27 Ekim 2021 Çarşamba
 
ANA SAYFA   KIRIKKALE WEB TV  
Haber Ara  
 
Kırıkkale Savunma Sanayiinin Lokomotif Şehri
Kırıkkale Savunma Sanayiinin Lokomotif Şehri
11 Yıldır İhtiyaç Sahiplerinin Yardımına Koşuyor
11 Yıldır İhtiyaç Sahiplerinin Yardımına Koşuyor
Dünyanın en kaliteli tuzunu üretiyoruz
Dünyanın en kaliteli tuzunu üretiyoruz
Yapılandırma Borçlarının İlk Ödemeleri Başladı
Yapılandırma Borçlarının İlk Ödemeleri Başladı
  YAZARLARIMIZ
Boşluk
23 Ağustos 2021 Pazartesi Bu yazı 2792 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

       Boşluğun verdiği ıstırabı bilir misiniz?  Hani bir an düşünün uzay boşluğundasınız bir tek zerre bile yok madde ve cisim adına. Dokunabileceğiniz, tutabileceğiniz, koklayabileceğiniz hiçbir şey yok. Ne dehşet verici bir durumdur bu. Hani bu boşlukta bir kibrit çöpü ile karşılaşsanız inanın kibrit çöpü ile arkadaş olmak istersiniz. Bir toz zerresine âşık olmak istersiniz. Bu çöp, bu toz zerresi bile dokunup tutabileceğiniz bir varlıktır çünkü. Varlığı size cesaret ve umut verir. 
             İnsanı hayata bağlayan beklentileri, bekledikleri, özledikleri, tutup sarılmak istediği, derdini sevincini paylaşmak istediği birilerinin varlığı insanın boşluğunu doldurur. Boşluk doldukça  ruhun zifiri karanlığı giderek aydınlığa, pırıl pırıl sabahlara dönüşür. Yaşama sevincinin berraklığı gözlerde ve yüzlerde bir gülümsemeye dönüşür. Güneşin doğuşu, rüzgârın uğultusu, yağmurun sesi bir başka güzellik taşır. Bekleyeni veya beklediği olsun yeter ki insanın.
             Özlemek acıdır hem de çok acı.  Özlemekten daha da acı olanı ise hiç gelmeyeceğini bildiğiniz birini özlemektir. Tüm özlemler,  içerisinde umut taşıdıkları zaman acılarını azaltırlar. Umutsuz özlemler sonsuz bir ıstıraptan başka bir şey değildir. Allah hiç kimsenin umutlarını boşa çıkarmasın. İnsanın ruhi hayatındaki boşluk, umutla, sevgiyle, başarılarla, hayata karşı beslediği iyi ve güzel olan dilekleri  ile dolar. Yaşama sevinci,  hayata ve tüm sevdiklerine sıkı sıkıya bağlar insanı.
              Her insanın bu hayatta çok korktuğu ve gelmesini istemediği, duymak görmek istemediği, şahit olmak istemediği  veya hiç hatırlamak istemediği bir durum vardır. Çoğu zaman bu durum bilinçaltında gizlenmiştir.  Hayatın bir döneminde hiç müsait olmayan bir anda zamansız olarak ortaya çıkar. İnsana bir çözüm fırsatı vermez bunaltır, boğar. Duymaktan görmekten korktuğu başına gelir ve siler süpürür iç dünyasında güzellik adına, umut adına ne varsa.  Sabahlar yerini geceye, sevinçler yerini hüzne bırakır. Çekilir kan yavaş yavaş hem ruhtan hem bedenden. Bağırmak, çağırmak, ağlamak boştur artık. Giydiği kefen, yiyip içtiği zehir olur insana. Umutlar bir bir sarsılmaya, hayatın taşıyıcı kolonları da devrilmeye başlar.  Cehennem labirentinde çıkış yolunu bulamaz artık insan. Soluduğu oksijen bile acı verir. İçtiği su, kızgın bir lav gibi boğazını yakar.
              Boşluk, insanın etrafını sarıp sarmalamıştır artık. Üzerine çöken bir karabasan gibi nefes bile aldırmaz. Ünlü psikiyatrist  Sigmund Freud der ki; Cehennem boşluğunda çırpınan insan intiharları sorgulamaya ve kafasında planlamaya başlar. Tatlıdır ölüm, ölümden güzel hiçbir şey yoktur onun için. Çünkü ölümü bir çıkış yolu görmeye ve boşluktan kendisini çıkarabilecek tek çare gibi algılamaya başlar. Ölüm, tüm ıstırapların bitişi ve acıların dindirilmesidir boşluktaki insan için ve ne korkunç bir ruh hâlidir bu.
           Peki nedir çıkış yolu, nedir çaresi? Sarılın, sevdiklerinize, sarılın aşkın, sevdanın belinden sıkıca.  Elleriniz kâfi gelmezse tırnaklarınızla, dişlerinizle tutun hasretini çektiğiniz,  umut ettiğiniz ne varsa. Sizi hayata bağlayan türkülerinizi bağıra bağıra söyleyin. Yalın ayak koşun bir gece vakti fırladığınız gibi kan uykudan İstanbul’daki sevdiğinize, sevdanıza. Feleğe meydan okurcasına.  Bilmem kaç gece kaç gündüz koşarsınız nefes nefese. Patlayan ayaklarınız kan revan içinde.  Takatsiz düşersiniz sevdanızın ayaklarının dibine. Sonra yavaş yavaş kaldırın başınızı. Damla damla dökülen gözyaşlarınızla ıslatın geceden donmuş toprağı. Ağlayın ağlayın ağlayın. Ne varsa acılardan geriye kalan içinizde, akıp gitsin gözyaşlarınızla. Tutup bırakmayın sevdanızı sakın bırakmayın. Uçup giden umutları yakalamak zordur bu hayatta. Sarılın sımsıkı kor ateşe sarılır gibi. Yanıp kül olun sevda ateşinde. Kıskansın ve çatlasın hasretinden o koskoca şehir.  Martıların çığlıkları, denizin yosun kokuları eşliğinde  sevdiğinizin sinesine başınızı yaslayıp oracıkta can verin. Boşlukta kaybolup gideceğinize sevdalarınızın ateşinde eriyip kül olun. İnsanı içerisine düştüğü boşluğun zifiri karanlığından kurtaracak olan tek şey, yüreğine düşen bir damla ateşin parıltılarıdır.
               Hayatınızda hiçbir boşluğa geçit vermeyin. Dolu dolu, umut umut, şiir şiir, türkü türkü sevda sevda ve pırıl pırıl yaşayın hayatı. Çünkü boşa geçmiş hayatların pişmanlık faturası çok ağır.

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
YAZARLAR Tüm Yazarlar
İsmail Dursun Kuzucu
Yener Kazan
Nesrin Bulat
Kamil Öcal
Şevket ÖZSOY
MESUT ARLIER
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  27 Ekim 2021 Çarşamba
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net