29 Haziran 2022 Çarşamba
 
ANA SAYFA   KIRIKKALE WEB TV  
Haber Ara  
 
Dışa Bağımlılığı Ortadan Kaldıracak
Dışa Bağımlılığı Ortadan Kaldıracak
Meslek lisesinde ekmek üretimi başladı
Meslek lisesinde ekmek üretimi başladı
Başkanım Mahallemde, Başkana Soruyorum
Başkanım Mahallemde, Başkana Soruyorum
Türkiye Şampiyonu Sporculardan İl Müdürüne Ziyaret
Türkiye Şampiyonu Sporculardan İl Müdürüne Ziyaret
  YAZARLARIMIZ
BİÇERÇİ VELİ
09 Ağustos 2021 Pazartesi Bu yazı 15127 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Kırıkkale nere, Adana, Adıyaman nere? Bir kız iki oğlan 3 çocuk babası Veli. Yılın üç ayında biçer operatörlüğünde, yılın kalan 8-9 ayında her yıl kaynak işlerinde çocukluğundan beri tam 25 yıldır gece gündüz demeden dişiyle, tırnağıyla, emeğiyle, alın teriyle insanüstü çabayla çalışmış ama bir türlü hayatını istediği düzene koyamamıştı. Sabahın 06.00’sından gecenin 01.00’lerine kadar iki ay hiç durmaksızın tek başına buğday, arpa biçimi ardından bir ay süreyle hibrit, mısır, nohut biçimi toplam en az 3 ay köyünden, yurdundan uzak diyarlarda, gurbette eşinden, ailesinden, dostundan ayrı; toz, toprak, sap, saman, kılçık, yazın kavurucu cehennem sıcağı altında çalışırdı. İçindeki tek hayali, umudu modeli çok eski Clayson biçer makinası için “ah ulan şu biçeri 5-6 model bir yükseltebilsem” duygu ve düşüncesi ile içten içe yaratanına yalvarır ancak istediği hiçbir gün yerine gelmezdi.

Kaynak işlerinin en zoru gaz altı kaynak işlerini iyi bilir, bu yüzden başvurduğu her iş yerinde kolayca kaynak işi bulurdu. Gaz altı kaynağının aranan elemanıydı. Önemli bir meslekti, her kaynakçı beceremezdi yaptığı işi. Gel velakin ülke insanı acımasız, vicdansız, merhametsizdi. İşverenlerin tamamına yakınıbir yıldan az süreyleişe aldığı işçileri mevsimlik işçi statünde değerlendirip asgari ücretin bile altında iş verir, çoğu işveren sigorta bile yapmazdı. Öte yandan bu tarz işçinin sırtından kazandığı ücretle işvereninkendisi, eşi, çocukları dahi trilyonluk otomobillere biner, su gibi paralar harcar, astronomik yalılarda, villalarda otururdu.

                Ülkemiz iş ve sosyal güvenlik kanunlarına göre bir yılda 366 günden bir gün dahi az çalışması olanişçilere kıdem tazminatı da ödenmediğinden ömrü boyunca çalıştığı emeği, alınterinin karşılığı olan kıdem tazminatını çalıştığı değişik işyerlerinin hiçbirinden alamadı. Yıllardan beri basında yazılan “bir gün çalışana dahi kıdem tazminatı ödenecek” haberinin gerçekleşmesini dört gözle bekler, yıllar geçmesine rağmen taslak halindeki kanun maddesi bir türlü çıkmazdı. Yani öz yurdunda bir gün bile devleti bile sahip çıkmadı.

                Öte yandan buğdayını, arpasını biçtiği tarla sahiplerinin büyük bir kısmı tahsilat zamanı tarlasının gerçek yüzölçümünü söylemez itiraz ettiğinde ise yeminler edip iki, üç, bazen beş dönüm aşağı ücret ödeyerek hakkını vermezdi. Son yıllarda çıkan akıllı telefon sayesinde bu sorun önemli ölçüde ortadan kalktı, basıyor telefonun parsel sorgulamasına biçtiği tarlanın anında yüzölçümünü ekranda görebiliyordu. Bu yüzden defalarca “ulan şu akıllı telefonu çıkaranın anası, atası, tüm sülalesi nur içinde yatsın. Gavur dedikleri tüm insanlığa hizmet için çalışıyor, Müslümangardaşım 2-3 dönüm daha az ücret ödemek, hakkımı yemek için yemin üstüne yemin ediyor”diye akıllı telefonu icat edene dua eder, hakkını yiyenherkes için de “Allah görüyor ne deyim” diye sitem ederdi.

