazlardan geçemeyen gemiler buradan ücretli geçiş yapabileceklerdir. Tehlikeli madde taşıyan gemiler, ücretsiz de olsa güvenlik maksatlı olarak bu kanaldan geçişe zorlanabilecektir.

Bir diğer stratejik konu ise savaş zamanlarında boğazlardan geçecek savaş gemilerinin durumudur. Bir misalle anlatmak uygun olacaktır; diyelim ki Rusya ile İtalya savaşa girdi. İtalya, Rus savaş gemilerinin Akdeniz’e inmesini istemeyecektir. Boğazların kontrolünün tamamen bizde olduğu bir durumda, İtalya bizden Rus savaş gemilerini geçirmememizi talep edecektir. Geçişe müsaade ettiğiniz takdirde Türkiye’yi de Rusya yanında savaşa girmiş olarak kabul edip bize karşı savaş açabilir veya İtalya tarafında saf tutup Rus savaş gemilerinin geçişine mâni olmaya çalışsak, gereksiz yere savaşa müdahil olmak zorunda kalabiliriz. Mevcut durumda ise, biz tarafsız ülke konumundayız. Savaşan taraf olan ülkelere, “gidin savaşın ne haliniz varsa görün, beni işe bulaştırmayın” deme hakkına sahibiz. Taraf olmak istersek o da başka bir konu tabii ki.

Bu kadar girizgâhtan sonra gelelim 103 amiral olayına. Bir gazeteci Sayın Meclis Başkanı Mustafa Şentop’a, “Montreux anlaşması, Cumhurbaşkanı tarafından iptal edilebilir mi?” diye soruyor. Sayın Şentop da “edebilir” diyor. Gerek soru gerek cevap doğru veya yanlış diye tartışılabilir ama bir anda ortalık alevleniyor. Sayın Şentop eğer yanlış cevap vermişse, emekli bir amiral olarak her kim isen çıkarsın bir TV kanalına Sayın Şentop’u topa tutarsın, verirsin veriştirirsin. Fikrini ispat sadedinde kanun kural anlatırsın. Kabul ederler veya itiraz edenler olabilir. Hepsi makul durumlardır.

Burada garip olan, 103 emekli amiralin bir anda nasıl ve hangi platformda bu kadar kısa sürede olayı irdeleyip ortak bir bildiri yayınladıklarıdır ve neden gece kuşu gibi gece yarısı yayınladıklarıdır. Galiba darbe alışkanlığı olsa gerektir. Darbeler de hep gece yarısından sonra herkes uyuyunca başlar. Yaşım müsait. Darbeleri hatırlıyorum. Gece yatılır, sabah kalkarız ki radyoda Hasan Mutlucan “Yine de şahlanıyor aman kolbaşının yandım da kır atı” türküsü söylüyor. Diğer bir önemli vurgu ise, Deniz Kuvvetleri personelinin Atatürk ilke ve inkılaplarına, laikliğe bağlı fertler olarak eğitilmesi gerekliliği. Sak başında damdağan kaz beline vurmayı. Ne alakası var şimdi Montreux anlaşması ve deniz hukuk ile laikliğin. Biz laik fertler yetiştirirsek Montreux anlaşmasını daha mı iyi belleyecek denizcilerimiz?

Sanki şöyle bir hava var; vesayet dönemlerinde ikide bir çıkıp ahkam keserlerdi. Koca Hava Kuvvetleri komutanı çıkıp kadınların nasıl başörtüsü örtmesi gerektiğini anlatırdı. Başka zaman bir amiral zamanın başbakanına parmak sallayarak direktifler verme cüretinde bulunurdu. Bunlar biraz tarihte kalınca adamların dili şişmiş olmalı ki bir bahane bulur bulmaz yine koro halinde Türkiye laiktir laik kalacak teraneleri okumaya başlamışlar. Bildiride ne uluslararası deniz hukuku kuralları ne de Montreux sözleşmesine bir atıf yok. Bilimsel bir tanım ve izah yok, sadece göze çarpan laiklik vurgusu var.

Başta demiştim ya Dünya’da doğrular ve yanlışlar beraberdir. Bilimsel olarak ifade edebilselerdi belki bazı doğruları da varmış diyebilirdik ama bu tarzda bir ifadeyle ve ifade tarzıyla tüm söyledikleri ve yaptıklarının hiçbir kıymet i harbiyesi kalmamıştır. Deniz hukukuna ait söyleyebilecekleri doğrular; iri bold karakterle yazılmış laiklik, Atatürk ilke ve inkılapları kelimeleri arasında kaybolup gitmiştir. Bundan sonra bin tane doğru da söyleseler kimsenin kaale alması mümkün değildir. Baltayı taşa ve de ayaklarına vurmuşlardır. Taşa vurunca sadece balta körelir ama ayağına vuran adam topallayarak gezmeye mahkumdur. Bu amiralleri de artık yürüyüşlerinden tanıyacağız.

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Erol Serkan Kılıç
Prof. Dr. Hande ŞAHİN
Nesrin Bulat
Şevket ÖZSOY
İsmail Dursun Kuzucu
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  09 Nisan 2021 Cuma
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net