30 Kasım 2021 Salı
 
ANA SAYFA   KIRIKKALE WEB TV  
Haber Ara  
 
Yapılan çalışmalar başarıyı getirdi
Yapılan çalışmalar başarıyı getirdi
KOP Bölge Kalkınma Planı Tanıtım Programı ve Bilgilendirme Çalıştayı
KOP Bölge Kalkınma Planı Tanıtım Programı ve Bilgilendirme Çalıştayı
Cenaze törenine katılan korona virüslü kadın otobüste yakalandı
Cenaze törenine katılan korona virüslü kadın otobüste yakalandı
Kırıkkale'de İhracat ve İthalat Azaldı
Kırıkkale'de İhracat ve İthalat Azaldı
  YAZARLARIMIZ
EMEKÇİNİN SÖZLEŞME UMUDU...
29 Nisan 2021 Perşembe Bu yazı 5168 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Kamudaki taşeron işçilerin de kadroya alınmasıyla birlikte bu yıl yaklaşık bir milyondan fazla  kamu emekçisinin tüm gözü, kulağı, dikkatleri hükümet ile Türk-İş arasında imzalanacak olan Toplu İş Sözleşmesi (TİS)'ne çevrilmiş durumda...

    En son alınan sözleşme zamları, fırlayıp giden döviz kurları ve durduralamayan enflasyon rakamlarıyla çoktan eriyip gitmiş durumda...

    Gerçeğinden uzak açıklanan enflasyon oranları ile, marketteki ve pazardaki enflasyon rakamları birbirleriyle uyuşmak şöyle dursun, yaklaşmıyor bile...

    Hal böyle olunca da sabit gelirli çalışanlar, günden güne fakirleşmeye doğru sürükleniyor adeta...

    Dar ve sabit gelirli kesimlerin harcamasında ağırlıklı yer kaplayan gıda harcamasının genel fiyat artışının üzerinde olması “yaşanan enflasyonu” daha da katlanılamaz duruma getirdi.

    Özellikle gıda maddeleri fiyatlarında ve genel olarak enflasyonda önlenemeyen artış, hayat pahalılığını dayanılmaz bir noktaya getirdi.  
 
    Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (TÜRK-İŞ), çalışanların ‘geçim şartlarını’ ortaya koymak amacıyla 34 yıldan bu yana, aralıksız olarak her ay düzenli bir şekilde yaptığı “açlık ve yoksulluk sınırı” araştırmasınının 2021yılı Mart ayına baktığımızda gelinen noktayı çok daha iyi görebiliyoruz...

Araştırmaya göre;
 
__ Dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 2.735 TL...

__  Gıda harcaması ile birlikte giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı ise (yoksulluk sınırı) 8.911 TL...

___Bekâr bir çalışanın ‘yaşama maliyeti’ ise aylık 3.316 TL...  

    Bir de bu oranlara daha mayıs ayında yakalanılan %27'lik kademeli vergi dilimini hesaba katarsak, gerisini siz düşünün artık...
Maaşlar eridi gitti..

    Bu şekilde her geçen gün aldığı maaşla marketle neredeyse 2-3 poşetten fazla ihtiyacını alamayan, doktorun yazdığı ilaçlardan bazılarını ayıklamak zorunda kalıp yoksulluk sınırına doğru itilen emekçi hak arayışına girdiklerinde de aldığı ücrete şükretmeleri gerektiği ve işsiz olanlar örnek verilerek empati önerilmesi, bu sancıyı görmezden gelip, umursamamaktır.

    Hemen her sözleşmenin ilk yılının 1. ve 2. altı aylarında verilen zam, %12 ve altında olduğu müddetçe bu zam vergi diliminde kaybolacaktır. İlk altı ay, en az %10 ve diğer aylar da refah düzeyinde olmalı ki sabit gelirli emek camiasının da yüzü gülsün.

Gelelim bir de MKE Kurumu'nun durumuna...

    Bildiğimiz üzere MKEK Türkiye'nin emniyet sübabı, her zaman sırtını yasladığı bir dağdır...
Varlığıyla her daim güven duyduğumuz bir kurum olmuştur...

    Bu durum da çoğu çok kez görülmüştür...

    Misal 1974 Kıbrıs harekâtından sonra Amerika'nın 3 yıl boyunca uyguladığı silah ambargosuna MKE'nin silahları Hızır gibi yetişmiştir.
Bunu o dönemi yaşayanlar daha iyi bilirler...
Tarih arşivlerinde de bu bilgiye ulaşabilirsiniz...

    Afrin ve Barış Pınarı operasyonlarında MKE'nin silah ve mühimmatları çare olmuştur...

    Bunun yanısıra covid 19 pandemi sürecinde MKE'de üretilen solunum cihazları ve üretilen maskeler, hem ülke genelinde kullanılmış, hem de yurt dışına ihraç edilerek ülke ekonomisine de gözardı edilemez katkı sağlamıştır.

