30 Kasım 2021 Salı
 
ANA SAYFA   KIRIKKALE WEB TV  
Haber Ara  
 
Yapılan çalışmalar başarıyı getirdi
Yapılan çalışmalar başarıyı getirdi
KOP Bölge Kalkınma Planı Tanıtım Programı ve Bilgilendirme Çalıştayı
KOP Bölge Kalkınma Planı Tanıtım Programı ve Bilgilendirme Çalıştayı
Cenaze törenine katılan korona virüslü kadın otobüste yakalandı
Cenaze törenine katılan korona virüslü kadın otobüste yakalandı
Kırıkkale'de İhracat ve İthalat Azaldı
Kırıkkale'de İhracat ve İthalat Azaldı
  YAZARLARIMIZ
MİLCAN MISA
18 Temmuz 2021 Pazar Bu yazı 10765 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

      1952 yılı Temmuz ayı,Hasat zamanı, Mehmet bey yaylası. Biçer ustası Mustafa, Köy zirai kursunu bitirmiş, tarım makinaları eğitimi görmüş, iyi bir usta. Kırmızı renkli, umudu, aşkı ve sevdası, ailesinin geçim kaynağı, ekmek teknesi 90 siper biçerdöveri. Uçsuz bucaksız altın renkli buğday tarlaları.Yaz ortası, cehennem sıcaklığı. Rahmet ve bereketin gökten yağarak aktığı, yüzleri güldüren verimli topraklar.Arazideki traktörün dört tekerli römorkun gölgesi. Sohbet eden, tarla sahibi Kara Memet, iki ırgat, biçer ustası Mustafa, onları dinleyen Yetim Musa, namı diğer Milcan Mısa.

      Babasını daha bebekken kaybetmişti Musa. Tek başına yaşlı anasıyla birlikte yaşıyordu, karınlarını doyuracak yeterli gelirleri yoktu. Bu yüzden köy düğünlerinden, rahmet ve adak yemeklerinden kalan artık yemeklerle, hayır-hasanet yardımlarıyla beslenir, boş tabakları toplama bahanesiyle arta kalan kemikli et parçalarından birkaçını yufka ekmeğe sarıp,gizlice döş cebine koyup anasına götürür, bundan da olağanüstü mutluluk duyardı. Haddini bilmezlerin Milcan Mısa diye çağırıpaşağıladığı köydebir tek köy öğretmeni severdi Musa’yı. Özel bir itina gösterir, üstün bir zekâ sezerdi.Okuma şevkini, azmini, hevesini artırmak için maaşını almaya şehre indiğinde hikâye kitapları alır, okuduğu gazeteleri verip, sık sık tembih ederdi: “Sende bir ışık görüyorum, geçmişine bir şey yapamazsın ama gelecek senin elinde, bunları oku,senden çok umutluyum, Musa evladım”

*

      Babadan kalan 400 dönüm buğday ve arpa tarlası,Allah verdikçe vermişti Kara Memet’e. Mal, davar, bağ, bahçe, baba mirası tarlalar. Tarak dişi gibi birbirine geçmiş, yumruk gibi başaklar, çakmak taşı gibi Kunduru Buğdayı. Biçmekte zorlanan biçerdöver, oluk gibi römork kasalarına akan, mis gibi kokan taze buğday kokusu, insanın ciğerlerini şişiren kekik kokulu tertemiz hava. Her yıl olduğu gibi harman zamanı çok sevdiği biçer yanından ayrılmazdı Musa. Biçer ustası Mustafa yetim olduğunu bildiğinden tarlaya gelen sofrayı açar pişmiş tavuğun bir budunu yufka ekmeğe sarıp arka tekerin dibinde oturan Musa’ya’ verirdi. Ömrü yoksulluk içinde geçmişti Mustafa’nın, halden anlardı. Üstelik çocukları çok severdi. Biçer yanında büyüklere pınardan testiyle soğuk su taşır, çay demler, hizmette kusur etmezdi Musa.Koyu bir sohbet, yüzleri güldüren yüksek verim. Dağ gibi buğday çeçleriyle yığılı harman yeri.

      — Allaha çok şükür Mustafa Usta bu yıl buğday çok verimli.

      — Öyle Mehmet ağa, hayrını görürsün inşallah.

      — İlk defa böyle bereketli bir yıl gördüm Mustafa, bire 20 verdi mübarek.

      — Öyle Mehmet ağa, şükürler olsun Rabbime.

      — Sen ne yapıyonlanMısa, ne saklanın tekerin ardında?

      — İyiyim Mehmet emmi.

      — Bu sene kaçı okudun bakiyim.

      — Beşi bitirdim Mehmet emmi

      — Okuyunca ne olucande hele.

      — Doktor olacağım Mehmet emmi.

      — Has..tir lan Eşşek Sıpası,bizim MilcanMisa okuyup, Doktur çıkacak haa! Hah hah ha!...

*

Ortalığı buz gibi bir sessizlik kapladı. Başını yere eğdi Musa, bir müddet elindeki kuru çöple toprağı eşeledi, eşeledi, sonra aniden kalkıp arkasına bakmadan koşarak köyün yolunu tuttu.

      — Sen ne yaptın Mehmet ağa, oldu mu şimdi bu?

      — Yanlış yaptık değil mi Mustafa Usta, biraz ağır mı oldu ne?

      — Hem de ne yanlış Mehmet ağa, çocuk yerinden kalkamadı. Gözü yaşlı gitti zavallı.

      — Tüh be Mustafa dilimi tutamıyom patadan atıyom sonunda pişman oluyom amma ne fayda?

