30 Kasım 2021 Salı
 
ANA SAYFA   KIRIKKALE WEB TV  
Haber Ara  
 
Yapılan çalışmalar başarıyı getirdi
Yapılan çalışmalar başarıyı getirdi
KOP Bölge Kalkınma Planı Tanıtım Programı ve Bilgilendirme Çalıştayı
KOP Bölge Kalkınma Planı Tanıtım Programı ve Bilgilendirme Çalıştayı
Cenaze törenine katılan korona virüslü kadın otobüste yakalandı
Cenaze törenine katılan korona virüslü kadın otobüste yakalandı
Kırıkkale'de İhracat ve İthalat Azaldı
Kırıkkale'de İhracat ve İthalat Azaldı
  YAZARLARIMIZ
LEBLEBİ
12 Temmuz 2021 Pazartesi Bu yazı 4281 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

      1960’lar, elektriğin olmadığı bir zamanda, ülkemizin bir köyünde çoğunluğu yaşlı olan köy ahalisi duvarın duldasında oturmuş kendi aralarında fısırdayarak bir şeyler konuşuyordu. İçlerinden biri:

— Bu kadar olmaz arkadaş, bu iş çığırından çıktı, mutlaka bir çözüm bulmamız lazım!

— Ama nasıl çözüm bulacağız? dedi diğeri.

— Vallahi arkadaşlar en iyisi mi kadının oğluna açalım bu işi! der üçüncü kişi.

— Olmaz, çok tehlikeli olur, oğlan saf bir çocuk, hem kim hazmedebilir böyle bir durumu, kesinlikle olmaz! Ya oğlan bir delilik yaparsa suçlusu biz oluruz, diyerek itiraz eder dördüncüsü.

— Bana bak Cemal, göz göre göre suça ortak olamayız ya, hem hiçbir şey olmaz, oğlan bir deliliğe kalkarsa hep beraber çullanırız üzerine, tutarız kollarından, durum aynen böyle deriz, ikna ederiz, sonra hep beraber çözeriz bu pisliği, diye sinirlenerek izah eder beşinci kişi.

      Bu tartışma günlerce sürdü. En sonunda olay kadının bekâr, yeni ergen çağına girmiş oğluna usulen anlatmaya ve sorunun çözülmesine karar verildi. Aradan birkaç gün sonra, seslendi Cemal:

— Hey şeker oğlan hele bir yol bakıver bu yana.

— Buyur Cemal emmi bir şey mi var?

— Var ya, hele otur soluklan biraz.

— Bak yeğenim seni severiz, rahmetli babanı da severdik, ama böyle olmuyor ki!

— Niye Cemal emmi bir kusur mu işledim, ne yaptım!

— Yok, yeğenim bir kusur işlemedin ama biraz etrafına, sağına soluna bak, sabahtan akşama çarşı, kahve, arkadaş, biraz da çevrende olan bitene bak, ayık ol biraz.

— Valla bir şey anlamadım sözlerinizden.

— Bak yeğenim sana bir şey söyleyeceğiz ama hemen tepki vermeyeceksin, önce bizi dinleyeceksin, ani bir cahillik yapmayacaksın, söz veriyor musun bizlere.

— Vallahi ne diyeyim ki, nedir ki söyleyeceğiniz, bilmediğim bir şeye söz veremem ya!

— Evladım bak biz senin iyiliğin için uğraşıyoruz, senin menfaatine olan bir şey.

— Tamam, o zaman söz veriyorum.

— Bak evladım köyün imamı var ya köyün imamı, senin ananı gizli gizli seviyo…

— Nee, ben onun anasını... diyerek ani tepki gösterip çılgına dönen şeker oğlanın üzerine ahali çullanır.

— Ulan yeğenim cahillik etme, aklını başına al, gençsin, geleceğin var, hayatın var, mahpus damlarında çürürsün, her şeyin bir yolu yordamı var, aklını kullan, diyerek zor güç ikna edilir şeker oğlan. Uzun uğraşlar sonu sakinleştirilen şeker oğlan ahaliye sorar:

— Peki, o zaman ne yapabilirim, bu işten en akıllı olarak nasıl kurtuluruz.

— Bak oğlum bir külah leblebi al, gece yatsı namazında minareye çıkan imamı gözle, imam ezana başladığı sırada minareye çık, en üst merdivenin ikinci ve üçüncü basamağına külahtaki leblebileri boşalt gel evine sırtının üstüne yat, o kadar.

      Ezan bitip aşağı inmek için merdivene basan imam ayağı kayıp karanlıkta paldır küldür minarenin en tepesinden en alt dibini kadar yuvarlanır. Acil hastaneye kaldırılır. Tüm kemikleri kırılmıştır.

      Ertesi gün aynı köy ahalisi bir arada konuşur.

— Ya Cemal emmi görüyon değil mi, ben adamı işte böyle yaparım.

— Yavrum şeker oğlan, biz sana ne demiştik bak, aklını kullandığında çözülemeyecek iş yok. Ama biz söylemeseydik o imam ananı daha çok severdi!

*

      1980’lerde Mikser yazarının meşhur leblebi hikâyesidir:  Adamın biri vergi tahsildarlığı yapar. Katır sırtında köy köy dolaşır vergi toplardı.  Fırsat bulduğunda nadir zamanlarda karısını görmek için evine uğradığı zamanlarda olurmuş. Ancak adamın vakti çok dar olduğundan eşiyle görüşüp tekrar yola düşmesi lazımmış. Gel velakin adamın sekiz çocuğu varmış. Çocuklar baba özlemi ve hasreti ile babaları geldiğine paçasına, bacaklarına sarılır adam karısını görmeye fırsat bulamadan tekrar yola düşermiş. Ve kendi kendine “bu işe mutlaka akıllıca bir çözüm bulmalıyım” diye düşünürmüş. Derken adam bir keresinde elinde bir kesekâğıdı ile çıkagelir. Avludan içeri girip üst kattaki karısını görmeye merdivenleri çıkarken yine çocuklar “babaa, babaa, babam gelmiiiş, babam gelmiş” diye paçasına, bacaklarına sarılır.

      Baba tam o sırada elindeki kese kâğıdını aşağıya serper. Leblebiler bütün avluya dağılınca çocuklar kuşlar gibi üzerine üşüşüp bir yandan yerler bir yandan da toplamaya başlarlar. Biraz sonra baba çocukların analarını ziyaret etmiş olarak çıkıp yine işine gider.

*

      İstanbul’da yaşayan uyanık Erzurumlunun birisi şehre yeni geldiği anlaşılan etrafına şaşkın bir şekilde bakan kişiyi görünce başlar konuşmaya: “Akıl satiram, akıl satiram”  diyerek önünden geçer. Dikkatini çeken adam endişeyle bakar. Erzurumlu tekrar seslenir: “Akıl satiram, akıl satiram”.  Ve devam eder “Hey hemşerim akıl satiram alır mısın” diyerek adamın yüzüne bakar ve merakla sorar:

— 2,5 lira, vereyim mi ne dersin?

— Yok istemem.

— Kardeşim vereceğin 2,5 lira, ama alacağın akıl işine yarar, bak pişman olursun sonra, diyerek adamı kandırıp aklı satar. Ve sattığı akılda şudur: “La hava çok soğuktur, üşütmeyesin, de get işine” 

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Yener Kazan
Nesrin Bulat
Cenk Doğan
Şevket ÖZSOY
İsmail Dursun Kuzucu
MESUT ARLIER
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  29 Kasım 2021 Pazartesi
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net