    Ayrıca MPT 76 ve MPT 55 silahları tüm dünya genelinde beğeni almış ve 40 tan fazla ülkeye yine ihracı yapılarak ekonomik olarak ülkeyi rahatlatmıştır...

    Gerek yapılan operasyonlarda, gerekse pandemi sürecinde, ülkenin her türlü zor koşullarında MKEK emekçi işçileri, yeri geldiği zaman gönüllü olarak ücret talep etmeden çalışmışlar, zamanlarından, sağlıklarından hatta alacak ücretlerinden bile feragat etmişlerdir.

    1997 yılında yaşanılan Mühimmat Fabrikası İmlâ deposundaki büyük faciadan sonra yine işçiler gönüllü olarak gelip, kurumu yeniden ayağa kaldırmak için büyük fedakarlıklar göstermişlerdir...

    Hiç bir şekilde zorlama veya baskı hissetmeksizin, tamamen gönülden gelen, vatan ve devlet sevgisiyle...

    MKE işçisi de yüreğinde yere göğe sığdıramadığı, canı pahasına sevdiği kurumundan aynı ilgiyi, değeri, maaş sözleşmelerinde de aynı fedakarlıkları görmek istiyor...

    Dikkatle inceleyecek olursanız kamu kurumları içerisinde en düşük maaşa talim olan MKE işçisidir. Aldığı maaştan sosyal yardımları, asgarî geçim indirimini, yol yardımını çıkarmış olsanız asgarî ücretin bile altına inecek durumdadır...

    MKE işçisi artık değil diğer kamu kurumları, özel sektör çalışanlarının bile aldığı ücretlere gıpta eder duruma gelmiştir.
Öyle ki Türkiye'nin gözbebeği bir kurumun çalışanlarının bu halde oluşu son derece üzücüdür...

    Bunun  yanısıra MKE işçisinin daha da beklentileri mevcuttur..

Misal;
__Giyim, eğitim, yakacak içerikli SOSYAL YARDIMLARIN arttırılması...


__İmalât atölyelerinin neredeyse tamamı kimyasal madde içerikli olduğu için sağlık kontrollerini itinalı yaptırabilmesi maksadıyla her bir çalışana TAMAMLAYICI SAĞLIK SİGORTASI yapılması...

__Parlayıcı patlayıcı üretim içeriğinden dolayı her an patlama tehlikesiyle karşı karşıya olup, can güvenliği tehdit aldında kalan emekçiye  TEHLİKE PİRİMİ verilmesi...

__ Dini ve milli bayramlar gibi, yılbaşı gibi, 3 Aralık Engelliler Günü, 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü gibi anlam içeren günlerde hatırlanmak, ufak da olsa bir hediyeyle önemsenmek istiyor tüm emekçi camiası...

    Binlerce çalışan işçi artık Toplu İş Sözleşmesinin bir an önce yapılmasını sabırsızlıkla bekliyor. Günden güne artan ürün maliyetleri, kira bedelleri yetişilmez bir hâl aldı. Bir de bunun üzerine eklenen pandemi psikolojisi...
Sanli ateşin üzerine dökülmüş benzin gibi harlanıp gidiyor açıkçası...

    Her daim söylenen manidar bir söz vardır;
EMEK, EN YÜCE DEĞERDİR!...

    Bu yüce değerin timsalleri olan emekçilerin de hakları alnının teri kurumadan verilmeli ki, refaha eren sağlıklı bir toplum oluşsun...

EMEĞİN TAÇLANDIRILDIĞI NİCE SÖZLEŞMELERE...

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  YORUMLAR
Hakan ÖZTÜRK   -  01-05-2021 - 10:01
Çok teşekkür ediyorum İlker başkanım. Bildiğimiz üzere bir ülkenin kalkınması, ekonimisinin ayakta durabilmesi için daima üretim yapması gerekir. Üretimin de baş mimarları emekçi işçilerdir. Malesef ki günümüzde artık emeğin, emekçinin hep geri plâna itildiğine, hak arayışında da hep birilerinin insafına bırakıldığına üzülerek şahit olmaktayız. Umut ediyoruz ki inşallah, üretimin, üreticinin, emeğin, emekçinin değer göreceği günleri de görmek nasib olur.
İLKER YAĞLICI  -  29-04-2021 - 17:54
Sevgili kardeşim, yüreğine kalemine sağlık ülkemizin kanayan yarası haline gelen hak alamama emekçilerin idareye kurumlara olan güvenini sarsmaktadir.Yalniz hakkını almak içinde sesini duyurmak etkili mücadele etmek gerekir.Sendikaların üyelerini, işverenlerin insafına bırakmamaları bir kazanım olacaktır. Saygılarımla..
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Yener Kazan
Nesrin Bulat
Cenk Doğan
Şevket ÖZSOY
İsmail Dursun Kuzucu
MESUT ARLIER
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  29 Kasım 2021 Pazartesi
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net