*

      1973 yılı 69 yaşına basmıştı Kara Memet. Çocukları hayırsız çıkmış,  elde avuçta ne var ne yoksa har vurup harman savurmuşlar, aile içi kavganın, şiddetli geçimsizliğin, uyumsuzluğun, cehaletin kurbanı olup, darma dumanolan, varlıktan yoksulluğun dibine inen bir aile. Karısı ölmüş, çocukları, gelinleri, “altına sidikliyor, kokuyor, odasına girilmiyor” diye bakmamış, tek başına kalmıştı. Konu komşu vicdan sahipleri hayrına bakar olmuştu. Gitmediği doktor kalmamıştı Kara Memed’in.

      — Yıllarca doktora gittin bir türlü iyileşemedin Mehmet ağa, hani diyorum ki bir de Ankara’ya büyük hastanelere gitsen. Daha yüksek doktorlara gözüksen, belki iyileşirsin ha ne diyorsun.

      — İyi söylüyon da muhtar. Ta Angara’lara kim götürür beni. Elden düştük, ayaktan düştük. Kötürüm hale geldik, yatağa bağlı kaldık. Hani ölsem kurtulsam diyom, ölemiyom da.

      — Mehmet emmi senin durumuna ben çok üzülüyorum gel benim oğlan götürsün seni Ankara’ya.

      — Götürür mü Cemal, essah mı söylüyon muhtar.

      — Götürür tabi, Liseyi yeni bitirdi. Zaten yaz tatiline girdi, boşta. Yarın sabah hazır ol öyleyse.

*

      Ankara Hastanesi, Tıp fakültesi. Beyin cerrahi bölümü. Sırada bekleyen hastalar. Acil işi çıkan doktorun yerine, hasta muayenesine bölüm hocasının baktığı bir gün. Hoca,vizit kâğıdında ki kimlik bilgilerini inceleyip, sedyede yatan hastanın yüzüne bir müddet derin derin baktı, sonra;

      — Geçmiş olsun, neyin var amca, diyerek hastayı muayeneye başlar.

      — Sorma doktor, tam altı yıldır gitmediğim doktor, içmediğim hap kalmadı. Hiç fayda etmedi. Sürünerek Yürüyom, ayağa zor kalkıyom, bir kaşığı zor tutuyom. Kurtar beni…

      — Bu delikanlı neyin olur?

      — O mu muhtarın oğlu, sağ olsun o getirdi beni.

      — Senin çoluğun çocuğun yok mu?

      — Var, olmaz mı, iki oğlum var amma ikisi de hayırsız çıktı, kızlar da evlenip gitti uzak diyarlara.

Kapsamlı bir muayene, tahlil, tetkik, filimler ve sonrası…

      — Birkaç gün misafirim olacaksın, ameliyat edeceğim seni. Kabul ediyor musun bey amca?

      — Allah senden razı olsun Doktor, Allah ne muradın varsa versin. Bir tek umut sende kaldı, tamam, emme kaça çıkar bu ameliyat, benim fazla param yok da evlat.

      — Senin paran ödendi bey amca, gönlün rahat olsun, sıkma canını.

      — Nasıl! Kim ödedi benim paramı! Essah mı diyon doktor!

      — Beni tanıdın mı amca, iyi bak yüzüme?

      — Yooh, tanıyamadım, kusura bakma, kimsin sen?

      — Ben mi, ben Musa’yım Mehmet amca, senin köyden, Hacer’in oğlu Musa.

      — Nee, Eşşek Sıpası Mısa! Milcan Mısa mı?

      — Evet ya ta kendisi, Eşşek Sıpası, Milcan Mısa, hatırladın mı?

Utanıp,bir elini siper ettiği gözlerinden yaşlar yağmur damlası gibi döküldü Kara Memed’in.

      — Üzülme Mehmet amca asıl sen beni affet. Sen benim hayatımı kurtardın, bu yüzden sana binlerce teşekkür ederim.

      — Ne diyon sen oğlum, ben ne yaptım da senin hayatını kurtardım!

      — O gün çok kızmıştım sana. Söylediğin o söz, işte o söz yıktı beni, tam bir gün ağladım. Kötü sözler söyledim arkandan. Ama bende hırs yaptı, kin yaptı. Bileyi taşı gibi biledi zihnimi. Öğretmenimin “sende bir ışık görüyorum“ sözüyle birleşti içimdeki duygu, bir şuur oluştu. Bu ezik, aşağılanan, hor görülen, dışlanan kaderimi değiştirmeye ta o gün yemin ettim. Parasız yatılı okullarda okudum. Üniversite sınavında Türkiye 67. cisi oldum. Okulu bursla bitirdim. Kısa sürede sayende buralara yükseldim.İşte bu yüzden sana binlerce teşekkür ederim. Benim bu makama gelmemin sebebi sensin. Sana tekrar, tekrar binlerce teşekkür ediyorum.

*   

ˑ Bir halk deyimi: “Azimle osurun betonu deler.”

ˑ Tercüman gazetesi sloganı “Her sabah taze bir başlangıçtır, her sabah dünya yeniden kurulur.”

ˑ Gelin Sultan düşüncesi: “Yarın belirsizdir, bazen hayırdan şer, şerden hayır çıkar. Her karanlık gecenin bir sabahı vardır. Yarın kimin ne olacağı bilinmez, yükselen düşer, düşen elbet bir gün çıkar, kimseyi hor görme evlat”

 

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Yener Kazan
Nesrin Bulat
Cenk Doğan
Şevket ÖZSOY
İsmail Dursun Kuzucu
MESUT ARLIER
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  29 Kasım 2021 Pazartesi
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net