Her yanı dökülen biçerini kaynak işleriyle ayakta tutar, kısa sürede tamirini yapardı. Üç dostu vardı Biçerci Veli’nin katran gibi demli çay, arka arkaya sürekli içtiği sigara ve birde “ay dost” türküleri. Ne bir sigortası, ne sosyal güvencesi, ne bir yardım eli uzatan şefkatli bir devlet eli ne de samimi bir dost yüreği.“Ulan bu nasıl kader, bu nasıl yazgı, anamızın damından düşeli gece gündüz çalışıyoruz, karnımızı zor doyuruyoruz. Şu Suriyeli, Afganlı, Iraklı, bilmem nereli milyonlarca mülteci elini koluna sallayarak canım vatanımın en güzel yerlerine İstanbul’a, Ankara’ya, İzmir’e, Bursa’ya, bilmem nerelere yerleşiyor, hastanede bedava muayene oluyor, yardımlar alıyor, işyeri açıp vergi vermiyor, parklarda, bahçelerde, denizlerde eğleniyor, yüz milyar dolara yaklaşan milli gelirimizi harcıyor, sigortasızlıktan ne kendimi ne de çocuklarımı muayene bile ettiremiyorum. Ölsek kimsenin haberi yok. Ulan bu nasıl düzen, bu nasıl sistem” diyerek devlete, sisteme, hayata isyan ettiği, hatta küfür ettiği bile olurdu. Bu yüzden öz vatanında öz devletine küsmüştü veli.

1 Ağustos 2021 Pazar aksam saatleri, 38 derece hava sıcaklığı, arpa tarlası, çekti levyeyi, indirdi tablayı, indi aşağıya dev gibi büyük tekerin iç kısmına bakıp geriye çekildi, iki elini beline koyup rölantide çalışan biçerine baktı. Aşırı sıcaktan ve lastik basıncından jant bilezikten çatlayarak otuz santim açılmıştı. Yüzünde yılların yorgunluğu, derin bir üzüntü, neşesizlik. Çöktü sap kökleri üzerine, oturdu, yaktı sigarasını, hiç konuşmadan birkaç dakika öylece kaldı.

Koşarak vardı tarla sahibi, Ankara’dan misafir gelmişti. Memurdu kendisi.

—      Traktöründe su var mı emmi?

—      Var Veli ustam dur getireyim.

Dikti bidonu kafaya kana kana içti. Ve döndü memura.

—      Ne kadar rahat bir işin var farkın da mısın emmim?

—      Benim mi?

—      Senin ya. Yani tüm memurların.

—      Niye ki Veli ustam?

—      Sen hiç geceleri yılanla, çıyanla, akreple, börtü böcekle, kurtla kuşla kucak kucağagurbet elde

Yazıda-yabanda yattın mı gardaş, akşama kadar tarla sahibi yemek getirir mi diye hiç bekledin mi, çoğu zaman aç kaldın mı? Aylarca evlatlarından uzak kaldın mı? Ömrün boyunca hayatın borç korkusuyla geçti mi?...

                Sustu misafir memur, yutkundu, hiçbir söz söylemedi, sadece üzüntüyle öylece baktı yüzüne. Ve devam etti Veli usta:

—      Dünyada en güzel iş nedir hiç düşün dün mü emmim?

—      Nedir Veli Ustam?

—      Dünyada en güzel iş, işin bitince akşam evinde, çoluğunun çocuğunun yanın da olmaktır, bunu

biliyor muydun emmim? Tüm memurlar cennette yaşıyor da farkında değiller ama yine de halinden memnun memur görmedim.Çok garip değil mi sence?

-----------------------------

• “Aç insanların karnını doyurduğum zaman bana kahraman diyorlar. Bunların neden aç olduğunu sorduğum zaman ise; bana komünist diyorlar.”Ernesto Che Guevara

 

• “Ben Fransa için canımı veririm. Fakat Fransa beni aç bırakırsa yakarım.” Charles de Gaulle

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  YORUMLAR
Ayşe Kaleli  -  09-08-2021 - 09:49
Yener bey merhaba, emekçinin dili oldunuz. Saygılar
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Kamil ÖCAL
Yener KAZAN
Sami GÜLER
Şadiye ERYILMAZ
Müfit ASLAN
Ahmet ULUSOY
Dede BULUT
Hidayet DOĞAN
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  28 Haziran 2022 Salı
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net